Rekabet Kurulu’nun Ünlü Kararı

Bu yazımda Rekabet Kurumu’nun başlattığı soruşturma kapsamında Rekabet Kurulu'nun 19.09.2018 tarihli ve 18-33/555-273 sayılı kararını kısaca özetleyip inceleyeceğim.4 min


45

1. GİRİŞ

Öncelikle, bu dosyada incelenen husus hakim durumun kötüye kullanıp kullanılmadığı olduğundan 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 6. maddesi uyarınca, yani hâkim durumun kötüye kullanılması maddesi uyarınca: Bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye kullanması hukuka aykırı ve yasaktır. Buna göre, ABD Rekabet Hukuku’nda hakim durumda olmak başlı başına bir hukuka aykırılık yaratırken; Türk Hukuku’nda salt olarak hâkim durumda bulunmak ihlal nedeni değildir. Hâkim durumdaki teşebbüs, bu hâkim durumunu kötüye kullanıyor ise hukuka aykırılık meydana gelmiş olur.

Bir teşebbüsün hâkim durumda olduğunu belirlemek için üç kriter vardır: Pazar koşullarından bağımsız hareket edebilecek ekonomik güce sahip olmak, müşterilerden ve rakiplerden bağımsız olarak hareket edebilmek ve sahip olunan ekonomik gücün sürekli nitelikte olmasıdır. Bu üç kriteri sağlayan teşebbüsler, bulundukları ilgili pazarlarında hâkim durumda sayılırlar. Hâkim durumun kötüye kullanılması ise pratikte çok farklı örneklerle karşımıza çıkabilirken; birkaç örneği şunlardır: Pazara giriş engelleri yaratılması, yıkıcı fiyat uygulaması yapılması ve bağlama uygulamaları…

2. YANDEX’İN TALEPLERİ

Yandex, bu başvurusunda Google’ın mobil uygulama dağıtım sözleşmeleri, gelir paylaşım sözleşmeleri ve Android uyumluluk programı ile Parçalara Ayırmama Sözleşmeleri sayesinde hâkim durumunu devam ettirdiğini savunmuş; bunlara bağlı olarak da Google’ın sayılan uygulamalara giderek rakiplerini açıkça dışlayarak rekabete aykırı hareket ettiğini ve Yandex’in bunlardan doğan zararının tespit edilmesini talep etmiştir.

3. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ

Raportör ise Google’ın lisanslanabilir mobil işletim pazarında hâkim durumda olduğunu, Google’ın telefon üreticileri ile yaptığı sözleşmeler sonucunda ve ayrıca, Google Webview sayesinde bağlama uygulamasına gittiğini, Google arama motorunun ilgili sözleşmeler ile münhasıran kullanılarak da bağlama uygulaması yaratıldığını belirterek; idari para cezasının yanında Google’ın bundan sonra ihlal yaratmaması ve etkin rekabetin sağlanması adına üreticilerle yapacağı sözleşmelerde ilgili dayatmalara yer vermeden hazırlaması gerektiği şeklinde görüş bildirmiştir.

4. HÂKİM DURUM DEĞERLENDİRMESİ

Öncelikli olarak kurul,  ilgili pazar olarak ”internet arama hizmetleri”, ”internet arama hizmetlerinin mobil cihazlar üzerinden sunumu”, ‘‘mobil çevrimiçi reklamcılık hizmetleri”, ”lisanslanabilir mobil işletim sistemleri”, ”mobil internet tarayıcıları” ve ”GMS paketi içerisinde yer alan her bir uygulamanın ifa ettiği fonksiyonların her biri” şeklinde, hepsini ayrı ayrı kabul etmiş; Türkiye’yi ise ilgili coğrafi pazar olarak belirlemiştir.

Bu tespitlerin ardından, soruşturma kapsamında yer alan temel iddia olan Google’ın cihaz üreticileri ile yaptığı sözleşme sonucunda mobil işletim sistemini onlara sağlarken; bunun yanında bazı ürünleri de yüklenmesini şart koşmasıdır. Bu yüzden, bağlama uygulaması kapsamında ‘‘lisanslanabilir mobil işletim sistemleri’’ pazarında Google’ın hâkim durumda olup olmadığını inceleyecektir. Hâkim durum incelemesinde en önemli kriterler: İncelenen teşebbüsün ve rakiplerinin ilgili pazardaki konumu, pazara giriş ve pazardaki büyüme engelleri, alıcıların pazarlık gücüdür. Somut olayda, pazara giriş engelleri, Google’ın neredeyse rakipsiz olması, rakiplerine göre çok büyük pazar payının bulunması gibi göstergelere dayanarak Google’ın konumunu tekele yakın olarak görüp bu pazarda hâkim durumda olduğuna kanaat getiren kurul; Google’ın yaptığı çeşitli sözleşmelerle telefon üreticilerine birtakım yükümlülükler getirdiğini belirtmiştir. Bunun yanında MADA adı verilen sözleşmelerde de bağlama teorisi kapsamında inceleme yapmıştır: Belli şartlar altında, hâkim durumundaki teşebbüslerin bağlama uygulamaları da 4054 sayılı Kanun’un 6. Maddesi kapsamında yasaklanan eylemlerdendir. Bağlama kapsamında değerlendirilmesi için bağlayan ve bağlı ürünlerin iki farklı ürün olması ve bağlama uygulamasının rekabete zarar veren nitelikte olması gerekmektedir. Buna bağlı olarak Rekabet Kurulu yaptığı incelemede, bağlama teorisinin şartlarının oluştuğunu ve bu uygulamadan tüketicinin de zarar gördüğünü belirtmiştir.

Münhasırlık sözleşmeleri, bir alıcının belirli bir ürün veya ürün grubuna ilişkin talebinin tamamını veya önemli bir kısmını tek bir sağlayıcıdan karşılaması koşulu içeren sözleşmelerdir. Kurul, Google’ın gelir paylaşımına ilişkin üreticiler ile yaptığı sözleşmelerde ise münhasır durumuyla pazarı mevcut ve potansiyel rakiplerine kapadığını; münhasırlık süresi dolayısıyla da rekabeti olumsuz etkilediğini beyan etmiştir.

Kurul, seçimlik uygulamalar açısından ise rakiplerin uygulamalarının da yüklenmesini engellemediği, Google uygulamalarının bu konu özelinde münhasır olarak değerlendirilemeyeceği ve tüketicinin de zararına olmadığı gerekçesiyle bağlama teorisi kapsamında ihlal yaratmadığı şeklinde; Parçalara Ayırmama Sözleşmesi (Google uygulamalarının Android cihazlarda işlevsel çalışmasını sağlayan sözleşme) bakımından ise uygulamalarının doğru ve düzgün bir biçimde çalışması, herhangi bir sorun yaratmaması, yani dinamik çalışması ‘‘haklı ticari gerekçelerine’’ dayanması sebebiyle rekabeti kısıtlamadığı şeklinde değerlendirmiştir.

5. KURULUN DEĞERLENDİRMESİ

Google ekonomik bütünlüğünün savunmasını da dinleyen Kurul, Google’ın ‘‘lisanslanabilir mobil işletim sistemleri’’ pazarında hâkim durumda olduğunu, hem ilgili sözleşmeler sonucunda hem de üreticilere yönelik uygulamaları sonucunda münhasırlık ve bağlama yoluyla hakim durumunu kötüye kullandığını tespit edip; idari para cezasının yanında, ileride bu tip ihlallerin gerçekleşmemesi adına ve etkin rekabeti sağlamak amacıyla mevcut sözleşmelerin revize edilmesine; gelecek sözleşmelerin ise bu bağlamda yapılması gerektiğine karar vermiştir.

6. SONUÇ

Günümüz dünyasında Big-Tech adını verdiğimiz; bünyesinde birçok şirket bulunan fakat Rekabet Hukuku açısından tek bir teşebbüs olarak kabul ettiğimiz Google gibi şirketler, her geçen gün güçlerine güç katmaktadırlar. Rekabet Hukuku’nun çıkış noktası olan, Sherman Act ile başlayan serbest piyasa ekonomisinde etkin rekabetin korunması, bu dev şirketlerin güçlenmesiyle birlikte gittikçe zorlaşmaktadır. Özellikle Google, Facebook, Amazon ve Apple’ın içinde bulunduğu büyük dörtlü olarak adlandırdığımız bu gruba karşı her devletin Rekabet Kurumu her an tetikte olmalıdır; Rekabet Hukuku’nun yanında KVKK açısından da büyük tehdit yaratan bu teşebbüslerin, günümüzdeki devletlerin çoğundan güçlü olduğu ve geleceğimize yön verecekleri şüphesiz bir gerçektir.

KAYNAKÇA

[zombify_post]


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

45

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.