Bilgi edinme hakkı idarenin bireye olan sorumluluğundan kaynaklanır. Burada idarenin şeffaf olması bakımından demokratik yönetimin gereği olan yönetimde açıklık ve tarafsızlık ilkelerine istinaden kişilere bilgi edinme hakkı tanınmıştır.
Anayasamızın 74/3’üncü maddesi “Herkes bilgi edinme(…) hakkına sahiptir.” diyerek bilgi edinme hakkını güvence altına almıştır.
Bu yazımızda bilgi edinme hakkının gelişimi ve Türkiye’de yeri işlenecektir.
Bilgi edinme hakkını ilk kabul eden ülke İsveç olmuştur ve bunu 1766’da yapmıştır. Daha sonra bu hak Avrupa ülkelerinde yaygınlaşmaya başlamıştır. Bunun Türkiye’de etkili olmasını sağlayan Avrupa Konseyinin bazı kararlarıdır. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi birçok karar vermiş olup önemli olanları olarak 1977 yılında “ İdarenin İşlemlerine Karşı Bireyin Korunmasına Dair Karar”, 1981 yılında “İdarenin Sahip Olduğu Bilgilere Erişme Hakkında Tavsiye Kararı”, 2002 yılında da “Resmi Belgelere Erişme Hakkında Tavsiye Kararı” gösterilebilir. Ek olarak 2009 tarihli resmi belgelere erişim hakkında Avrupa Konseyi sözleşmesi bilgi edinme hakkını pekiştiren bir uygulamadır.
Bütün bu gelişmelerin ardından Türkiye’de 2003 yılında bu konu hakkında kanun çalışmaları başlanmıştır ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çıkarılmıştır. Ancak anayasal bir düzenleme olmadan kanunla bir hak tanınması tartışmalara yol açmış ve nihayet bunun anayasal temellendirmesi 2010 yılı anayasa değişikliğiyle sağlanmıştır.
Bilgi edinme hakkı 4982 sayılı kanunla aşağıdaki hususları öngörerek bilgi alma hakkı üzerinde düzenlemeler yapmıştır.
Bu hak herekse tanınmış olup “herkes” kavramı Türk gerçek kişilerini, Türk tüzel kişilerini ve Türkiye’de yaşayan yabancı gerçek kişiler ile Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı tüzel kişileri kapsar.
Bilgi, kanun kapsamında her türlü bilgiyi kastetmektedir ve belgeler yazı, görsel ve ses kaydı içeren her türlü belge olabilmektedir. İdare bilgiyi isteyen kişiye aslının kopyasını verir veya oradaki bilgileri not alması veya içeriğini görmesine yardımcı olunur. Bununla beraber idare, kanun hallerinin saklı tuttuğu haller dışında bilgi vermekle yükümlüdür.
–

–
Bilgi ve belgelerin istenmesi, bilgilerin bulunduğu kurum ve kuruluşa yapılır. Ancak kanunun sekizinci maddesi şunu öngörerek
“Kurum ve kuruluşlarca yayımlanmış veya yayın, broşür, ilân ve benzeri yollarla kamuya açıklanmış bilgi veya belgeler, bilgi edinme başvurularına konu olamaz.”
yayımlanmış belgelerin istenemeyeceğini belirtmiştir. Buna rağmen maddenin devamında kurumun bu belgelerin nerede bulunabileceğine dair bilgi verme yükümlülüğünden bahsetmiştir.
Bilgi ve belgelere erişim bir bakıma kısıtlıdır. Bu kısıtlama, gizlilik bulunduran veya açıklanması yasak olan bilgi veya belgelerin ayıklanmasıyla giderilir. Yani verilmesi gereken bilgiler başvurana sunulur. Ayıklama sonunda bilgi ve belgeler talep edene verilir ve ayıklama gerekçesi başvurana sunulur.
Kurum gerekli bilgi ve belgeleri on beş gün içinde başvurana bildirir. Eğer kurum bilgi ve belgeler için bir başka kurumdan görüş alması gerekiyorsa bu süre otuz güne çıkar. Ancak kurum bu durumu on beş günlük süre dolmadan başvurana bildirmelidir. Başvurunun reddedilmesi halinde gerekçesiyle beraber başvurana bildirilir. Başvurular bilgi ve belgelerin verilmesiyle cevaplandırılır, ayrıca reddedilen başvurular olağan kanun yolları gösterilerek gerekçesi ile reddedilir.
Madde 14 bize bilgi edinme değerlendirme kurulunu tanımlamıştır:
“Bilgi edinme başvurusuyla ilgili yapılacak itirazlar üzerine verilen kararları incelemek ve kurum ve kuruluşlar için bilgi edinme hakkının kullanılmasına ilişkin olarak kararlar vermek üzere; Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu oluşturulmuştur.”
Bu kurulun çalışma usulleri Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenmektedir.
Bu kanun bilgi edinme hakkımızı bize ortaya koysa da kanunun saymış olduğu haller ve bazı kanunların koymuş olduğu kurallar ışığında sınırlandırılmıştır. Bunlar:
- Yargı denetimi dışındaki işlemler,
- Devlet sırrına ilişkin belgeler,
- Ülkenin ekonomik çıkarlarına ilişkin bilgi veya belgeler,
- İstihbarata ait bilgi ve belgeler,
- Adlî soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler,
- Özel hayatın gizliliği,
- Haberleşmenin gizliliği,
- Ticari sırlar,
- Kurum içi düzenlemeler
olarak sıralayabiliriz.
Sonuç olarak bilgi edinme hakkı bizlere sonradan gelmiş olsa dahi bu bürokrasiyi ve kırtasiyeciliği azaltmak bakımından da bize çok büyük bir kolaylık sağlamaktadır. Bu bağlamda Türkiye’deki hukuk sistemine göre bilgi edinme hakkı anayasal bir güvenceye oturtularak kanunla düzenlenmiştir. Bilgi edinme hakkı, yeni kamu yönetimi anlayışının temel değerleri olan şeffaflık, hesap verebilirlik, katılım, etik, vatandaş odaklılık, sonuç odaklılık gibi değerlerin ortaya konmasında önemli bir mevkii yer etmektedir.
–
Kaynakça
- ŞENGÜL,Mustafa, “Avrupa Konseyi Belgelere Erişim Özgürlüğü Sözleşmesi Karşısında Türkiye’de BilgiEdinme Hakkı” Amme İdaresi Dergisi, Cilt 47, Sayı 3, Eylül 2014, s. 91-110. http://web.a.ebscohost.com/ehost/pdfviewer/pdfviewer?vid=0&sid=3923a35d-2139-4728-b5a5-1bf3c27b329b%40sdc-v-sessmgr02
- ANAMERİÇ,Hakan, “Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ve Kurumsal Bilgi Yönetimi İlişkisi”, Bilgi Dünyası, 2004, 5(2): 168-186, http://eprints.rclis.org/7365/
[zombify_post]
0 Yorum