Hukukçu Kütüphanesi -1 yazımızda sözünü ettiğimiz üzere, hukukçuların okuması gereken kitapları bulup çıkardıkça kütüphane serimizi devam ettiriyoruz. Yine tavsiyelerinizle bizlere katkıda bulunmak isterseniz sizler de yorum yapabilirsiniz.
- Toplum Sözleşmesi -Jean Jacques Rousseau
Bu kitabı okursan Rousseau’nun özgürlük, eşitlik, mülkiyet, adalet ve kanun, egemenlik ve genel irade, doğal yaşam hakkındaki düşüncelerine yakından tanıklık edersin. Rousseau bu düşünceleriyle çağdaş demokrasilerin bir bakıma öncüsü olmuştur. Eğer bu kitabı okumadıysan al ve oku.Kendini yenilemenve fikir sahibi olman için sana yardım eder.
- Prens -Niccolo Machiavelli
Her zaman cumhuriyet yönetiminden yana olan Machialvelli, İtalya’daki devletçiklerin,15. Yüzyılın sonu ile 16. Yüzyılın başında içinde bulundukları siyasal kaosu, ekonomik, askeri ve ahlaksal çöküşü durduracak bir prens(hükümdar) arayışına girer. Prens her zaman için geçerli olması gereken bir güç ve kudret politikasının el kitabı olarak da yorumlanır. Böylece “devlet aklı” modeli çıkmıştır. Prens : Devlet aklının öznel iradeye teslimi.
- Suç ve Ceza –Dostoyevski
Eski öğrenci Raskolnikov, "kiracıdan" kiraladığı daracık odasında beş parasız günler geçirmektedir. Modern zamanların, çağdaş bilimin ve edebiyatın bu yaratıcı, akıllı genci, toplumun gerici bir canavara dönüşmüş karanlık avucunda ezilip un ufak mı olacaktır yoksa? Bir gün oturduğu bir kafede, anarşist düşüncelere sahip gençlerin konuşmalarına kulak misafiri olur ve aklına tüm dertlerine son verecek bir şey gelir. İlk iş olarak da kapıcının kulübesindeki baltayı kestirir gözüne. Dünya edebiyatının en ünlü baltasını…Suç ve Ceza ilk kez 1866 yılında yayımlandı.Öykü, tüm yönleriyle çürüdüğü açıkça görülen geleneksel iyilik algısının toplum tarafından nasıl "göz göre göre" korunduğunu anlatır. Dostoyevski'nin Suç ve Ceza'sı, insanlığa sorduğu can alıcı sorularla güncelliğini hiç yitirmeyen en büyük başyapıtlar arasında. Hala…
- Savunma Saldırıyor –Jacques Verges
Kimsiniz? Neyi temsil ediyorsunuz? Nedir tarihsel olarak varlık nedeniniz? Bunlar yargıçların, savcıların ve sanıkların her davanın eşiğinde kendi kendilerine sormaları gereken sorular. Savunma politikasında her zaman iki yöntem olmuştur: Varolan adalet mekanizmasını kabul eden uyum savunmaları ve yeni bir gerçekliği gözler önüne sermeyi hedefleyen kopuş savunmaları. Birinciler kafalarını kurtarırken, ikinciler davalarını kazanmışlardır. Davaların, mahkeme salonunun dört duvarı arasında kalmadığı, dünyanın gözleri ve kulakları önünde yer aldığı günümüzde, hem davasını kazanıp hem de kafasını kurtaranların sayısı artmaktadır. "Uygarlık"larının ve ellerinde tuttukları öldürme gücünün verdiği güvenle davranan tuzukurular, Adaletleri’nin geçerliği kalmadığını ve tek söz söyleme hakkının kendilerinde olmadığını anlamalıdırlar artık. İlk kez 1988 yılında yayımlamıştık Savunma Saldırıyor’u. Güncelliğinden ve öneminden hiçbir şey kaybetmeyen bu kitabı yeni okurlar için yeniden yayımlıyoruz.
