Teknolojinin var olduğu, hızla geliştiği, ve neredeyse hızına yetişilmesinin gerçekten zorlaştığı şu dönemlerde sorgulamamız gereken bir konu çıkıyor ortaya. Nereye gidiyoruz? Bu hızla gidersek neler olacak? Bu işin sonunda ne var? Dahası gelecekte kanunlarımızda yer alması öngörülen teknolojinin sınırı ne olmalı? Nerede bitmeli? Veya bitmeli mi?

Herkesin bildiği gibi robot, yazılımcısı tarafından programlandığı işleri yerine getirmek amacıyla üretilmiş mekanik bir köle. Geçmiş dönemdeki “köle” insanlardan tek farkı iradelerinin olmaması. Bunun dışında tamamen aynı amaca hizmet ediyorlar. Efendilerinin/sahiplerinin istekleri doğrultusunda onların refahı ve mutluluğu için varlar. Eski dönem “insan” olan köleleri bir kenara bırakacak olursak, günümüzün mekanik köleleri aslında her şeyi programlanmış ve ne yapabilecekleri kestirilebilen birer metal birleşimi. Bu durumda aklımıza bu mekanik kölelerin kanunlara neden ihtiyacı olsun sorusu gelebilir. Sonuç olarak eski dönem “insan” köleler gibi maddi, manevi ihtiyaçları yok. Yani elbette ki çalışması için yeterli miktarda enerjiye ihtiyaç duyuyorlar ancak hiçbir robot çıkıp da “Özgürlük istiyoruz, bunun için isyan ediyoruz.” demez. Ya da “Robotlar için daha iyi şartlar!” gibisinden bir slogan duyamayız hiçbirinden.

Aslına bakılırsa burada gelecekte mevzuatımızda yer alması muhtemel olan kanunlarımız robotların daha iyi şartlara sahip olma amacından ziyade, insanların olası robot problemlerinde bir çözüme ulaşmasını sağlamak. Özellikle var olması beklenen robot iş gücünün ve insan gücünün çatışmasında her iki tarafa da adil bir çözüm önerisi sunabilmek amacı var. Ya da olacak. Henüz daha bu konuda çalışmalara başlamış olan ülke sayısı çok sınırlı. Hatta bugüne kadar ki çalışmalar sadece Birleşik Krallık ile sınırlı da diyebiliriz. Kaldı ki Birleşik Krallık’ta da henüz tam manasıyla bir yenilemeden bahsedemeyiz. Muhtemelen bunun olması da oldukça zaman alacak. Ancak bu bizim öngörüde bulunmamıza engel değil.

Öncelikle, günümüzde basit iş güçlerinde zaten evimize, arabamıza, fabrikalarımıza girmiş olan bu robotlar -görünen gelecek için konuşursak- artık iş yerlerimize de girmeye başlayacak. Zaten iş yerlerimizde bulunuyor demeyin. İş yerlerimize de girecek derken bu sefer onların yapacakları iş yüzünden çokça insan “süresiz” izne ayrılacak. Ayrılmak zorunda kalacak. İş yerleri ve firmalar tarafından. İşlerinden ayrılan bu insanlar, robotların yerlerini alacak olduğu insanlar, genellikle düz eleman olarak çalışan personellerin olması beklenmekte. Çünkü henüz yapay zeka, bir CEO’yu ya da bir yöneticiyi yerinden edecek kadar gelişmedi. Ancak gelişmekte olan teknoloji işçiler için aynı şeyi söylememize imkan tanımıyor. Eklemiş olduğum linkteki haberlere bakıp bu öngörümün kaynağını da bulabilirsiniz.

Peki ya işlerinden ayrılan veya daha kaba bir tabirle kovulan bu vatandaşlarımızın hali ne olacak? Onlarca insan işsiz kaldıktan sonra tahminimce içlerinden girişimci olanları ve girişimi doğru yönetebilenleri, bu işsizlik döneminde. çok fazla darbe almayacak. Diğer bir grup ise geldikleri yere, köyüne, şehrine geri dönecek. Büyükşehirlerde başlaması muhtemel olan bu değişimin taşraya, kırsala gelmesi metropollere nazaran daha uzun sürmesi muhtemeldir. Dolayısıyla orada belki kendi mesleklerini yapabilirler. Ancak unutmamak gerekir ki büyükşehirlere göçmüş olan kimseler zaten geldikleri yerde iş bulamamış veya mutlu olamamış kimselerdir. Eğer bu konuma gelmişse biri o zaman onu da son kategoriye almak lazım gelir. İlk iki grup bu işsizlik dalgasından iyi veya kötü bir şekilde kurtuldu. Hukuku uğraştıracak olan kısım, son kısım. Girişimci olmayan ve daha da kötüsü gidecek bir yeri olmayan tamamen çaresiz olan grup… Onlar da yaşama mücadelesi verecekler.

Yaşama mücadelesi açıkçası hayatta kalmak için vahşi doğada avlanmak veya ıssız bir adada “survivor” yapmak değil. Kastettiğim manada yaşama mücadelesi içinde yaşadıkları çağa göre yaşamak. Onurlu, gururlu, şerefli bir yaşam sürmek. İşsizlikten dolayı, karnını doyurmak amacıyla bir takım hukuksuzluklara dalmak kesinlikle değil.
![]()
Yaşama mücadelesi veren bu insanlar, gelecekte avukatlara en çok kazandırmasını beklediğim kesim olarak karşımıza çıkıyor. Karınlarını doyurmak uğruna yapabilecekleri şeyler bazen kan dondurucu olsa da olaylara bir de arka planından bakmakta yarar var. Hiç kimse bu hayatta “suçlu” konumuna gelmek istemez. Şartlar ve durumlar onları mecbur bırakır.

Evet teknoloji hızlı bir seyir izliyor. “Baş döndürücü” dediğimiz hızın ta kendisi, teknolojinin ilerleme hızı. Ancak bir durup düşünmek ve olabilecek senaryolara göre önlemler almak belki bir çok hayatı, bir çok varlığı, bir çok malı kısacası bir toplumun huzurunu ve dolayısıyla devletin bekasını iyi yöne çekebilir.
[zombify_post]
0 Yorum