Greenpeace, çevresel bir sivil toplum örgütü olmakla beraber Greenpeace’i kanuni zeminde uluslararası bir çevre vakfı olarak değerlendirmek gerekir. Greenpeace, dünyanın pek çok ülkesinde yer alan şubeleriyle kar amacı gütmeksizin, gelecek nesillerin hayatlarını idame ettirmeleri için çevrenin korunması yolunda faaliyetler gerçekleştirmekte olup çevre katliamlarına karşı güçlü bir duruş sergilemekte ve gerek hukuki mahiyeti gerek vizyon ve misyonu itibariyle gerçekleştirdiği bu direnişte şiddete başvurmayıp elde ettiği bulguları basın aracılığıyla ortaya koymaktadır. Greenpeace, faaliyetlerini tamamen gönüllülük esasına binaen gerçekleştirmekte olup tüm çalışmalarını gönüllülerden sağladığı maddi ve manevi destekle devam ettirmekte; bu faaliyetleri finanse etmek için hiçbir şirketten, siyasi partiden bağış ve sponsorluk kabul etmemektedir.
Greenpeace, Kanadalı küçük bir grup tarafından Amerika’nın Kanada’da gerçekleştirmekte olduğu nükleer denemelere karşı savaşmak için bir balıkçı teknesiyle bu deneme alanına doğru yola çıkmalarıyla kurulmuştur denilebilir. 1970’te Jim Bohlen, Irving Stowe ve Paul Cote ‘’Don’t Make A Wave’’ komitesini kurarlar ve bu komitenin kurulduğu esnadaki tek gayesi ABD’nin Amçitka’da gerçekleştireceği nükleer silah denemelerine karşı direnmektir. Bununla birlikte bu komitenin adı, 1972’de ‘’Greenpeace’’ olarak değiştirilir ve Greenpeace’n tek amacı nükleer silah denemelerini engellemek değildir. Greenpeace bundan çok daha fazlasını hedeflemektedir. Onun amacı, dünyaya yeşil bir soluk getirmektir.
Greenpeace, kuruluşundan bu yana pek çok faaliyette bulunmuştur. Kanaatimce ilk olarak Greenpeace’n çalışmalarında benimsediği ilkeler ortaya konulmalı ve sonrasında Greenpeace’n küresel düzeyde ortaya koyduğu çalışmalar incelenmelidir. Greenpeace’in çalışma ilkeleri, kampanyalar yürütme, gelir politikası, şiddetsiz doğrudan eylem, pasif direniş ya da blokaj yapma, siyasi bağımsızlık, tanıklık etme şeklinde sıralanabilir. Greenpeace çalışmalarını, bilimsel verilere dayanan kampanyalarla gerçekleştirmekte, bu çalışmaları gerçekleştirirken bağımsız hareket etmeyi hedeflediğinden –belirtildiği üzere- herhangi bir siyasi partiden, şirketlerden ya da hükümetlerden finansman kabul etmemekte; çevre suçlarına karşı direnişinde şiddete başvurmadığı gibi kendisine karşı başvurulan şiddete de pasif direniş/blokaj ile karşılık vermekte; tam bir siyasi bağımsızlık içinde bulunmakta ve tanıklık etme prensibini benimsemektedir. Çalışma ilkelerine kısaca değinilmiş bulunulan Greenpeace, bugüne kadar küresel çapta birçok faaliyette bulunmuş olup bunlardan en çok ses getirenlere değinmek gerekirse ilk Greenpeace eyleminin ardından ABD, Alaska’daki nükleer bomba denemelerinden(1971); Fransa atmosferdeki atom bombası denemelerinden vazgeçmiştir.(1975) Yine 1989’da Greenpeace tarafından elde edilen bir diğer başarı da BM tarafından okyanuslarda akıntılı ağlarıyla avlanmanın yasaklanmasıdır.1983’te yürürlüğe giren Londra Sözleşmesi ile birlikte denizlere toksik ve radyoaktif atık boşaltılması yasaklanmıştır. 2004’te Greenpeace ile birlikte başkaca çevre grupları, Rusya’nın Kyoto Protokolü’nü imzalamasını sağlamış, böylelikle dünya üzerinde küresel iklim değişikliğinin önlenmesi için akdedilen ilk anlaşma yürürlüğe girmiştir.
Küresel boyutta çevresel sorunlar bağlamında çığır açan faaliyetler gerçekleştiren Greenpeace,1995’te Greenpeace Akdeniz Bölge Ofisi’ni açmıştır. Greenpeace Akdeniz Bölge Ofisi, önceden ulusal Greenpeace ofisi mevcut olmayan Akdeniz ülkelerinde çalışmalar göstermek için kurulmuş olup Greenpeace Akdeniz Bölge Ofisi’nin öncelikle amacı, BM Deklarasyonun tatbik edilmesi ve Akdeniz Bölgesi’nin tamamının etkin bir biçimde korunmasını temin etmektir . Greenpeace Akdeniz Bölge Ofisi’nin açılışını takiben 1997’de İstanbul’da Greenpeace Akdeniz Ofisi kurulmuştur. Greenpeace Akdeniz Ofisi, Türkiye’de Enerji Kampanyası, Toksik Maddeler Kampanyası, Savaşa Hayır Kampanyası, Genleriyle Oynanmış Organizmalara Hayır Kampanyası, Gemi Sökümü Kampanyası’nı yürütmüş olup Ofis’in amaçları Akdeniz’in korunması, bölgenin nükleer silahlardan temizlenmesi, çevrenin zehirli atıklara karşı korunması, temiz üretim teknolojilerinin, sanayiler ve sanayiciler tarafından kullanılmasının özendirilmesi, iklim değişikliğinin önlenmesi amacıyla yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımın tesis edilmesi olarak sayılabilir.
Greenpeace ve Greenpeace Akdeniz Ofisi’nin gerçekleştirdiği faaliyetleri Türk çevre hukuku bağlamında değerlendirebilmek için ilk olarak çevre hakkının hukukumuzdaki yeri ve mahiyetine değinmek gerekir. Çevre hakkı Anayasa m.56’da düzenlenmiş olup bu hüküm, çevre hakkına dair başlıca düzenlemedir. Anayasa m.56, ülkede yaşayan herkese sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı sağladığı gibi bunun yanı sıra çevrenin korunması noktasında vatandaşlara ve devlete ortak bir ödev yüklemektedir. Bu noktada Greenpeace faaliyetleri bağlamında Anayasa m.56 uyarınca devlete ve vatandaşlara yüklenen bu ödevi incelediğimizde devletin Greenpeace’n bir şubesini Türkiye’de açmasına gönüllü olmasını; vatandaşların ise Greenpeace bünyesinde gönüllü olarak çalışarak çevrenin korunmasına hizmet ettiğini ve kendisine yüklenen ödevi yerine getirdiğini söylemek mümkündür. Zira Greenpeace’n gerçekleştirdiği kampanyaları yakından incelediğimizde Türkiye’deki çevre sorunlarının en aza indirgenmesi, mevcut bulunanların çözüme kavuşturulması noktasında ciddi adımların atıldığını söylemek mümkündür. Anayasa m.56 dışında, bu düzenlemeye paralel bir biçimde düzenlenen 2872 s. Çevre K. m.3 uyarınca da çevre hakkının hem hak hem de yükümlülük mahiyetinde olduğunu söylemek mümkündür.
Son olarak hem Türk çevre hukukunda kendine yer bulan hem de çevre hukukunun uluslararası yapısı nedeniyle uluslararası düzeyde uygulanması söz konusu olan çevre hukuku ilkeleri bağlamında Greenpeace, Greenpeace Akdeniz Ofisi çalışmaları incelendiğinde ilk olarak önleme ilkesi bağlamında bu faaliyetler değerlendirilmeli ve Greenpeace tarafından gerçekleştirilen faaliyetlerin öncelikli amacının çevresel problemlerin oluşmasının engellenmesi olduğu söylenmelidir. Zira yürütülen çoğu kampanya ile gelecekte gerçekleşebilecek çevresel sorunların önüne geçilmesi hedeflenmektedir. Yine Greenpeace tarafından gerçekleştirilen faaliyetlerin sürdürülebilir kalkınma ilkesine hizmet etmekte olduğunu söylemek mümkündür. Her ne kadar uluslararası bir örgüt olsa ve doğrudan devletler bünyesinde kurumsallaşması söz konusu olmasa da Greenpeace tarafından gerçekleştirilen faaliyetler ve ortaya konulan faaliyet raporları ,çevrenin korunması bağlamında sürdürülebilir bir kalkınma planına hizmet etmektedir. Zira sürdürülebilir kalkınma ilkesinin uygulama araçlarından biri ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) olup Greenpeace tarafından ortaya konulan faaliyet raporlarının ÇED bağlamında ele alınması ve bu raporlardan yararlanılması mümkündür. Çevre hukukuna hakim olan bir diğer ilke olan işbirliği ilkesi de Greenpeace’n Türkiye bünyesinde şubesinin bulunması hususunda devletin, Greenpeace’e destek verip çevrenin korunmasında adım atmakla vatandaşların işbirliği yapmasında kendisini göstermektedir.
–
Kaynakça
- ÇALI, Hasan Hüseyin Yazar, and Can Tez Danışmanı HAMAMCI. Çevreci toplumsal hareket olarak Greenpeace-Türkiye hareketi. Diss. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ SOSYAL ÇEVREBİLİMLERİ ANABİLİM DALI, 2006.
- Arslan, Hüseyin. “Bir “doğrudan eylem hareketi” olarak greenpeace (yeşil barış).” Süleyman Demirel Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi 2011.23 (2011): 247-258.
- GÜNEŞ, Ahmet M. , Çevre Hukuku 2. Baskı,Adalet Yayınevi, Ankara,2019
- Greenpeace Akdeniz Türkiye, ‘’Hakkımızda’’ erişim:31.01.2021, https://www.greenpeace.org/turkey/
[zombify_post]
0 Yorum