Suç etolojisi olarak bilinen suçun nedenleri konusu, kriminolojinin en önemli sorularından biridir. Ortada mevcut bir sorun bulunmaktadır, bu sorun suçlu davranıştır. Suçlu davranışın nedenlerinin bilinmesi suçun ortadan kaldırılması açısından büyük önem taşır. Ancak bu kolay bir iş değildir, zira çeşitli duygu ve davranışlardan oluşan insan aynı zamanda çevresinin etkisi altındadır. Pek tabi kalıtımın etkisi de her zaman merak konusu olmuştur. Bütün bunların ışığında insanın neden suç işlediğini araştıran Mannheim üç ana sınıflandırma yapmıştır. Bunlar:
- Fiziki, antropolojik, biyolojik;
- Psikolojik, psikiyatrik;
- Ekonomik, sosyal faktörler şeklindedir.
–
Biyolojik Faktörler
Bu faktörler; iklim, fiziki coğrafya, beden yapılarındaki farklılıklar, genetik, beslenme şekilleri olarak açıklanır. Örneğin beden yapılarına bakılarak kişinin hangi suça meyilli olduğunun saptanabileceğini söylemişlerdir. “Suçluluk doğuştandır” gibi söylemler bir dönem oldukça rağbet görmüştür. Bilim insanları cezaevlerindeki suçluları karşılaştırarak ortak bir suç ve suçluluk kataloğu oluşturma gayretine girişmişlerdir.
Bu konuda bir başka ilgi çeken konu Jukes ailesidir. Jukes ailesi, insanlardan uzak bir kayada yaşayan ve genelde kendi arasında evlenen bir ailedir. Yani suçluluğun genetik olup olmayacağı hakkında mükemmel fikirler vermeye oldukça elverişlidir. Dugdale, ailenin 709 kişisini araştırdı ve 77 suçlu, 202 fahişe ve 142 serserinin varlığını ortaya koydu. Peki bu veri suçluluğun genetik olduğunu mu gösterir yoksa aynı çevrede büyüyen, suçlu kişinin davranışını gören Jukes ailesinin kendi çevresinden etkilendiğini mi?
–
Psikolojik Faktörler

Biyolojik faktörler kişiyi bir organizma olarak ele alırken psikolojik faktörler kişinin hangi yönlerinin sorunlu olduğu konusunda psikolojik etmenlerden yola çıkar.
Freud, sosyalleşme sürecinden geçmemiş bireyi potansiyel bir suçlu olarak görür, zira insanlar doğuştan bencildir. Bu “ben merkezli hareket tarzını sağlıklı bir sosyalleşme ile diğer insanlarla uyum içinde yaşayabileceği özellikleri kazanamaz, içinden gelen arzu ve istekleri bastıramazsa diğer insanlarla ve toplumsal kurallara çatışma yaşaması kaçınılmazdır”. Burada id, ego ve süperegodan bahsedilir. Suçluluk bu benliklerin kontrol edilememesi ile açıklanır.
Psikolojik faktörlerde psikozlar, nevrozlar, psikopatlık, zeka geriliği, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı sayılır. Kişinin psikolojik rahatsızlıkları, suça neden olabilir. Aynı şekilde bedensel rahatsızlık psikolojik sorunlara neden olup suçlu davranışı tetikleyebilir.
Bu faktörler, suçlu davranışı tetikleme konusunda önemlidir. Ceza yasalarında akıl hastalığı, alkol ve uyuşturucu madde etkisinde olma hükümleri düzenlenmiştir. Özellikle akıl hastalarının suç sonrası akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri ile kontrol altında tutulup tedavi edilmeleri önemli ve gereklidir. Ancak suç işlememiş akıl hastası bireyi suç öncesi güvenlik tedbirine maruz bırakmak kabul edilemez. Bu şekilde bireyin suçtan uzak tutulacağını söylemek kanunilik ilkesinin anlaşılmadığını göstermekten başka bir şey değildir.
–
Sosyolojik Faktörler

Sosyolojik faktörler çok çeşitlidir; genel geçer kurallara indirgemek, sürekli bir şeyleri göz ardı etmek anlamına gelir. İnsanların birbirinden farklı olması gibi insanların oluşturduğu sosyal çevre de farklıdır. Tek tip bir çevreden bahsetmek imkansızdır. Her biri bir başka yazının konusu olabilecek faktörler genel başlığı ile şu şekildedir: Sosyolojik teoriler, öğrenme teorileri, tanımlayıcı açıklama denemeleri ve kontrol teorileri. Bu dört teorinin yanında ayrıca rutin aktiviteler teorisi sayılabilir.
Burada ayrıntılı bir biçimde değinmek bu yazının konusu olmamakla beraber, çevresel etmenlerin suçlu davranışta ne kadar önemli bir yere sahip olduğu bilinmelidir. Kişi, büyüdüğü çevreden, gördüğü davranışlardan bağımsız değerlendirilemez. Suç oranının yüksek olduğu bir çevrede büyüyen bireyin suçlu olduğunu söylemek haksız bir söylem olsa da bireyin suçlu davranış eğiliminde bulunacağı imkansız değildir. Çünkü birey, bizzat büyüdüğü ortamda suçu kanıksamıştır. Bir kişinin suç işlemesi, diğerlerinin buna karşı çıkmaması da suçu zamanla normalleştirir.
Bu ve benzeri nedenler çevre etmeninin ne kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyor.
–
Sonuç
Her insan farklıdır, insanları suça iten nedenler farklıdır. Aynı olmasının beklenmesi mümkün değildir. Bu nedenle ortaya atılan bu üç teorinin birini mutlak doğru kabul etmek, diğerlerini yok saymak yanlış olacaktır. Farklı suçlulukların farklı teorilerle açıklanması mantık sınırı içindedir. Suçun nedenlerini ararken cevabı bireyden bağımsız bulamayız. Ayrıca toplumu da doğru okumalıyız. Suçu işleyen insan olsa da suça iten nedenler toplumun dinamiklerinde yatar. Bütüne, parçaları göz ardı etmeden bakmak ve uygun cevabı bulmaya devam etmek önemli ve gerekli bir konu olarak gündemimizde olmalıdır.
–
Kaynakça
- Demirbaş, Timur. Kriminoloji. 6. Baskı. Ankara: Seçkin Yayınevi, 2016
- https://www.kriminoloji.com/
[zombify_post]
0 Yorum