İcra Hukukunda Mal Beyanına İlişkin Yaptırımlar

Yazımızda, genel haciz yolu ile takipte, borçlunun mal beyanında bulunma yükümlülüğünü gerektiği gibi yerine getirmediği ahvalde uygulanacak yaptırımlar ve bu yaptırımların hukuki niteliği üzerinde durulacaktır.7 min


64
68 Paylaşım, 64 Beğeni

Bilindiği üzere, hukukumuzda bizzat ihkak-ı hak yasak olup kişiler, maddi hukuk anlamında var olduğunu iddia ettikleri bir hakkın yerine getirilmesi için cebri icra organlarına başvurma imkanına sahiptirler. ‘Hakkın gereğinin yerine getirilmesi’ amacına hizmet eden İcra İflas Hukuku, takip ilişkisinin tarafları arasındaki dengenin korunması için haklının ortaya çıkarılması ve hakkın iyi uygulanmasını sağlamaya yönelik faaliyetlerin bütünüdür. 

Kişilere hem alacağını tahsil edebilme hem de borcunu ödeyebilme imkânı sağlayan İcra İflas Hukuku, günümüzde ticari dengelerin sağlanması ve taraflar arasında adaletin tesis edilebilmesi hususunda büyük bir önemi haizdir. Bu nedenle, cebri icra hukukunda, alacaklıyı alacağına geciktirmeksizin kavuşturacak, borçluyu ise ödemeye zorlayacak bir ‘mekanizmanın’ varlığından söz etmek mümkündür. Cebri icra hukuku borçlunun şahsına değil malvarlığına yönelmektedir; fakat alacaklı ile borçlu arasındaki çatışan değerlerden korunmaya muhtaç olanlarını tespit edip dengeyi sağlamak amacında olan cebri icra hukukunun etkinliğinin sağlanması için İcra ve İflas Kanununda, bir hakkı yerine getirmekle yükümlü olan kişilerin bu hakkı süresi içinde yerine getirmemesi halinde karşılaşacağı yaptırımlar düzenlenmiştir. Yazımızda, genel haciz yolu ile takipte, borçlunun mal beyanında bulunma yükümlülüğünü gerektiği gibi yerine getirmediği ahvalde uygulanacak yaptırımlar ve bu yaptırımların hukuki niteliği üzerinde durulacaktır.

Mal Beyanı

Ödeme emrinin kesinleşmesinin ardından haciz aşamasında, alacaklının haciz talebinin yerine getirilebilmesi için borçlunun malvarlığının bilinmesi gereklidir. Borçlunun nerede, ne kadar malı olduğunun alacaklı tarafından tespit edilebilmesi, doğal olarak, mümkün değildir. Bu hususta en iyi bilgi sahibi olan kişi borçlu olduğundan Devlet, Anayasa ile üstlendiği adalet dağıtımı fonksiyonu gereğince borçluya mal beyanında bulunma yükümlülüğü getirmiştir.[1]

Hacizden önceki aşamada, borçlunun nerede, ne kadar ve ne gibi mallarının olduğunun bilinmesi icra takibinden beklenen faydanın bir an önce gerçekleşmesi açısından önem arz etmektedir. Bu nedenle borçlu, Kanun’da düzenlenen süreler içerisinde, kendisinde ve üçüncü kişilerde bulunan mal, alacak ve haklarından borcuna yetecek miktarın çeşit ve niteliklerini, her türlü gelirlerini, yaşayış tarzına göre geçim kaynaklarını ve borcunu nasıl ödeyeceğini yazılı veya sözlü olarak icra dairesine bildirmek zorundadır. [2] İfade edilmelidir ki, para veya malı bulunmamak borçluyu mal beyanında bulunma yükümlülüğünden muaf kılmaz.

Mal Beyanında Bulunma Süresi

Ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmesi üzerine borçlu üç şekilde davranabilir; İİK m.62 uyarınca tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içerisinde borcu ödeyebilir, itiraz edebilir ya da hareketsiz kalabilir. Borçlu, ödeme emri kendisine tebliğ edildikten itibaren yedi gün içerisinde borcunu öderse veya ödeme emrine itiraz ederse mal bayanında bulunmakla yükümlü değildir. Fakat borçlu bu yedi günlük süre içerisinde hareketsiz kaldığı takdirde ödeme emri kesinleşecektir; dolayısıyla hem borcu ödemeyen hem de ödeme emrine itiraz etmeyen borçlu, aynı yedi günlük süre içerisinde mal beyanında bulunmakla yükümlüdür. Aksi halde tazyik hapsi ile cezalandırılacaktır. 

