Islahçı Hakları Koruma Şartları, Korumanın Kapsamı ve Sınırları

İnsanoğlunun besin ihtiyacını gidermek için daha verimli ve gelişmiş bitki türleri üretmeye çalışması neticesinde ortaya çıkan yeni türlere ilişkin söz konusu olan haklar ıslahçı hakları olarak ifade edilmektedir. Bu çalışmada ıslahçı haklarını, koruma şartlarını, korumanın kapsamını ve sınırlarını ele almaktayız.15 min


84

I. Giriş

Tarım faaliyetleri, ilk çağlardan günümüze insanoğlunun besin ve enerji ihtiyaçlarını gidermektedir. Bugün dünya nüfusunun hızlı artışı nedeniyle artan tüketim doğrultusunda besin ve enerji kaynakları süratle yok olmaktadır. Küresel nüfus artışına bağlı gıda, hayvansal protein, lif ve yakıta yönelik ek talepler, tarımda yüksek verimliliğe duyulan ihtiyacı artırmaktadır.[1] Azalan besin ve enerji kaynakları, verimlilik ihtiyacının yanında ek olarak çevrenin korunmasını da gerektirmektedir. Çevre de çok büyük bir zarar görmektedir. İnsanoğlu kaynakların erimesini önlemek ve çevreyi koruyabilmek adına zirai ilaçlar ile verimliliği artırmaktadır; diğer yandan ıslah faaliyetleri ile de yeni bitki çeşitleri geliştirerek ihtiyacı gidermektedir.[2] Tarım uygarlığın temelidir ve bitki ıslahı da tarımın temel taşıdır.[3] Temel amaç verimliliği artırmak ve yeni bitki çeşitleri ortaya çıkarmaktır. Bitkiler ile ilgili belirtilenler hayvanlar içinde geçerlidir.

Bitki ıslahçı hakları uluslararası düzeyde UPOV (Uluslararası Yeni Bitki Çeşitlerini Koruma Birliği) sözleşmesi ile korunmaktadır.[4] Sözleşme, ıslahçıların geliştirdikleri çeşitlere ilişkin haklarını korur, gelecekteki çalışmaları için finansal kaynaklar oluşturmalarını sağlar ve kişisel motivasyonlarının devam etmesine katkıda bulunur.[5] Türkiye’de 1973 yılında çıkan Tohumculuk Yönetmeliği ile ilk kez ıslahçı hakkı yasal bir düzenlemede yer almıştır.[6]  Özel tohum sektörünün gelişmesiyle birlikte, Türkiye’de UPOV üyeliği için 1994 yılında başvuru yapmıştır.

Bundan sonra ise bir yasaya ihtiyaç duyulmuş ve yasa çalışmaları başlatılmıştır. Sonunda 2004 yılında UPOV sözleşmesi esas alınarak 5042 sayılı Kanun çıkarılmıştır. Daha sonra 2007 yılında Türkiye UPOV’un 65. üyesi olmuştur. Görüldüğü üzere ıslahçı hakkı Türkiye’de 16 yıllık geçmişe sahip çok genç bir haktır. Bugün, ıslahçı çalışmalar fikri mülkiyet hukuku ile ödüllendirilmektedir.[7] Hayvanların verimliliğinin artırılmasına yönelik ıslah çalışmaları da fikri mülkiyet hukuku tarafından ödüllendirilmektedir. Ödül, ıslah faaliyetlerine yatırım yapan ıslahçıların ve işletme sahiplerinin, bitki yetiştirme hakları ile yeni bitki çeşitlerinin geliştirilmesini teşvik etmek için beklentilerini karşılamak anlamına gelir.

II. Bitki ve Islah Kavramları

Bitkiler, fotosentez yaparak kendi besinini üretebilen, ağaçlar, çiçekler, otlar, yosunlar ve benzeri organizmaları içinde bulunduran çok büyük bir canlılar alemidir.

Kısaca bitki, bitkiler alemi içerisindeki canlıların genel adıdır.[8] Bitkiler alemi yedi tane alt kategoriye ayrılmıştır. Bu kategoriler sırasıyla bölüm, sınıf, takım, familya, cins, tür ve çeşittir. Çalışmalarımızın temelini oluşturan ıslahçı hakkının konusunu teşkil eden yeni bitki çeşidi, botaniksel sınıflandırmada en son basamakta yer almaktadır[9].

