Yanlış Bilinen Bir Norm : Cinsel Saldırı Suçu

Türk Ceza Kanunu bünyesinde düzenlenen cinsel dokunulmazlığı ihlal eden suçlar, toplum itibariyle yanlış değerlendirilmekte, adeta bilgi kirliliği oluşturulmaktadır.4 min


65

Günümüzde sosyal medyada, medyada ve sair platformlarda üretilen içerikler itibariyle 5237 s. Türk Ceza Kanunu bünyesinde düzenlenen cinsel dokunulmazlığı ihlal eden suçlar, toplum itibariyle yanlış değerlendirilmekte, adeta bilgi kirliliği oluşturulmaktadır. Medya dilinde kullanılan “taciz, tecavüz, cinsel saldırı” gibi kavramlar toplumda yanlış bir algı yaratmakta, TCK bünyesinde mevcut olan cinsel suçların birbirine karıştırılmasına, içeriğinin değişmesine ve hatta TCK bünyesinde mevcut olmayan suçların var olduğunun kabulüne dahi sebebiyet vermektedir. Bu yazı itibariyle genel hatları ile TCK m.102’de düzenlenen ‘’Cinsel saldırı suçu’’ nun temel hali ve 2.fıkrasında düzenlenen nitelikli hali incelenecek olup meydana gelen toplumsal algı biraz olsun aşılmaya çalışılacaktır.

Cinsel saldırı suçu, 5237 s. Türk Ceza Kanunu’nun 102. maddesi itibariyle düzenlenmiştir. Madde bünyesinde, 1.fıkra itibariyle suçun temel haline; 2. ve 3. fıkralarıyla ise suçun nitelikli hallerine yer verilmiştir. Suçun nitelikli hallerinden birini oluşturan TCK m.102/2 hükmü, cinsel saldırı suçunun, kişinin vücuduna organ veya sair bir cisim sokmak suretiyle işlenmesini düzenlemekte olup bu hüküm itibariyle TCK m.102/1 hükmüne yani suçun temel şekline nazaran daha ağır ceza öngörülmektedir. Kanımca TCK m.102/2’de yer alan nitelikli halin ortaya konulabilmesi ve bu bağlamda toplum itibariyle yanlış bilinen cinsel saldırı suçunun nitelikli halinin doğru haliyle aktarılabilmesi için TCK m.102/1 hükmünde yer alan temel şeklinin öncelikle incelenmesi gerekmektedir.

Cinsel saldırı suçu ile kişinin cinsel özgürlüğü korunmakta olup cinsel özgürlük, kişilerin cinselliklerini hukuki sınırlar içinde yaşamalarını ifade etmektedir. Cinsel saldırı suçunun faili, özellik arz etmemekte olup bahsi geçen suç, kadın-erkek fark etmeksizin herkes tarafından işlenebilir. Kanun koyucu böylelikle 765 s. TCK döneminde benimsemiş olduğu anlayışı terk etmiş, cinsel saldırı suçunu kimlerin işleyebileceğini cinsiyetsiz bir yaklaşımla düzenlemiştir. Sonuç olarak kişinin cinsel dokunulmazlığını ihlal edip cinsel özgürlüğüne saldırıda bulunan kimse, cinsel saldırı suçunun failidir.

Cinsel saldırı suçunun mağduru, yine kadın-erkek fark etmeksizin yetişkin herkes olabilir. On sekiz yaşını tamamlamamış her birey, TCK m.6/1-a hükmü itibariyle çocuk sayılır ve çocukların cinsel dokunulmazlığına yapılan saldırı TCK m.103 “Çocukların cinsel istismarı” suçunu oluşturur. Dolayısı ile bahsi geçen suçun mağduru, on sekiz yaşından büyük kimseler olabilecektir.