Borçlunun süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiği durumda ise alacaklı tarafından itirazın hükümden düşürülmesi yollarına başvurulacaktır. Bu yollar, alacaklının itirazın iptali davası açması ya da icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını talep etmesidir. Bu durumda, itirazın hükümden düşürülmesine yönelik kararın tefhim edilmesi üzerine, daha önce mal beyanında bulunmamış olan borçlu, kararın tefhim veya tebliği üzerine üç gün içerisinde mal beyanında bulunmakla yükümlüdür.[3]

İcra ve İflas Kanunu’nda Mal Beyanına İlişkin Yaptırımlar

Süresi İçinde Mal Beyanında Bulunmamanın Yaptırımı

İİK m.76 uyarınca, mal beyanında bulunmayan borçlu, alacaklının talebi üzerine beyanda bulununcaya kadar icra mahkemesi hâkimi tarafından bir defaya kadar olmak üzere hapisle tazyik olunur. Tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez. Belirtilmelidir ki, borçlu tazyik hapsinin infazına başlandıktan sonra mal beyanında bulunur veya borcunu öderse tahliye edilir.

Tazyik hapsi kurumu, icra iflas hukukuna özgü diğer yaptırımlardan farklı olarak Kanun’un on altıncı babında değil, dördüncü babında ‘Haciz yolu ile takip’ başlığı altında düzenlenmiştir. Gerek İİK m.76 hükmünün amacından gerek de kanunda düzenlendiği yerden anlaşılıyor ki; tazyik hapsini gerektiren mal beyanında bulunmama fiili esasında bir “icra suçu” değil, icra hukukuna özgü bir disiplinsizlik eylemidir.[4]

Borçlunun mal beyanında bulunmaması fiili, mülga İİK m.337/1 hükmü ile disiplin hapsini gerektiren bir fiil olarak ayrıca düzenlenmişti.  Anılan hükmün 2008 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmeden önceki hali, “Müddeti içinde beyanda bulunmak üzere mazereti olmaksızın icra dairesine gelmeyen veya yazılı beyanda bulunmayan borçlu, alacaklının şikayeti üzerine, on gün disiplin hapsi ile cezalandırılır. Alacaklının alacağını karşılayacak miktarda malın haczedilmesi veya borcun ödenmesi halinde, bu ceza düşer.”, şeklindeydi. [5] Söz konusu mülga hüküm, İİK m.76 hükmünün uygulama alanı da gözetildiğinde, kişinin aynı fiilden dolayı iki defa cezalandırılması sonucunu doğurduğu sebebiyle Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Nitekim tazyik hapsi bir yükümlülüğün yerine getirilmemesi hali için öngörülmüş bir yaptırım iken disiplin hapsi, kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan bir fiilin işlenmesi dolayısıyla uygulanacak bir yaptırımdır. Dolayısıyla, borçlunun mal beyanında bulunma yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde iki ayrı nitelikte hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılmasının hukuk devleti ilkesine de aykırılık oluşturacağı açıktır. Netice itibariyle, mal beyanında bulunmama fiilinin unsurları ve bu fiile bağlanan yaptırım yürürlükte bulunan İİK m.76 hükmü çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Öğretide, tazyik hapsinin yerindeliği konusunda farklı görüşler öne sürülmüştür. Anayasa’nın 38. maddesi ile, bir kimsenin bir sözleşmenin ihlalinden dolayı hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile cezalandırılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bir görüşe göre, icra hukukuna özgü bir yaptırım olan tazyik hapsi, sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün ihlaline değil, kanun hükmüne bağlanmış bir sonucun ihlaline dayanmaktadır. Bu çerçevede düşünüldüğünde, tazyik hapsi müeyyidesi Anayasa’nın 38. maddesine bir aykırılık oluşturmayacaktır. Diğer bir görüşe göre ise, tazyik hapsinin bağlandığı mal beyanında bulunmama fiili, dolaylı olarak da olsa bir sözleşmeden doğan borcun yerine getirilmesine hizmet ettiğinden Anayasa’nın 38. maddesinin amacına aykırı düşmektedir.[6]

Gerçeğe Aykırı Beyanda Bulunmanın Yaptırımı

İİK m.338/1 uyarınca, mal beyanında bulunmakla yükümlü olan borçlu, gerçeğe aykırı mal beyanında bulunursa, alacaklının şikayeti üzerine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Anılan hüküm ile, icra dairelerinin icra işlemlerini yürütürken yanıltılmalarının önlenmesi ve alacaklının icra dairesine duyduğu güvenin korunması amaçlanmıştır.[7]

İfade edilmelidir ki, gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçunun oluşması için alacaklının bundan zarar görmesi şartı aranmaz. Nitekim, İİK m.338/1’de yer alan “bu yüzden zarar gören” ifadesi de metinden çıkarılmıştır.  Ayrıca bu suçun oluşması için borçlunun, alacaklıya zarar verme yönünde genel bir kastı olmalıdır.