Bir hayvanı veya bitkiyi daha iyi duruma getirme, düzeltme, verimliliğini artırma veya iyileştirmeye ıslah denir. Islahın temel amacı bitkinin türünde bulunmayan özellikleri bitkiye kazandırmaktır. Bitkinin türünde bulunmayan özellikleri bitkiye kazandıran kişiye ıslahçı denir. Islahçının , özellik kazandırdığı bitki çeşidi üzerinde tekel hakkı vardır ancak bu tekel hakkı bir süre ile sınırlandırılmaktadır.[10] Islahçı hakkı bir sınai haktır. Sınai haklar içerisinde yer alan bu hak, gayri maddi mal varlığı üzerindeki mutlak haklardan olup, sahibine inhisarı nitelikte yararlanma yetkisi verir.[11] Bu sınai hak, ıslah eden kişiye veya kişilere tanınmaktadır.

Yeni hayvan ırkları açısından ise Hayvan Islahı Kanunu kabul edilmiştir. Hayvan Islahı Kanunu’nun amacı, evcil hayvanların ve vahşi hayvanların genetik kaynaklarını, hayvanların ekonomik üretimini korumak ve rekabet güçlerini arttırmaktır. Bu amaç Kanun’un 1. maddesinde belirtilmiştir.

III. Koruma Şartları

Yeni bitki çeşitlerine ait ıslahçı haklarının korunmasına ilişkin kanun bitki ıslahçı hakları verilmesi için 4 şart gereklidir.  5042 sayılı Bitki Çeşitleri kanunun 3. maddesinde bitki ıslahçı hakları verilmesi için gerekli şartlar belirtilmiştir ;

  • Yeni,
  • Farklı,
  • Yeknesak,
  • Durulmuş olan bitki çeşitleri, kanunun belirttiği diğer şartları da yerine getirmesi halinde, ıslahçı hakkı verilerek korunur.

Bu dört şarta ek olarak çeşidin isimlendirilmesi ve Kanun’da öngörülen usullere uyulması gerekir.

Korumadan yararlanacak kişiler Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları veya Türkiye’de ikametgah eden veya iş merkezi bulunan gerçek veya tüzel kişiler veya UPOV sözleşmesi hükümlerince başvuru hakkına sahip olanlardır.

A.Yenilik

1. Genel Açıklamalar

Kanunun 5. maddesinde yenilik ve yeniliği etkileyen durumlar açıklanmıştır. Aynı şekilde UPOV sözleşmesinin 6. maddesinde de açıklanmıştır.

Bir çeşidin çoğaltım veya hasat edilmiş materyali; ıslahçı hakkı için başvurunun yapıldığı tarihten geriye doğru yurt içinde bir yıl, yurt dışında dört yıl, ağaç ve asmalarda altı yıl öncesine kadar kullanım amacıyla hak sahibi tarafından veya onun rızasıyla satılmamış veya umuma sunulmamış ise çeşit yeni kabul edilir.

Yenilik koşulu, hak sahibine, başvuruya konu çeşidi başvurudan belli bir süre öncesine kadar pazarlama olanağı tanımaktadır. Bu sürenin geçirilmesi halinde ise yeniliğin ortadan kalkacağı hükme bağlanmaktadır.[12]

Maddeye göz attığımızda anlaşılan şu ki ıslahçı hakları açısından yenilik, ticarileştirilmemiş olmayı  yansıtmaktadır.[13]

2. Yenilik Sürelerinin İşlemeye Başlaması

Çeşidin çoğaltım veya hasat edilmiş materyali, kullanım amacıyla, hak sahibi tarafından veya izniyle satılır veya umuma sunulması halinde başlar.

a) Çoğaltım veya Hasat Edilmiş Materyalin Satılması veya Umuma Sunulması

Kanun’da belirtildiği üzere çoğaltım veya hasat edilmiş materyalin satılması veya umuma sunulması ile yenilik süresi işlemeye başlar. Kanun’da belirtilen düzenleme UPOV sözleşmesinde de bu şekildedir. Örnek olarak yeni bir vişne çeşidinin hasat edilmiş materyalinden elde edilen reçellerin satışa sunulması yenilik sürelerinin işlemeye başlamasına yol açmaz.[14] Hasat edilmiş materyalin satılması yenilik süresinin işlemeye başlamasına yol açar ancak hasat edilmiş materyalden elde edilen ürünün satışa sunulmasıyla yenilik süresi işlemeye başlamaz. Burada temel iki ayrım yapılabilir. İlk olarak hasat edilmiş materyalin satılması, ikinci olarak hasat edilmiş materyalden elde edilen ürünün satışa sunulması. İlk durumda yenilik süresi işlemeye başlar. İkinci durumda yenilik süresi işlemeye başlamaz.

