Genel

Beş Farklı Ülke, Beş Farklı Hukuk Eğitim Modeli

6 min


63

Son zamanlarda Türkiye’de hukuk fakültelerinin sayılarının çoğalması, fakültede verilen eğitimin teorik kalması, düşünsel anlamda eğitime yeterli özenin gösterilmemesi hukuk fakültelerinin niteliği hususunda kuşkular yaratmış ve bazı hukukçular tarafından bu durum “hukukçu enflasyonu” olarak nitelendirilmiştir. Pek çok hukukçu-araştırmacı Türkiye’de öğrencilerin teorik bilgiler ile boğulduğunu ifade etmektedir ve uygulama alanındaki eksikliklerden yakınmaktadır. Yine yakın zamanda avukatlık yeterlilik sınavının getirilmesi ve Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit tarafından hukuk fakültelerindeki eğitimin 5 yıla çıkarılmasının önerilmesi hukuk fakültelerindeki eğitimin niteliği konusundaki tartışmalara ivme kazandırmıştır. Peki ya hukuk eğitimi diğer ülkelerde nasıldır? Mezun olduktan sonra iş imkanları nelerdir? Siz, değerli okuyucularımız, için derlediğim Türkiye, Fransa, Almanya, İsviçre ve İngiltere örnekleri üzerinden kısa bir değerlendirme yapmaya ne dersiniz? 

1)Türkiye

Türkiye’de lisans eğitimi lise sonrasında yapılmaktadır. ÖSYM tarafından tüm ülkede yapılan YKS ve TYT sınavları sonucu belirlenen sıralamalarda hukuk fakültesini tercih edecek adayın EA türünde ilk 150.000 içerisine girmesi gerekmektedir. Eğitim süresi dört yıldır. Türkiye’deki hukuk eğitiminde devlet sınavı adında merkezi bir bitirme sınavı bulunmamaktadır. Türkiye’de hukuk fakültesini bitiren bir kişi hukukçu sıfatını kazanır ve hukuk danışmanı olarak çalışabilir. Ancak hakim ve savcı olmak için sözlü ve yazılı olarak iki aşamada gerçekleştirilen hakimlik sınavını kazanmak ve iki yıl staj yapmak gerekmektedir. Türkiye’de avukatlık için henüz bir sınav şartı aranmamaktadır. Avukat olmak isteyen hukuk mezunları, bir yıllık avukatlık stajından sonra avukatlık hakkını kazanmaktadır.

2)Fransa

Fransa’da hukuk eğitimi, devlet tarafından düzenlenen üniversite öğrenimi ile verilmektedir ve herhangi bir hukuk fakültesine kayıt olabilmek için “Baccalaurelat” sınavını geçme şartı aranır. Fransa’da hukuk eğitimi üç aşamadan oluşmaktadır. Eğitimin iki yıl süren ilk basamağında, hukuk, politika ve ekonomi alanında temel bilgiler verilmektedir. Bu eğitimin sonunda yapılan sınavda başarılı olan öğrencilere diploma verilmektedir. Fakat bu diploma her alanda çalışma imkanı tanımadığı için hukuk öğreniminin ikinci aşamasına geçme tercih edilmektedir. İkinci aşamada iki yıl süresince eğitim, hukuk öğrencilerine uzmanlık eğitimi verilir. Bu öğrenime başlayan öğrencilerin, aşağı yukarı yüzde onbeşi tarafından diploma elde edilir. Hukukçu olarak görev yapabilmek için bu dört yıllık eğitim yeterlidir. Fakat klâsik ve çok arzulanan hukuk meslekleri yapmayı tercih edenler üçüncü bir öğrenim basamağına geçmeye çaba gösterirler.

Hukuk eğitimi iki yol izlenerek gerçekleştirilir: çalışma grupları ve konferans eşliğinde. Çalışma grupları 20-40 öğrenciden oluşur ve öğrenciler önemli konularda araştırma yapar, kompozisyon yazar, karar analizi yapar ve olay çözümler. Bu yolla öğrencilerin hukuki düşünce kapasitelerinin geliştirilmesi amaçlanmaktadır.

Fransa’ da eğitimin üç aşamalı olması üç farklı diploma türünün olması sonucunu doğurmaktadır: 

  • Özel hukuk
  • Kamu hukuku
  • Uluslararası hukuk

Fransa’da meslekî eğitim sağlayan çokça eğitim kurumu vardır: 

  • Avukatlık okulları 
  • Noter okulları
  • Hâkim ya da savcı okulu

Bu eğitim kurumları adayları zorlu bir sınav sürecinden geçirerek seçmektedir. Çünkü her yıl belli miktarda öğrenci alımı yapılmaktadır. Örneğin, hâkim olmak için her yıl aşağı yukarı 4000 öğrenci başvurmaktadır. Bu öğrencilerden en iyi 100 tanesi hâkim okuluna alınmaktadır. Hâkim okulundaki eğitim, üç yıl sürmektedir ve hem teorik, hem uygulamaya yönelik dersler içermektedir. Bu eğitimin sonunda, hem öğrencilerin performansları, hem de açıkta bulunan kadroların durumu gözetilerek, hangi adayın nerede görev yapacağı belirlenmektedir.

3)Almanya

Almanya’da hukuk öğrencileri felsefe ve sosyoloji ağırlıklı bir eğitim almaktadır. Almanya’da farklı olarak hukuk eğitiminde devlet sınavı adında merkezi bir bitirme sınavı bulunmamaktadır. Aynı zamanda üniversiteye giriş için merkezi bir sistem de bulunmamaktadır. Bu yüzden üniversiteler öğrencileri lise diplomalarına göre seçmektedir ve “Abitur” derecesiyle mezun olan öğrenciler üniversitede okuma hakkına sahip olmaktadır. Buradan da anlaşılacağı üzere Almanya’da hukuk fakültelerine kabul almak çok zor olup, sınavlarda en başarılı olan öğrenciler hukuk fakültelerinde okuma hakkı kazanmaktadır. 

Hukuk eğitimi, ikiye ayrılır: Temel Eğitim ve Ana Eğitim. Temel bilgilerin verildiği Temel Eğitim, dört dönem sürmektedir. Bu süreç içerisinde hem sınavlardan geçip belli kredileri toplamak, hem de olayın çözülmesi hakkında yazılan bir rapordan oluşan ödevlerini yapmak durumundadır. Ayrıca tatil süreleri boyunca öğrenciler 4 haftayı doldurmak kaydıyla avukatın yanında, mahkemede ve herhangi bir kamu idaresinde staj yapmak zorundadır. Ana Eğitim de uzmanlaşma ve derinleşmeye yönelik bilgiler öğrenilir. Temel Eğitim sonrası, birinci devlet sınavına girilir. Bu sınavda kural olarak üç özel hukuk, iki kamu hukuku ve bir ceza hukuku alanında olmak üzere toplam altı tane beş saatlik yazılı sınavın başarıyla verilmesi gerekmektedir. Bu sınavlarda belli bir ortalamayı tutturanlar sözlü sınava girmeye hak kazanırlar. Bu sözlü sınavda da belli bir ortalamayı yakalayanlar üniversite hukuk eğitimini başarıyla tamamlamış ve devlet sınavını geçmiş sayılırlar. Hukuk öğrencilerinin devlet sınavına iki kez girme hakkı bulunmaktadır ve birinci devlet sınavını geçemeyen bir öğrenci hukuk fakültesinden mezun olamamış sayılır.  Gelelim ikinci devlet sınavı meselesine! İkinci devlet sınavını geçenler Eyalet Adalet Bakanlıklarına hakim ve savcılık için başvurur. Adalet bakanlıkları kendi kriterlerine göre, özellikle birinci ve ikinci devlet sınavlarında alınan puanlara göre hâkimliğe/savcılığa kabul eder. İkinci devlet sınavından daha düşük puan alanların serbest avukatlık yapma hakları bulunmaktadır. Kısacası Almanya’da söz konusu meslekleri icra etmek isteyenler, öncelikle birinci devlet sınavını geçmek, iki yıllık staj yapmak ve ikinci devlet sınavını da geçmek zorundadır. 

4)İsviçre

İsviçre de federatif bir devlettir. Bu sebeple yükseköğretimle ilgili düzenlemeleri her bir kanton ayrı ayrı yapma hakkına sahiptir fakat genel olarak, kantonlar arasında “yükseköğretim” açısından büyük benzerlikler bulunmaktadır. Ülkede “yükseköğretim” için temel koşul, bir “konfederasyonal bir lise diplomasına” sahip olmaktır. Bu diploma ise üniversite eğitimi için bir yeterlilik belgesi niteliğindedir ve bu diplomaya sahip olan herkes hukuk fakültesinde eğitim görme hakkına sahiptir. Yani İsviçre’de de merkezi bir sınav sistemi bulunmamaktadır. 

Avukatlık ile ilgili düzenlemeleri yapma yetki ve görevleri, kantonların kendilerine bırakılmıştır. Hâkimlik-savcılık mesleği, seçilme usulleri İsviçre’de Türkiye’deki sistemden tümüyle farklıdır. Ülkedeki kantonlardan dolayı, “merkezil”, seçilme usulleri bulunmamaktadır. 

Hâkimlik için üç farklı derecelendirme vardır: 

  • Kantonal bölgelerdeki ilk derece mahkeme hâkimleri, 
  • Kantonal bölgelerdeki yüksek hakimler
  • Federal konularla ilgili olmak üzere Lozan’daki Federal Yüksek Mahkeme hâkimleri

İlk derecelendirmeye giren hâkimler, birçok küçük kantonda halk oylaması ile seçilirler ve adayların mutlaka hukuk fakültelerinden birini bitirmiş olma zorunluluğu yoktur. İkinci derecelendirmedeki hâkimler ise bazı kantonlarda Kanton Meclisi tarafından, geri kalanlarında ise yine halkoylaması ile seçilip atanırlar. Üçüncü ve son derecelendirmede yer alan hâkimler ise Federal Meclis tarafından seçilir ve atanırlar. Bu hâkimler için de hukukçu olma zorunluluğu bulunmamaktadır.

Pek çok kantonda, Türkiye’deki gibi yaygın şekilde, Noterlik büroları bulmak mümkün değildir. Bu görevleri çoğunlukla avukatlar yasal olarak yaparlar. 

5)İngiltere

İngiltere Anglo-Sakson hukuk sisteminin uygulanır. Bu yüzden Türkiye’nin de benimsemiş olduğu Kıta Avrupası hukuk sisteminden oldukça farklı bir eğitim sistemi uygulanmaktadır. Kıta Avrupası ülkelerinde, hukuk eğitimi genellikle hakimlik mesleğinin baz alınarak yapılır fakat İngiltere’de avukatlık mesleği baz alınır. Bunun nedeni de, İngiltere’de hakim olmak için özel bir mesleki eğitimin şart olmamasıdır.  Uzun süre avukat olarak çalışan hukukçular, başarılı olmaları durumunda hakim olarak seçilirler.

İki ayrı hukukçu tipi vardır:  solicitor ve barrister’ler. 

Bu tipler arasındaki eğitimler ve sınavlar birbirinden farklıdır. Solicitor ya da barrister olan bütün hukukçular bir hukuk eğitimi almıştır ama bu zorunlu değildir. Herhangi bir eğitim alınmadan da solicitor olunabilir. 

Hukuk eğitimi İngiltere’de 19. yüzyıldan sonra üniversitelerde yapılmaya başlanmıştır. Bu ülkede hukuk eğitimi iki akademik aşamadan oluşur: lisans ve lisans sonrası. Lisans eğitimi aşağı yukarı üç yıl sürer. 

Dersler konferans, seminer ve öğretici biçiminde verilmektedir. Bir ya da iki haftalık aralarla gerçekleştirilen çalışmalarda öğrenciler 5-10 kişilik küçük gruplar halinde organize edilirler. Bu organizasyonlarda, küçük makaleler hazırlanır. 

KAYNAKÇA

  • TÜRKİYE VE ALMANYA`DA HUKUK EĞİTİMİ – DİPLOMALARIN DENKLİĞİ, Rauf KARASU, LL.M. Dr. Jur. (Heidelberg)
  • HUKUK EĞİTİMİNDEKİ SON GELİŞMELER VE KARŞILAŞTIRMALI HUKUKUN HUKUK EĞİTİMİNDEKİ ROLÜ, Doç. Dr. Arzu OĞUZ
  • “GELENEKTEN GELECEĞE” TÜRKİYE’DE HUKUK EĞİTİMİ “From Tradition to Future” The Legal Education in Turkey, Oğuz Gökhan AYDIN

[zombify_post]


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

63

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.