Savunma Hakkının Sınırı

Savunma hakkı nedir? Savunma hakkının sınırı nerede başlar? Savunma hakkıyla bağdaşan diğer haklar nelerdir?4 min


38

Savunmak bir iddiaya,bir görüşe ya da bir teze karşı kişinin kendi fikir, düşünce ve diğer argümanlarını ileri sürmesidir. Savunma hakkı ise bir hukuk devletinde iddia makamının yönelttiği iddialara karşı hukuk düzeninin koruduğu ölçüde itirazda bulunabilme,gerekli açıklamaları yapabilme hakkıdır. Bu bilgiler dikkate alındığında ülkemizde savunma hakkına yönelik bakış açısını anlamak için düzenlenen kanunları incelemek gerekir.

Öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2.maddesinde belirtildiği üzere demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Hukuk devleti ise temel hak ve özgürlüklerin koruma altına alındığı ve kişilere hukuksal güvence sağlayan devlet olarak tanımlanabilir. Bir hukuk devletinin en önemli süjesi yargılamadır. Yargılama ise sav yani iddia, savunma ve karar makamlarından oluşur. Kişinin,yargılamanın bu makamlarından birini kullanabilmesi ya da birinde görev alabilmesi için hak arama hürriyetinin bulunması gerekir.Hak arama hürriyeti Anayasa’nın 36.maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir: “Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme,görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.” İşte burada açık bir şekilde kişilere uğradıkları hak ihlallerine karşı meşru vasıta ve yollarla hak arama hürriyeti sunulmuş, aynı zamanda adil yargılanma hakkına da değinilmiştir. Yargılama süreci muhataplara karşı tarafsız ve bağımsız bir şekilde yaklaşılması gereken bir süreçtir. Bu süreçte dikkate alınması gereken en önemli husus masumiyet karinesidir. Masumiyet karinesi de Anayasa’da düzenlenmiş ve yargılamada büyük öneme haiz olan bir müessesedir. Buna göre suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılmaz. Bu durumda iddia makamının ileri sürdüğü tezler ne kadar öneme sahipse savunmada bir o kadar önemlidir.Ceza yargılamasının amacı maddi gerçeğe ulaşmaktır. Maddi gerçeğe ulaşmak için iddia kadar savunmanın da tahkik olunması ve her ikisine de eşit imkan tanınması gerekir. Aynı zamanda savunma hakkı kişinin yaşama hakkı kadar önde gelen kutsal bir hakkıdır.İddianın doğruluğu varsayımından hareketle ceza hükmü kurulamaz, kurulmamalıdır. Savunma hakkı ile bağlı olan bazı haklar vardır. Bunlar şu şekilde sayılabilir:

  • Adil yargılanma hakkı
  • Tarafsız ve bağımsız tabi hakim ilkesine uygun mahkemede yargılanma hakkı
  • Aleni yargılanma hakkı
  • Makul sürede yargılanma hakkı
  • İfade ve sorguda haklarını ve isnadı öğrenebilme hakkı
  • Müdafi yardımına başvurabilme ve buna bağlı olarak ifade ve sorgu sırasında yanında müdafi bulundurabilme ve onun yardımını isteyebilme hakkı.

Bu haklar yargılamanın sağlıklı ve doğru sonuçlara varabilmesi için savunma makamının sahip olduğu haklardır. Bu haklarda dikkat çeken bir husus,savunmanın sadece şüpheli veya sanık tarafından değil bir müdafi tarafından da yapılabileceğidir. Müdafi, şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukatıdır. Müdafi savunmasını yaparken sanığın emri altında değildir. Ancak sanık veya şüphelinin verdiği beyanları esas alarak savunmasını gerçekleştirir. Bir avukata neden bir katil zanlısını ya da hırsızlık şüphesiyle yargılanan birini savunduğu sorulamaz veya bu sebepten dolayı  avukat kınanamaz. Avukat burada savunma hakkının kutsallığı gerekçesiyle başta Anayasa, CMK ve AİHS olmak üzere milli ve milletlerarası mevzuatlarda düzenlenmiş bir hakkın kullanılmasına aracı olmaktadır. Yargılamanın doğru ve hakkaniyetli sonuçlanabilmesi için savunmaya bir kutsallık atfedilmiştir. Ancak atfedilen bu kutsallıkta ölçüyü korumak gerekir. Müdafi kişisel inancı ne olursa olsun sanık aleyhine sonuç doğuracak şekilde davranamaz. Öte yandan müdafiliğin kötüye kullanılması suç sayılmıştır.

Son zamanlarda avukatlık mesleğini medyatikleştirmeye çalışan ya da TBB tarafından yayımlanan Reklam Yasağı Yönetmeliği’ne rağmen kendi reklamını yapmak, günümüz tabiriyle fenomen olmak amacıyla toplum nazarında dikkat çeken, toplumu derinden etkileyen ve üzen davalarda karşı tarafın (sanık veya şüpheli) vekaletini alıp ki böyle bir şey yapmasının hukuken ve özellikle savunma hakkı açısından bir sakıncası yoktur. Ancak işi ileri götürerek müvekkilinin beraatı ve bundan daha önemlisi elde edilen bu beraat kararıyla iyi ya da kötü bir şekilde reklamının yapılması için sanık veya şüpheliye kendisinin bile inanmadığı kurmaca bir senaryo ile ifadesini değiştirtmesi, savunma hakkının kötüye kullanılmasından başka bir şeyle açıklamak maalesef ki mümkün gözükmüyor. Bu kötüye kullanmanın varlığının ispatı çok zordur. Hatta bazı durumlarda imkansız olduğu düşünülürse bu yapılanın, hukuk mesleğine karşı mesleği lekeleyen, küçük duruma düşüren, avukatlığı yalancılık mesleği gibi gösteren bir durum olduğu söylenebilir. İspatı zordur çünkü sanık veya şüpheli ile avukatın görüşmeleri, yazışmaları gibi bilgi ve belgeler gizli tutulur, üçüncü kişiler sanık ile avukatı arasında konuşulanları bilemez. CMK m. 154′ te  avukat ile müvekkilin  konuşmalarının denetime tabi olmaması, gizli tutulması gibi bir durum vardır. Bu gizlilik yargılamanın bağımsızlığı ve savunmanın özgür bir ortamda yapılabilmesi için uygulanan bir gizliliktir. Yoksa avukatın işlenen suçu örtbas edip ceza alınmasını önleyecek şekilde bir kılıf uydurup yargılama esnasında kendisini bu yalanlara karşı savunamayacak olan bir tarafın durumunu daha da kötü bir hale getirmesi için değil.

Avukatlık mesleği başta olmak üzere hukukun hangi alanında olursa olsun yapılan tüm meslekler çıkar, ün, nam, şöhret için yapılmamalıdır. Hukuk mesleğinin kendisi şanlı, gurur duyulası bir meslektir. Bu mesleği hakkıyla yapan herkes de bu gurura layıktır zaten. En doğru, en adaletli ve hakkaniyetli yargılamanın yapılabilmesi için iddia makamının yönelttiği iddialara karşı  savunma makamının da bu hakkı kötüye kullanmadan görevini yerine getirmesi gerekir. Hiçbir hak, sahibine sınırlarını aşan yetkiler tanıyamaz. Sınırları aşmadan adalete hizmet eden hakkaniyetli kararların verildiği  bir yargı sistemi  hukuk devletinde yaşayan herkesin hakkıdır.

Kaynakça

[zombify_post]


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

38
edaclcn

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.