b) Satış veya Umuma Sunmanın Kullanım Amacı Taşıması

Sürenin işlemeye başlaması için satış veya umuma sunmanın kullanım amacıyla yapılması gerekir. ‘’Kullanım Amacıyla’’ yapılması gerekir cümlesinde kast edilen 3. kişilere karşı çeşitten, ticari menfaat elde edilmesi amacıyla satılması veya sunulması anlaşılmalıdır.[15]

c) Satış veya Umuma Sunma

Satış ve umuma sunma yenilik süresini işlemeye başlatır. Burada satış ve umuma sunmadan anlaşılması gereken, UPOV sözleşmesinde belirtildiği gibi üçüncü kişilere tevdi anlamında anlaşılmalıdır.[16]

d) Hak Sahibinin İzni

Hak sahibinin izni olmadan satış ve umuma sunmanın yapılması halinde süreler işlemeye başlamaz. Örneğin, ıslahçı, çeşidin çoğaltım materyalini üçüncü bir kişiye test etmesi için vermişse, bu kişi de izinsiz olarak materyali satmışsa, başvuranın izni olmadığından yenilik etkilenmez.[17]

3) Süreler

Süreler Kanun’da belirtilmiştir. Buna göre;

Çeşidin yenilik koşulunu sağlayabilmesi için, başvurunun yapıldığı  tarihinden geriye doğru 1 yıllık süreden önce yurtiçinde, 4 yıllık süreden önce ise yurtdışında satılmamış veya umuma sunulmamış olmasıgerekir.  Ağaç ve asmalarda ise 6 yıllık süreden önce satılmamış veya umuma sunulmamış olması gerekir.

4) Yeniliği Etkilemeyen Haller

Kanun’un 5. maddesinde yeniliği etkilemeyen haller sayılmıştır.  Kanun’da belirtildiği üzere aşağıdaki haller çeşidin yeni sayılmasını etkilemez:

a) Hak sahibi aleyhine, hakkın kötüye kullanımı sayılacak satış veya açıklamalar

Hakkın kazanılmasını önlemeye yönelik, kötü niyetli satış veya umuma sunumlardır. Burada önemli olan hak sahibinin söz konusu çeşidi satma veya umuma sunma iradesinin veya izninin bulunmamasıdır.[18]

b) Islahçı hakkının devrine ilişkin sözleşme kapsamında olan satış veya açıklamalar

Burada söz konusu olan, ıslahçı hakkı başvurusu yapılmadan evvel, ıslahçının, ıslah ettiği çeşit için ıslahçı hakkı başvurusunda bulunma hakkını bir sözleşme ile devretmesidir. Bu sözleşme kapsamında yapılan tevdiler yeniliği etkilemez.[19]

c) Çoğaltım materyalinin mülkiyet hakkının hak sahibinde olması ve bu materyalin bir başka çeşit üretiminde kullanılmaması kaydıyla hak sahibi adına bu materyalin çoğaltım sözleşmesi kapsamında kalan faaliyetler

Çoğaltım materyalinin mülkiyet hakkı hak sahibinde kalmak üzere ve bu materyalin bir başka çeşit üretiminde kullanılmaması  şartlarıyla, çoğaltım materyalinin çoğaltımı faaliyetleri yeniliği etkilemez.[20]

d) Çeşidin niteliklerini belirlemek amacıyla bir sözleşme çerçevesinde yapılan tarla veya laboratuvar denemeleri ya da küçük çaplı ürün işleme denemeleriyle ilgili faaliyetler

Bu halde de amaç, satış veya umuma sunma değil, çeşidi toplu üretim amaçlanmadan sınırlı miktarda üretme veya deneme amacıyla üretmedir.[21]

e) Biyolojik güvenlik amacıyla yapılacak yasal işlemler veya ticareti yapılacak çeşitlerin resmi kataloğa kaydedilmesi gibi yükümlülüklerden doğan faaliyetler

