Türkiye’nin Uluslararası Hukuktaki İlk Zaferi Bozkurt-Lotus Davası

Bazı batılı ülkeler kapitülasyonları devam ettirmeye yönelik baskılarda bulunuyordu. Bozkurt-Lotus davasının sonucu ile bunu başaramayacaklarını anladılar.4 min


80
85 Paylaşım, 80 Beğeni

Türkiye yeni kurulmuş bir devlet olması ile birlikte uluslararası toplumda kendini henüz eşit bir üye olarak kabul ettirebilmiş değildi. Bu yüzden bazı batılı ülkeler kapitülasyonları devam ettirmeye yönelik baskılarda bulunuyordu. Bozkurt-Lotus davasının sonucu ile bunu başaramayacaklarını anladılar.

2 Ağustos 1926 tarihinde gece yarısına doğru Ege Denizi açık sularından İstanbul’a doğru gitmekte olan Lotus isimli Fransız ticaret gemisi ile Bozkurt isimli kömür yüklü Türk gemisi arasında Midilli adasının yaklaşık 5-6 mil ötesinde açık denizde bir çarpışma olmuş ve Bozkurt gemisi batmıştır. Bozkurt gemisi mürettebatından sekiz kişi ölmüştür. Lotus, Bozkurt’un sağ kalan mürettebatını alarak yoluna devam etmiş ve ertesi gün İstanbul’a ulaşmıştır.

Hayatını kaybeden Türk mürettebatının ailelerinin şikayetleri üzerine ve kaza bilgisinin ilgili makamlara ulaşmasını takiben Türk yargı makamları tedbirsizlik ve ihmal yüzünden ölüme sebebiyet verme suçundan hem Bozkurt gemisinin kaptanı Hasan Bey hem de çarpışma esnasında Lotus’un nöbetçi kaptanı olan Demons tutuklanmıştır.

Fransız makamları bu tutuklama kararından oldukça rahatsız olmuş ve bu kararı protesto etmiştir ancak mahkeme dirayet göstererek bu kararından dönmemiştir.

Dönemin mevcut hükümeti Türk Ceza Kanunu’nun 6.maddesine göre davaya Türk Mahkemelerinin bakacağını ileri sürmüştür. İlgili maddeye göre, Davanın açılabilmesi için Adalet Bakanı’nın talepte bulunması veya kazadan zarar gören kişilerin şikayetçi olmaları yeterlidir. Bu olayda dönemin Adalet Bakanı Mahmut Esat Bey davanın Türk Mahkemelerinde görülmesi kararını vermiştir. Mösyö Demons ilk duruşmada Türk Mahkemelerinin yetkisiz olduğu konusunda itirazda bulunmuş ancak bu itiraz reddedilmiş, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nin yetkili olduğuna karar verilmiştir.

Bu durumdan oldukça rahatsız olan Fransa ile Türkiye arasında önemli bir anlaşmazlık ortaya çıkmış, Fransa diplomatik yollarla Türk yargısının yetkisiz olduğunu iddia ederek ısrarla nöbetçi kaptanın tahliyesini istemiştir. Türkiye bu talebi reddederek Fransa’nın da kabul etmesi durumda bu anlaşmazlığın La Haye’deki Uluslararası Daimi Adalet Divanı’nın yargı yetkisine gönderilmesine itiraz etmeyeceğini açıklamıştır. Fransa ile Türkiye bu konuda uzlaşmış ve kararı Divan’ın vermesi konusunda anlaşmışlardır.

Türkiye ve Fransız heyetleri tahkimnamenin hazırlanması için bir araya gelmiş ve 12 Ekim 1926 tarihinde tahkimname imzalanmıştır. Tahkimnamenin hazırlanması ve davanın görülmesi sürecinde Türkiye’yi Adalet Bakanı Mahmut Esat Bey temsil ve müdafaa etmiştir.

Bu konuyu Mahmut Esat Bey anılarında şu şekilde anlatmaktadır:

  • Bir gün Atatürk beni nezdlerine çağırdılar, meseleyi bir daha izah etmemi istediler. Anlattım ve sözlerimi şöyle tamamladım: “Paşam, La Haye Adalet Divanı’na gidelim. Kimin haklı olduğu orada meydana çıksın. Ben hakkımızdan eminim, müsaade ederseniz davamızı ben müdafaa edeyim. Kaybedersem bir daha memlekete dönmem fakat kazanacağız!  Hem Adalet Divanı’nın önüne gitmeden Fransızların dediğini yapacak olursak Fransız Devleti’nin tehditleri karşısında boyun eğmiş olacağız, bu da onlara diğer meselelerde aynı tehditleri ileri sürme cesareti verecektir. Halbuki La Haye Divanı’na gidersek davayı kaybetsek dahi şeref ve haysiyetimiz zedelenmez, zira milletlerarası bir mahkemenin hükmüne uymak şerefsizlik değil bilakis büyük bir şereftir.”  Bu sözler üzerine Atatürk bana “Güle güle git, kazanacaksın, kazanamasan bile memleket seni bağrına basacaktır! dedi.

Mahmut Esat Bey bu dava ile çok yakından ilgilenmiştir. Birçok ulaşılması güç uluslararası hukuk kitaplarını Türkiye’ye getirterek tercüme edilmesini sağlamıştır. Fransızlarca tahkimname metnine eklenen “Türkiye, ikinci kaptan Demons’u tevkif etmekle milletlerarası hukuka uygun hareket etmiş midir ? ” sorusunun “Türkiye, ikinci kaptan Demons’u tevkif etmekle milletlerarası hukuka aykırı hareket etmiş midir ?” şeklinde değiştirilmesini sağlayarak ispat yükünü Fransızlara yüklemiştir. Mahmut Esat Bey’in bu hamlesi davanın kazanılması için büyük bir öneme sahiptir.

Fransızların tezi iki temele dayanmaktadır. İlk olarak Türkiye’nin Ceza Kanunu’nundaki ülkesellik prensibini çok geniş yorumlayarak yetkisine girmeyen bir olayda yargılama yapıldığı yönünde olmuştur. Türk heyeti bu iddiaları Fransız mahkemelerinin benzer şekilde geliştirdiği içtihatları ortaya koyarak çürütmüştür. Fransızların ikinci temel dayanağı ise bayrak devletinin açık denizde bulunan bir ticaret gemisi üzerinde meydana gelen her şey üzerinde münhasır yargı yetkisine sahip olması prensibidir. Divan bu iddia üzerine Fransızlardan bu hususta bir genel geçer uluslararası teamül kuralı olup olmadığını ispat etmesini istemiştir. Fransızların uluslararası sözleşmelere atıf yapan iddialarına rağmen Divan’ın kanaatine göre böyle bir kuralın varlığı ikna edici bir biçimde ispat edilememiştir. Divan Türk heyetinin tezini kabul etmiştir.

Karar aşamasında mahkeme heyetince yapılan oylamada her iki tarafında oyları eşit çıkmıştı. Divan başkanı Max Huber’in Türkiye lehine oy kullanması ile dava Türkiye lehine sonuçlandı.

Bu kararın uluslararası hukuka büyük bir etkisi olmuştur ancak en önemli etkisi Türk Hukuku açısından olmuştur. Türkiye’nin Divan’a gitme arzusu hukuk sistemine olan güvenini göstermiştir. Batılı devletlerin kapitülasyonları fiilen devam ettirme niyetlerini Bozkurt-Lotus davası sona erdirmiştir. Divan’a karşı duyulan güvensizlik ortadan kalkmıştır. Türkiye uluslararası toplum tarafından eşit bir üye olarak kabul edilmiş ve kararın etkisiyle kendine olan güvenini uzun süre devam ettirmiştir. Uluslararası hukuk açısında ise bu karar devletlerin yargılama yetkilerini belirlemede önemli bir yere sahiptir.

Bu başarısının ardından Atatürk tarafından Mahmut Esat Bey’e “BOZKURT” soyadı verilmiştir.

Kaynakça

  • Ersaydı, Alper. “Bozkurt-Lotus Davası ve Genç Türkiye’nin Hukuksal Yetkinliği” Tarih Okulu, (2010) s.33-43.
  • Karakuş, Burak.”Genç Cumhuriyet’in İlk Hukuk Zaferi Bozkurt-Lotus Davası” Hukuk Gündemi, Atatürk Özel Sayısı, (2013) s.48-51.
  • Tezcan, Durmuş.”Bozkurt-Lotus Davasının Uluslararası Hukuktaki Önemi ve Yeri” Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları, (1994) s.267-274.
  • Erim, Batuhan.”Mahmut Esat Bozkurt ve Bozkurt-Lotus Davası” İndigo,(2019), < https://indigodergisi.com/2019/08/mahmut-esat-bozkurt-ve-bozkurt-lotus-davasi/ >

Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

80
85 Paylaşım, 80 Beğeni

Sizin Tepkiniz Nedir?

lol lol
0
lol
omg omg
0
omg
fail fail
1
fail
love love
1
love

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar verme ya da görüş belirleme/oy verme
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Video
Youtube and Vimeo Embeds
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri