Biyoetik, tıpta ve biyolojide meydana gelen gelişmelerin, çeşitli bilimsel sonuçların etik düzlemde meydana getirdiği kapsamlı sorunların irdelenmesi üzerine gelişen etik alanıdır. Biyoloji, tıp ve insan değerleri arasındaki bağlantıyı anlatmak amacıyla ortaya çıkmıştır.

Biyoetik tüm canlı yaşamını ilgilendiren biyoloji ile birlikte, bundan meydana gelen ahlaki, toplumsal ve politik konuları da kapsayan geniş bir terminolojidir. Burada sorun sadece insan yaşamı değildir. Bu sebeple biyoetik, tıp etiğinden ayrılır ve onu da kapsayacak şekilde daha geniş olarak ele alınır. Gen teknolojisi, ilaç sanayi, klonlama, doğum, ölüm, ötenazi, insan deneyleri. öjeni, yapay üreme, kürtaj ve bunlarla birlikte canlılarla ilgili bilimsel ve teknolojik gelişmelerin sonuçları, sınırları ve kullanım ilkeleri biyoetik’in belli başlı konularıdır. Dolayısıyla biyoetik alanındaki konular bilim insanlarının, akademisyenlerin, hekimlerin, siyasetçilerin, teknikerlerin, felsefecilerin ya da başka herhangi bir kesimin tekelinde olamayacak konulardır. Çünkü hem tıbbi hem de sosyal ve siyasal meselelerin merkezinde yer alan bir etik söz konusudur.
Bilimsel (tıbbi) ilerlemelerin doğaya, çevreye, insan ve hayvan varlığına olumsuz anlamda müdahaleyi getirdiğini bunun sonucu olarak da hayvanların ve insan türünün geleceğinin tehlikede olduğu açıkça gözlemlenmektedir. Ve diyebiliriz ki teknik olarak mümkün olan her şey etiğe de uygun değildir. Bunun sınırı da yasal çerçeve ile çizilmektedir. Özellikle eşitlik, adalet ve hakkaniyet karşısında bireysel özgürlükler; bireysel tercihler karşısında çoğunluğun iradesi gibi etik ikilemler hukukun bu alanda ilkelerini ortaya koymasına sebep olmaktadır. Bunun sonucu olarak da biyoetik ve hukuk çift taraflı olarak birbirini etkilemektedir.

Biyoetik ile hukukun kesiştiği noktada insanlar üzerinde yapılan deneyler oldukça önem arz etmektedir. Özellikle II. Dünya Savaşı esnasında tıp alanında yapılan kural tanımayan deneyler sonucunda, insanların tekrar böyle uygulamalara maruz kalmasını önlemek amacıyla çeşitli düzenlemelerin yapılması zorunlu hale gelmiştir. Bu düzenlemelere örnek olarak Nuremberg Mahkemesi sonrasında çıkarılan 1949 tarihli Nuremberg Kodu ve 1964 tarihli Dünya Hekimler Birliği tarafından kabul edilen Helsinki Bildirisi örnek olarak gösterilebilir. Avrupa Konseyi tarafından 04.04.1997 tarihinde kabul edilerek 01.12.1999 tarihinde yürürlüğe giren İnsan Hakları ve Biyo-tıp Sözleşmesi ise özellikle uluslararası alanda bağlayıcı bir belge olması dolayısıyla büyük önem arz etmektedir. 19.10.2005 tarihinde ise Biyoetik ve İnsan Hakları Evrensel Bildirisi UNESCO Genel Konferansı'nda kabul edilmiştir. Bu bildiride dikkat çeken husus, insanlar üzerindeki araştırmalarla ilgili yasal düzenlemelerin değerlendirmesinin etik kurullar tarafından yapılması gerektiğidir.
Peki etik kurulu nedir? Etik kurulunun üyeleri kimlerdir? Etik kurulu neleri inceler?
Bu yazımda biyoetiğin ne olduğundan, hukukla olan ilişkisinden ve birtakım yasal düzenlemelerden bahsederek kısa bir giriş yaptım. Konu ile ilgili gelecek yazıda görüşmek dileğiyle.
http://www.birdunyabilgi.org/biyoetik-nedir
http://acikerisim.istanbul.edu.tr/bitstream/handle/123456789/31628/50929.pdf?sequence=1&isAllowed=y
[zombify_post]
0 Yorum