Biyolojik güvenlik bakımından bir tehdit oluşturup oluşturmadığının incelenmesi için, o çeşidin üretilmesi, test edilmesi gibi faaliyetler yeniliği etkilemez. Çeşitlerin kataloğa girmesi durumunda da, çeşit kullanım amacıyla satılmadığından veya umuma sunulmadığından yeniliğe etki söz konusu olmaz.[22]

f) Çeşidin elde edilişi sırasında ortaya çıkan artık ürünün veya yan ürün niteliğindeki hasat edilmiş materyalin ya da (c), (d) ve (e) bentleri çerçevesindeki faaliyetleri sonucu ortaya çıkan materyalin tüketim amacıyla ve çeşit tanımlanmaksızın satışı veya kamuya sunulması ile ilgili faaliyetler

Çeşidin elde edilişi sırasında ortaya çıkan materyallerin de tüketim amacıyla ve çeşit tanımlanmaksızın satımı ve kamuya sunulması yeniliği etkilemez. Burada tüketim amacından ziyade söz konusu ürünlerin çoğaltım için kullanılmamasının üzerinde durulmalıdır. Zira ürünlerin çoğaltımı kısıtlanmaksızın satılması halinde, hak sahibinin ürünlerin çoğaltılmasına izin verdiği kabul edilebilir, dolayısıyla satıştan itibaren yenilik süresi işlemeye başlar.[23]

B) Farklılık

1) Genel Açıklamalar

Farklılık, ıslahçı hakları açısından, bir çeşidin diğer bir çeşitle karşılaştırılmasına ilişkindir.

Kanun’un 6. maddesinde düzenlenmiştir. 6. maddenin birinci fıkrası koruma şartlarından biri olan farklılık şartını açıklamaktadır. Buna göre başvuru veya rüçhan hakkı tarihinde, herkesçe bilinen çeşitlerden açıkça ayırt edilebilen çeşit, farklı sayılır. Farklılık şartı UPOV sözleşmesinin 7. maddesinde  düzenlenmiştir.

2) Herkesçe Bilinme

Bir çeşide herhangi bir ülkede başvuru sonucunda ıslahçı hakkı verilmesi veya çeşidin katalogda yer alması halinde, çeşidin başvuru tarihinden itibaren herkesçe bilindiği kabul edilir.

Farklılık için İlk başvuru yapılan çeşidin başvuru veya rüçhan tarihinde herkesçe bilinen diğer çeşitlerden farklı olması gerekir. Belirtmek gerekir ki, herkesçe bilinen diğer çeşitlerin, korunan çeşitler olmaları gerekmez, yani başvurusu yapılan çeşit, herkesçe bilinen diğer çeşitler ıslahçı hakkıyla korunuyor olsalar da olmasalar da onlardan faklı olmalıdır.[24]

Herkesçe bilinme farklı şekillerde gerçekleşebilir. Kanun’un 6. maddesi ikinci fıkrasında açıklanmıştır. Bir çeşide herhangi bir ülkede başvuru sonucunda ıslahçı hakkı verilmesi veya çeşidin katalogda yer alması halinde, çeşidin başvuru tarihinden itibaren herkesçe bilindiği kabul edilir. Kanun bu şekillere örnekler vermiştir: İlk örnek, bir çeşide, herhangi bir ülkede başvuru sonucunda ıslahçı hakkı verilmiş olmasıdır. Dolayısıyla herhangi bir ülkede ıslahçı hakkını haiz olan bir çeşit herkesçe bilinen bir çeşittir. İkinci örnek, çeşidin katalogda yer almasıdır. Türkiye’de olduğu gibi birçok ülkenin de mevzuatlarında bitki çeşitlerinin kayıt altına alınması sistemi vardır. İşte bu sistemlerde kayıt edilmiş olan (tescilli) çeşitler de herkesçe bilinen çeşitler olarak kabul edilirler. Ayrıca Kanun’un 6. maddesi üçüncü fıkrasında herkesçe bilinme, çeşidin kullanılmaya başlanması veya meslekî bir kuruluşun çeşitler katalogunda yer alması veya bir referans koleksiyonuna dahil edilmesi gibi durumlara bakılarak da tespit edilebilir.

Kanun’un 6. maddesi ikinci fıkrası ve 6.vmaddesi üçüncü fıkrasında sayılan haller sınırlayıcı değil örnekleyicidir. Bu yüzden herkesçe bilinmenin tespit edilmesinde başka durumlara gidilebilir.

3) Açıkça Ayırt Edilebilirlik

Farklılık şartının geçerli olabilmesi  çeşidin herkesçe bilinen diğer bir çeşitten açıkça ayırt edilebilir olup olmadığına bağlıdır. Eğer çeşit herkesçe bilinen diğer çeşitten açıkça ayırt edilebiliyorsafarklılık şartı yerine getirilmiştir.

Çeşidin diğer çeşitlerden açıkça ayırt edilebilir olup olmadığı çeşidin teknik incelemesi kapsamında anlaşılır.[25]

C) Yeknesak

BÇK madde 7’de açıklanmıştır buna göre; kullanılan çoğaltım metoduna bağlı olan muhtemel değişiklikler dışında, ilgili özellikler bakımından bir örneklik gösteren çeşit, yeknesak kabul edilir.

Aynı düzenleme UPOV sözleşmesinin 8. maddesinde yer almaktadır.

Yeknesaklık (homojenlik) da farklılıkta olduğu gibi ilgili özelliklerde söz konusu olacaktır. Farklılık şartı ele alınırken sayılan özelliklerde bu defa da yeknesaklık koşulu aranacaktır.

Bitkiler imalat ürünü olmadıklarından, aynı çeşide ait bitkiler bile birbirlerinden çeşitli ölçülerde farklıdırlar. İşte bu ölçüler belirli sınırlarda kalırsa, bu farklılıklara ıslahçı hakkı koruması kapsamında izin verilmektedir[26]. Bitkiler eşeyli ve eşeysiz şekilde üreyebilmektedirler[27]. Yeknesaklık da kullanılan çoğaltım metoduna bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Eşeysiz üreyen çeşitlerin yeknesaklık özelliği eşeyli üreyen çeşitlere nazaran çok daha fazladır. Kanun’da kullanılan  ‘’çoğaltım metoduna bağlı olan muhtemel değişiklikler dışında” ifadesinin yer alması da eşeyli olarak çoğaltılan bitkilere ait çeşitlerde sapmalara daha fazla izin verileceğini göstermektedir[28].

D) Durulmuşluk

Kanun’un 8. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; Birbirini izleyen çoğaltımlar sırasında veya belirli çoğaltım dönemleri sonunda ilgili özellikleri değişmeksizin aynı kalan çeşit, durulmuş kabul edilir.

Aynı düzenleme UPOV sözleşmesinin 9. maddesinde de yer almaktadır.

Bu şartın belirlenmesinde çeşidin ilgili özelliklerine bakmak gerekmektedir. İlgili özelliklerin çoğaltımlar sonunda değişmeksizin aynı kalması gerekmektedir.

Eşeyli üreyen çeşitlerde durulmuşluğa ulaşmak tıpkı yeknesaklık şartında olduğu gibi eşeysiz üreyen çeşitlere nazaran daha zordur. Dolayısıyla eşeyli üreyen çeşitlere ilişkin test rehberleri diğerlerine ilişkin rehberlere kıyasla daha az sert olacaktır[29].

Çeşidin teknik incelemesi esnasında durulmuşluk koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğini belirleyebilmek için çoğaltma işlemini bir kereden fazla yapmak gerekir. Dolayısıyla numunelerden çoğaltılan çoğaltım materyali en az bir kez daha çoğaltılmalı ve elde edilen çoğaltım materyallerinin ilk numunelerle aynı olup olmadığına bakılmalıdır[30].

E) İsim Verme Zorunluluğu

Kanun’un 9. maddesinde düzenlenmiştir.

UPOV Sözleşmesi’nin 5(2) maddesinde çeşidin bir isme sahip olması gereği vurgulanmıştır.

Çeşide isim verme zorunluluğu vardır. Böylece çeşit, bu isimle tanımlanır ve diğerlerinden farklılaşması sağlanır[31]. Kanun’un 9. maddesinin birinci fıkrasında, “Korunan çeşidin ismi artık onun umumi adı haline gelir” ifadesi yer almaktadır. Çeşit ismi, o bitki çeşidini tanımaya yarar.[32]

Görüldüğü üzere çeşit isminin onun cins ismi olması, bunu markadan ayırmaktadır. Marka, bir işletmenin mal ve hizmetlerini bir diğerininkilerden ayırt etmeye yarar.[33]

Markanın, malın veya hizmetin menşeini gösterme, ayırt etme, malın veya hizmetin kalitesini garanti etme, reklam, alıcıyı çekme-itibar gibi fonksiyonları vardır. Çeşit ismi ise çeşit ile özdeşleşmiştir ve çeşidin tanınmasını sağlar.

İsim, çeşidin tanınmasını sağlamak kaydıyla anlamlı veya anlamsız bir kelime veya kelime grubundan, kelime ve rakamlardan veya harf ve rakamlardan oluşabilir. Çeşit için önerilen ismin içinde, çeşit ile ilgili ürünler bakımından marka alınmasını markalar mevzuatı açısından engelleyecek unsurlar bulunamaz. Yani, çeşide konu ürünün cins ve vasıf gibi özeliklerini belirten işaretler isim olarak alınamaz.[34]

Seçilecek isim, Türkiye’de veya UPOV’a taraf ülkelerden birinde kullanılan çeşit isminin aynısı veya karışıklığa yol açacak kadar benzeri, aynı veya yakın türdeki diğer bir çeşit için kullanılamaz.

Çeşit için, Türkiye’de veya UPOV Sözleşmesine taraf bir ülkede bir isim tescil edilmiş ve kullanılmakta ise ıslahçı hakkı başvuruları bu isimle yapılır. 42. madde hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla, çeşidin diğer ülkelerde kullanılan isimleri de Başvuru Sicili’ne ve Islahçı Hakları Sicili’ne kaydedilir.

Korunan bir çeşidin çoğaltım materyalini satan veya başka şekilde pazarlayan herkes çeşidin bu ismini kullanmak zorundadır.

İsmi kullanım zorunluluğu, ıslahçı hakkı sona erse bile devam eder.

Çeşidin kullanımıyla ilgili olarak üçüncü kişilerin önceki hakları saklıdır. Üçüncü kişilerin önceki hakları nedeniyle, bir çeşide ait ismin kullanılması bu ismi kullanmak zorunda olan kişiye yasaklanmışsa Bakanlık ıslahçıdan çeşit için yeni bir isim ister.

Satışa sunulan veya diğer şekillerde piyasaya sürülen bir çeşidin isminin marka, ticaret unvanı veya benzer diğer işaretler ile birlikte kullanımı ancak çeşit isminin kolayca tanınabilir şekilde yazılması halinde mümkündür.

IV. Korumanın Kapsamı ve Sınırları

A. Korumanın Kapsamı

Bitki ıslahçı hakkının tanınması, sadece ıslahçıya başarısı için verilen bir ödül olmayıp, aynı zamanda yatırımlarının karşılığının kendisine dönmesini de sağlamaktır.[35] Bu nedenle, bitki ıslahı için verilen zahmete değmesi gerekir.

Buna karşılık bitki ıslahçıları için ıslahçı hakkı korumalarının kuvvetlendirilmesine karşı çıkıldığını belirtmek gerekir. Bunun nedeni, sınai mülkiyet haklarının kuvvetlendirilmesinin, bitki genetik kaynaklarına erişimi sınırlayacağı düşüncesidir.[36]

UPOV’da ve ulusal ıslahçı hakları düzenlemelerinde, zamanla bitki ıslahçıları için mevcut tekel haklarında bir artış sağlanmıştır. Bununla birlikte, ıslahçı hakkı üzerinde tanınan istisnalar nedeniyle ıslahçıya tanınan yetkiler, patent hukukunda buluşçuya tanınan yetkilere göre daha dardır.[37]

Korumanın kapsamına, korunan çeşit (tamamı veya kısımları), onun çoğaltım materyali, hasat edilen materyal , hasat edilen materyalden doğrudan elde edilen mamul maddeler girmektedir. Buna hakkın aşağı doğru akması etki denmektedir.[38] Böylelikle, hasat edilmiş materyalden doğrudan elde edilen mamul maddelerle (örneğin vişneden elde edilen vişne suyu) ilgili olarak kanunda belirtilen eylemler için hak sahibinden izin alınması gerekli kılınmıştır.

Eğer hasat edilmiş materyal, çoğaltım materyalinin izinli kullanımı neticesinde elde edilmişse, bu hasat edilmiş materyalden elde edilen mamul maddeler için hak sahibinden ayrıca izin almak gerekmeyecektir.

Hasat edilen materyal ve bu materyalden elde elde edilen mamul maddeler üzerinde korumanın sağlanması, hak sahibinin çeşidin çoğaltım materyalinin kullanılmasını engellemek için bir önceki aşamada makul bir fırsata sahip olabileceği dikkate alınarak öngörülmüştür. Eğer hak sahibi, çoğaltım materyalinin kullanılmasını engellemek için, daha önce makul bir fırsata sahip olmuş ve bu hakkını kullanmamışsa, artık hasat edilmiş materyal ve hasat edilmiş materyalden elde edilen mamul maddeler üzerinde yetkisini kullanamayacaktır.

Korunan bir çeşit, ıslahçı hakkını korumayan bir ülkede izin çoğaltılabilir.[39] Bu durumda hak sahibi, hakkını korumak için bir fırsata sahip olmayacaktır. Eğer daha sonra ıslahçı hakkını korumayan ülkeden, ıslahçı hakkını koruyan ülkeye, materyalden hasat edilen materyal veya hasat edilen materyalden doğrudan elde edilen mamuller giriş yaparsa hak sahibi ıslahçı hakkını koruyan ülkede, münhasır hakkını ileri sürebilir. Çünkü artık makul bir fırsata sahip olmuştur.

Hak sahibinin hakkını kullanamaması sadece hasat edilen materyalle ilişkili fiillerle ilgilidir. Hasat edilen materyal tekrar üretilip çoğaltılamaz. Dolayısıyla hasat edilen materyalin tekrar üretilip hak sahibinin haklarının sonsuza dek ihlali söz konusu olamaz. Her izinsiz üretimde, hak sahibi hakkını kullanabilir.

Yeni bitki çeşitlerine ait ıslahçı haklarının korunmasına ilişkin kanunda ıslahçı sahibinin yetkilendirmesi gereken eylemler UPOV ile benzer şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, korunan çeşidin, üretimi veya çoğaltılması, çoğaltım amacıyla hazırlanması, satışa arz edilmesi, satılması veya diğer şekillerde piyasaya sürülmesi, ihraç veya ithal edilmesi burada sayılan amaçlardan biri için depolanması, hususunda sah sahibine inhisarı yetkiler verilmiştir (BÇK madde 14/1).

Islahçı hakkın sahibi, üçüncü kişiye verdiği yetkinin kapsamını sınırlandırabilir veya şarta bağlayabilir (BÇK madde 14/4).

Islahçı hakkın kanunda sayılan yetkileri sınırlı olarak belirlenmiştir.[40]

B. Korumanın Sınırları

Islahçı hakları, genel sınırlandırma halleri ve çiftçi istisnası ile sınırlandırılmıştır. Genel sınırlandırma halleri, başka çeşitlerin ıslahı amacıyla yapılan faaliyetleri, şahsi amaçla sınırlı kalan ve ticari amaç taşımayan faaliyetleri ve deneme amacıyla yapılan faaliyetleri içeri. Ayrıca hakkın tükenmesi de ıslahçı hakkının sınırlandığı bir diğer haldir. Sayılan haller dışında ıslahçı hakkı sınırlandırılamaz. Bununla birlikte, kamu yararı nedeniyle ıslahçı hakkının kullanımı, zorunlu lisans verilme suretiyle sınırlandırılmıştır (BÇK madde 18/1).

Diğer sınai haklarda olduğu gibi bu tekel yetkisi süreyle sınırlandırılmıştır. Buna göre ıslahçı hakkının korunması kural olarak yirmi beş yıldır. Ağaçlar, asmalar ve patates için koruma otuz yıldır. Telif haklarına ilişkin sürelere benzer şekilde burada da koruma sürensini sona ermesi, takvim yılı sonu itibariyle hesaplanır (BÇK 10).

Şahsi amaçla sınırlı kalan ve ticari amaç taşımayan faaliyetler, deneme amaçlı faaliyetler ile BÇK 14/5 hükmünde sayılan haller yönünden hakka genel sınırlamalar getirilmiştir (BÇK 16).