Gerçeğe uygun beyanda bulunmama fiilinin suç olarak düzenlenmesi, fiilin bağlandığı yaptırımın mahiyetinin ortaya koymaktadır. Nitekim, borçluyu mal beyanında bulunmaya zorlamak için düzenlenen tazyik hapsi, borcun ödenmesi ile veya mal beyanında bulunulması ile son bulacakken gerçeğe aykırı beyanda bulunmak doğrudan bir icra suçudur ve bu suç vuku bulduğu ahvalde borçlunun hapis cezasından kurtulması mümkün değildir.

Malvarlığındaki Artışı Bildirmemenin Yaptırımı

İİK m.339/1 ile, borçlunun mal beyanında bulunduktan sonra yeni mallar edinmesi ya da gelirinde bir artış meydana gelmesi halinde, bu durumu icra dairesine bildirmekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Belirtilmelidir ki, bu yükümlülüğün doğması için borçlunun önceden bildirmiş olduğu mal beyanının alacaklının alacağını karşılamak için yeterli olmaması gerekir. Borçlu, malvarlığında artış meydana geldikten itibaren yedi gün içinde icra dairesine bildirimde bulunmalıdır. Bildirimde bulunmaması halinde İİK m.339 uyarınca disiplin hapsi ile cezalandırılacaktır.

İİK m.339 hükmü ile amaçlanan, daha önce alacağını tahsil edemeyen alacaklının, borçlunun malvarlığındaki artıştan haberdar edilmesi ve bu sayede alacağını tahsil etme imkanına kavuşmasıdır. Malvarlığındaki artışı bildirmeme suçu için öngörülen ceza alacaklının zararının derecesine göre ve fiilin niteliğine göre farklılık göstermektedir.

Alacaklının talebi üzerine disiplin hapsi ile cezalandırılan borçlu borcunun tamamını ödemekle disiplin hapsinden kurtulur. Disiplin hapsi, sonuçları itibariyle tazyik hapsi ile benzerlik gösterse de düzenlenme amaçları farklıdır.

SONUÇ

Borçlunun, mal beyanına ilişkin suç veya disiplinsizlik eylemi oluşturacak eylemlerde bulunmasına hürriyeti bağlayıcı müeyyideler getirilmiş olması, borçlu ile alacaklı arasındaki menfaat dengesinin zedelendiği ve ölçülülük ilkesinin ihlal edildiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Nitekim Kanun’da, borçluya tebliğ edilecek ödeme emrinin ihtarat kısmında, mal beyanında bulunmaması, gerçeğe aykırı beyanda bulunması ve malvarlığındaki artışı bildirmeme fiillerinin sonucunda nasıl ve ne kadar süre için cezalandırılacaklarının belirtilmesinin zorunlu olduğu düzenlenmiştir. Dolayısıyla, hukuki dinlenilme hakkının bir gereği olarak, sayılan fiilleri işlemesi halinde karşılaşacağı yaptırımlar kendisine ödeme emri ile ihtar edilmeyen borçlu hakkında söz konusu yaptırımlar uygulanamayacaktır.

Kaynakça

  • Atalı, Murat, İbrahim Ermenek ve Ersin Erdoğan. İcra ve İflas Hukuku. Ankara: Yetkin Yayınları, 2020.
  • Kuru, Baki. İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflas Hukuku. İstanbul: Legal Yayıncılık, 2016.
  • Günay, Mehmet. İcra Suçları. Ankara: Seçkin Yayınları, 2014.
  • Dönmez, Gizem. “İcra İflas Hukukunda Tazyik Hapsi”. Bursa Barosu Dergisi. 42/104 (2018).

[1]Murat Atalı, İbrahim Ermenek ve Ersin Erdoğan, İcra ve İflas Hukuku, Ankara: Yetkin Yayınları, 2020, s.128.

[2]Baki Kuru, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflas Hukuku, İstanbul: Legal Yayıncılık, 2016, s.204.

[3]Atalı, Ermenek ve Erdoğan, İcra ve İflas Hukuku, s. 153.

[4]Dönmez Gizem, “İcra İflas Hukukunda Tazyik Hapsi”, Bursa Barosu Dergisi, 42/104 (2018), s.71.

[5]Anayasa Mahkemesi 28/2/2008 T., 2006/71 E., 2008/69 K.

[6]Atalı, Ermenek ve Erdoğan, İcra ve İflas Hukuku, s.130.

[7]Mehmet Günay, İcra Suçları, Ankara: Seçkin Yayınları, 2014, s.89.


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

64
68 Paylaşım, 64 Beğeni

Sizin Tepkiniz Nedir?

lol lol
0
lol
omg omg
0
omg
fail fail
2
fail
love love
1
love

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar verme ya da görüş belirleme/oy verme
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Video
Youtube and Vimeo Embeds
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri