Çocukların Hakları Var mıdır ?

9 min


45

“Çocuk hakları bir insan hakları meselesidir.”

Çocuk kavramının tanımı tarih içinde toplumların inançlarına, ekonomilerine ve kültürlerine göre değişiklik göstermiştir. Bugün Türkiye de dahil olmak üzere dünya üzerindeki devletlerin büyük kısmının kabul ettiği “BM Çocuk Hakları Sözleşmesi (ÇHS)'ne göre, 18 yaşın altındaki her insan çocuk sayılır. Sözleşmede yer alan çocuk kavramı Türk Medeni Kanununda kullanılan “küçük” kavramını karşılamaktadır. Ülkemizde de 18 yaşın altındaki herkes çocuk kabul edilmiştir.

Bilindiği üzere çocukluk, ardından gençlik ve yetişkinliği getiren bir dönemdir. Ruhen, bedenen ve zihnen sağlıklı; başarılı, kendine ve topluma yararlı, ahlaklı bireyler olup olmamak da nasıl bir çocukluk geçirmiş olduğumuzla yakından ilgilidir.

Uluslararası Af Örgütü'nün belirttiğine göre az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde emek sömürüsü, pornografi, şiddet, yasa dışılık gibi olumsuz etkenlerin dahilinde, çocuk hakları ihlalleri daha büyük boyutlarda olmaktadır. Bu nedenlerden dolayı toplumların ve devletlerin politikasında çocukların eğitimi, sağlığı ve sosyal haklarına yer vermek büyük önem arz etmektedir.

Çocuk hakları, insan hakları kavramının içinde ele alınması gereken bir konudur. Haklar temel ihtiyaçlarımızı karşılamamızı sağlarlar, aynı gereksinimler çocuk yaşamına da hakimdir. İnsanların birbirine eşit görüldüğü dünya standartlarında haklar bakımından da çocukların göz ardı edilmesine imkan yoktur. Yarının büyüklerini oluşturacak olan çocukların yaşam koşullarını dünyaya gelmesi itibariyle güvenceye almak ve iyileştirmeye çalışmak geleceğe dair en sağlam yatırım olacaktır. Bugün dünyanın birçok yerinde var olan insan hakları ihlalleri, çocuk boyutunda daha geniş kapsamlı ve büyüyerek müdahale edilmesi daha zor bir şekilde yer almaktadır. Bu durum utanç tablosunu daha da ağırlaştırmadan, insan hakları ve beraberinde de çocuk hakları bilinci zihinlere yerleşmelidir.

“Bir çocuğu sevmekle başladı her şey.” 

İlk çağlarda bir çocuğu koruması gerekenin aile olduğu konusunda düşünce birliğine varılırken, zaman içinde bu sorumluluğu asıl üstlenmesi gerekenin toplumsal kurumlar ve devletler olduğu fikri kabul görmeye başlamıştır.

Önceki çağların kaçınılmaz özelliği olarak çocukların korunması ile ilgili ilk kurumlar dini bir nitelik taşırken, toplumların ekonomik, sosyal ve siyasi görüşlerinde yaşanan değişiklikler ve gelişmeler sonucu bu kurumlar dini niteliklerinden ayrılarak çağdaş ve laik kurumlar haline gelmişlerdir. Çocuk hakları da toplumun gelişmesi ile orantılı olarak, sadece çocukların korunmasına yönelik kalmayarak, onların aktif ve gelişmiş bireyler olmalarına olanak tanıyacak niteliğe gelmiştir.

Dünya platformunda söz konusu çocuk hakları gelişim sürecinin ilk ve önemli isimlerinden Leh eğitimci Janusz Korczak 1919 yılında yayınlanan "How to Love a Child" (Bir Çocuğu Nasıl Sevmeli) adlı kitabında çocuk haklarından söz etmiş ve konuyu gündeme taşımıştır.  Çocuk haklarına dair ilk metin ise 1917 yılında, Ekim Devrimi'nin ardından Proletkult isimli sosyalist kültür örgütünün Moskova şubesi tarafından "Çocuk Hakları Bildirgesi" ismiyle kaleme alınmıştır.

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Avrupa’da çocukların korunması büyük önem kazanmış ve 1920 yılında Cenevre’de “Uluslararası Çocuklara Yardım Birliği” adlı özel bir örgüt kurulmuştur. Söz konusu örgüt, 1923 yılında “Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi”ni yayınlamıştır. Bu bildirge: “Dünyadaki bütün çocuklara asgari bir özen gösterilmelidir.” ilkesinden yola çıkmaktadır. Çocukların yaşama, gelişme, beslenme, yardım görme istismardan korunma haklarını güvenceye bağlayan Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi, beş maddeden oluşmuştur. 

Birleşmiş Milletler Örgütünün kurulması ile Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi’ndeki ilkelerden yola çıkan ve haklar yönünden daha da genişletilen yeni bir belge hazırlanmıştır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda, 20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi kabul edilmiştir. Bu sözleşme halen dünya üzerinde yürürlükte olan tüm sözleşmeler içerisinde en katılımlı ve en çok kabul gören sözleşme olma özelliğini de elinde bulundurmaktadır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne sadece Amerika Birleşik Devletleri taraf değildir.

“BM Çocuk Hakları Sözleşmesi Madde 1: Her birey on sekiz yaşına kadar çocuk olarak kabul edilir. Her çocuk vazgeçilmez haklara sahiptir.”
Sözleşmede yer alan vazgeçilmez hakları şu başlıklarla sıralayabiliriz:
yaşama ve gelişme hakkı
isim ve vatandaşlık hakkı
sağlık hizmetlerine erişim hakkı
eğitim hakkı
suistimal ve ihmalden korunma hakkı
ifade özgürlüğü hakkı
engelli çocukların hakları
eğlenme, dinlenme ve kültürel etkinliklere zaman ayırma hakkı

“Ayrım yok! Bugün dünyanın tüm çocuklarına armağan.”

20 Kasım, 1989 yılından bu yana Birleşmiş Milletler (BM) tarafından dünya genelinde çocukların karşı karşıya kaldıkları hak ihlallerini gündeme taşımak amacıyla “Dünya Çocuk Hakları Günü” olarak kutlanmaktadır.

“Vatanı korumak çocukları korumakla başlamaktadır. Çocuklar her türlü ihmal ve istismardan korunmalı ve onlar her koşulda yetişkinlerden daha özel olarak ele alınmalıdır.” -Mustafa Kemal Atatürk-

Türkiye açısından bakıldığında, çocuk hakları mevzuatı ülkemizin bu konuya önem verdiğini bizlere göstermektedir. Bunda Türkiye’nin batılı ülkelerle karşılaştırıldığında önemli ölçüde çocuk nüfusuna sahip olması elbette ki etkili olan faktörlerden biridir.

Türkiye’de çocuk hukuku ile ilgili gelişmeler XIX. yüzyılda tüm dünyaya hakim olan anlayışa paralel olarak dini kurumlar tarafından sağlanmıştır. Daha önceki dönemlere indiğimizde yasal olarak da çocuklarla ilgili düzenlemelere rastlamaktayız. Örneğin, Mithat Paşa tarafından çocuk ıslahhanelerine ait bir tüzük çıkarılmış ve uygulanması için Dahiliye Nezaretince 1868 yılında tüm valiliklere gönderilmiştir. Darülaceze kurumunun kurulması ise II. Abdülhamit tarafından gerçekleştirilmiştir. Aynı yıllarda “Dilenciliğin Mealine Dair Tüzük” çıkarılmıştır. Özellikle sokakta dilenen çocukların korunması ve bunların darülacezelerde barındırılması amaçlanmıştır.

   Tahmin edersiniz ki çocuk hukuku ile ilgili birçok düzenleme, cumhuriyet döneminde yapılmıştır. Özellikle medeni kanun ile çocuk haklarının yasal bir zemine kavuşması sağlanırken, bu durumu genişletmek amacıyla da tamamlayıcı nitelikte bazı düzenlemeler yapılmıştır. Çocuğun korunmasına ilişkin ilk özel düzenleme olan 5387 sayılı “Korunmaya Muhtaç Çocuklar Hakkında Kanun” 23 Mayıs 1949 tarihinde çıkarılmıştır. 1979 yılında 2253 sayılı “Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun” çıkarılmıştır. Bu yasaların ardından, çocukların korunması açısından önemli bir yere sahip olan “Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu” 27 Mayıs 1983 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Konuyla ilgili asıl gelişme, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni onaylaması ile yaşanmıştır. Bu onayı Türkiye, 29-30 Eylül 1990 tarihinde, Birleşmiş Milletler Genel Merkezinde çocuklar için yapılan dünya zirvesinde attığı imza ile vermiştir. Sözleşme, 27 Ocak 1995 tarihinde yürürlüğe girerek T.C. Anayasası’na göre iç hukuk normu haline gelmiştir. Unutulmamalıdır ki 2003 yılında anayasamızın 90. maddesi ile uluslararası sözleşmelerin iç hukuk yasalarının ve anayasanın da üzerinde olduğunun kabul edilmesi BMÇHS’nin çocuk müdafi ve mağdur vekili tarafından mutlaka uygulanmasını ve başvurulacak mevzuat haline getirilmesini gerektirmektedir.

İç hukukumuzda uzun süre kısaca “Çocuk Mahkemesi Kanunu” olarak da bilinen 2253 sayılı kanun uzun süre yürürlükte kalmıştır. 2005 yılında yürürlüğe giren ve bugün geçerli olan temel kanunumuz ise 5295 sayılı “Çocuk Koruma Kanunu”dur. Bu kanun ile aslında bir çocuk hukuku kurulmaya çalışılmış ve hem korunmaya muhtaç çocuk hem de suça sürüklenen çocuk ve hakları tek bir kanun ile düzenlenmiştir. Özellikle çocuk hukuku açısından bu kanun önemli bir gelişme olmuştur.

“Adalet Bakanlığı Türkiye genelindeki ceza infaz kurumlarında 16 Ağustos 2016 tarihi itibariyle bin 664 tutuklu ve 790 hükümlü çocuğun olduğunu açıkladı.”

Türkiye İstatistik Kurumu verileri ışığında görmekteyiz ki 2016 yılı sonu itibariyle nüfusu 79 milyon 814 bin 871 olan bir ülkede yaşamaktayız. Bu nüfus içerisinde 22 milyon 891 bin 140 çocuk yer almaktadır. Verilere göre Türkiye'nin çocuk nüfusunun toplam nüfus içerisinde kapladığı alan yıllar geçtikçe azalma göstermektedir. Dünya nüfusunun ise %30,3'ünü çocuklar oluştururken Türkiye 167 ülke arasında en fazla çocuk nüfusuna sahip 96. ülkedir.

Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’nın 2013 yılı verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 16 milyon 706 bin yoksul fert bulunurken yoksul çocukların yoksul fertler içindeki oranı yüzde 44,3 oldu. Ne yazık ki istatistikler her 3 çocuktan 1'inin yoksul olduğuna işaret ediyor.

   

Türkiye’de 2013 yılında ceza infaz kurumuna giren hükümlü sayısı 161 bin 711 iken, ceza infaz kurumuna giren 12-17 yaş grubundaki çocuk hükümlü sayısı 6 bin 132 oldu. Bu çocukların yüzde 97,3’ünü erkek, yüzde 2,7’sini ise kız çocukları oluşturmaktadır. 2016 verileri ise 1664 tutuklu ve 790 hükümlü çocuktan söz etmektedir.

Türkiye’de, 2013 yılında 22 bin 464 çocuk yaşamını yitirdi. İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre 2013 yılında yaşamını yitiren 1235 işçinin 59’u çocuk işçidir. 2014 yılında bu sayı 54 olarak görülmektedir.2014 yılı için her 100 iş cinayetinden üçü çocuk işçileri bulmuştur. Yani can veren her 30 işçiden yaklaşık biri yoksulluktan dolayı çalışan çocuk işçilerdir. Toplamda çalışan çocukların tüm çocuklara oranı 1999’dan bu yana %41’den %56’ya çıkmıştır.

Dünya üzerinde ve ülkemizde, gelişen modern çağa ayak uydurmak şüphesiz ki hız kesmeyen bir gerçekliktir. Günlük hayatın önemli parçalarından birini oluşturan çocuk yaşamı çocuk hakları çatısı altında korunmaya alınırken yasalar, sivil toplum kuruluşları, bildiriler ve daha nice sözü geçen eserler göz önüne gelmektedir. Maalesef tüm bunlara rağmen çocuk sömürüsünün ve ölümlerinin önüne tam anlamıyla geçilememektedir. Sevgi ve farkındalıkla her zaman bir adım daha iyiye ve ileriye gidileceğine inanıyor, çocukların çocuk olmaya hakkı her zaman vardır diyoruz.

[zombify_post]


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

45

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.