Ceza Yargılamasında Tutuklama

Haberleri izlerken çoğu zaman “Bu nasıl olur?” “Bu nasıl adalet?” diye sormadan edemediğimiz, bazen de “Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.” cümlesini duyuyoruz. Bu yazıda hem ceza yargılamasında tutuklama ne anlama geliyor onu inceleyeceğiz hem de duyduğumuz bu cümlenin nedenlerini kavramaya çalışacağız. 6 min


44
GİRİŞ

Haberleri izlerken çoğu zaman “Bu nasıl olur?” “Bu nasıl adalet?” diye sormadan edemediğimiz bazen kanımızı donduran bazen de hayret ettiğimiz olaylar sonucunda “Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.” cümlesini duyuyoruz sıklıkla. Bu yazıda hem ceza yargılamasında tutuklama ne anlama geliyor onu inceleyeceğiz hem de duyduğumuz bu cümlenin nedenlerini kavramaya çalışacağız.

A. Tutuklama Kavramı

Ceza muhakemesinde en önemli koruma tedbirlerinden olan tutuklama, bir yargıç kararıyla Anayasada ve yasada belirtilen koşulların gerçekleşmesiyle bir kişinin sanık veya şüphelinin henüz suçluluğu hakkında kesin karar verilmesinden önce özgürlüğünün geçici olarak kaldırılmasıdır. Sanık veya şüphelinin hürriyetinin kaldırılmasından başlayıp salıverilmesine ya da cezanın infazının başlamasına kadar devam eden kısıtlılık durumuna tutukluluk denilir.

B. Hukuki Niteliği

Tutuklama bir koruma tedbiridir. Ceza muhakemesi sırasında delillerin muhafazasını, sanığın kaçmasının önlenmesi ve böylece muhakeme sonunda verilebilecek hürriyeti bağlayıcı cezanın yerine getirilebilmesini sağlamaya yönelik geçici nitelikte bir araçtır.

Tutuklama ile hapis kavramı dışarıdan bakıldığında benzerlik gösterse de amaçları, hükümleri ve yerine getirilmeleri yönünden birbirlerinden ayrılırlar. Tutuklama bir tedbir iken hapis bir cezadır. Tutuklamanın amacı yargılamayı kolaylaştırmak ve eğer sanık mahkum olursa cezanın infazını sağlamaktır. Cezanın amacı ise öncelikle suç işleyen kişinin ıslahı olmadığı takdirde onun tehlikelerinden toplumu korumaktır.

C. Hukuki Dayanağı

Tutuklamanın yasal dayanağı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) madde 100 ve devamında yer alan hükümler oluşturmaktadır. Söz konusu hükümlerde;

  • Tutuklamanın hangi şartlarda yapılabileceği (CMK m.100/1)
  • Tutuklama nedenleri (CMK m.100/2)
  • Tutuklama nedeni varsayılan haller (CMK m.100/3)
  • Tutuklama kararını vermeye yetkili mercii, kararın içeriği, müdafii yardımı ve tutuklama kararı verilemediğinde şüpheli veya sanığın durumu (CMK m.101)
  • Tutuklulukta geçecek süre (CMK m.102)
  • Tutuklananın durumunun yakınlarına bildirilmesi (CMK m.107) konularında düzenlemeler yer almaktadır.

D. Tutuklamanın Koşulları

CMK m.100/1’e göre “Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.”

Söz konusu hükme göre bir tutuklama kararının verilebilmesi için üç şartın gerçekleşmiş olması gerekir. Bu şartlar;

  1. Kuvvetli suç şüphesinin bulunması

  2. Tutuklama nedeninin bulunması

  3. Tutuklamanın ölçülü olması şeklinde ifade edilebilir.

1-Kuvvetli Suç Şüphesinin Bulunması

Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişilerin ancak kaçmaları, delilleri yok etmeleri veya değiştirmelerini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hâllerde hakim kararıyla tutuklanabilecekleri hükme bağlanmıştır. Buna göre bir kişinin tutuklanabilmesi öncelikli olarak suç işlediği hususunda kuvvetli belirti bulunmasına bağlıdır. Bu, tutuklama tedbiri için aranan olmazsa olmaz unsurdur. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı delillerle desteklenmesi gerekir. İnandırıcı delil sayılabilecek olgu ve bilgilerin niteliği büyük ölçüde somut olayın kendine özgü şartlarına bağlıdır.

2-Tutuklama Nedeninin Bulunması

Tutuklama nedenleri CMK m.100/2’de ifade edilmiştir.


Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1.  Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.


Madde hükmünde sayılan nedenler görüldüğü üzere iki kısma ayrılmıştır;

1.Kaçma, Saklama veya Kaçma Şüphesi Oluşturan Somut Olguların Varlığı

Şüpheli veya sanığın, suç teşkil eden eylemden hemen sonra suç yerini veya konutunu terk etmesi, izini kaybettirmesi, bulunabileceği yerlerden arandığında bulunamaması durumunda kaçtığı ve saklandığı değerlendirilmelidir. Kaçıp saklanma halinde talep üzerine veya resen tutuklama kararı verilebilecektir.

Kaçma veya saklanma olmamakla birlikte, davranışlarında kaçacağı şüphesi oluşturan olayların varlığı da tutuklama kararı verilebilecektir. Kişinin konutunu değiştirmesi, pasaport alması, araç teminine çalışması gibi olguların varlığı bu davranışlara örnek gösterilebilir. Ancak kesinlikle soyut şüphe değil, bu şüpheyi doğuran olayların varlığı gerekir.

2.Şüpheli veya Sanığın Davranışları

Söz konusu suçun delillerinin korunması amacıyla tutuklama kararı verilebilir. Ancak, bu halde de soyut şüphe ve kanaate göre değil kuvvetli şüphenin varlığı aranır.

Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunulması da bir tutuklama sebebidir. Bu girişimin önlenmesi için gerekli görüldüğünde tutuklama kararı verilebilir. Bu halde de soyut baskı girişimi ihtimali yeterli olamaz. Bu duruma şüphelinin veya sanığın mağdurla veya tanıkla konuşmaya çalışması, hatta suç ortakları ile görüşerek suçu tamamen üstlenmesini istemesi, suçtan zarar göreni yasaya uygun olmayan şekilde uzlaşmaya zorlaması gibi davranışlar örnek gösterilebilir.

Bu sayılan nedenlerin dışında CMK m.100/3’de tutuklama nedeninin varsayıldığı birtakım suçlar sayılmıştır. Fıkrada geçen bu suçların söz konusu olduğu durumda herhangi bir tutuklama nedeninin varlığı aranmaksızın tutuklama kararı verilebilir.

Bir ceza muhakemesi sürecinde olayın aydınlandığı, delillerin güvence altına alındığı veya zaten karartılmış olduğu durumlarda karartma tehlikesi bulunmadığı, kaçma şüphesinin yokluğunda ise yargılamanın devamı engellenmeyeceği için tutuklama yoluna gidilmemesi gerekir.

3-Tutuklamanın Ölçülü Olması

Ölçülülük ilkesi Anayasa’nın temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasına ilişkin 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” koruma altına alınmıştır.

Ölçülülük, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak, bu amaca ulaşmak için seçilen aracın denetlenmesidir. Tutuklama ile özgürlüğün kısıtlanması durumunda iki temel yarar birbiriyle çatışmaktadır. Bunlardan ilki, kişinin uluslararası belgeler ve Anayasa’dan kaynaklanan kişi özgürlüğü ile bu özgürlüğe saygı gösterilmesini isteme hakkıdır. Diğer taraftan ise, genel olarak ceza muhakemesinin araçlarına, özel olarak da tutuklamanın amacına ulaşılabilmesi için özgürlüğün kısıtlanmasıdır. Her iki temel yararın belli bir olayda dengelenebilmesi için ölçülülük ilkesine uygun hareket edilmesini gerektirmektedir.

Bir işlemin ölçülü olduğunu söyleyebilmemiz için, bu işlemin, amaca uygun, gerekli ve yararlı olması gerekmektedir. Ayrıca, bir koruma tedbirinin uygulanmasının gerekli olduğu sonucuna varıldığında, hangi koruma tedbirinin o olay için en yararlı ve en orantılı olacağı konusunda da karar verilmelidir. Tutuklama açısından ölçülülük ilkesi ise, işlenmiş bir suçun maddi gerçeğinin aydınlatılabilmesi için, olayın şüphelisi veya sanığının özgürlüğünün kısıtlanmasından başka bir yolun bulunmaması gereklidir. Yargıtay 4. Ceza dairesi de vermiş olduğu bir kararında “Ceza yargılamasının tutuksuz yapılması asıldır. Koruma tedbiri anlamında tutuklama ise, istisnai bir nitelik taşımaktadır. İstisnanın, kural haline dönüştürülmesi; masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurmaktadır.”5 ifadelerine yer vererek tutuklamanın istisnai bir yol olduğunu vurgulamıştır.

E. Tutuklama Kararı Verilemeyen Haller

CMK m.100/4’de ifade edildiği üzere “Şüpheli veya sanığa yüklenen sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. Buna göre, tutuklama talebini değerlendiren hakim şüpheli veya sanığa yüklenen suçu dikkatlice belirlemek ve yasada öngörülen cezanın nevi ve miktarını da dikkate almak zorundadır. Şayet hapis cezasının üst sınırı iki yıl ve daha altında yada sadece adli para cezasını gerektirdiği anlaşılıyorsa tutuklama nedenlerinin varlığını araştırarak zaman kaybedilmemelidir.

F. Değerlendirme

Yukarıda yer alan açıklamalardan anlaşıldığı üzere tutuklama belirli kapsam ve koşulları olan kanuni düzenlemeler ile çerçevesi çizilen temel hak ve özgürlüklerle son derece ilişkili önemli bir tedbirdir. İfade ettiğimiz tüm bu hususların varlığı halinde hakim tarafından verilebilecek olan bu tedbir Yargıtay kararlarında da yer aldığı üzere istisnai bir nitelik taşır. Bu istisnai niteliği gerek Anayasımızda yer alan temel hak ve özgürlüklere ilişkin hükümlere gerek de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına son derece uygundur.

Kanunda ifade edilen koşulların gerçekleşmemesi durumunda sanık veya şüphelinin salıverilmesi yani yargılamanın tutuksuz şekilde devam edilmesine karar verilmelidir. Burada dikkat edilmelidir ki yargılama devam etmektedir. Her ne kadar basında yer alan haberlerde doğal bir tepki olarak “nasıl serbest bırakılır?” sorusunu sormadan edemesekte yargılanmanın devam ettiğini unutmamalı karşılaştığımız haberde öncelikle haberin doğruluğunu araştırmalı ardından sözü geçen olayın sadece haberde yer alan ifadelerden ibaret olmadığını ceza muhakemesi sürecinin oldukça kapsamlı bir süreç olduğunu unutmamamız gerekiyor.

Kaynakça

  • Nur Centel (İÜHFM C. LXXI, S. 1, s. 193-206, 2013)
  • Bir Koruma Tedbiri Olarak Tutuklama/ Koparan (TBB Dergisi, Sayı 65, 2006)
  • Çakmak, Selçuk Güney, Tutuklama
  • Yaşar, Osman, a. g. e., s. 462
  • Sibel İnceoğlu, “İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ve Anayasa”, Yüksek Yargı
    Kurumlarının Avrupa Standartları Bakımından Rollerinin Güçlendirilmesi Ortak Projesi, 1. Baskı, Avrupa Konseyi 2013, s.38.
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2009/16 K.2010/11
  • Mustafa Ali Balbay,B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72

[zombify_post]


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

44

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.