Basiretli İş Adamı Kavramı
TTK m. 18/2: Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.
Türk Ticaret Kanunu’nun 18. maddesinin ikinci fıkrasında tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği düzenlenmiştir. Basiretli bir iş adamı gibi hareket etme deyimi ile kastedilen; tacirin, ticari işletmesi ile ilgili bir faaliyetinde, tedbirli ve öngörülü bir tacirin aynı durumda göstereceği özeni göstermesidir. Basiret, sözcük anlamı itibarıyla, gerçeklerin yanılmadan görebilme yeteneği, ileriyi görme, anlama, kavrama ve vizyon olarak tanımlanmaktadır. TTK m. 18/2 hükmü, bu bağlamda, tacirin ticari borçlarını yerine getirmedeki özen derecesini tayin eden, tamamlayıcı bir hukuk kuralıdır. Basiretli iş adamı gibi davranma yükümü, tacirlerin, sağduyu sahibi olma, işlemlerini ileriyi düşünerek organize etme, sözleşmeyi yaparken her türlü ihtimali düşünme, borcun yerine getirilebilmesini engelleyecek hareketleri önceden nazara alma gibi kabiliyetleri haiz olmalarını gerektirir. Örneğin, Yargıtay’ın davalı tacirin, basiretli iş adamı gibi davranma ilkesinin gereği olarak, fiyatların yükselmesini aşırı güçlük kabul ederek ifadan kaçınamayacağı yönünde bir kararı mevcuttur.
Türk Ticaret Kanunu’nda basiretli iş adamı gibi davranma yükümü sadece TTK m. 18/2’de yer almakla kalmamış, pek çok maddede ayrıca düzenlenmiştir. Örneğin, acenteliğe ilişkin TTK m. 110/2 hükmünde, acentenin müvekkilin talimatına uyma borcu bulunmasına rağmen, işin aciliyeti talimat almaya uymadığı veya acente en yararlı şartlar çerçevesinde harekete yetkili olduğu takdirde; acentenin basiretli bir iş adamı gibi kendi görüşüne göre işlem yapabileceği düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanunu m.110/2 ve m.286’da “Basiretli tacir” ifadesini kullanırken, bazı maddelerde -TTK m. 1073, 1088, 1141/2- “Tedbirli tacir” ifadesini kullanması; tacirden beklenen basiretli davranışın içeriğinin ne olduğunun kanundan değil, ticari hayattan ve işin niteliğinden çıkartılabileceğini ortaya koymaktadır.
–
Basiretli İş Adamı Gibi Davranma Ölçütü
Objektif Özen Yükümlülüğü
Basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümünde kriter olarak ele alınacak davranış, aynı ticaret alanında faaliyet gösteren tedbirli ve öngörülü bir tacirden beklenen özenli davranıştır; burada tacirlerden herhangi bir kişiye nazaran daha öngörülü olarak iş yapmaları beklenir. Tedbirli bir tacirin aynı durum ve şartlar altında göstereceği özenin basiretli tacir davranışının ölçütü olması, TTK m.18/2’nin tacire getirdiği objektif özen yükümlülüğünün gereğidir. Tacirin göstereceği özen, dürüst, makul, orta zekalı bir insanın göstereceği özenin üstünde olmalıdır; tacirler arasındaki objektif özen ölçüsü ise vasat bir tacirden beklenen kadardır. Objektif özen ölçütüne göre tacir, ticari hayatına ilişkin mevzuata, ticari teamüllere, ticari örf ve adete hakim olmalıdır. Objektif özen yükümlülüğü, mesleğe -belli bir ticaret alanına- özgü bir özeni içerir, ve bu özenin sözleşmenin veya işin niteliğine göre değerlendirilebilmesi, sözleşme ile sınırlandırılabilmesi yahut ağırlaştırılabilmesi de mümkündür. Tacirin özen borcunu yerine getirmediği takdirde ortaya çıkan sorumluluğa katlanmak zorunda olması, objektif özen yükümlülüğünün aynı zamanda bir kusur ölçütü olduğuna işarettir.
Ticaret hukuku öğretisinde, basiretli iş adamı gibi davranma yükümü ‘külfet’ şeklinde de nitelendirilmiştir. Poroy/Yasaman’ a göre TTK m. 18/2 hükmü, tacirin önceden taahhüt etmediği bazı edimleri yüklenmesini ve sorumluluk alanının genişletilmesini öngören boşluk doldurucu nitelikte bir hükümdür. Yargıtay, tacir sıfatına bağlanan hukuki sonuçların yerine göre “hak” yerine göre “külfet” niteliği taşıdığını belirterek basiretli tacir davranışını “zorunluluk” olarak ifade etmiştir. Buradan, Yargıtay’ın da objektif özen yükümlülüğünü “külfet” olarak nitelendiren görüşe katıldığı anlaşılmaktadır. Yine Yargıtay’ın bir kararında “basiretli” yerine “özenli” ifadesini kullanarak anlam farklılığı yaratması, tacirin icra etmesi gereken davranış normunun niteliğine açıklık getirmektedir.
–
Basiretli İş Adamı Gibi Davranma Ölçütünün Tacirin Ticari Faaliyeti ile Sınırlandırılması
Ticari iş karinesi gereğince tacir, ticari hayatıyla ilgili olmayan faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmek zorunda değildir. Basiretli tacir ölçütü, tacirin ticaretine ait tüm faaliyetleri kapsadığından; tacirin kendi uğraş alanına girmeyen ticari faaliyetlerde de aynı şekilde sorumlu olacağı açıktır.
–
Basiretli Tacir Davranışının Tacirler Arasındaki Sözleşmelere Etkisi–
Genel Olarak
Yargıtay, basiretli tacir davranışını dürüstlük kuralı ve iyi niyet çerçevesinde değerlendirmektedir; her iki tarafın tacir olduğu bir davada, sözleşme hükümlerinin, tarafların kabulü dahilinde, taraflardan birini zora sokacak bir kullanım amacı arz etmesi halinde kanunun bunu himaye etmeyeceğine ve uyuşmazlık konusu hükmün taraflarca keyfi olarak nitelendirebilecekleri mutlak bir hak bahşetmediğine karar vermiştir. İşbu Yargıtay kararından da anlaşıldığı üzere, basiretli tacir davranışı sözleşmenin imza, ifa ve fesih aşamalarının hepsinde gözetilmelidir. Yine Yargıtay başka bir kararında, sözleşmede fiyat farkı verilmeyeceğine dair hüküm bulunmasına rağmen işbu sözleşmeyi imzalayan davacının, demir fiyatlarına zam gelmesi nedeniyle fiyat farkı istemesini basiretli tacir ilkesine aykırı kabul etmiş, davacının işi gereği zaten bunu bilmesi gerektiğine karar vermiştir.
–
Aşırı Yararlanma Hükümlerinin Tacirler Açısından Uygulanabilirliği
TMK m. 5: Bu Kanun ve Borçlar Kanununun genel nitelikli hükümleri, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır.
Tacirler arasındaki sözleşmede tarafların TBK m. 28’deki gabin hükmüne dayanıp dayanamayacağı noktasında ayrı bir düzenlenme bulunmamaktadır; fakat TMK m. 5’in emredici niteliği gereği gabin hükümlerinin bir özel hukuk ilişkisi olan tacirlerin ticari sözleşmelerinde de uygulanabileceği açıktır. TTK m. 18/2 gözetildiğinde, gabine ilişkin unsurların tacirler arasındaki sözleşmelerde farklı özellikler taşıyacağı anlaşılmaktadır; tacirler kendi ticari faaliyetlerine ilişkin bir konuda sadece sübjektif unsurlardan darda kalma haline başvurabilir. Tacirlerin gabinin unsurlarından darda kalma halinde bulunabilecekleri büyük ölçüde Yargıtay kararlarına dayanmaktadır. Yargıtay’ın, davalı bankanın tecrübesizlik halinin basiretli tacir davranışı gereği söz konusu olamayacağından müzayaka halinin incelenmesinin gerektiğine hükmettiği kararından konuya bakış açısı anlaşılmaktadır. Müzayaka halinin tespitinde tacirler açısından daha sıkı bir inceleme yapılmaktadır. Yargıtay’ın, müzayaka halinin sözleşme kurulduktan sonra ekonomik krizlerden dolayı ödeme güçlüğü çeken bankalar için geçerli olduğuna hükmettiği bir kararından da anlaşıldığı üzere müzayaka halinin tespitinde durumun şiddeti ve bu durumdan kurtulmak için başkaca imkanlara sahip olunmaması kriter olmaktadır.
–
İfa İmkansızlığı Hallerinde Tacirin Basiretli İş Adamı Gibi Davranma Yükümlülüğünün İşlevi
TTK m. 18/2 hükmü gereği TBK m. 112’deki kusur kavramı daha geniş yorumlandığından, tacir sıfatını haiz olmayanların kusursuz sayılabileceği birçok durumda tacir kusurlu sayılabilmektedir. Bu durumda, kusurlu ve kusursuz imkansızlıkta mücbir sebep ve beklenmedik halin tacirler açısından varlığının tespitinde basiretli tacir ölçütü büyük bir öneme sahiptir. Doktrinde bazı yazarlar ise mücbir sebep ve beklenmedik halin tespitinde basiretli tacir ölçütünün doğrudan doğruya bir etkisi bulunmadığını, bu hallerin basiretli tacir ölçütüyle yorumlanmasının tacire sorumluluk yükleme sonucunu doğurduğunu savunmaktadır. Yargıtay ise, komisyonların yükselmesi, gümrük harçları, devalüasyon gibi şartları ağırlaştıran durumlarda ifa imkansızlığı bulunmadığından basiretli tacir ölçütünün temel alınabileceğine karar vermiştir.
–
Sonuç
Basiretli iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü gereği, tacir, tüm ticari faaliyetlerinde bir objektif özen ölçüsünü gerçekleştirmek zorundadır. Basiretli tacir davranışı ilkesiyle, tacirlerin özel ilişkilerinde, dürüstlük kurallarına riayet ederek dikkatli, özenli, sağduyulu, ölçülü hareket etme yükümlülüğünü yerine getirmeleri düzenlenmiştir. Basiretli iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğünün, sözleşme görüşmeleri sırasında, sözleşmenin kurulmasında, edimlerin ifasında da gözetilmesi gerektiğinden tacirler açısından kusur, ifa imkansızlığı, irade sakatlıkları, aşırı yararlanma hükümleri başkaca etkileri haizdir. Tacirlerin sorumluluk alanını büyük ölçüde genişleten bu davranış normunun yorumlanmasında çoğunlukla ticari teamüller ve içtihatlar esas alınmıştır.
–
Kaynakça
- Arkan, Sabih, Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2011
- Poroy, Reha / Yasaman, Hamdi, Ticari İşletme Hukuku, İstanbul 2015
- Özdamar, Mehmet/ Çağlar, Hayrettin/ Ayhan, Rıza, Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2019
- Bozkurt, Tamer, Ticari İşletme Hukuku, İstanbul 2014
- Karayalçın, Yaşar, Ticaret Hukuku Dersleri, Ankara 1968
- Bingöl, Muhammet Emin, Basiretli İş Adamı Gibi Hareket Yükümlülüğü, İstanbul 2018
- Gümüş, Mustafa Alper, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu m.18/2’de Yer Alan ‘Bairetli Tacir Davranışı’ Ölçütünün İyiniyetin Varlığının Belirlenmesindeki İşlevi, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, C.22, S.3, s.1221-1240
- Kizir, Mahmut, Yargıtay Kararları Işığında Basiretli İş Adamı Gibi Hareket Etme Yükümlülüğünün Sözleşmenin Değişen Şartlara Uyarlanmsına Etkisi, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.2019, S.2, s.245-281
- Çağlar, Hayrettin, Aşırı Yararlanma Hükümlerinin Tacirler Bakımından Uygulanması, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C.32, S.4, s.69-93
- Kara, Ethem, Ticaret Kanunlarının Varsayımsal İnsanı, Dokuz Eylül Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 19, özel sayı, s.2127-2161
- Yargıtay No. 3653, 13.HD, 16.4.1996 tarihli, E.3653, K.3920
- Yargıtay No. 19125, YHGK, 11.10.2000 tarihli, E.19125, K.1249
- Yargıtay No. 4853, 11. HD, 19.10.1978 tarihli, E.4853, K.5468
- Yargıtay No. 16555, 11. HD, 04.02.2015 tarihli, E.16555, K.1207
- Yargıtay No. 3071, 15. HD, 09.02.2005 tarihli, E.3071, K.639
- Yargıtay No. 19347, YHGK, 06.06.2007 tarihli, E.19347, K.328
- Yargıtay No. 1963, YHGK, 07.02.2007 tarihli, E.1963, K.52
- Yargıtay No. 7025, 10. HD, 15.04.1993 tarihli, E.7025, K.284
[zombify_post]
0 Yorum