Hukukçuların birçoğunun gerilmesine neden olan konulardan biri de yapay zekanın gelişimi ve hayatımızda kapladığı yer diyebiliriz. 21.yüzyılda yapay zekanın gelişimi ve etkileri ile Endüstriyel Devrimin 18.yüzyıl toplumunda yarattığı etki benzer. Çoğu insan para kazandığı işinin bir robot tarafından daha iyi yapılıp elinden alınabileceğinden korkuyor. Sanayileşme süreci ilk başladığında da işçiler makinelerle yer değiştirmekten korkuyordu. Her ne kadar gerçekten makineler insanların yerini almış olsa da bu insanların yaşam kalitesini arttırdı diyebiliriz.
Daha mekanik ve yaratıcılık gerektirmeyen meslekler için “yapay zeka tarafından işinden olma” korkusu daha mümkün gözükse de yaratacılığın ne olduğunun sorgulanmasıyla tüm meslekler için gerçekçi bir korkuya dönüşebilir.
Hukukçuların bu bakımdan güvende olup olmadığını anlayabilmek için “Hukuk nedir?”, “Yapay zekanın yapamayıp bir hukukçunun yapabildiği ne vardır?” gibi soruların sorulması gereklidir diye düşünüyorum. Bu sorulara verdiğimiz cevaplara göre işimizin güvende olup olmadığına karar verebiliriz. Bunun gibi sorulara ortak bir cevap doktrinde bulunmasa da yapay zekanın hukuk alanında kendine yer bulduğu birkaç örnek bulmak mümkün. Verimlilikleri sorgulanabilir olsa da uygulamada kendilerine yer buldukları için dikkate değer oldukları düşüncesindeyim.
1. COMPAS
Ceza hukuku algoritmalarından biri olan, ProPublica tarafından oluşturulmuş “COMPAS” risk değerlendirme aracı kişilerin sosyo-ekonomik durumuna, aile geçmişlerine, yaşadıkları yerin suç geçmişine, çalışma geçmişine ve diğer faktörlere dayanarak kişinin suç işleme oranını “az”dan “yüksek”e doğru oranlayan bir program. Amerika’nın birçok eyaletinde kullanılmış olan bu sistem ceza hukuku gibi oldukça bireysel bir alanı genelleyerek hakimlere yardımcı olabilmek amacıyla oluşturulmuş. Tüm iyi niyetine rağmen 2016’da ProPublica tarafından yapılan bir değerlendirmede ulaşılan sonuç şaşırtıcı. Bu sonuca göre algoritma siyahi suçluların tekrar suç işleme olasılıklarını beyaz suçlulara göre neredeyse iki kat daha yüksek hesaplamış. Aynı zamanda algoritma bir çocuğu istismar eden faili sırf bir işte çalışıyor diye “düşük riskli” suçlu olarak sınıflandırırken evsiz bir kişiyi halka açık yerlerde toplumun huzurunu bozacak şekilde şarhoş olması durumunda “yüksek riskli” suçlu olarak sınıflandırmıştır.
Sonuç olarak bu gibi algoritmalar geçmiş verilerden öğrenerek bir takım kararlar verdikleri için %100 güvenilir değiller. 
2. PROLEG: “Prolog temelli hukuki çıkarım destek sistemi” olarak adlandırabileceğimiz bu algoritma nihai kararlara bağlılık teorisi(Japonca “Yoken-jijitsu-ron” kısaca JUF teorisi) ile açıklanabilir. Bu teori hakimlerin karar verme aşamasında tamamlanmamış verilere dayanarak kullanabilecekleri bir teoridir diyebiliriz. Bu algoritmada kişiler yerel kanunları, kuralları sisteme kodlayarak bir sonuç elde edebilirler. Programlama diline hakim olmayan hukukçular için garip gelse de bir şema çıkarması açısından mantıklı ve yararlı olabilecek bir program olduğunu düşünüyorum.
3. Aile davalarındaki uyuşmazlık çözüm sistemleri: Boşanma davasında mal rejimlerine karar verirken daha adil bir karar vermek isterseniz “Family_Winner” algoritmasını kullanabilirsiniz. Bu sistem, boşanmak isteyen çiftin malvarlığının kişilerin isteklerine göre paylaşılmasına yardım ediyor. Kişiler sisteme kendileri için ne kadar önemli olduğunu belirterek mallarını ekliyorlar. Algoritma bu malları kişilerin verdikleri önemi dikkate alarak dağıtıyor.
Bu sisteme benzeyen bir diğer uygulama ise “AssetDivider”.

Bunlar gibi daha birçok algoritma kullanarak oluşturulmuş program mevcut. Tüm bu programların yakın zamanda hukukçuların işlerini ellerinden alması mümkün gözükmese de iş yüklerini azaltacağı kesin. Hukukçuların yaratıcılıklarını ve bilgilerini kullanmalarına gerek bırakmayan işler yerine mesleki tatminlerini arttırabilecek işlere daha çok zaman ayırmalarını sağlayabilecek bu gelişmeler beni ziyadesiyle memnun etmekte. Yapay zeka önlenemez bir şekilde hayatımıza entegre olmakta. Bu süreçte ya bu gelişmeleri reddedebiliriz ya da en kısa zamanda sürece dahil olabiliriz. Ben gelişmelere uyum sağlamamız gerektiğini düşünüyorum çünkü biz gözümüzü kapatsak da yapay zeka hayatımıza dahil olmaya devam edecek. Yazının başında da belirttiğim gibi, Sanayi Devriminden de insanlar korkmuştu fakat bu korku Devrimi yavaşlatmadı veya durdurmadı. Gelişime dahil olanlar ayakta kalırken geçmişe saplananlar ilerleme sağlayamadı.
Hukukta da gelişime ayak uyduracağımız inancına sahip olduğumu belirterek yazıyı sonlandırıyorum. Daha detaylı inceleme yapmak isterseniz kaynakçadaki linklere bakabilirsiniz!
KAYNAKÇA
https://epic.org/algorithmic-transparency/crim-justice/
https://link.springer.com/chapter/10.1007/978-3-642-25655-4_14
https://www.nature.com/articles/d41586-018-05469-3
https://www.mediate.com/pdf/lodder_zeleznikow.pdf
0 Yorum