Doğu Asya ülkeleri, insan hakları savunucularının büyük tehdit altında olduğu ülkeler listesinde başı çekiyor. Bu ülkelerde cinsiyet rollerini yıkıp Asya halkları için savaşan ve hücre hapsinden psikolojik işkenceye her türlü istismara uğrayan 5 cesur kadın.

Çinli avukat Wang Yu’nun hikayesi, belki de en çarpıcılarıydı.
Gece saat 01:00 olmuş ama Wang Yu’nun gözüne uyku girmiyor. Endişeli. Neden hâlâ aramıyorlar ki?
Kocası, 16 yaşındaki oğluyla beraber Pekin havaalanından Avustralya’ya gitmek için yola çıkmıştı. Şimdiye kadar pasaport kontrolünü geçmiş olmalılardı ama defalarca arasa da bir türlü onlara ulaşamıyordu.
O da ne? Bir anda elektrik kesildi, internet bağlantısı gitti. Wang bir şeylerin yanlış gittiğini işte o zaman anladı. Kapının önünde bir grup adamın sesini duydu. “Kim var orada?” diye bağırdı Wang.
“Şimdi içeri dalacaklar” diye düşünürken sesler bir anda kesildi.
“Birileri beni rahatsız etmeye çalışıyor” diye düşündü. Bu, ilk defa olmuyordu.
İnsan hakları avukatı Wang Yu, şimdi 46 yaşında. “Feminist beşli” grubundan, azınlık hakları için savaşan Uygur aktivist İlham Tohti’ye kadar birçok önemli ismi savundu.
Ticaret Hukuku alanında çalışırken 2008’de bir tren istasyonunda yaşadığı olay, insan hakları avukatı olmasında rol oynadı.
Wang bir gün arkadaşını tren garında uğurlamak isteyince, bileti yok diye platformdaki bir görevliden azar yedi. Görevliyi yetkililere şikayet ettiğindeyse, mahkeme adama değil, kendisine 2,5 yıl hapis ceza verdi. Hem de adamı kasten yaraladığı iddiasıyla…
Wang “O dönem birçok aktivist bana haklarımı savunmam için destek verdi. Ben de hukuk bilgimi kullanarak başkalarına yardım etmek istedim” diyor.
O geceye geri dönelim… Wang kapıdaki sesler durunca rahatlamıştı ama bir saat sonra elektrikli matkabın sesini duydu. Pekin Ulusal Güvenlik Bürosu’ndan onlarca gizli polis eve daldı, Wang’ı kelepçeleyip başına çuval geçirdi ve onu dışarıda bekleyen kamyonetin içine sürükledi.
Avukat Wang’ın yaşadıkları aktivist ve hukukçuları hedef alan baskı dalgasının da başlangıcıydı. Çin Devlet Başkanı Şi Jinping iktidarı altında “zorla kaybolmalar” yasallaştı. Polis, birini yeri bilinmeyen bir gözaltı merkezinde aylarca tutabilme yetkisine sahip.
Wang Yu için en zoru, gözaltındaki ilk haftasıydı. Kelepçeli bir şekilde sandalyenin üzerine oturtuldu. Tam altında, kırmızıya boyanmış küçük bir kare vardı. Bu çizgilerin biraz dışına çıktığı an tokat atıyorlardı.
İki kadın gardiyanın onu çırılçıplak soyunup dans etmeye zorladığı günü asla unutmadı:
“Bugün bile o zalimliği anlamıyorum. Bir kadın bir başka kadına nasıl böyle davranabilir?”
Bu işkence yöntemleriyle istenen, müvekilleriyle ilgili konuşmasıydı. Günlerce psikolojik işkence ve sorguya dayandı ama sonra bildiklerini anlatmaya başladı.
6 aylık gözaltı sonrası da “hükümeti devirmeye çalıştığı” iddiasıyla hüküm giydi.
Hükümet yetkilileri Wang’ın çalıştığı hukuk şirketini, protestocuları yasa dışı olarak işe almakla ve yargıyı aldatmaya çalışmakla suçladı.
2016 yılında devlet televizyonuna çıkarılan Wang Yu, “dış güçleri” çalıştığı hukuk şirketini kullanarak Çin hükümetini yıkmaya çalışmakla suçladı.
Wang yaşadıklarını “Televizyona çıkmaya zorlandım. Korkunç hissettim. Aslında sahte bir konuşma olduğu çok açıktı bence” sözleriyle anlattı.
Konuşmasından 1 ay sonra bırakıldığında hiçbir şey aynı değildi. Ailesine hapisten çıkacağı söylenmemişti bile. Oğlu Bao okulu için Avustralya’ya gidemedi ve gözetim altında, akrabalarının yanında Moğolistan’da yaşamaya zorlandı. Kocası ise bir yıllık gözaltı sürecinden yeni çıkmıştı.
Wang Yu serbest bırakıldı ama ailesiyle beraber 24 saat gözetim altında olan bir evde yaşamak zorunda kaldı.
Yüz tanıma sistemleriyle eve gelen gidenin kaydı alındı.
Gizli polisler Wang’ı günlük işlerini yaparken, oğlu Bao’yu da okula giderken takip ediyorlardı.
Bao sınıfta ders dinlerken 3 kamera onu izliyordu.
Wang Yu artık davalara bakacak gücü kendinde bulamıyor, baskı altında hissediyor.
Wang Yu sonunda evi Pekin’e döndü ama normal hayatına dönemedi. Hala izlendiğini hissediyor, bazı arkadaşları ve akrabalarıyla ilişkisinden fedakarlık ettikçe yalnızlaşıyordu.
Sağlık sorunları süren Wang’ın umutları, sonunda Çin’i terk ederek eğitimi için yurtdışına gitmeyi başaran oğlu için:
“Umarım oğlum benim yaşıma geldiğinde Çin demokratik ve özgür bir ülkeye dönüşmüş olur.”

“Genç kadınlar da demokrasi mücadelesinde
yer almalı.”
Maria Chin Abdullah, Malezya’nın en tanınmış demokrasi yanlısı aktivistlerinden biri.
Bu yıl ülkesinde özgür ve adil seçimler yapılması için on binlerce protestocuyu sokağa çağıran “Demokrasi Yürüyüşü”nün de liderlerinden.
Chin, Malezya hükümetine yönelik yolsuzluk suçlamalarına karşı protestolardan bir gün önce gözaltına alındı.
10 gün boyunca penceresiz, karanlık bir hücrede hapis tutuldu.
Hücreden sadece her gün 8 saat süren sorgular için çıkarılıyordu.
Chin, “Gözlerimi bağladıkları için beni günlerce nerede tuttuklarını hâlâ bilmiyorum” diyor.
Malezya’da terörle mücadele yasaları kapsamında şüpheliler 28 güne kadar gözaltında tutulabiliyor.
Chin, 10 Mayıs seçimlerinde muhalefet ittifakı Pakatan Harapan’ın (Halkın Umudu) çatısı altında aday oldu ve muhalefetin tarihi zaferiyle Meclis’e girmeye hak kazandı.

“Cinsiyet eşitliği için bugün sesimizi çıkarmazsak daha sonra şansımız olmayacak.”
Huynh Thuc Vy, internet ve medyanın sansür altında olduğu Vietnam’da İnsan Hakları için Vietnamlı Kadınlar grubunun başkanıydı.
Etnik azınlıklara yönelik tutuklama ve istismara karşı bir blog yürütüyor, Vietnam hükümetini eleştirdiği blog yüzünden 10 yıl hapis cezası alan babası Huynh Ngoc Tuan’ın izinden gidiyordu.
Polis gözetimi, sorgu ve tacizler onun için bir yaşam tarzı haline gelmişti. 2012’de Güney Çin Denizi ile yaşanan toprak paylaşımı krizi protesto edilirken en korkunç gözaltı sürecini yaşadı.
Polisler onu ülkenin bir diğer köşesine sürükleyip 12 saat sorguladı ve gece yarısı bir benzin istasyonuna bıraktı.
Genç kadın sorgu yöntemlerine dayandı ve tek kelime etmedi.
Bugün ülkesi Vietnam’ı “yüzlerce yıldır kadınları siyaset, ekonomi ve eğitim tartışmalarından izole etmekle” suçluyor.
Kadınların ülkesinde daha iyi bir gelecek inşa etmesi için insan hakları savunuculuğunun tek yol olduğunu söylüyor.

“Kadınlar için kötü sonuçlara yol açmayacak, aynı zamanda hak mücadelesini sürdürecek yollar bulmak zor.”
Tayland Ordusu’nun sindirme politikalarına sesini yükseltmenin Anchana Heemina için bazı sonuçları olacaktı.
Aktivist Heemina asker ve polis olduğuna inandığı bazı kişilerce internetten taciz ediliyor, bazen ölüm tehditleri alıyordu.
2008’de Tayland’ın güneyinde Müslümanların ayaklanmasına öncülük ettiği gerekçesiyle eniştesi tutuklandığında, aktivizm hayatı başladı.
Kız kardeşiyle beraber yargı sistemi karşısında bir mücadeleye girişti. Duay Jai adlı grubu kurarak, isyanda gözaltına alınanların ailelerine de yardım etti.
Duay Jai ve 3 sivil toplum örgütü, Müslüman isyancılara askeri kamplarda işkence edildiği iddiaları nedeniyle internette orduyu kınayan bir rapor yayınladı. Tayland Ordusu ise Heemina’nın “hayal kurduğunu” söyleyerek iddiaları reddetti.
Hakkındaki hakaret suçlamaları daha sonra düşürüldü ve işkence iddialarıyla ilgili soruşturma açıldı.

“Kanunlar adil değil, isteğe göre eğilip bükülüyor, genişletilip daraltılıyor.”
Myanmarlı aktivist Phyoe Phyoe Aung, parmaklıklar ardında olmaya alışık. 3 kez gözaltına alındı ve 2 kez hapis cezasına çarptırıldı.
Daha 17 yaşındayken 2007-2008 Safran Devrimi’ne destek verdiği için dönemin askeri hükümeti tarafından aranıyordu.
O dönem Myanmar’daki ekonomik ve siyasi durum protesto ediliyordu.
2008’de Nargis Kasırgası çıktığında artık cesetler sokaklara yayılmıştı. Genç kadın gizlenmeyi bıraktı ve kimliği belirsiz cesetleri gömmeye çalışanlara yardım etti.Yetkililer tarafından tutuklandı ve 4 yıl hapis cezası aldı.
2015’te bu defa ülkenin en büyük öğrenci protestolarına liderlik ettiği için gözaltına alındı. Öğrenciler yeni çıkarılan eğitim yasasının ifade özgürlüğünü kısıtlayacağını savunuyordu.
Phyoe, hapisteyken kitaplarından mektuplarına her şeye el koyarak baskıyı sürdürdüklerini söylüyor.
Aung San Suu Kyi’nin ülkenin fiili lideri olduğu 2016’da hakkındaki suçlamalar düşürüldü.
Phyoe “Evet Myanmar’da bir şeyler değişiyor ama asıl önemli soru, bu ülke demokrasi mücadelesini sürdürme yolunu benimsedi mi?” diye soruyor.
Phyoe bir yandan evde çocuğuyla ilgilenirken, sahalardan uzaklaştı ve bir sivil toplum örgütünde çalışıyor.
Öte yandan yeni kuşak öğrencilere şu çağrıyı yapıyor:
“Ülkeyi sağlamlaştırmanın yolu eğitim reformlarından geçiyor.”
KAYNAKÇA
http://www.bbc.com/news/world-asia-china-35309002
http://www.bbc.co.uk/news/resources/idt-sh/asia_women_activists
[zombify_post]
0 Yorum