Beşiktaş JK yönetim kurulu başkanı Fikret Orman 5 Nisan günü, daha önce Beşiktaş JK’de bir buçuk sezon forma giymiş ve şuan Göztepe SK’nin sözleşmeli oyuncusu olan Demba Ba ile ilgili yöneltilen bir soruya: “Demba Ba çok önemli bir oyuncu, ama biz de onun Beşiktaş’ta oynamasını istiyoruz. Geçen sene, size açıkça söyleyeyim, sakatlıklarının olması oynamaması için bir sebepti. Şimdi kontratları da bitti. Ben de önümüzdeki sene Beşiktaş’ta oynamasını istiyorum açıkçası.” şeklinde cevap verdi.

BJK’nin iki gün sonra Göztepe SK ile Spor Toto Süper Lig 28. hafta müsabakasında karşılaşacak olması nedeniyle Fikret Orman’ın yapmış olduğu bu açıklama kamuoyunda büyük bir tartışma yaratmış olup 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunun “şike ve teşvik primi başlıklı” 11. maddesinin uygulanabilirliği gündeme gelmiştir.
“Şike”, Fransızca kökenli bir kelime olup kanunda “belirli bir spor müsabakasının sonucunu etkilemek amacıyla bir başkasına kazanç veya sair menfaat temin etmek” şeklinde tanımlanmışır. Maddi menfaatin yanı sıra hatır için dahi olsa yapılan bu eylem kanunda suç olarak kabul edilmiş, faillerin bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılmaları öngörülmüştür. Suçun hukuki konusu, spor müsabakalarının haksız rekabet olmadan yapılmasındaki toplumsal menfaattir. Bu nedenle şike topluma karşı işlenen bir suçtur. Aynı maddenin 1. fıkrasının son cümlesine göre kazanç veya sair menfaat temini hususunda anlaşmaya varılmış olması halinde dahi, suç tamamlanmış sayılır.
Kanundaki şike tanımı son derece muğlak olup Resmi Gazete’de yayınlandığı günden beri sonu gelmeyen tartışmalara konu olmuştur. Yapılan değişiklikler de bu soruna bir türlü çözüm olmamıştır. Bir spor müsabakasının sonucunu etkileyebilecek birbirinden bağımsız birçok değişken bulunmaktadır. Bu nedenle şike yapılıp yapılmadığının tespiti son derece zordur. Ayrıca kanunun gerekçesinde de bu konuyla ilgili yeterli açıklama bulunmamaktadır.
Ülkemizde ve dünyada yapılan soruşturmalar ve görülen davalarda ses kaydı, failler arasındaki yazışmalar, müsabaka görüntüleri, banka hesap kayıtları ve benzerleri tek başlarına yeterli delil sayılamamaktadır. Suçun anlaşma aşamasında kalması hali de yine farklı yorumlanmaya açıktır. Anlaşmaya varılmasına rağmen bunun hayata geçirilememiş olmasının, delinin ne olması gerektiği yanıtlanmayı bekleyen sorulardan biridir.

Ciddi yaptırımları olan bu suçun varlığının kabul edilebilmesi için elimizde yeterli delillerin olması gerekir ki bu, ceza muhakemesinin temel direklerinden birini oluşturmaktadır. Futbolcunun o maç bilerek ve isteyerek kendi kulübünün aleyhine eylemlerde bulunduğuna hükmetmek, titiz bir araştırma sonucu ulaşılabilecek bir sonuçtur. Fikret Orman’ın “… şimdi kontratları da bitti. Ben de önümüzdeki sene Beşiktaş’ta oynamasını istiyorum açıkçası.” açıklamasından bir anlaşmanın varlığı ve bunun müsabaka sonucuna etki ettiği sonucuna varmak oldukça güçtür. Sırf bu beyana dayanarak 11/1’deki suçun oluştuğunu söylemek hukuk mantığıyla çelişmektedir.
Bu suç teşebbüs aşamasında kalsa dahi cezalandırılmak istenmektedir. Mezkûr maddenin 3. fıkrası şu şekildedir: Kazanç veya sair menfaat vaat veya teklifinde bulunulması halinde, anlaşmaya varılamadığı takdirde, suçun teşebbüs aşamasında kalmış olması dolayısıyla cezaya hükmolunur. Bu fıkra 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 35/1 fıkrasıyla çelişmektedir. Suça teşebbüs için kastedilen suçun elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icrasına başlanmış olması aranmaktadır. Bu itibarla faildeki suç işleme kastını ortaya çıkaran davranışlar teşebbüsün varlığı için yeterli değildir. Hangi anda suçun icrasına başlandığı yine tespiti zor bir durumdur.

Burada sorgulanması gereken Fikret Orman’ın adı geçen oyuncuyla ilgili “…ben de önümüzdeki sene Beşiktaş’ta oynamasını istiyorum açıkçası.” açıklamasının bir "sair menfaat vaat veya teklif" olup olmadığıdır. Bunun basit bir dilekten öteye geçip geçmediğinin tespiti son derece önemli olup verilecek cevabın açılacak bir soruşturmanın ana ögesi haline geleceği göz ardı edilmemelidir. Anlaşma teklifinde bulunulmasını şike suçunun bir hazırlık hareketi sayarsak ve anlaşma sağlanamadığı takdirde suçun icrasına başlanmadığını kabul etmek gerekirse, müsabaka sonucunun 5-1 Beşiktaş JK lehine sonuçlanmasını elverişli hareketin yapıldığına yönelik değerlendirebilir miyiz? Ya da bahsi geçen sporcunun iyi olmayan bir performans göstermesi, önemli fırsatları değerlendirememesi suçun icrasına başlandığının göstergesi midir? Yoksa sezon sonunda adı geçen sporcunun Beşiktaş JK’ye transfer olduğunda mı suçun icrasının tamamlanmış olduğunu kabul edeceğiz?
Fikret Orman’a, yapmış olduğu bu açıklamayla ilgili olarak Türkiye Futbol Federasyonu Futbol Talimatı’nın “Sportmenliğe Aykırı Açıklamalar” başlıklı 38. maddesi uyarınca hak mahrumiyeti ve para cezası verilmesi gündeme gelebilir.
Kaynaklar:
https://kulacoglu.av.tr/sike-ve-tesvik-sucu/
http://www.ankarabarosu.org.tr/siteler/ankarabarosu/tekmakale/2011-4/2011-4-2.pdf
[zombify_post]
0 Yorum