Kadir Şeker İçin Müebbet Hapis

Dördüncü kez hakim karşısına çıkan Kadir Şeker için önce müebbet hapis cezası istendi. Uygulanan indirimlerle ceza 12 yıl 6 aya düştü.4 min


-8

Öncelikle olayı hatırlayalım: 5 Şubat 2020 gecesi kütüphaneden çıkan Kadir Şeker, tesadüfen parktan geçtiği sırada Özgür Duran’ın Ayşe Dırla’yı dövdüğüne tanık olmuş ve üçüncü kişi lehine meşru müdafaa gerekçesiyle araya girmişti. Bu araya girme sonucu Özgür Duran, Kadir Şeker’in boynunu sıkmıştı. Kadir Şeker ise bu sefer lehine meşru müdafaa sebebiyle yanında taşıdığı bıçağı Özgür Duran’a saplamış, bıçak kalbe denk gelerek Özgür Duran’ın ölümüne sebebiyet vermişti.

Olay üzerine Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 81 (kasten adam öldürme) suçu gerekçe gösterilerek Kadir Şeker tutuklanmış ve kamuoyundan farklı renklerde tepkiler yükselmişti. Kimisi “Neden yanında bıçak taşıyormuş?” diye sormuş, kimisi ise kadın şiddetinin apaçık meşrulaştırıldığını öne sürmüştü. Peki hukuk nezdinde davanın ele alınması nasıl gerçekleşmiştir? Konuyu yalnızca yaşanan olay ve bunun çerçevesinde TCK hükümleri ışığında inceleyeceğiz. Yazının sonunda ise mahkeme kararına ilişkin fikrimi belirteceğim. Yazıda davaya yönelik Ceza Muhakemeleri Kanunu ve İnfaz Kanunu hükümleri ile yasaklı silah bulundurma hususlarına değinmeyeceğim. Mühim bulduğum bir konuyu tartışmanıza açacağım.

Meşru müdafaanın ne olduğu hakkında detaylı bilgi edinmek için Rumeysa Homan’ın kaleme aldığı “Meşru Müdafaa Nedir?” adlı yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Öncelikle kasten adam öldürme suçunu ele alalım. Kasten adam öldürme suçu TCK İkinci Kısım (Kişilere Karşı Suçlar) Birinci Bölüm (Hayata Karşı Suçlar) başlıkları altında madde 81’de şu şekilde düzenlenmiştir: “Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.”

Burada dikkat etmemiz gereken kavram kasttır. Kast TCK m. 21/1’de “Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanunî tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.” şeklinde tanımlanmıştır. O halde kastın iki unsuru vardır: bilme ve isteme. Failin, tipe uygun hareketi o suçun kurucu unsurlarına ilişkin tüm hususlarıyla birlikte zihninde canlandırması bilme unsurunun tanımıdır. İsteme (irade unsuru) ile bilme unsuru çakışmalıdır. Nitekim fail yalnızca bildiğini istemelidir. Bu çakışma hali, failin maksadını oluşturur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu (Y. CGK.) 19.6.1995 – E. 3/182 K. 212 dosyasından da konuya ilişkin atıfta bulunmak faydalı olacaktır: “…Failin kasten hareket etmiş sayılabilmesi için tipe uygun hareketi, önceden düşünüp öngörmüş, zihninde canlandırmış olması gerekir. Tabii ki, fail de sonucu düşünmüş ve öngörmüş olmalıdır. Fakat düşünme ve öngörme, kısaca bilmek ve istemek demek değildir. Bu itibarla suçtan söz edilebilmesi için bilmenin saptanmasından sonra ikinci bir inceleme daha yapmak ve istemenin de bulunup bulunmadığını saptamak gerekir.”

Varacağımız sonuç itibariyle tanımına değinilmesinde önem olan bir diğer kavram ise taksirdir. Taksirin tanımına TCK m. 22/2’de şu şekilde yer verilmiştir: “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın suçun kanunî tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.” Hukuki esasına ilişkin farklıca görüşler bulunsa da çoğunluğun benimsediği Öngörebilme Teorisi çatısı altında kavram “İhtiyatlı bir kimse tarafından öngörülebilen bir hususun öngörülmemesi.” olarak tanımlanır. Diğer bir ifadeyle taksir, kişinin kendi hareketlerinin doğuracağı neticeleri hesaplamakta iradî özensizlik göstermesidir.

O halde, taksir ile kast arasındaki temel fark, taksir halinde fail neticeyi düşünür fakat öngörmez. Mercek altına aldığımız dava gereğince, Prof. Dr. Timur Demirbaş’tan birebir alıntılayacağım: “Fail ateş ettiği kişinin insan olduğunu bilmelidir. Fail ateş ettiği zaman mağdurun ölebileceğini düşünmeli ve istemelidir.” Bu halde denebilir ki, kasten adam öldürme suçundan bahsedebilmemiz için Kadir Şeker’in öldürme kastıyla hareket etmiş olması gerekir. Bu konuya daha sonra tekrar değineceğiz.

Yaptığımız tanımlar ışığında olayı tekrar gözden geçirelim. Kadir Şeker ile aynı nesilden, yakın tarihte üniversite sınavına hazırlanmış biri olarak bu gözden geçirmede size yol göstermek isterim. Kadir Şeker, üniversite sınavına hazırlanmak için kütüphaneye gidiyor. Ekleyelim ki hedefi tıp fakültesini kazanmak. Bu hedefe ulaşabilmek için sınavda ilk birkaç binin içinde olması gerekiyor. Bu başarı da zamandan ve enerjiden büyük bir özveri gerektiriyor. Tüm bu sebeplerle kütüphaneden geç çıkacağını biliyor ve yanına bıçak alıyor. Gözlerimizi şu gerçeğe yummayalım ki, barındırılan bu bıçaktan kişinin can güvenliğine dair ferdi tedirginliğe düşüren politikalar sorumludur. Ceren Özdemir’in ölümü üzerine bende de bu tedirginlik hayli arttı. Zannediyorum ki tedirgin olmak akıllıca davranmaya eşdeğerdir.

Denebilir ki Kadir Şeker, Ayşe Dırla ve Özgür Duran’ın arasına üzerinde bulundurduğu bıçağa güvenerek girdi. Yirmi yaşındaki bir gencin kendinden on iki yaş büyük ve o an sinirli olan bir adamın karşısında dimdik durabilmesinde bu etmenin varlığı yadsınamaz. Olaya örnek teşkil etmesi açısından, meşru müdafaa hususuna ilişkin bir Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararına daha atıf yapacağım. Y. CGK. 26.2.1979, E. 527 K. 93; “Maktulün elinde ateşli bir silah bulunmasına ve yukarıda belirtildiği gibi ciddi bir tehlikeye maruz kalınmasına göre, bu anda sanıktan soğukkanlılıkla tabancasını maktulün hayati önemi haiz olmayan bir bölgesine tevcihi beklenemez.” Fertlerin özellikleri de göz önünde bulundurulacak olursa, Kadir Şeker’in boğulduğu esnada Özgür Duran’ın elini kendi boynundan çekip halen bulunan saldırıyı bertaraf edip edemeyeceği yargılama esnasında ortaya net şekilde konulmalıydı.

Belirtilen tüm bu ifadelerin sonucunda ulaşılabilecek suçlar kasten adam yaralama (TCK m. 86“Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”) ve taksirle adam öldürmedir (TCK m. 85 “Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”). Aynı zamanda ulaşabileceğimiz hukuka uygunluk nedeni meşru müdafaadır (TCK m. 25 “Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.”).

Savcılığın öne sürdüğü kasten adam öldürme suçunun unsurlarından olan kast olayda mevcut değildir. Bu halde, kanımca, iddianamenin kasten adam öldürme suçu üzerinden düzenlenmesi yanlıştır.

Karara ve duruşmalara yönelik görüşlerinizi yorumlarda görmekten mutluluk duyarız.

Kaynakça

  • Demirbaş, Timur. Ceza Hukuku Genel Hükümler. Ankara: Seçkin Yayınları, 2019.

[zombify_post]


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

-8

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.