Bireysel Silahlanma: Özgürlük mü saldırı gücü mü?

Bireysel silahlanma, ideolojik temele dayanmadan kişinin psikolojik ve sosyoekonomik nedenle savunma aracı bulundurmasıdır.6 min


69
73 Paylaşım, 69 Beğeni

Bireysel silahlanmanın şimdiye kadar birçok tanımı yapılmakla beraber genel çerçevesiyle tanımlama yapılmamıştır. Biz bunu bir hukuki çerçeveyle tanımlamaya çalışacağız. Bireysel silahlanma, ideolojik temele dayanmadan kişinin psikolojik ve sosyoekonomik nedenle savunma aracı bulundurmasıdır.

Bu yazıda bireysel silahlanmayı saldırganlık temelinden ortaya koyup 6136 sayılı “Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun” değişikliği çerçevesinde inceleyeceğiz.

İnsan davranışları değişik etmenler altında değişiklik gösterir. Bu etmenler iki temel husus şeklinde ayrılmış ve insanın var olan davranışlarının bir göstergesi olarak anlaşılabilir. İlk temel husus insanın doğuştan bazı özelliklere sahip olduğunu bunu da biyolojik temellerin var ettiğini söyleyerek davranışlara irsi bir konum atfetmiştir. İkinci temel husus ise insanların davranışlarının çevresel faktörlere uyum sağlaması veya tepki göstermesi şeklinde olabileceğini belirtmiştir. Hülasaten insan, kalıtımsal ve çevresel faktörlerle davranışlarının çoğuna sahip olur.

Kişilerin saldırganlık içgüdüsünün kazanmasında bu iki faktör çok büyük bir etkendir. İnsanların isteklerini elde etmesi için çaba sarf etmeleri veya bu çabanın sonuçsuz kalması durumunda insanlarda saldırganlık gelişebilir. Bunun yanında saldırganlık öğrenilebilir bir olgudur da. Bu da ebeveynlerden başlayarak dış olgulardan edinilen deneyimlerden kaynaklanabilir.

İnsanların saldırgan dürtülerinin ortaya çıkması birçok yolla ortaya çıkabilir. Bunlara örnek olarak gösterecek olursak insanların özgürlük tehdidine maruz kalmaları, baskılanmaları gösterilebilir. Bu şekilde baskı ve kontrole dayalı durumlarda engellemelerden doğan şiddet oluşabilir.

Bireylerin ulaşma çabası içinde olduğu birçok husus mevcuttur. Bu çabanın karşılığının alınmaması ve karşılığın bir başkasına verilmesi gıpta ve kıskançlık şeklinde hasıl olmaktadır. Bu yönüyle insanlar kin ve nefret duydukları insanlara bu saldırganlıklarını yöneltmektedirler. Bu saldırganlık öç almayla dinen bir dürtüyü ortaya çıkarmakta olduğu görülmektedir. Buna ek olarak öç alma, gerçekleştirilen fiile karşılık vermek bir başka deyişle ihkak-ı hakkı sağlamak düşüncesine de yönelebilir.

Saldırganlık bir tahakküm ve istibdat ortamı kurularak otorite sağlanması olarak ortaya çıkabilir. Bunun temeli daha çok ananevi toplumsal yapılarda görülmekte ve saldırganlık ile kabul ettirilmeye çalışılmıştır.

Bu saldırganlık temelinde gerçekleşen genellikle öldürme ve yaralama fiillerinin daha çok silahlarla meydana geldiği günümüzde kanıksanan bir durumdur. Bireysel silahlanma yukarıda tanımdan anlaşılacağı üzere daha çok savunmanın sağlanmasına yönelik bir ihtiyaç halidir. Ancak bunun aksi bir durum cereyan etmekte olup bireysel silahlanma, bir saldırı halini oluşturmaya yönelik çaba biçimine sokulmaktadır. Dahası bunun bir özgürlük olduğuna işaret edilmektedir. İşte burada bireysel silahlanma bir “özgürlük ve savunma hakkı mı yoksa savunma değil de saldırıya hazırlıklı olmak mı” çelişkisine dönüşmektedir.

Ordular dış güvenlik için silahlanıp polis ve diğer kuvvetler iç güvenlik için silahlanırken vatandaşlar olarak bireylerin silahlanmasında önemli etken ne?

Pek tabii bu sebepler için birçok cevap verilebilir.  Ancak ülkelerde bireysel silahlanmanın bir özgürlük olduğunu düşünen bir kesim bunun bir hak olduğunu ve bunu daha çok savunma amaçlı olduğu yönünde görüşler belirtilmekte. Ancak bu yeterli bir sebep değildir. Ayrıca bu serbestliğe cevaz verilmesini isteyen eşhas çoğunlukla silah pazarlarının ve gayri yasal silahlanmanın pek çok olduğu matrahlar olmaktadır.

Silahlanma birçok yönden tehlike getirir. Bunun yasal olması bu gerçeği değiştirmez. Nitekim kendi görevi olduğu halde silah bulundurmak zorunda olanlar bile bu yetkinliği ve ehliyeti kötüye kullanabilmektedir. Ayrıca silahlanma kötü niyetle kullandığı vakit katliamların gerçekleşmesinde büyük rol oynamaktadır. Silah lobisi gelişmiş ülkelerde bireylerin ordularda bulunan silahlardan daha fazla silaha sahip olması pek mutlak surette bir tehdittir.

Dünya genelinde 1 milyardan fazla silah bulunurken bunların %20’si ordular ve iç güvenlik mensuplarına ait olup geri kalan silahlar ruhsatlı olup olmamasına bakılmaksızın bireylere aittir. Bunca çok silahın bireylerde bulunması yalnızca bireye bağlı sorun değil toplumsal yönde sorun teşkil etmektedir. Bu durum Türkiye’de pek farklı değildir ve ülkemizde bireysel silahlanma oldukça fazladır. Bunun sebeplerinden en önemlisi silaha erişimin kolay olmasıdır. Bu erişimin kolaylığına bir zamanlar internet üzerinde silah satılması gösterilebilir.

Silahlanma Yasaklarının Gevşemesi

6136 sayılı kanuna göre tabanca ruhsatı alımı av sporlarında kullanılan yivli veya yivsiz tüfeklerin taşınmasına ve ruhsatlanmasına yönelik prosedürlerden daha zor şartlara tabi tutulmuştur. Dolayısıyla evinde silah bulundurmak isteyen veya av sporlarında kullanmak isteyen kişiler 2521 sayılı kanuna göre ağır şartlara tabi olmayan işlemlerle sahip olunabilmektedir. Araştırmalara göre yivli veya yivsiz tüfeklerle işlenen suçlar tabancalardan daha fazla olduğu görülmektedir.

Kadına karşı şiddet olaylarının yanında diğer silahla işlenen suçlara bakıldığında av tüfeklerinin büyük rol aldığı görülmektedir. Bu durum özellikle aile içi şiddete konu olan suçlarda kendini daha fazla göstermektedir. Ayrıca Umut Vakfının yaptığı araştırmalar ve istatistikler göstermektedir ki şiddet olayları bakımından silah kullanımı büyük bir oranda kendini göstermektedir.

Bunun yanında 7109 sayılı “Gümrük Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” 6136 sayılı kanunun 7.maddesinin son fıkrası “Ateşli silahla işlenen suçlardan hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hapis cezasına mahkûm olanlara, affa uğramış olsalar bile ateşli silah taşıma ve bulundurma izni verilemez.” iken,

26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 3713 sayılı Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlara affa uğramış olsalar bile ateşli silah taşıma ve bulundurma izni verilemez. Ateşli silahla işlenen suçlardan hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hapis cezasına mahkûm olanlara, mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren beş yıl geçmedikçe ve haklarında yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin karar verilmedikçe, ateşli silah taşıma ve bulundurma izni verilemez.

8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında haklarında tedbir kararı verilenlere tedbir kararı süresince ateşli silahları taşıma ve bulundurma izni verilmez, varsa ruhsat verilmesine ve yenilemesine ilişkin işlemler bekletilir. Bunların ruhsata bağlanmış silahları ise tedbir kararı kalkıncaya kadar genel kolluk kuvvetleri tarafından muhafaza altına alınır.

şeklinde değiştirilmiştir.

Bu sayede aslında bireylerin silahsızlaştırılması amaçlanırken belirli durumlarda suç işlemelerine rağmen silahlarının geri verilebileceği hakkında düzenleme getirilmiştir.

Kanaatimizce böyle bir düzenleme silahlanmanın artmasının yanında gelişen silahlarla suç işlenmesinin maddi bir cezaya tekabül etmemesi ayrıyeten tekrar suç işlenmesinin önünün açılması gibi bir sonucu karşımıza çıkarıyor. Böyle bir durum belirli sürelerin ortadan kalkmasının sonucunda suç işlenmesine devam edebilirliğin önünü açabilmektedir.

Sonuç

Saldırganlık belirli şartlar altında meydana çıkabilen zarar verici davranışsal dışavurumdur. İnsanlar saldırganlıklarını çeşitli yönlerden sergileyebilirken şimdi bu dışavurumu sağlamak amacıyla sonuca erişebilmek için kullanılan araçlar daha etkili hale getirilmiştir. Pek tabii insanın kendine özgü bir savunma ihtiyacı olacaktır ancak zaman içerisinde bunun gerçek amacından çok çarpıcı bir şekilde sıyrılarak şiddetin ta kendisi gelmesi sonucuna ulaşılıyor. Bunun büyük etkenlerinden birisi silah kullanımının yaygınlaşması ve bunlara erişimdir.

Günümüzde gelişmiş ülkeler aslında silahlanmanın bir özgürlük veya savunma amacı olarak görmemekte ve bu silahlanma ve savunmanın kısıtlanmasına yönelik tedbirler almaktadır. Ancak silah lobisinin gelişmiş olduğu yerlerde bunun bir özgürlük olduğu savunulsa da yine de bu özgürlük şiddeti artırmaya sevk eden bir durum oluşturmaktadır.

Türkiye’de de bu durumun benzerleri görülmektedir. Şiddet olaylarının tırmandığı günümüzde bireysel silahlanmanın artışına sebep olan kısıtlamaların ve bilinçlendirmelerin noksanlığı şiddet olaylarının had safhaya ulaşmasına yardımcı olmuştur.

Kaynakça


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

69
73 Paylaşım, 69 Beğeni

Sizin Tepkiniz Nedir?

lol lol
0
lol
omg omg
0
omg
fail fail
1
fail
love love
3
love

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar verme ya da görüş belirleme/oy verme
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Video
Youtube and Vimeo Embeds
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri