Özel Hukukta Sorumluluk
Hukukumuzda, özel hukuk ilişkilerinde herhangi bir fiilden sorumluluk, haksız fiil sorumluluğu ve kusursuz sorumluluk olarak ikiye ayrılmıştır. Aynı zamanda sözleşme hukuku açısından sözleşmeye aykırı fiiller de sözleşmeden kaynaklı sorumluluk kapsamına girmektedir. Bizim inceleyeceğimiz konu, herhangi bir fiilden kaynaklanan sorumluluk halleri ve bunların ilaç üreticisine nasıl bir tesirinin olduğudur.
Özel hukuktaki sorumluluk hallerini “kusur sorumluluğu” ve “ kusursuz sorumluluk” halleri olarak ikili bir ayrıma tabi tutabiliriz. Bu ayrımın ikisine birden “Sözleşme dışı sorumluluk” adını verebiliriz.
–
A) KUSUR SORUMLULUĞU
Haksız fiil sorumluluğu: Bu sorumluluk hali TBK m. 49’da dayanağını bulmaktadır. Madde metni aynen şöyledir: “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”. Dolayısıyla haksız fiil sorumluluğu, hukuka aykırı bir fiilin kusurlu bir şekilde meydana gelmesiyle oluşan zararın giderilmesini amaçlar. Burada önemli olan husus, davranışın hukuka aykırı olması ve bilerek ve isteyerek yerine getirilmesidir. Hukuka uygun fiiller bu kapsama haliyle girmeyecektir.
–
B) KUSURSUZ SORUMLULUK
Borçlar kanunumuz kusursuz sorumluluk hallerini üç başlıkta incelemiştir. Hakkaniyet sorumluluğu, özen sorumluluğu ve tehlike sorumluluğudur. Zararın giderilmesi adına birinin bundan sorumlu olması gerekir ki bu da kusursuz sorumluluk durumunu oluşturmaktadır.
Hakkaniyet sorumluluğu: Ayırt etme gücünden yoksun bir kişinin hukuka aykırı bir fiille meydana getirdiği zarardan dolayı sorumluluktan bahseder. Burada zarar veren, davranışını bilerek ve isteyerek yapmadığı için kusur unsurundan bahsedemeyiz. Ayırt etme gücünden yoksun bir kişinin velisi veya vasisi zararı gidermek zorundadır.
Özen sorumluluğu: Bu sorumluluk türü, sorumlu kişiye, sorumluluğun kaynağı üzerinde denetim ve bakım ödevi izafe etmiştir. Bunu yerine getirmediği takdirde oluşabilecek zararlardan sorumlu olacaktır.
Bu sorumluluk türlerinden ilki adam çalıştıranın sorumluluğudur. Burada işveren, çalıştırdığı eleman üzerinde denetim ve gözetim yükümlülüğüne sahiptir. Her ne kadar işçi zararı bir üçüncü kişiye veya akitle bağlı olunan karşı tarafa vermiş olsa da işveren bundan gözetim yükümlülüğü dolayısıyla sorumlu olacaktır.
İkinci sorumluluk türü olarak hayvan bulunduranın sorumluluğu mevcuttur. Hayvanın zilyedi, bakım ve özen yükümlülüğünü ihlal etmesi durumunda veya gerekli önlemleri almaması durumunda hayvanın verdiği zarardan dolayı sorumlu olacaktır.
Bir başka sorumluluk türü ise ev başkanının sorumluluğudur. Ev başkanı sıfatı haiz olan, aile fertleri dışında evin hâkimiyeti içerisinde bulunan herkesten sorumludur. Ev başkanı geniş aile kavramı düşünülerek sorumluluk düzenlenmiştir. Bir başka deyişle orada yaşayan kan bağı olmayan çalışan veya bir küçük ya da kısıtlı olarak barınan herkesi kapsar. Aile fertlerinden birinin yaptığı haksız fiilden kaynaklanan zararı gidermekle ev başkanı sorumlu tutulmuştur.
Özen sorumluğunda dördüncü sorumluluk türü yapı malikinin sorumluluğudur. Yapı maliki bakımsız yapıdan veya yapıdan kaynaklanan her türlü zarardan sorumludur.
