Kadının Hukuki Statüsü

Kadının hukuki statüsünü inşa eden normların, toplumsal yaşamdaki cinsiyet temelli ayrımcı tutumu tasfiye eder nitelikte olması zaruridir 6 min


37

Kadınların hukuki statüsünü düzenleyen metinlerin ortaya çıkışı, ilkelerinin saptanması ve bunlar üzerinde uluslararası uzlaşma sağlanması ideolojik, siyasi ve hukuki argümanların etkilediği küresel düzeyde yaşanan bir “Büyük Politika” sürecinin sonucudur. Bir cinsiyetin mağdur ve muzdarip olduğu ayrımcılık içeren hukuk normları da özlerindeki cinsiyetçi algıyı Büyük Politika düzlemindeki olumsuz değişmelerden alır.

İnsan onuruna yaraşır bir hayat sürme gayesiyle yola başlayıp ivmelenerek ilerlemesini sürdüren kadın hareketlerinin ortaya koyduğu değerler, ne ölçüde kabul görüp pozitif hukukun kapsamına girebilmiştir ve girdiyse fiilen ne derece korunabilmektedir tartışmaya açıktır.

Gelişen insan hakları hukukunun inşasında siyasal katılım kavramı vazgeçilmez bir yapı taşı olmuştur. Zira bu hakkın yokluğunda diğer hakların varlığı tehlikeye girer. Bu yüzden kadının hukuki statüsüne ilişkin aykırılıkları siyasal hayata katılım hakkından başlayarak incelemek daha doğru olacaktır. Nitekim diğer hakların kazanımı ve etkili politikalarla fiilen uygulanabilmesi yolunun açılması için kadının siyasal hayata katılımı ve cinsiyetin temsili oldukça önemlidir.

Uluslararası insan hakları hukukunda siyasal hayata katılım hakkı ilk olarak İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 21. maddesinde düzenlenmiştir. Uluslararası insan hakları hukukunda “kadının insan hakları” alanında en önemli belge olma niteliğini taşıyan Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin (CEDAW) 7. maddesi de kadınların siyasal hayata eşit bir şekilde katılması ilkesini açıkça düzenlemektedir. CEDAW’ın 4. maddesinde düzenlenen “geçici önlemler” ile de kadın-erkek arasındaki de facto eşitliği sağlamaya yönelik tedbirlerin alınmasının hukuki zemini oluşturulmuştur. Buna göre kadının eşitsizliğine yol açan düzenlemeler ortadan kalkıncaya dek pozitif ayrımcılık politikaları uygulanmalı, bu geçici ve özel önlemlere ancak fiili eşitlik amacına ulaşıldığı zaman son verilmelidir. Bu kapsamda düzeltici önlemler, kadın-erkek eşitliğinin hukuki dayanağına bulmasına rağmen; toplumsal cinsiyet rolleri, bazı kültürel normların kadın üstündeki tahakkümü, erkek egemen siyasal hayattan dışlanmış kadının tecrübesizliğinin motivasyon kırıcılığı gibi sebeplerden dolayı eşitliğin fiilen gerçekleştirilememesinin telafisi mahiyetindedir. Bu gerekçe doğrultusunda kadının siyasal hayata katılımında “kota” uygulamalarının elzem bir düzeltici önlem olduğunu savunan görüşler mevcuttur.

Devletin Temel Amaç ve Ödevleri ile Sosyal Politika İlkeleri Çerçevesinde Kadın

Kadın ve erkek eşitliği açısından birincil değerdeki anayasa hükmü Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesidir. Eşitlik ilkesinin amacı aynı durumda olan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Durumlardaki özellikler kimi kişi ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez. Cinsiyetçi tercihlerle kadınların toplumsal kalıplar tarafından beslenen ikincilliği, edilgenliği ve bağımlılığını esas alan hukuksal düzenlemeler devletin özgürleştirme yükümlülüğü ile bağdaşmaz. Çünkü bunlar, kadının kişisel gelişimi ve temel haklardan etkili biçimde yararlanması önündeki hukuksal engellerdir.

Anayasa sosyal politika alanında özgül bir kadın politikasına değinmemekle birlikte, planlama bağlamında “sosyal ve kültürel kalkınma”yı da esas almaktadır (Anayasa madde 166).  CEDAW’ın kadınların ikincilliğinin tasfiyesini öngören 5. maddesi doğrultusunda “sosyal ve kültürel kalkınma” planlamaya kadının toplumsal ilerlemesini katacak biçimde yorumlanmalıdır. Bu tür bir kalkınma anlayışı cinsiyetçi kalıplarla mücadele eden sosyal politikaların uygulanmasını gerekli kılar.

Girişim özgürlüğünün düzenlenmesinde, devletin özel teşebbüslerin “sosyal amaçlara uygun yürümesi” konusunda tedbir alma yükümlülüğü de benzer şekilde anlaşılmalıdır (Anayasa madde 48). Bu yüzden özel işletmelerde kadın istihdamını arttırıcı veya koruyucu önlemler “sosyal amaçlar” ölçütü ve devletin “kadın erkek eşitliğini yaşama geçirme yükümlülüğü” nedeniyle anayasa gereğidir (Anayasa madde 10/2).

Anayasal İçtihatta Kadın-Erkek Eşitliği Konusunda Aykırılıklar

Kanunlardaki cinsiyetçi yaklaşımı onaylayan yargısal tutum, çoğunlukla kanun hükmünün koruduğu “hukuksal değer”i araştırmaz ya da etkili bir denetime konu yapmaz. Bu bakımdan Anayasa Mahkemesinin (AYM) yargısal içtihadı “cinsiyetçi kararlar” ve “cinsiyetçiliği reddeden kararlar” olarak iki kümede toplanabilir. AYM’nin yaklaşımı kadın-erkek eşitliğinin somutlaştırılması açısından önem arz ettiğinden cinsiyetçi tutumunun tasfiyesi zaruridir. Aynı zamanda gerekçelendirmeleri ile kanun koyucuya cinsiyetçi tutumunu tasfiye etmesi gerektiği yönünde mesaj verebilmek gibi önemli bir fonksiyonu vardır. Bu bakımdan Anayasal içtihat incelemeye değer aykırılıklar barındırır. Bunu kısaca örneklendirelim.

Ceza Hukuku normları bakımından doğrudan toplumsal-kültürel kalıplar biçiminde dile getirilirken, özel hukuk normlarında; aile birliği, kökleşmiş gelenekler, kamu yararı, kamu düzeni gibi göndermelerle karşımıza çıkmaktadır. Bu kararlar kadının bağımlı, muhtaç, kararlarında yarı özerk kişi olduğuna yönelik bakış açısının bir ifadesidir.

Bir davada iptali istenen norm “haksız tahrikte kız kardeş indirimi” olarak biliniyordu. Norm kız kardeşin cinsel namusunu, onun beden bütünlüğünü ve yaşam hakkını da çiğneyerek sahiplenecek erkek ya da kız kardeşi kayıran bir düzenleme içeriyordu. Ve bu norm eşitlik ilkesi bakımından Anayasa’ya uygun bulunmuştur. Eğer gerektiği gibi ceza normunun koruduğu “hukuksal değer” ve onun Anayasa’ya uygunluğu araştırılsaydı görülecekti ki bu değer aslında “geleneksel namus anlayışı” idi.

Başka bir örnek; Anayasa Mahkemesi mülga Ceza Kanunu’nun ilgili iki hükmünün incelendiği bir başka içtihadında “kimi suçlar ancak kadın tarafından işlenebilir ve kimi suçlar da ancak bir kadına karşı işlenebilir” yorumunda bulunmuştur. Evlenme ile sadece erkek için kamu davasının düşmesi ya da hüküm verilmişse infazın ertelenmesini Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı bulmamaktadır.

Bir diğer içtihat ise özel hukuk alanında, mülga Medeni Kanun’un kadının soyadı ve kadının ikametgahı konusundaki hükümlerinin Anayasa’ya uygun bulunduğu davadır. Kadının ikincil konumu burada “kamu yararı”na dayandırılmaktadır. Soyadında erkeğe öncelik tanınması “aile birliği ve bütünlüğünün” zorunlu koşulu olarak kabul edilmektedir. Normun koruduğu değer ataerkillik olmasına karşın bu değer içselleştirilmiştir.

Evli kadının ikametgahını kocasının ikametgahına bağlayan mülga Medeni Kanun hükmü için de benzer tutum ve yöntemin izlendiği görülebilir. Yalnız bu tür bir ikametgah kuralı ile “aile birliğinin huzuru ve devamının” sağlanabileceğini düşünmüş olsa gerek. Yerleşme özgürlüğü ile temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin ilkeler bakımından yapılan incelemede “aile birliğinin sağlanmasındaki kamu yararı” baskın unsurdur.

Anayasa Mahkemesinin mülga Medeni Kanun’un 169/2. maddesini Anayasa’ya uygun bulan kararında; evli kadının yetersizliği konusunda onun “ekonomik gücünün sarsılmasını önleyerek aile birliğinin korunması” amaçlanmıştır. Kadınların bireysel özerkliklerinin zayıf ve karar verme yeteneklerinin etkilere açık olabileceğine yönelik yorumda bulunmuştur.

Gelelim 1989 yılındaki “iffet içtihadı” olarak adlandırılabilecek AYM kararına. Burada AYM, ırza geçme ve kaçırma suçlarının fuhşu meslek edinen bir kadına işlenmesinde ceza indirimi öngören mülga Ceza Kanunu hükmünü Anayasa’ya uygun bulmuştur. İffet, insan onurundan üstün tutulmuş, namus ve edep gibi kavramlar gözetilmiştir.

Dini nikaha ilişkin cezalandırma normu ve kız çocuklarının ekonomik güçsüzlüğünün korunmasına ilişkin “yetim aylığı” gibi kararlarda şu yorum mevcuttur:

“Bu tür koruma önlemleri, kadınlar için bir ayrıcalık amacına değil, tam tersine uzun yılların eşitsizlik yaratan olumsuz birikimlerini azaltmak ve önlemek amacına yöneliktir.”

Davadakine benzer ayrıcalıklar, meslek edindirme, kadın istihdamını destekleme, kadınların eğitim hakkından yararlanmalarının önündeki engelleri ortadan kaldırma, sosyal güvenlik sistemini geliştirme, bütçede kadın politikasına pay ayırma gibi başka uygulamalarla bütüncül biçimde ele alınmazsa ve zaman içinde kadınların ekonomik bağımsızlığını sağlayacak istihdama ya da girişimciliğe yönelik başka önlemlerle yer değiştirmezse, benimsenen korumacılık “toplumsal gerçeğin telafisi”ne değil pekiştirilmesine yol açar.

Unutulmamalıdır ki; kadının hukuki statüsünü inşa eden normların, toplumsal yaşamdaki cinsiyet temelli ayrımcı tutumu tasfiye eder nitelikte olması zaruridir.  Pratikteki bu acı gerçekliğin kabulunden ziyade, ayrımcı tutuma cevaz vermeyen ve onu telafi eden bir hukuksal tavrın varlığı; kadını, hakkı olan “eşit ve eşdeğer” statüye ulaştıracaktır.

Kaynaklar

  • Oder,B. E. (2008a) “Anayasa Mahkemesi Kararlarında Cinsiyete Dayalı Ayrımcılık, Toplumsal Cinsiyet ve Kadın-Erkek İmgesi,” Uluslararası Hukuk Kurultayı içinde s. 168-79. Ankara: Ankara Barosu.
  • Oder, B. E. (2008b) “Uluslararası İnsan Hakları Hukukunun Anayasal Yorumunda 1983-2007 Bilançosu: Örnekler ve Ana Yönelim,” Ali Ülkü Azrak 75. Yaş Armağanı içinde, ed. Ş. Sayhan ve Y. Karlıklı, s. 387-416. İstanbul.
  • Bakırcı, Kadriye, Kaboğlu, İ.Ö., Aliefendioğlu, Y.,Azrak, A.Ü., Kuçuradi, İ., Gülmez, M., İnceoğlu, S., Yokuş, S., Sezer, A., Özyavuz T., İlkiz, F., Okcan, N. (2009) Özgürlükçü-Eşitlikçi Demokratik ve Sosyal Yeni Bir Anayasa İçin Temel İlkeler, İstanbul: DİSK Yayını.
  • Güneş-Ayata, A. (1993) “Türkiye’de Kadının Siyasete Katılımı,” Kadın Bakış Açısından 1980’ler Türkiye’sinde Kadınlar içinde, ed. Şirin Tekeli. İstanbul: İletişim Yayınları, s.293-312.
  • Durudoğan,H., Gökşen,F., Oder,B.E., Yükseker,D. (2014), Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Eşitsizlikler Mücadeleler Kazanımlar, İstanbul: Koç Üniversitesi Yayınları

[zombify_post]


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

37

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.