GENEL HATLARIYLA JAPON HUKUKU
Öz
Hukuk, kişiler arasında ya da kişiler ve devlet arasındaki ilişkileri düzenleyen ve yaptırıma tabi olan izin verici, düzenleyici ve yasaklayıcı kuralların bütünüdür. Bir toplumda o toplumu oluşturan kişiler tarafından hukuka ilişkin fikir ve görüşleri, tutumları, değerleri toplamına hukuk kültürü denir. Hukuk sistemlerinin ayırt ederken tarihsel temellere, toplumsal kültüre ve hukuk tekniklerini iyi bilmek gerekir. Farklı hukuk sistemlerinin de etkisi altında kalan Japon hukuku, yeni gelişmeleri kendine katarken kendi değerlerinden de vazgeçmemiş ve özünü yitirmemiştir. Japon hukuk sistemi belirli bir hukuk sistemine tabi değildir. Japon hukuku melez bir hukuk sistemidir.
–
Giriş
Japonlar Batı’dan hukuk iktibas ederken kendi örf ve adetlerinden de vazgeçmemişlerdir. Genel olarak Japon hukuku farklı hukuk sistemleriyle şekillenmiş bir hybrid hukuk sistemidir. Bu sistem ilk olarak yedinci yüzyılın ikinci yarısında ve sekizinci yüzyılda Çin siyasi ve hukuki sisteminden etkilenmiştir.1 On dokuzuncu yüzyılın sonlarında ve yirminci yüzyılın başlarında ise, Japonya’daki temel kodlar Kıta Avrupası’ndan iktibas edilmiştir.2 Japonya Anayasası temel olarak üç ilkeye dayanır: Halkın egemenliği, temel insan haklarına saygı ve savaştan feragat.
–
§ 1. MODERN JAPON HUKUK SİSTEMİ’NİN ALTI KANUNU
Japon hukukunun batılı ülkelerin hukukundan nakil yapılarak modernizasyonu, Japon İmparatoru’nun resmen gücü tekrar eline aldığı 1868 tarihli Meiji Restorasyonu ile başlamıştır. Japonya’da kabul edilen ilk ana düzenleme 1880 tarihli Ceza Kanunu’dur. Ardından 1889’da Japonya İmparatorluğu Anayasası, 1890’da Ticaret Kanunu, Ceza Muhakamesi Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu; 1896 ve 1898’de Medeni Kanun kabul edilmiştir. Bu değişiklikler roppo (altı kanun) olarak adlandırılmış ve bu deyim daha sonra Japonya’nın tüm yazılı hukuku için kullanılır hale gelmiştir.3 Günümüzde altı kanun; Medeni Kanun (民法 Minpō, 1896), Ticaret Kanunu (商法 Shōhō, 1899), Ceza Kanunu (刑法 Keihō, 1907), Japon Anayasası (日本国憲法 Nippon-koku-kenpō, 1946), Ceza Muhakemesi Kanunu (刑事訴訟法 Keiji-soshō-hō, 1948), Hukuk Muhakemesi Kanunu (民事訴訟法 Minji-soshō-hō, 1996)’ dur.
–
§ 2. İÇTİHATLAR
Japonya’nın medeni hukuk sisteminde mahkeme içtihatları pratikte, kanunların nasıl yorumlanması gerektiği ile ilgili bağlayıcı olmayan bir kılavuzdur.
–
§ 3. JAPON MEDENİ KANUNU (民法 Minpō, 1896)
Meiji Hükümeti, Japonya’yı Tokugawa Şogunluğu’nun4 Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkeleriyle imzalamış olduğu eşitliğe aykırı hükümler içeren anlaşmalardan kurtarmak için Japon hukuk sistemini Batılılaştırmaya çalışmıştır. Japonya’da temel kodların Batı’dan alındığı bu dönem “Meiji Restorasyonu” olarak isimlendirilir. Japon Medeni Kanununun ilk üç kitabı (genel hükümler, borçlar hukuku ve eşya hukuku) Alman Medeni Kanununun etkisi altında Japon Medeni Kanunu karakterize edilmiştir. Aile hukuku ve miras hukukuna ilişkin düzenlemeler ise Japon örf ve adetlerine göre düzenlenmiştir. Kanun itirazlarına karşın common law hukuk sistemini destekleyen çalışma grubu, örf ve adet hukukunun, hukukun önemli bir kaynağı olduğunu vurgulayarak bir değişiklik yapmıştır. Japon Medeni Kanunu 1896 yılında 89 sayılı Kanun olarak Japon Parlamentosunda kabul edilmiş ve bir bütün olarak 16 Temmuz 1898’de yürürlüğe girmiştir.
–
3.1. JAPON ÖRF VE ÂDET HUKUKU
Japon örf ve âdet hukukuna ilişkin hükümler Japon Medeni Kanunu’nun 92. maddesinde düzenlenmiştir. Maddeye göre emredici bir hukuk kuralı olmadığı takdirde, hâkimin takdir yetkisi çerçevesinde Japon örf ve âdet hukuku uygulanır. Hala doktrinde somut olayda, bazı durumlarda emredici hukuk kurallarına karşı olsa bile örf ve âdet hukukunun uygulanmasına dair görüşler vardır.
–
3.2. JAPON SÖZLEŞME HUKUKU
Çoğunlukla Medeni Kanun’u temel alan, genel olarak ve bazı sözleşme türlerinde özel olarak tarafların hak ve borçlarını tanımlayan hukuktur. Japon hukukunda bir sözleşmedeki uyuşmazlığa ilişkin ne yazılı hukuk kurallarında ne de örf ve âdet hukukunda bir kural bulunmazsa, uyuşmazlıklar “jori”5 ile çözümlenir. Japon sözleşme hukukunun temel ilkeleri genel olarak özel hukuktan doğan hakların kamu refahı gerekçesiyle sınırlandırılabilmesi ilkesi, dürüstlük kuralı, irade özerkliği esasına dayanan sözleşme özgürlüğü ilkesi ve kusur sorumluluğu olarak belirlenebilir.
–
3.3. HAKSIZ FİİLER
Haksız fiil dava sayısının düşük olmasının nedeni Japonya’da kusur değerlendirmesi, mağdurların hakları konusunda bilgilendirilmesi, uygun tazminat miktarının hesaplanması ve ödemenin garanti altına alınması konularında dava dışı yöntemlerin mevcut olmasıdır.
–
3.4. MÜLKİYET
Malik, “haklı bir sebep” olmaksızın sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirme hakkına sahip değildir. Araziyi geliştirmek için binalarını yıkma kararı alan pek çok malik, kiracılarının haklarını karşılamak durumunda kalmaktadır. Bu durumun en bilinen örneği önceki kiracılara yeni binalarda özel teklifler sunulan Roppongi Hills ‘dir.6 Kiracı haklarına verilen öneme rağmen devlet kamulaştırma yetkisine sahiptir ve makul bir tazminat ödediği sürece kamuya hizmet etmesi amacıyla taşınmazı kamulaştırabilir.
–
§ 4. TİCARET KANUNU (商法 Shōhō, 1899)
Japon Ticaret Kanunu’nunda bulunan en geniş düzenleme Japon Şirketler Hukukuna ilişkin düzenlemelerdir. Mevcut şirketler hukuku 30 Aralık 2005 Ticaret Kanununa dayanmaktadır. Hissedarların sorumluluğu konusunda Amerikan hukuku ile benzerdir. Japon hukukunun temel şirket türleri karma şekildedir.
–
§ 5. JAPON CEZA KANUNU (刑法 Keihō, 1907)
Japon Ceza Kanunu, 1907 yılında yürürlüğe giren 45 sayılı kanundur. 1907 yılında Batı ülkeleri ile uyum sağlamak amacıyla ceza kanunu ve cezaevi kanunu çıkartıldı. Bununla birlikte faillerin hakları konusunda savaş sonrası döneme dek önemli değişikliklere gidilmedi. Ceza Yargılaması Kanunu, Yeni Anayasa’yı temel almaktaydı. Bu yeni sistem içerisinde polisin, savcının ve hakimin görevlerinde değişiklikler yapıldı. Juri sistemi 1939’da getirilmesine rağmen o dönemki ceza hukuku sisteminin katılığı sebebiyle pratikte uygulamaya geçemedi. Buna ek olarak uzman hakimler Japon toplumu içerisinde büyük bir güvene sahipti. Savaş sonrasında polisler ABD’nin tavsiyesi üzerine kılıç yerine silah taşımaya başladı.
–
5.1. SUÇLARIN HUKUKİ SINIFLANDIRILMASI
Japon Ceza Kanunu’nun üç ana suç kategorisi; devlete karşı işlenen suçlar, topluma karşı işlenen suçlar ve bireylere karşı işlenen suçlardır. Hayata, bireye ve özgürlüğe karşı işlenen suçlar arasında insan öldürme, saldırı, yaralama, cinsel dokunulmazlığın ihlali, cinsel taciz ve kaçırma yer almaktadır. Eşyaya karşı işlenen suçlar arasında hırsızlık, dolandırıcılık, soygun, gasp ve güveni kötüye kullanma yer almaktadır. Kundaklama, hayasızca harekette bulunma ve kumar gibi toplumda huzursuzluk yaratan suçlar topluma karşı suçlar kategorisinde yer almaktadır. Rüşvet, devlete karşı suç kabul edilmektedir.8 Silah ve kılıç kontrolü kanunları, toplum ahlakını etkileyen işletmelerin düzenlenmesine ilişkin kanunlar, fuhuşla mücadele kanunları, organize suçlarla mücadele kanunları ve karayolu trafiği kanunlar özel kanunlardır.
–
5.2. CEZA SORUMLULUĞU YAŞI
Japonya’da 20 yaşın altındaki kişiler hukuken çocuk kabul edilmektedir. Çocuk Kanunu’na göre çocuklarla ilgili davalar aile mahkemelerinde görülmektedir. Ancak ciddi bir suçun işlenmesi halinde çocuklar ceza mahkemesinde yargılanabilmektedir.
–
5.3. SUÇ İSTATİSTİKLERİ
Polis, savcılık, mahkeme, ıslah ve salıverilme sonrası bakım bölümleri yıllık olarak kendi istatistiklerini yayımlamaktadır. Adalet Bakanlığı söz konusu istatistikleri toplayarak “Suçta Beyaz Sayfa” kitabını yayımlamaktadır. Birimler arası ülkesel işbirliği sayesinde Japonya’daki suç durumunun bu şekilde toplanması mümkün olabilmektedir.
–
§ 6. JAPON ANAYASASI (日本国憲法 Nippon-koku-kenpō, 1946)
Yeni Anayasa parlamentoda oy çokluğu ile kabul edilmiş, 1947’de yürürlüğe girmiş ve bugüne kadar da geçerliliğini korumuştur. Kabul edilen ve 103 maddeden oluşan bu Anayasa, yeni siyasal sistemin anayasal demokrasi olacağını, egemenliğin halka ait olduğunu ve halkın bu egemenliği seçilmiş temsilcileri aracılığı ile kullanacağını, yasama, yürütme ve yargı güçlerinin ayrılığını ve insan haklarına saygının siyasal sistemin temeli olacağını belirlemiştir. 1947 Anayasası bugünkü Japon siyasal sisteminin ana hatlarını belirlemiş; Tenno’nun yetkisini, vatandaşların hak ve yükümlülüklerini, değişik hükümet organlarının yetki, sorumluluk ve bazen de işleyiş biçimini tanımlamıştır. 1947 Anayasası, ‘Barış Anayasası’ (平和憲法, Heiwa-Kenpō) olarak da tanımlanmaktadır. Japonya, egemenliğin bir unsuru olan savaş açma yetkisinden vazgeçerek, barışa yükümlü bir devlet haline gelmiştir.
–
§ 7. HÜKÜMET YAPISI
Meclis (yasama organı), 465 koltuklu Temsilciler Meclisi ile 242 koltuklu Senato’dan oluşmaktadır. Parlamenter kabine sistemine göre oluşturulmuş Bakanlar Kurulu yürütme organıdır. Başbakanın liderliğinde, 11 bakanlık ve 2 teşkilat vardır. Yargı yetkisi, Yargıtay ve Yüksek Mahkemelerin yanısıra bölgesel ve diğer alt mahkemelere tanınmıştır.
–
§ 8. İMPARATORLUK AİLESİ
İmparator, devletin ve halkın birliğinin sembolü olup, yönetim yetkisi yoktur. Devletle ilgili işlerde İmparatorun temsil yetkisi, kabine tavsiyesi ve onayına dayalıdır. Şimdiki İmparator Naruhito, 126. kuşak olarak 2019’da tahta çıkmıştır.
–
§ 9. SİYASİ GÖRÜNÜMÜ
Ülkede iki kabineli Meclis sistemi bulunmaktadır. Ulusal Meclis (Diet) Anayasa’da, “en üst devlet kurumu” olarak tanımlanmaktadır. Temsilciler Meclisi (Alt Meclis) üye sayısı 465, Senato’nun (Üst Meclis)üye sayısı 245’tir. Ulusal Meclis; Başbakan’ın atanması, Hükümet’in feshedilmesi ve bütçenin onaylanmasında temel belirleyici kurumdur. Temsilciler Meclisi anayasal olarak Senato’ya göre daha güçlü bir konumdadır. Temel konulardaki bazı kararlarda sadece Temsilciler Meclisi söz sahibi olup, Senato tarafından alınan kararları da üçte iki çoğunlukla reddetme yetkisine sahiptir. Kabinede Başbakan Abe’nin yanı sıra 19 Bakan görev almaktadır.
–
§ 10. DEVLET YAPISI
Japonya’nın siyasi sistemi anayasal demokrasidir. “Güçlerin ayrılığı” ilkesine uygun olarak, ulusal hükümetin faaliyetleri resmi olarak yasama, yargı ve yürütme organlarına ayrılır.
–
§ 11. YÖNETİM ŞEKLİ
Japonya’da 47 eyalet ve yaklaşık toplam 3.200 şehir, kasaba ve köy bulunmaktadır. Her belediyenin kendi meclisi vardır. Eyalet valileri ile şehir ve kasabaların belediye başkanları halkın oyu ile seçilir. Yerel yönetimler sistemi, merkezi yönetim sistemine göre daha doğrudan doğruya demokrasi örneğidir.
–
11.1. İMPARATORUN YETKİSİ
İmparator, bakanları ve başbakanı atar. Anayasada belirtildiği üzere, anayasanın tadil edilmesi, yasalar, kabine emirleri ve antlaşmalar ile meclisin düzenlenmesi, temsilciler meclisi’nin tasfiyesi, Japon Anayasası ve meclisin olduğu bir temsili demokrasi sistemi ilan eder. Japonya’nın yönetim sisteminin çekirdeği olan meclisin, hükümetin yürütme organı üzerinde öncelikli olduğu resmi olarak belirtilmiştir. Yürütmeye başkanlık eden başbakanın atanması, meclis kararıyla yapılır. Japonya, başbakanın ve kabine üyelerinin çoğunluğunun meclis üyeleri arasından atandığı bir meclis kabinesi sistemi uyguluyor. Kabine böylece meclisle dayanışma içinde çalışıyor ve meclise karşı sorumlu oluyor. Meclis, iki odaya ayrılır: alt5 oda veya Temsilciler Meclisi ve üst oda veya Meclis Binası. Temsilciler Meclisi, kabineye ilişkin olarak “gensoru” getirebilir. Kabine, diğer yandan Temsilciler Meclisi’ni feshedebilir. Kabine, ayrıca baş yargıcı tayin etme ve Yüksek Mahkemenin diğer hakimlerini tayin etme yetkisine de sahiptir. Herhangi bir kanunun veya resmi kanunun anayasaya uygunluğunu belirleyen Yüksek Mahkeme’dir. Anayasa, yargı üyelerini görevden alma işlemleri ve yargıçları yargılamak için bir mahkeme heyeti kurmaya dair meclisi yetkilendirmiştir.
–
11.2. HÜKÜMETİN YASAMA KOLU OLAN MECLİS
Japonya’nın meclisi, anayasada “en yüksek devlet organı” olarak tanımlanıyor. Meclis, en az 18 yaşından büyükler tarafından doğrudan seçilen üyelerden oluşuyor. Hemen hemen tüm meclis üyelerinin ait olduğu siyasi partiler, politik faaliyetin temel birimleridir. Başbakan ise meclis üyeleri arasından seçilir. Başbakan daha sonra bir kabine kurar ve yürütmeyi gerçekleştirir. Meclis, Japon devletinin tek kanun yapıcı organıdır. Tüm mevzuatlar, mecliste nihai onaylanmaya giden bir süreçten geçer. Meclis, ulusal bütçeyi onaylama, uluslararası antlaşmaları onaylama ve anayasada değişiklik yapmak için herhangi bir resmi öneride bulunma gibi ilave önemli işlevlere sahiptir. Meclis seansları üç kategoride düzenlenir: sıradan, sıra dışı ve özel. Ocak ayında yılda bir kez olmak üzere bütçe görüşmeleri yapılır ve uzun sürer. Çünkü bu oturumlar, meclis üyelerinin gelecek yılın bütçesi ve bu bütçeyi uygulamak için gerekli yasaları görüştüğü oturumlardır.
–
11.3. MECLİSİN İŞLEYİŞİ
Meclis ve Temsilciler Meclisi iktidarı paylaşsa da, Temsilciler Meclisi mevzuat, başbakanın atanması, bütçe meseleleri ve uluslararası antlaşmalarla ilgili kararlarda baskındır. Örneğin, bir tasarı Temsilciler Meclisi tarafından geçirilir, ancak Meclis tarafından reddedilirse, tasarı Temsilciler Meclisi’ne tekrar gönderilir. Üçte iki veya daha fazla sayıda onaylanırsa tasarı yine de yasalaşır. Temsilciler Meclisi’ne seçilme hakkına sahip olmak için en az 25 yaşında olmak gerekir. 2017 yılı itibariyle Temsilciler Meclisi üyelerinin sayısı 465’dir. Bunlardan 289’u, her bir bölgeden sadece bir kişinin seçildiği tek kişilik seçim sistemine göre seçilmiştir. Diğer 176 üye ise orantılı bir temsil sistemine göre seçilir. Bu sayede sandalyeler, parti tarafından alınan oy oranına göre tercih edilen parti üyelerine dağıtılır. Temsilciler Meclisi üyeleri dört yıllık bir süre için seçilir ancak kabine, süre bitmeden Temsilciler Meclisi’ni feshedebilir. Meclis üyeliğine seçilecek aday en az 30 yaşında olmalıdır. 2001 yılında toplam üye sayısı 252’den 247’ye düşürülmüş, 2004’te ise 242’ye düşürülmüştür. 2016 itibariyle 242 geçerli koltuktan 146’sı seçim bölgesi sistemine göre doldurulmuş ve kalan 96’sı orantılı bir temsil sistemi ile seçilmiştir.9 Tüm üyeler altı yıllık dönemler için seçilir. Toplam sayının yarısı her üç yılda bir seçilir. Temsilciler Meclisi üyeleri, Temsilciler Meclisi’nin feshedilip çözümlenmediği durumlarda kendi görevlerinde kalırlar.
–
11.4. HÜKÜMET, BAKANLAR KURULU VE YÜRÜTME
Üyelerinin çoğunluğu meclisten gelmesi gereken kabine, hükümetin yürütme organının en üst karar organıdır. Kabineye başkanlık eden başbakan, kabineyi oluşturan devlet bakanını (kokumu daijin) atama ve görevden alma hakkına sahiptir. Başbakan, kabine toplantılarına başkanlık eder ve devlet idaresinin çeşitli birimlerini kontrol etme ve yönlendirme hakkını kullanır. Kabine kararları olarak adlandırılan görüşlere oybirliği ile ulaşılmaktadır. Başbakan ve tüm kabine üyeleri, anayasaya göre sivillerden oluşur. Anayasa aynı zamanda, “yürütme yetkisi bakanlar kuruluna aittir” diye de belirtmektedir. Japonya’nın merkezindeki birçok rutin işin yürütülmesi ve kontrolü birkaç bakanlık ve diğer merkezi idari organların kontrol ve koordinasyonundadır. Ocak 2001’de hükümetin yürütme organı, hükümet faaliyetlerinin etkinliğini ve verimliliğini artırmayı amaçlayan reform çabalarının bir parçası olarak, mevcut bakanlıkların ve bakanlık düzeyinde komisyonların ve ajansların sayısını kapsamlı bir şekilde yapılandırdı. 2001 yılında yeni oluşturulan Kabine Dairesi’ne ek olarak, Ocak 2007’de Savunma Bakanlığı ve Yeniden Yapılanma Dairesi (2012’de oluşturulan) olmak üzere toplam 13 bakanlık (2017 yılı itibariyle) bulunmaktadır. 2017’den itibaren her bakanlık, başbakan tarafından atanan bir devlet bakanı tarafından yönetilmektedir. Her bakana bir ila üç kıdemli bakan yardımcısı ve üç adede kadar parlamento sekreteri yardım eder. Bu yetkililer genellikle meclis üyesidir.
–
§ 12. YÜKSEK MAHKEME
Japonya’da, yargı organının bağımsız duruşu korunmakta ve anayasada “yargıçlara karşı disiplin cezası verilemeyeceği, herhangi bir yürütme organı ya da ajans tarafından yönetilemeyeceği” şart koşulmaktadır. Anayasa tarafından kurulan Yüksek Mahkeme, Japonya’nın en yüksek yargı organıdır. Aralık 2016 itibariyle dört tür mahkeme vardır. Bunlar; 8 yüksek mahkeme, 50 bölge mahkemesi, 50 aile mahkemesi ve 438 dar yetkili mahkemedir. Anayasaya göre, sözde olağanüstü bir mahkeme kurulamaz veya herhangi bir organ ya da kuruma nihai yargı yetkisi verilemez. Anayasanın 6. maddesine göre, İmparator Baş Yargıcı atar. Kabine ise doğrudan 14 Yüksek Mahkeme yargıcını atar. Mahkemelere kanununda belirtildiği üzere, aday gösterilmeye uygun olan kişinin yüksek derecede ayırt edici olması, hukuk alt yapısının yeterli olması ve en az 40 yaşında olması gerekir. Emeklilik yaşı 70’dir.
–
§ 13. MAHKEME SİSTEMİ
Yüksek Mahkeme işlemleri ve kararları, tam büyük mahkeme veya üç küçük mahkeme kurulundan biri tarafından yapılır. Tam mahkeme, Yüksek Mahkeme Baş Yargıcı ve on dört yargıç da dahil olmak üzere toplam on beş kişiden oluşur ve en az dokuz kişiyle birlikte çalışır. Küçük mahkemeler beş yargıçtan oluşur ve en az üçü ile birlikte çalışır. Büyük mahkeme, ufak mahkemelerden birinin anayasa sorularını, kararlarını ve benzerlerini içeren vakaları inceler. Yargıtay, son çare olarak tek yetkili makamın yanı sıra, yargılamanın diğer özel haklarıyla birlikte, yargıcın tayin ettiği kişilerin bir listesinin belirlenmesi de dahil olmak üzere, dava usulleri hakkında kurallar koyma yetkisine sahiptir. Japonya’nın mahkeme sistemi temel olarak, bir mahkeme duruşması ve kararın ardından, ihtilaf taraflarının temyiz prosedürleri (koso) ve iki ilave duruşma ile karar alma hakkına sahip oldukları bir sistemi içerir (jokoku). Ancak, mahkeme yargıçlarının sayısı yargılama için sunulan mahkeme davalarının sayısına kıyasla küçüktür. Sonuç olarak, mahkeme kararları genellikle uzun bir zaman alır. Mayıs 2004’te, Ceza Davalarında Yerli Değerlendirmelerin gerekliliğine İlişkin Kanun, Temmuz 1999’dan itibaren iki yıllık bir süre için Yargı Reformu Konseyi’nin tavsiyeleri doğrultusunda kabul edilmiştir. Yeni sistem kapsamındaki ilk dava, 3 Ağustos 2009 tarihinde Tokyo Bölge Mahkemesi’nde gerçekleşmiştir.
–
Sonuç
Genel hatlarıyla Japon hukuku, özel hukuk alanında daha yumuşak hükümler getirse de kamu hukukunda ince detaylarla düşünülmüş düzenlemeler getirmiştir. Özel hukuk alanında gerek örf ve âdet gerekse içtihatlar dikkate alınarak Japon değerleri korunmaya çalışılmıştır. Bununla birlikte kamu hukukunda değişen dünyanın gerekleri sebebiyle diğer ülkelerden iktibas edilen hukuk sistemlerinin karışımı şeklinde ortaya çıkar. Yasama, yürütme ve yargı kollarının ayrımını iyi benimsemiş, ve bu güçlerin birbirine olan sınırlarını korumuştur. Ayrıca yargı organın da bağımsızlığı açıkça belirtilmiştir. Ceza hukuku konusuna baktığımızda Japon milleti daha çok barışçıl bir yol tercih ettiği ve birbiriyle uyum ve saygı çerçevesinde yaşadığı için suç oranı oldukça azdır. Ayrıca iktidarın yanında bir anayasanın da bulunması ve bu anayasanın iktidarı sınırlandırırken vatandaşların temel hak ve hürriyetlerini devlete karşı koruması ve buna ek olarak kanunlardan üst bir kanunun olması anayasacılığın da ortaya çıktığını gösterir.
–
Kaynakça
- ÇETİZ, Şükrü, Japonya’nın Yönetim Şekli ve Devlet Yapısı. Erişim: 27 Mart 2021 https://www.japonyagezgini.com/japonyanin-yonetim-sekli-ve-devlet-yapisi.html
- ODA,Hiroshi, s.6; Abe/Nottage, s.5; Hahn, Elliott J. (1983) “An Overview of the Japanese Legal System”, Northwestern Journal of International Law & Business, C:5, S:3, s.522.
- ODA, Hiroshi (2011) Japanese Law, 3. Baskı, Oxford University Press. s.6, 13; Abe, Masaki/Nottage, Luke (2008) Japanese Law: An Overview, JPLRes 1, http://www.asianlii.org/jp/other/JPLRes/2008/1.html , s.e.t. 08.05.2019, s.3; Dean, Merryl (2002) Japanese Legal System, 2. Baskı, London, Cavendish publishing Limited, s.56.
- T. Moriyama, World Factbook of Criminal Justice Systems—Japan, Takushoku University, http://www.bjs.gov/content/pub/ascii/WFBCJJAP.TXT
- TAN, Poh-Ling, Masaji Chiba Japan, “Asian Legal Systems” Butterworths, London, 1997
[zombify_post]
0 Yorum