Beşinci ve son özen sorumluluğu türü de taşınmaz malikinin sorumluluğudur. Burada bir davranış söz konusu değildir. Mülkiyet hakkına yükletilen ödevleri yerine getirmemesi dolayısıyla taşınmaz maliki sorumlu olacaktır.
Tehlike sorumluluğu: TBK m. 71 genel bir hüküm getirerek tehlike sorumluluğunu kusursuz sorumluluk olarak düzenlemiştir. Buna göre bir işletmeden kaynaklanan herhangi bir zarardan sorumludur. Yeter ki zararın kaynağı işletme olsun. Burada uygun illiyet bağı aranmamakta basit illiyet bağı yeterli görünmektedir.
–
Sözleşme İçi Sorumluluk
a. Satım Sözleşmesi
İlacın yan etkilerinin ortaya çıkması pek tabii uzun bir süreç gerektirmektedir. Dolayısıyla TBK m.231’e göre ayıptan dolayı sorumluluk hallerindeki iki yıllık zamanaşımı bu durum için elverişsizdir.
Bu arada ayıp kavramı önemli olmaktadır. Burada göz önünde hatalı üretilen malın kullanıcıya “güvenli kullanım imkânı sunup sunmama” esas alınmaktadır. Ayrıca ifa menfaati değil genel koruma amacı vardır. İlaç üreticisinin sorumlu tutulabilmesi için herhangi bir sözleşme ilişkisinin olması beklenmez. Son olarak bedensel zararların yanında meydana gelen zararlar da bu sorumluluğa dâhil edilmelidir.
–
b. TBK m. 112 vd. Sorumluluk
Borcun gerektiği gibi ifa edilmemesi dolayısıyla açılan tazminat davasında, üreticinin, borcu gerektiği şekilde ifa edemediği söz konusu olur. Burada üretici son satıcıysa m.112 dolayısıyla üretici ispat yoluyla sorumluluktan kurtulabilir. Eğer üretici son satıcı değilse bir sözleşme ilişkisi olmayacağından sorumluluk da gözetilmez.
–
c. Sözleşmelerle İlgili Diğer Görüşler
1)Eczacının Rücu Hakkı: eczacının ilaçların hatalı üretilip üretilmediğini tespit edemez. Bu yüzden satıcıya karşı bir talepte bulunulamaz meğerki eczacıdan tazminat istenmiş olmasın. Eczacıdan tazminat istenirse eczacı, zararını rücu edebilir. Ancak TBK m.229 kusurlu olup olmadıklarına bakılmaksızın uygulanabilir. Doğrudan zararlardan eczacı kusursuz sorumlu olur. Ayrıca rücu için eczacının TBK m.223’ e göre ilacı gözden geçirmelidir.
2)Garanti Sözleşmesi Görüşü: Burada söz konusu olan durum üretici prospektüsle tüketiciyi bilgilendirerek garanti sözleşmesi kurmaktadır. Garanti sözleşmesinde, ürünlerin garantili satışına dair bir uygulama olmalı ve garanti değiştirme, onarma veya geri iade etmeyle alakalıdır. Ancak burada prospektüs sadece bilgileri ihtiva ettiğinden garanti sözleşmesinin hükümleri burada uygulanamamaktadır.
3)Üçüncü Kişiyi Koruyucu Etkili Sözleşme Görüşü:Bu görüş yalnız belirlenen üçüncü kişilerden ziyade karşı tarafın alanını da korumakta ve öngörülemez bir koruma alanı oluşturmaktadır. Dolayısıyla belirsiz sayıda kişilere karşı sorumlu olacaktır.
4)Sürüm Zinciri İçinde Temlik Edilen Hak Görüşü: Burada tüketici eczacının haklarına sahip olmasını gerektiren bir düşünce yatmaktadır. Tüketici doğrudan doğruya eczacı gibi hak talep edebilecektir ve bu sözleşme kurulmadan meydana gelecektir. Burada uygulama alanı borca aykırı bir şekilde genişletilmektedir. Bu da nisbilik ilkesine aykırı bir durumdur.
5)Üreticiyi Son Satıcının Yardımcı Kişisi Olarak Kabul Eden Görüş: öngörülen düşünce, üreticinin son satıcının yardımcısı olarak addedilmesidir(TBK m.116). Böylelikle “adam çalıştıranın sorumluluğu” nezdinde sorun çözülmeye çalışılacaktır.
–
Değerlendirme
Türk hukukunda ilaçların verdiği zararlardan dolayı sorumluluğa dair bir düzenleme getirilmemiştir. Şu an hukukumuzda İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanununda ilaç üretimi ve belli hususlara dair düzenleme mevcut olup sorumluluğa dair bir hüküm yoktur. Ayrıca “Ayıplı Malın Neden Olduğu Zararlardan Sorumluluk Hakkında Yönetmelik”, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve Avrupa Konseyi’nin Hatalı Ürün Nedeniyle Sorumlulukla İlgili Üye Devletlerin Kanunî ve İdarî Düzenlemelerinin Yeknesaklaştırılması Hakkında 25.07.1985 tarihli ve 85/374/EEC sayılı Direktifi dikkate alınarak kabul edilmiştir. Buna rağmen kesinkes ilaç üreticisine yönelik bir düzenleme yoktur. Ayrıca kanuna rağmen ayıplı mallarla ilgili yönetmelik getirmek yanlıştır ve sorunlara mahal vermektedir.
Alman hukukunda bazı tecrübeler sonucu düzenlemeler getirilmiş ve ilaç üreticisi nihayetinde kusursuz sorumlu olarak kabul edilmiştir. Ayrıca Yargıtay da birçok kez üreticinin sorumluluğunu kus olarak kabul etmiştir. Buna rağmen doktrinde kusursuz sorumluluk hallerinin bu durumlara uygulanışı hakkında görüşler mevcuttur. Ancak bazı kusursuz sorumluluk hallerinde kusursuzluğun ispatıyla borçtan kurtulabilir. Bu yüzden tüketiciyi güçlü imkânları olan üreticinin yanında eşitlemek adına “Tehlike sorumluluğu” bu tür olaylara uygulanabilirdir. Bunun sebebi tabii illiyet bağının yeterli oluşudur. Yani zararın o işletmeden kaynaklanması yeterlidir.
Sonuç olarak hatalı ilaç üretilse bile önemli olan onu piyasaya sürmektir. Ancak üreten, piyasada alıcılara ulaşmasını sağlayan değişebilmekte ve hatta üretici yabancı bile olabilmektedir. Ancak sorunun çözümü ülkemizde yukarıda anlatıldığı üzere karmaşık olup muhtelif görüşler mevcuttur. Bu yüzden sorunlar meydana geldiğinde genel kanun olan “Borçlar kanunu” hükümlerine başvurulmaktadır. Şu anda üreticinin sorumluluğuna dair kanun ve ilaç kanunu mevcut değildir ve kanun koyucunun çelişkileri tüketici lehine düzenlemelidir.
–
Kaynakça
- EREN, Fikret, “Türk Borçlar Hukuku Genel Hükümler”, Ankara, Yetkin Yayıncılık, 16. Basım, 2014
- Ünsal DÖNMEZ, “Türk Ve Alman İlaç Hukukunda Hatalı Üretilen İlaçtan Doğan Sorumluluk Ve Özel Sorumluluk Hâlleri”, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Cilt:7 Sayı:1 Yıl 2016, 10.21492/inuhfd.239946
- Ayşegül, YILDIZDOĞAN, “ İlaç Üreticisinin Hukuki Sorumluluğu”, İstanbul Barosu Dergisi, CİLT: 89,SAYI: 2015/6, sayfa: 84-95 https://www.doganturan.av.tr/wp-content/uploads/2019/05/Cilt-89-Say%C4%B1-2015-6.pdf#page=84
- Mehmet AKÇAAL, “6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde İlâç Üreticisinin Hukukî Sorumluluğu”, Ankara Barosu Dergisi, Yıl: 70 Sayı: 2012/3,http://www.ankarabarosu.org.tr/Siteler/1944-2010/Dergiler/AnkaraBarosuDergisi/2012-3.pdf
[zombify_post]
0 Yorum