Dipnotlar

  • [1] Fikri-Sınai Mülkiyet hakkında 2012 ISF Görüşü, s. 9.
  • [2] Fikri Mülkiyet Hukuku, Cahit Suluk, s. 359.
  • [3] Fikri-Sınai Mülkiyet hakkında 2012 ISF Görüşü, s. 9.
  • [4] Uluslararası Anadolu Ziraat Mühendisliği Bilimleri Dergisi, Cilt 2, Sayı 1, s. 34.
  • [5] Uluslararası Anadolu Ziraat Mühendisliği Bilimleri Dergisi, Cilt 2, Sayı 1, s. 34.
  • [6] Uluslararası Anadolu Ziraat Mühendisliği Bilimleri Dergisi, Cilt 2, Sayı 1, s. 34.
  • [7] Fikri Mülkiyet Hukuku, Cahit Suluk, s. 359.
  • [8] Fikri Mülkiyet Hukuku, Cahit Suluk, s. 359.
  • [9] Doktora Tezi, Mustafa TÜYSÜZ, s. 1.
  • [10] Fikri Mülkiyet Hukuku, Cahit Suluk, s. 359
  • [11] Doktora Tezi, Mustafa TÜYSÜZ, s. 1.
  • [12] Yüksek Lisans Tezi, Ayşe Özkan, s. 30.
  • [13] Fikri Mülkiyet Hukuku, Cahit Suluk, s. 360.
  • [14] Yüksek Lisans Tezi, Ayşe Özkan, s. 30.
  • [15] Yüksek Lisans Tezi, Ayşe Özkan, s. 30.
  • [16] Yüksek Lisans Tezi, Ayşe Özkan, s. 31.
  • [17] Yüksek Lisans Tezi, Ayşe Özkan, s. 31.
  • [18] Yüksek Lisans Tezi, Ayşe Özkan, s. 32.
  • [19] Yüksek Lisans Tezi, Ayşe Özkan, s. 32.
  • [20] Yüksek Lisans Tezi, Ayşe Özkan, s. 32.
  • [21] Yüksek Lisans Tezi, Ayşe Özkan, s. 32.
  • [22] Yüksek Lisans Tezi, Ayşe Özkan, s. 33.
  • [23] Yüksek Lisans Tezi, Ayşe Özkan, s. 32.
  • [24] Yüksek Lisans Tezi, Ayşe Özkan, s. 34.
  • [25] Yüksek Lisans Tezi, Ayşe Özkan, s. 35.
  • [26] Yüksek Lisans Tezi, Ayşe Özkan, s. 36.
  • [27] Yüksek Lisans Tezi, Ayşe Özkan, s. 37.
  • [28] Yüksek Lisans Tezi, Ayşe Özkan, s. 37.
  • [29] Yüksek Lisans Tezi, Ayşe Özkan, s. 38.
  • [30] Yüksek Lisans Tezi, Ayşe Özkan, s. 38.
  • [31] Fikri Mülkiyet Hukuku, Cahit Suluk, s. 363.
  • [32] Madde 9/2: “İsim, çeşidin tanınmasını sağlamak kaydıyla…”.
  • [33] Marka KHK m. 5.
  • [34] Fikri Mülkiyet Hukuku, Cahit Suluk, s. 363.
  • [35] Doktora Tezi, Mustafa Tüysüz, s. 136.
  • [36] Doktora Tezi, Mustafa Tüysüz, s. 136.
  • [37] Doktora Tezi, Mustafa Tüysüz, s. 137.
  • [38] Doktora Tezi, Mustafa Tüysüz, s. 137.
  • [39] Doktora Tezi, Mustafa Tüysüz, s. 138.
  • [40] Doktora Tezi, Mustafa Tüysüz, s. 139.

Kaynakça

  • Suluk, Cahit. Fikri Mülkiyet Hukuku. Güncellenmiş 2.Baskı, Seçkin, Ankara, 2018.
  • Uluslararası Anadolu Ziraat Mühendisliği Bilimleri Dergisi, Cilt 2, Sayı 1, 2020.
  • Fikri-Sınai Mülkiyet hakkında 2012 ISF Görüşü, 28 Haziran 2012, Rio de Janeiro/Brezilya.
  • Özkan, Ayşe. Yeni Bitki Çeşitlerine Ait Islahçı Haklarının Korunması, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2008.
  • Tüysüz, Mustafa. Sınai Mülkiyet Hakları Çerçevesinde Yeni Bitki Çeşitleri Üzerindeki Islahçı Hakkının Korunması, Doktora Tezi, Ankara, 2006.

[zombify_post]


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

84

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.