Sevgili okurlar!
Öncelikle biricik sitemizde yazdığım ilk yazının verdiği heyecanı ve mutluluğu sizlerle paylaşmak isterim. Bu yazıda gerek fakültelerde gerekse de yargı sistemi içerisinde ne yazık ki hep arka planda tutulan fakat suçun söz konusu olduğu her yerde ilk sırada gelmesi gereken kriminolojiden bahsetmeye çalışacağım.

Kriminoloji nedir? Türkçemize ''Suç Bilimi'' olarak çevrilen kriminoloji, genel anlamıyla suç ve suç olgusunun olduğu her yerde çalışma alanı bulur. Yalnız burada suç kavramından anlamamız gereken -ve kaçırmamamız gereken önemli bir nokta- işlenmiş olan suçlar ile birlikte işlenebilecek olan suçlardır. Çünkü kriminoloji bir anlamda çalışmalarını öngörü üzerine bina eder. Dolayısıyla kriminoloji hayatımızın her evresinde aktif olarak varlığını sürdüren bir olgudur.

Kriminoloji kavramıyla ilk olarak 18. yüzyılın sonlarında karşılaşıyoruz. Sistematik hal alması zaman alıyor ve 19. yüzyıla kadar sarkıyor. Dolayısıyla ciddi manada çok yeni bir bilim olduğu sugötürmez bir gerçek. Tam olarak keşfedildiği an ise gerçekten doktrinde tartışmalı bir mevzuu. Kimisine göre Fransız bir hekim bu kavramı 1879'da kullanmıştır; kimisine göre 1885 yılında İtalyan Ceza Hukukçusu Garofalo'nun 'Criminologia' adlı eseriyle başlamıştır(Turan, 2002); kimisine göre ise de Gall ve Pinel 18'inci yüzyılın sonlarında akıl hastalıklarının suçu anlamada çok önemli olduğunu belirtmişler ve Gall, suçluluğun insanın beynindeki bir bölümden kaynaklandığını ileri sürmüştür.(Sokullu-Akıncı, 2016), s.117) Görüldüğü üzere bu alan üzerine ilk çalışanlar doktorlar, psikologlar ve ceza hukukçuları. Gerçekten de, kriminolojiyi psikoloji, sosyoloji ve ceza hukukundan ayrı düşünmek olanaksızdır. Örneğin insanlar kimi zaman öğrenmek amacıyla, kimi zaman iyi-kötü ayrımını kavrayabilmek amacıyla, kimi zamansa duygusal olarak ilgili oldukları için suç ile ilgi içerisindedirler.

Kriminolojinin öneminden bahsetmek gerekirse, kendimize ilk önce neden suç ve suçluluk olgusunun toplumda hep popüler ve güncel konu olduğu sorusunu sormalıyız. Füsun Sokullu-Akıncı hocamızın kitabından aynen aktarıyorum: Neden Picasso, Rembrant gibi ressamlar, Shakespeare gibi yazarlar, Einstein ya da Oppenheimer gibi bilim adamları veya Plato, Kant gibi düşünürler dururken, Al Capone, Dinger gibi gansterler ile ilgilenirler ve neden suç ve suçlular ile ilgili konuları araştıran bir bilim dalı, diğerlerine göre daha fazla önem kazanır? (Sokullu-Akıncı, 2016, s.49) Konuya güncel olaylar açısından bakalım. Seri katil olan Filiz Atalay'ı bilmeyen kaldı mı? Ya da Özgecan Aslan kardeşimizin katilini konuşmayan, katilini öldüren kişiyi kahraman ilan etmeyen kaldı mı? Nevin Yıldırım davasını, Sezgi Kırıt davasını konuşmayan kalmadı.
Olaya daha büyük pencereden bakalım: Türkiye'de kadın cinayetlerinin konuşulmadığı tek bir gün geçmiyor. İnsanlar suçun özellikle fail, mağdur ve konu unsurlarıyla aşırı ilgi içerisindeler. Tabii ki, yaptırım konusu da olmazsa olmaz. Hangi kadın cinayetinden sonra idam konuşulmuyor ki? Ceza Adaleti dediğimiz ve kriminolojinin en büyük dinamiklerinden olan şey bu davranıştır. Gelelim paralel devlet yapılanması FETÖ meselesine. Verilen cezalar hakkında herkesin bir fikri ve yorumu var. Konuya kabaca terör suçları diyebiliriz. Bunları neden sıraladım? Çünkü bütün bunlara rağmen, cinayetlerden sonra yükselen 'Sallandıracaksın bunları sallandıracaksın!!' naralarına rağmen, bizler hala işin suç ve ceza kısmıyla ilgileniyoruz. Bunu yaparken de kriminolojiyi resmen es geçiyoruz. Bakın geçenlerde yaşanan bir hadiseyi İzzet Özgenç hocamızın sosyal medya hesabından aynen paylaşayım: ''2018 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısında bu yıl içerisinde para cezası tahsilatından devletin takriben 12 Milyar TL gelir elde edeceği öngörüsünde bulunulmuştur. Söz konusu tasarı, suç işlemenin devletin gelir kaynaklarından biri olduğu anlayışıyla hazırlanmıştır." O halde soru şu oluyor: Suç öngörülebiliyorsa, neden önlem almak yerine cezası üzerine tartışıyoruz? İşte kriminoloji tam da burada saklı sevgili okurlar.

Öyle ya da böyle, kriminolojiye değer vermek zorunda olduğumuz çok aşikar. Bu konuda İstanbul Üniversitesi'nde kriminoloji alanında yüksek lisans şansı verilmesi heyecan verici bir gelişmedir. Dilerim ki daha büyük adımlar da atılır; her fakültede kriminoloji dersini görebiliriz!
Sağlıcakla Kalın!
[1]- https://www.kriminoloji.com/Kriminoloji_Nedir-Erol_Tutar.htm (Son Güncelleme:23.11.17)
[2]- Sokullu-Akıncı, F.(2016). Kriminoloji Beta, 12. Bası.
[3]- Sokullu-Akıncı, F.(2016). Kriminoloji Beta, 12. Bası.
[zombify_post]
0 Yorum