Çocuk İstismarını Önleme Çalışmaları – 2

"Çocuk İstismarını Önleme Çalışmaları ve Hukukun Bu Bağlamda Önemi" konu başlığı altında birbirini takip eden iki farklı yazı yer alacaktık.7 min


61

İstismar, aynı zamanda hukuki bir sorundur. Yazının bu kısmında istismarın hangi hukuki yollarla güvence altına alındığına değineceğim…

Çocuk İstismarı ve Hukuki Mekanizmaları:

Türkiye’de AB uyum sürecinde kayda değer ilerlemeler gerçekleşmiştir.

  • Çocuk Koruma Yasası (2005),
  • UNICEF Çocuk Hakları Sözleşmesi (1995),
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu,
  • 4320 sayılı Yasa ve Aile Mahkemeleri,
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu  

Çocuk Hakları Sözleşmesi, çocuk haklarının anayasası olarak kabul edilmekte olup çocuk haklarını kayda değer bir sınıflandırma içinde incelemiştir. Çocuk haklarını; yaşamsal haklar, gelişme hakları, korunma ve katılma hakları olmak üzere dört ayrı kategoriye ayırmıştır. Korunma hakları, çocuğun her türlü ihmal, istismar ve sömürüye karşı korunmasını sağlayan haklardır. Bu çerçevede Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 19, 34 ve 39. maddeleri çocuk istismarını ve ihmalini önlemeye yöneliktir. Söz konusu hükümler şunlardır:

“Madde 19:

1. Bu Sözleşme’ye Taraf Devletler, çocuğun ana babasının ya da onlardan yalnızca birinin, yasal vasi veya vasilerinin ya da bakımını üstlenen herhangi bir kişinin yanında iken bedensel veya zihinsel saldırı, şiddet veya suistimale, ihmal ya da ihmalkâr muameleye, ırza geçme dahil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için; yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemleri alırlar.

2. Bu tür koruyucu önlemler; burada tanımlanmış olan çocuklara kötü muamele olaylarının önlenmesi, belirlenmesi, bildirilmesi, yetkili makama havale edilmesi, soruşturulması, tedavisi ve izlenmesi için gerekli başkaca yöntemleri ve uygun olduğu takdirde adliyenin işe el koyması olduğu kadar durumun gereklerine göre çocuğa ve onun bakımını üstlenen kişilere, gereken desteği sağlamak amacı ile sosyal programların düzenlenmesi için etkin usulleri de içermelidir.”

“Madde 34:

Taraf Devletler, çocuğu, her türlü cinsel sömürüye ve cinsel suistimale karşı koruma güvencesi verirler. Bu amaçla Taraf Devletler özellikle:

a. Çocuğun yasadışı bir cinsel faaliyete girişmek üzere kandırılması veya zorlanmasını;

b. Çocukların, fuhuş, ya da diğer yasadışı cinsel faaliyette bulundurularak sömürülmesini;

c. Çocukların pornografik nitelikli gösterilerde ve malzemede kullanılarak sömürülmesini, önlemek amacıyla ulusal düzeyde ve ikili ile çok taraflı ilişkilerde gerekli her türlü önlemi alırlar.”

“Madde 35:

Taraf Devletler, her ne nedenle ve hangi biçimde olursa olsun, çocukların kaçırılmaları, satılmaları veya fuhuşa konu olmalarını önlemek için ulusal düzeyde ve ikili ve çok yanlı ilişkilerde gereken her türlü önlemleri alırlar.”

Anayasa'ya göre usulüne uygun olarak kabul edilen uluslararası sözleşmeler kanun hükmündedir. Bu bakımdan Çocuk Hakları Sözleşmesi, kanun niteliğinde olup Türk Hukuku açısından önem arz etmektedir. Aynı zamanda bu sözleşmeye ek protokoller de Türkiye tarafından usulüne uygun olarak kabul edilmiştir. Sözleşmenin getirdiği yükümlülüğe uygun olarak Türk Hukuk Sistemi çocuk haklarına ilişkin yapısal ayarlamaları yapmaya devam etmektedir.

Çocuk haklarının ihlali ve istismar halinde yargılama usulleri 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu; uygulanacak yaptırımlar 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nda yer almaktadır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103, 104 ve 105. maddelerinde çocuk istismarı suçu ve cinsel taciz suçu düzenlenmiştir:

“Çocukların cinsel istismarı

Madde 103- (1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden;

a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar anlaşılır.

(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz.

(3)…”

“Cinsel taciz

Madde 105- (1) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikayeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

…”

5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’na göre çocuğun cinsel istismarı hakkında kuvvetli şüphe olması tutuklama nedeni sayılmaktadır. Çocuğun cinsel istismarında delillerin toplanması süreci CMK m. 236’da düzenlenmiş ve çocuğun psikolojik süreci güvence altına alınmaya çalışılmıştır. Söz konusu hüküm şöyledir:

“Mağdur ile şikâyetçinin dinlenmesi

Madde 236 – (1) Mağdurun tanık olarak dinlenmesi halinde, yemin hariç, tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır.

(2) İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk arz eden haller saklıdır.

(3) Mağdur çocukların veya işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş olan diğer mağdurun tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulur. Bunlar hakkında bilirkişilere ilişkin hükümler uygulanır.”

5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nda mağdurları korumaya yönelik olumlu karşılanan şu hüküm de yer almaktadır:

“Katılanın hakları

Madde 239 – (1) Mağdur veya suçtan zarar gören davaya katıldığında, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteyebilir.

(2) Mağdur veya suçtan zarar görenin çocuk, sağır ve dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede akıl hastası olması halinde avukat görevlendirilmesi için istem aranmaz.”

Genel olarak 5237 sayılı TCK ve 5271 sayılı CMK hükümleri incelendiğinde çocuk haklarının ihlali ve ihmali olmak üzere pek çok hususu kapsayacak şekilde düzenlemeler yer almaktadır. 5237 sayılı TCK’da cinsel istismar üç ayrı yaş aralığını kapsayacak şekilde düzenlenmiştir. Bu yaş aralıkları 12, 12-15 ve 15-18 yaşlarındaki çocukları kapsamakta olup verilecek cezaların sınırlarını teşkil eder. Eski TCK ile karşılaştırıldığında yeni TCK’da cinsel dokunulmazlığı ihlal eden, özellikle çocuklara karşı işlenen cinsel suçların, cezalarında caydırıcılığa neden olması amacıyla arttırıma gidilmesi olumlu olarak karşılanan değişimlerdendir.

Kabul edilen uluslararası antlaşmaların getirdiği yükümlülükler çerçevesinde yapılan düzenlemeler ve Türk Hukuku mevzuatında yer alan hükümler ele alındığında Türk Hukuk Sisteminin hukuki açıdan gerekli önlemleri aldığı söylenebilir. Kanaatimce eksiklikler kanun hükümlerinin uygulamaya dökülmesi aşamasında ortaya çıkmaktadır. İstismar mağduru çocukların çoğunun uğradığı istismarı sakladığı, saklamak zorunda bırakıldığı varsayılırsa olayın mahkemeye intikali bu sebeplere dayanarak gerçekleşmeyebilir.

İstatistiklere bakıldığında da istismara uğramış bireylerin %5-10’unun yargı yolunu seçtiği görülür. Bunun için çocuk, aile ve öğretmenler başta olmak üzere toplumun hukuki süreç hakkında bilgilendirilmesi, sahip oldukları hakların öğretilmesi gerekmektedir. İstismar mağduru çocuklar için tanı, koruma ve delil toplama açısından güvenliklerinin sağlandığı ve gelişimlerinin tehlikeye düşmesinin engellenmesinin sağlandığı merkezlerin nitelikleri ve nicelikleri arttırılmalıdır. Yargı süreci mümkün olduğunca kısa tutulmalıdır. Bu sayede mahkemeye intikal eden olay sayısı artabilir ve çocuğun süreçten göreceği zarar en alt seviyeye indirgenebilir. İstismarın genel anlamda fiziksel ve duygusal şiddeti de içerdiğini unutmamak gereklidir. Çocuk ihmalinin TCK’nda şikayete bağlı koşuluyla düzenlenmesi ihmalin ortaya çıkmasını engellemektedir. Bu konu hakkında yeni düzenlemelere yer verilmelidir.

Sonuç olarak; çocuk istismarı toplumu ilgilendiren bir sorun olup sağlıklı nesiller yetiştirilmesinin önünde büyük engel teşkil etmektedir. Sosyal bir problem olmasının yanında insan ve çocuk hakları bakımından incelendiğinde çocuk istismarının aynı zamanda büyük bir hukuki sorun teşkil ettiği söylenebilir. Toplumu yönetmek için kullanılacak olan yegane araç hukuktur. Bu yüzden hukuki düzenlemeler de toplumu çocuk istismarı hakkında bilinçlendirmeye yöneltmelidir. Cezaların arttırılması çocuk istismarının azaltılması ve önlenmesi hususunda beklenilen etkiyi yaratmamıştır. Bu da gösteriyor ki hukuk aracılığıyla sosyal çözümlere yoğunlaşılmalıdır.

KAYNAKLAR:

  1. UĞURLU, GÜLSEN, “Çocuk Hakları Ve Hukuku Bağlamda Çocuğun İhmal Ve İstismardan Korunması”.
  2.  KAYTEZ, YÜCELYİĞİT, KADAN, “Çocuğa Yönelik İstismar ve Çözüm Önerileri”.

[zombify_post]


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

61

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.