Fikri Mülkiyet Haklarına Genel Bakış
Herkes kendi düşünme ve çalışma gücünü kendi araç ve yöntemlerini kullanarak emeğe dönüştürme ve bu emeğinin maddi ve manevi karşılığını alma hakkına sahip olmalıdır. Her birey, yaşamını devam ettirmek için sarf ettiği çabanın ve bunun sonucunda ortaya koyduklarının üzerinde hak sahibidir. Mülkiyet hakkı da, en genel anlamıyla, bireyin, kendi üretim araçlarının ve ürünlerinin özel mülkiyetine sahip olmasıdır.[1] Gayrı maddi mallar üzerindeki mülkiyet hakkı, tıpkı maddi mallarda olduğu gibi ‘emek’ kavramı etrafında şekillenir. Fakat, ‘fikri ve sınai haklar’ üzerindeki mülkiyet, medeni hukuktaki ‘mülkiyet’ kavramıyla eşdeğer değildir. Mezkûr mülkiyet hakları, medeni hukuk anlamında bir mülkiyet kavramına işaret etmeseler de, herkese karşı dermeyan edilebilen ve korunabilen mutlak haklardandır.[2]
Fikri mülkiyet haklarının klasik mülkiyet teorisiyle örtüşmemesinin sebebi, bu hakların mali ve manevi unsurları ihtiva eden çift katmanlı bir yapıda olmasıdır. Mali hakların devredilebilmesi mümkün olsa da, manevi haklar kişiye sıkı sıkıya bağlı olup devredilemez nitelikte olduğu için manevi hak unsurunu klasik mülkiyetle açıklamak mümkün değildir.[3] Fikri mülkiyet haklarının muhtevasından da anlaşıldığı üzere, ‘fikir ürünleri’ eser sahibinin kişiliğini yansıtmaktadır. Nitekim İngilizcede kişiye özgü bir hakimiyet ve aidiyeti ifade eden ‘property’ kelimesi, Latince ‘kendine özgü, karakteristik’ anlamına gelen ‘proprius’ sıfatından türemiştir. [4] Mülkiyet kavramının etimolojik kökeninin saptanması, mülkiyete konu olan şeyin bireyle ilişkisini ortaya koyabilmek açısından önemlidir. ‘Fikri mülkiyet’ ve ‘intellectual property’ ifadelerinin pozitif hukuk tarafından kabul görmesi, gösteriyor ki; fikri ürünlerin kuramsal temelini ‘emek’ ve ‘kişilik’ oluşturuyor. Elbette, fikri mülkiyetin emek teorisi ve kişilik hakkı gibi doğal haklarla açıklanması, fikri mülkiyet haklarının ekonomik hakları içermediği anlamına gelmemektedir. Fikir ve sanat eseri sahiplerinin eserleri üzerindeki haklarının teorik dayanakları öğretide tartışmalı olsa da[5], pozitif hukukta kişilerin, üreticisi bulunduğu edebi, bilimsel, sanatsal çalışmalarından doğan maddi ve manevi çıkarlarının korunması hakkına sahip olduğu kabul edilmektedir.
Fikri mülkiyetin korunması, bireysel zihnin ürünlerinin değer görmesi ve bireyin topluma karşı, yasalarca korunmasıdır. Yazımızın geri kalan kısmında, eser ile eser sahibi arasındaki objektif hukuki durumun yarattığı hak ve yükümlülüklerden olan ‘telif hakkı’ kavramını ve yazarak para kazanma meselesini inceleyeceğiz.
–
Yazarlık ve Telif Hakkı
Telif Hakkının Niteliği
Bireyin umut ve hedeflerini esas alan bir toplum modelinde, yasalar, bireylerin emeğinin adaletli bir karşılığı olmasını sağlar. Yazarların elde ettiği kazançta adaleti sağlamanın pozitif hukuktaki tezahürü ise ‘telif hakkı’dır.
Haklar, hukuki ilişkiler bağlamında var olur. Bu doğrultuda, fikri mülkiyetin -dolayısıyla telif hakkının- öznesi olan eser sahibi ile toplum arasındaki hukuki ilişki ancak telif hakkının kurumsallaşmasıyla açıklanabilir. Toplum, yasaların öngördüğü üzere, yazara telif hakkını vermekle zihinsel emeğe ve yaratıcılığa bir değer biçtiğini beyan eder. [6] Yazara belirli bir ekonomik geliri taahhüt eden telif hakkı, yazar için bir mali teşvik ve mesleğini icra etmesi için bir sebep anlamındadır.
Telif hakkı, aynı zamanda bir ‘kültürden yararlanma hakkı’ niteliğini haiz olduğundan bu hakkın adalet kavramı ve mülkiyet teorisinden bağımsız olarak açıklanması mümkün değildir. Bu durum gösteriyor ki, telif hakkı bir insan hakkıdır.[7]
Türk hukukunda, yazar ve ortaya koyduğu eserler arasındaki hukuki ilişki 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile düzenlenmiştir. Mezkûr kanun uyarınca, eser, “sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri”[8] olarak tanımlanmıştır. Fikri haklar, Kanun’un Üçüncü Bölümünde 13. ve 27. maddeler arasında düzenlenmiştir. Kanun’da belirtildiği üzere, yazarın maddi hakları eseri işleme, çoğaltma, yayma ve temsildir. Manevi haklar ise eseri kamuya sunma, esere adını yazma ve eserde değişiklik yapılmasını men etmedir.
–
Telif Haklarının Korunmasına Yönelik Düzenlemelerin Eser Sahibi “Yazar” Açısından Sonuçları
Eser sahibi yazar ile eserin yayıncısı arasındaki hukuki ilişkinin mahiyeti FSEK m.18’de düzenlenmiştir; bir eserin yapımcısı veya yayıncısı, ancak eserin sahibi ile yapacağı sözleşmeye göre mali haklarını kullanabilir. Yazar ve yayıncı arasında tıpkı hizmet sözleşmelerimdeki gibi bir tabiiyet ilişkisi söz konusudur. Bu doğrultuda, FSEK m.18’in 2. fıkrasında da öngörüldüğü üzere, yazarın eser üzerindeki mali hakları ‘çalıştıran veya tayin edenlerce’ kullanılır; yani işveren niteliğini haiz olan kurumun sahip olduğu ‘mali hakları kullanma yetkisi’ bir mutlak hak olarak kabul edilebilir.[9] Nitekim, eserin üçüncü kişiler tarafından izinsiz bir şekilde kopyalanması, çoğaltılması, değişikliğe uğratılması gibi hak ihlalleri ortaya çıktığında, kural olarak, hem yayıncı hem de yazarın kendisi bu kişiler aleyhine dava açabilmektedir.
Yazarın mali haklarının devri genel olarak FSEK ile düzenlenmiştir, fakat ‘yayın sözleşmesi’ müessesesi 6098 sayılı TBK ile düzenlenmiştir. Yayın sözleşmesi, yalnızca yazarın mali haklarından ‘çoğaltma’ ve ‘yayma’ hakkına ilişkindir. Yani yayın sözleşmesi, yazarın veya mirasçılarının, eserin çoğaltma ve yayma haklarını birlikte yayıncıya devretmesini içeren bir borçlar hukuku sözleşmesidir. Bu doğrultuda, yayın sözleşmesi ile amaçlanan, eserin yayıncıya devredilmesi değil; sadece eserin yayma ve çoğaltma haklarının devredilmesidir.[10]
Sonuç olarak, yazarın kendi eseri üzerindeki haklara sahip olmasının ve emeğinin parasal karşılığını almasının hukuki ifadesi olan telif hakkı, hukuka aykırılıkların sınırlandırılmasını ve ekonomik faaliyetlerin keyfi uygulamalarla güvencesizleştirilmesinin önlenmesini öngören toplumsal düzenlemeler olmaksızın güvence altına alınamaz.[11]
–
Telif Hakkının Koruma Süresinin Dolması: Telif Hakkı Neden Sonsuza Kadar Sürmez?
Eser sahibine tanınan hakların korunmasına ilişkin süreler 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun m. 26 hükmü ve devamında düzenlenmiştir. Güncel haberlerde rastladığımız, belirli bir tarihte bazı yazarların “telif hakkının düşeceği” gibi ifadelerle kastedilen aslında telif hakkının koruma süresinin dolmasıdır. FSEK m. 27 hükmü uyarınca, koruma süresi eser sahibinin yaşadığı müddetçe ve ölümünden itibaren 70 yıl boyunca devam eder. Anılan sürelerin sona ermesinden itibaren eser, yazarından izin alınmaksızın kullanılabilir.
Telif haklarının amacının, en basit ifadesiyle, başkalarının yazarın eserinden yazara -ölümünden sonra ise mirasçılarına- bir pay ödemeksizin para kazanmasını engellemektir. Fakat, önemsenmesi gereken bir diğer mesele de telif hakkının sağladığı bu denetimin neden belli bir süre ile sınırlı olduğudur. Hukuki düzenlemelerle amaçlanan yazarın hayattaki aile bireylerinin korunmasıdır; yani telif hakkının yetmiş yıldan çok daha uzun bir süre boyunca koruma altında tutulması aslında yazarın lehine değildir. Daha önce de belirttiğimiz gibi, eserin kamuya sunulması yazarın manevi haklarındır. Bu doğrultuda, yazarlar için ulaşılabilirlik ve tanınırlığın uzak bir gelecekteki mirasçılarının lehine bir gelir akışından daha önemli olmasının beklendiği söylenebilir. Nitekim, Kanun’da yazarın ölümünden sonraki koruma süresi makul bir süre ile sınırlandırılarak bu amaca hizmet edilmiştir. [12]
–
Telif Hakkı İhlallerinin Etik Boyutu: Bilgiye Ulaşma Hakkı ve “Yazarın Hakları”
Yazarın bilimsel, kültürel ya da edebi alanda yeni eserler yaratma motivasyonu büyük ölçüde fikri hakların, yani telif hakkının, korunmasına bağlıdır. Telif hakkının ihlal edilmesinin ardındaki başlıca sebep, fikri mülkiyete ilişkin hukuka aykırı fiillerin bireylerin gündelik yaşam pratiklerinde ‘görünür’ bir eylem niteliğini haiz olmamasıdır. Öyle ki, telif hakkı suçları, çoğu zaman, doğrudan hırsızlık gibi algılanmaz. Üstelik ‘e-kitap’ ve benzeri dijital imkanlarla kitapları izinsiz kopyalamanın yeni yollarının türemesi, telif hakkı ihlallerini daha da yaygınlaştırırken fiziksel anlamda bir hırsızlık suçunu anımsatmadığı için kişide bir suç işlediği hissiyatı oluşturmaz.
Eserlerin internet ortamında çok kolay bir şekilde kopyalanıp çoğaltılabilmesi ve bu nedenle telif hakkına ilişkin bir denetleme mekanizmasının yetersiz kalabilmesi, telif hakkının uygulanmasının imkansızlaşacağına dair bir kanı oluşturmaktadır. Nitekim, bir eserin dijital ve hatta matbu olarak çoğaltılması fiilinin kimler tarafından hangi sıklıkla icra edildiğinin tespit edilmesi, maddi mülkiyete ilişkin ihlallerin tespit edilmesine nispeten daha zordur. Bu doğrultuda, eserlerin bu kadar kolay ulaşılabilir olması bilgiden yararlanma hakkı kapsamında olumlu olarak değerlendirilebilse de, bir esere bedelini ödemeksizin erişmenin veya izinsiz olarak kopyalamanın taraflar açısından sorumluluk ve haklar doğuracağı da göz ardı edilmemelidir. Örneğin, bir yazarın eserinin, yazarın ve eser üzerindeki diğer hak sahiplerinin izni olmaksızın, internet ortamında paylaşılması halinde içerik sağlayıcının hukuki ve cezai sorumluluğu düzenlenmiştir. Esere internet sitesinde yer veren kişinin sunuş biçiminden, bağlantı sağladığı içeriği benimsediği ve kullanıcının söz konusu içeriğe ulaşmasını amaçladığı açıkça belli ise genel hükümlere göre sorumludur.[13]
–
Kaynakça
- Işıktaç, Yasemin ve Umut Koloş. Hukuk Sosyolojisi. İstanbul: Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2017.
- Parks, Tim. Ben Buradan Okuyorum. Çev., Roza Hakmen. İstanbul: Metis Yayınları, 2016.
- Eren, Fikret. Mülkiyet Hukuku. Ankara: Yetkin Yayınları, 2019.
- Gemalmaz, Burak. “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde Mülkiyet Hakkı”.Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi, 2008.
- Öz, Turgut. “Çalışanların Yarattıkları Eserler Üzerinde Fikri Haklar”. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi.12/2 (2013).https://www.jurix.com.tr/article/4034 (erişim: 18.11.2020).
- Pehlivanoğlu, M. C. “Naruto v. Slater Davasının Türk Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku Açısından Değerlendirilmesi”.Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi.14/181 (2019).https://www.jurix.com.tr/article/19953 (erişim 17.11.2020).
- Bak, Başak. “6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun ‘Yayın Sözleşmesine’ İlişkin Getirdiği Yenilikler ve Bu Düzenlemelere Yönelik Eleştiriler”.Türkiye Barolar Birliği Dergisi.25/101 (2012).https://www.jurix.com.tr/article/10941 (erişim 18.11.2020).
- Koçak, Mehmet Faruk. “Fikri Mülkiyet Haklarının AİHM Kararlarına Göre Korunması”. Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi.17/2 (2018).https://www.jurix.com.tr/article/18558 (erişim 17.11.2020).
- 5 Aralık 1951 tarih ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu
- 4 Mayıs 2007 tarih ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun
–
Dipnot
[1]Yasemin Işıktaç ve Umut Koloş, Hukuk Sosyolojisi, İstanbul: Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2017, s.245.
[2]Fikret Eren, Mülkiyet Hukuku, Ankara: Yetkin Yayınları, 2019, s.53
[3]Burak Gemalmaz, “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde Mülkiyet Hakkı”, Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi, 2008, s.273.
[4]Mehmet Faruk Koçak, “ Fikri Mülkiyet Haklarının AİHM Kararlarına Göre Korunması”,Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi,17/2 (2018), s.287. (erişim 17.11.2020).
[5]Murat Can Pehlivanoğlu, “Naruto v. Slater Davasının Türk Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku Açısından Değerlendirilmesi”, Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 14/181 (2019), s.1770. (erişim 17.11.2020)
[6]Tim Parks, Ben Buradan Okuyorum, çev. Roza Hakmen, İstanbul: Metis Yayınları, 2016, s.36
[7]1948Amerika Hakları ve Ödevleri Bildirisi m.13
[8]5 Aralık 1951 tarih ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m. 1/B,a.
[9]Turgut Öz, “Çalışanların Yarattıkları Eserler Üzerinde Fikri Haklar”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 12/2 (2013), s.15. (erişim 18.11.2020).
[10]Başak Bak, “6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun ‘Yayın Sözleşmesine’ İlişkin Getirdiği Yenilikler ve Bu Düzenlemelere Yönelik Eleştiriler”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 25/101 (2012), s.25. (erişim 18.11.2020)
[11]Işıktaç ve Koloş, Hukuk Sosyolojisi, s.247.
[12]Parks, Ben Buradan Okuyorum, s.38.
[13]4 Mayıs 2007 tarih ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun m.4(2).
[zombify_post]
0 Yorum