- Diriliş –Tolstoy
Ezici bir değişimin ,bir vicdan dirilişinin yakından takipçisi olmak istiyorsan bu kitabı mutlaka okumalısın .Bu kitap zengin bir prensin hizmetkarıyla olan birlikteliğini zevkleri uğruna bitirmesi ve bir mahkeme salonunda onunla karşılaşması sonucunda dirilen vicdanını ve bunlarla birlikte gelen adalet duygusunu anlatır.Diriliş içerisinde en fazla hissedeceğiniz konu ceza hukukuna yapılmış olan çok sert eleştiriler. Sözü uzatmadan Diriliş ‘in kısa özetine gelelim. İki yaşlı kadına evinde hizmet eden bir kadının (Katyuşa), Nehludov ile yaşadığı aşk sonrasında hamile kalması ve bu olaylardan sonra geneleve düşmesini ile başlıyor. Katyuşa bu olaylar sonrasında genelevde adam öldürme suçundan tutuklanır ve Sibirya’ya cezasını çekmek üzere gönderilir. Sonrasında yaşanan olaylar gerçekten okumaya değer nitelikte. Vicdan ve ceza hukuku üzerine muhteşem bir baş yapıt olduğunu söyleyebiliriz.
- Adalet –Michael Sandel
Adalet, genel adalet konsepti ve ahlakî muhakeme üzerine, klasik dönemden günümüzdekilere kadar başlıca filozofların düşüncelerini tartışmaya açar. Sandel da yorumlarıyla okuyucularının çeşitli çağdaş meselelerle yüzleşmesini sağlar. Pozitif ayrımcılık, zorunlu askerlik, gelir dağılımı ve gey hakları gibi birçok ahlakî ikileme ahlakî, hukukî ve siyasî açılardan bakarken aslında siyaset felsefesinin temel sorunlarına çözüm arar: kişisel haklar ve toplumun istekleri, eşitlik ve eşitsizlik, ahlak ve hukuk ve nihayetinde adalet.
- Bir Ceza Avukatından Gerçek Hikayeler – SUÇ 2 –Ferdinand von Schirach
Yeni nesil kitaplardan olan Bir Ceza Avukatından Gerçek Hikayeler, tamamıyla gerçek hikayelere dayandırılarak anlatılmış bir roman olarak karşımıza geliyor. Roman içerisinde geçen bazı hikayeleri sizler ile paylamamız kitabı okumanız için yeterli olacaktır diye düşünüyoruz. Bir lise öğrencisinin İlluminati örgütünü incelediği için ölümüne işkence görmesi, bir adamın çantasından çıkan 18 adet cinayet fotoğrafına rağmen hiç bir ceza almaması, dokuz kişinin bir kıza tecavüz etmesi ve sonucunda yine ceza almaması gibi konular kitap içerisinde yer alıyor. Kitap içerisinde ki hikayeler biraz da ülkemizde özellikle medya önüne çıkmış olan davaları da hatırlatmıyor değil.Bir ceza avukatından gerçek hikayeler romanı, içerdiği konular, gerçekçiliği ve akıcı okunabilirliği sayesinde Hukukçuların Okuması Gereken kitaplar listemizde ki yerini almayı başardı.
- Suçlar ve Cezalar Hakkında–Beccaria
Cesare Beccaria kitabı sonrasında hukuk dünyasında çok büyük değişimler meydana gelmiştir. Cesare Beccaria bu unutulmaz eseri tam 24 ayda tamamlamıştır ve 1765 yılında Fransa’da yayınlamıştır. Eserde, ceza olarak verilen idam ve işkence cezalarının barbarlık olduğu ve kesinlikle kaldırılmasını gerektiğini savunmuştur ve sonrasında idam ve barbarlık zaman içerisinde kaldırılmıştır. Bunun yanı sıra “Kanunsuz ne suç ne ceza olur” tezi sonrasında meşruluk ilkesini hukuka katmayı başarmıştır. Eser sonrasında hukuk dünyasında yer eden bir başka ifade de “Yasa ancak açık ve zorunlu olarak gerekliliği beliren cezaları koymalıdır ve bir kimse ancak suçun işlenmesinden önce kabul ve ilan edilmiş olan ve usulüne göre uygulanan bir yasa gereğince cezalandırılabilir.” şeklindedir. Ayrıca bu ifade hala daha İnsan Hakları Bildirisin’deki yerini korumaktadır.
- Hukuk Felsefesinin Prensipleri -Hegel
Hukuk felsefesi, şu temel prensipten hareket eder: "ahlaki düzenin pozitif yanı, mutlak ahlaki totalitenin bir halktan başka bir şey olmamasıdır". Demek ki, mutlak esprinin biricik somut tecellisi,organize olmuş şekliyle bir devlet olan halktır. Hegel, sevginin beklendik sonunun kaybolmak olduğunu, gençliğinde yaptığı çalışmalarından beri biliyordu. insanlık tarihi, her biri bir somut Evrensel olan halkların veya devletlerin tarihidir. Öyleyse, tabii, yani rasyonel hukuk felsefesi, devletin düşüncesi.
- Nietzsche Ağladığında –İrvin D. Yalom
Yoğun ve sürükleyici olan yeni bir düşünce romanı sunuyoruz: Nietzsche Ağladığında. Edebiyatla da düşünülebileceğini gösteren müthiş bir örnek…Sahne Psikanalizin doğumu arifesindeki 19. yüzyıl Viyana’sı. Entelektüel ortamlar. Hava soğuk. Aktörler Nietzche: Henüz iki kitabı yayımlanmış, kimsenin tanımadığı bir filozof. Yalnızlığı seçmiş. Acılarıyla barışmış. İhaneti tatmış. Tek sahip olduğu şey, valizi ve kafasında tasarladığı kitaplar. Karısı, toplumsal görevleri ve vatanı yok. İnzivayı seviyor. Tanrı’yı öldürmüş. “Ümit kötülüklerin en kötüsüdür çünkü işkenceyi uzatır” diyor. Daha sonra, “Kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız: Önce kül olmadan kendinizi nasıl yenebilirsiniz?” diyecek. Ümitsiz.
- Kırmızı Pazartesi -Gabriel Garcia Marquez
Marquez bize hukukun kategorize ettiği namus cinayetlerinden çok daha farklı bir namus cinayeti anlatıyor. Kitabın açılış paragrafından itibaren olacağı ifade edilen cinayet aslında işlenmek istemeyen bir cinayettir. Bu trajikomik hikayede cinayetin işleneceği o kadar açıktır ki kimse cinayetin işlenmeyeceğine ihtimal vermez.
- Dreyfus Olayı (Adalet İçin Bir Savaşın Öyküsü) –Emile Zola
Dreyfus Olayı çoğu hukukçu tarafından bilinen bir olaydır. 1894 yılında Alfred Dreyfus ‘un haksız yere suçlanması ile patlak veren olaylar sonucunda yaşanılan gerçek ve çığır açan olaylar kitapta yer almaktadır. Dreyfus’un davası, dava aşamaları, Emile Zola‘nın damga vurmuş gazete yazısı, dava sonrası ve askerlerin rütbelerinin sökülmesine kadar güzel bir kitap sizleri bekliyor. Haksızlıklar ve bu haksızlıklar karşısında durma konusunda sizleri hem yüreklendirecek hem de atmanız gereken adımlar konusunda yardımcı olacak unutulmaz bir eserdir.
- Reis Bey –Necip Fazıl
Son olarak bir Türk tiyatrosu ile bitirelim. 1948'den 1960 yılına kadar geçen sürede tiyatro eseri kaleme almayan Necip Fazıl, 1960 ihtilaliyle girdiği hapiste, üç piyes yazmıştır: Ahşap Konak, Kumandan ve Reis Bey. Piyesin ana karakteri Reis Bey, bir ağır ceza reisidir. Ömrü otel odalarında geçmiş, yapyalnız ve tuhaf bir adam. Taş kalpli bir kanun tatbikçisi… Onun nazarında merhamet, idamlık bir suçtur ve “Cemiyette bir ferdi korumak için bin kişiye idam gömleği giydirmekten kaçınmamalıdır.” Günün birinde, annesini öldürdüğü iddiasıyla huzuruna çıkarılan bir gencin idamına karar verir. Artık olaylar çok farklı gelişecek ve Reis Bey’in buz gibi iç dünyası müthiş bir sarsıntı ile yerle bir olacaktır.
[zombify_post]
0 Yorum