Cinsel saldırı suçunun temel şekli, vücut dokunulmazlığının ihlaline neden olan cinsel davranışlarla işlenebilir. Bahsi geçen cinsel davranışlardan, cinsel arzuları tatmin amacına istinaden gerçekleştirilen, vücut dokunulmazlığını ihlal eden yani temas halinde gerçekleştirilen ancak vücuda organ veya sair cisim sokma halini oluşturmayan davranışlar anlaşılacaktır. Burada önemle belirtmek istediğim nokta, cinsel saldırı suçunun oluşabilmesi için fail tarafından ika edilen cinsel davranışın, mağdurun vücut dokunulmazlığını ihlal etmek suretiyle ortaya konması gereğidir. Toplum tarafından vücut dokunulmazlığına karşı yapılan bu tür saldırılar  “cinsel taciz” olarak adlandırılmakta olup esasen “cinsel taciz” TCK bünyesinde m.105 hükmü ile bir kimse tarafından “kişiyi cinsel yönden rahatsız eden ve fakat kişinin vücut dokunulmazlığını ihlal etmeyen cinsel davranışlar” ın işlenmesi halinde oluşacak bir suç olarak düzenlenmiştir. Dolayısı ile bilinenin aksine vücut dokunulmazlığını ihlal eden cinsel davranışlarla işlenen suç cinsel taciz değil, cinsel saldırı suçudur. Bu noktada değinilmesi gereken bir diğer husus, 5237 s. TCK itibariyle cinsel saldırı suçunun cezada indirim gerektiren nitelikli hali olan, suçun sarkıntılık düzeyinde kalması halidir. TCK m.102/1,c.2 itibariyle ortaya konan bu hal, fail tarafından gerçekleştirilen cinsel saldırının süreklilik arz etmemesi, basit düzeyde kalması, ani ve kesintili hareketlerle gerçekleştirilmesi halinde söz konusu olacaktır. Ancak fail tarafından gerçekleştirilen cinsel saldırının, süreklilik boyutunu aştığı hallerde cinsel saldırı suçunun temel şeklinin oluştuğunu belirtmek gerekir.

Temel işleniş şeklinden bahsedilen cinsel saldırı suçunun TCK m.102/2 hükmü itibariyle düzenlenen ‘’vücuda organ veya dair cisim sokulmak suretiyle’’ işlenen nitelikli halini incelemek, daha önce değinmiş olduğumuz “yanlış toplumsal algı” yı kırmak bakımından önem arz eden bir diğer hususu oluşturmaktadır. Zira toplum tarafından TCK bünyesinde “tecavüz” adlı bir suçun mevcut olduğu kabul edilmekte olup esasen TCK bünyesinde böyle bir suç bulunmamaktadır. Tecavüz, TCK m.102/2’de düzenlenen, cinsel saldırı suçunun “vücuda organ veya dair cisim sokulmak suretiyle” işlenen nitelikli halini ifade etmektedir. Dolayısıyla söylenebilir ki tecavüz, 5237 s. Türk Ceza Kanunu bünyesinde ayrıca düzenlenen bağımsız bir suç değildir.

TCK m.102/2 ile düzenlenen nitelikli halin oluşması için fail tarafından, kişinin vücudunun organ veya sair cisim sokulmasına elverişli bölgelerine yönelik sokma mahiyetinde cinsel davranışlar gerçekleştirilmesi gerekir. Vücudun organ veya sair cisim sokmaya elverişli kısımları, vücutta bulunan doğal boşluklardan meydana gelmektedir. Bu husus, organ veya cisim sokma eyleminin, eylemin gerçekleştirildiği vücut bölgesinden bağımsız olarak cinsel davranış mahiyetinde değerlendirilemeyecek olması itibariyle önem arz etmektedir. Buna bağlı olarak eylemin gerçekleştirildiği vücut bölgesinin, sokma eylemine objektif olarak cinsel mahiyet izafe ettiğini söylemek gerekir. Bu kısımda değinilmesi gereken son husus, suçun temel şekli ile 2.fıkrasında düzenlenen nitelikli hali arasında, cinsel davranışların “cinsel” mahiyet teşkil edip etmediğinin tespiti bağlamında fark bulunmasıdır. Şöyle ki suçun temel şeklinin oluşumu için mevcut olması gereken cinsel davranışların, madde gerekçesinde de belirtmiş olduğu gibi “cinsel arzuların tatmini amacına yönelik davranışlarla vücut dokunulmazlığını ihlal eden” davranışlar olması gerekir. Buna bağlı olarak failin gerçekleştirdiği eylemin, somut olay itibariyle cinsel davranış teşkil edip etmediğinin failin amacına bakılarak tespiti gerekir. TCK m.102/2 hükmü ile düzenlenen nitelikli halin oluşumu içinse madde gerekçesinde de belirtilmiş olduğu üzere, fail tarafından gerçekleştirilen organ veya sair cisim sokma eyleminin cinsel arzuların tatminine yönelik olması gerekmemektedir. Kanun koyucunun böyle bir anlayış benimsemesinin nedeni, sokma eyleminin meydana geldiği vücut bölgesi, sokulan organ veya sair cisimden hareket edilerek bu davranışın objektif olarak cinsel saldırıyı oluşturup oluşturmadığının objektif olarak belirlenmesinin mümkün olmasıdır.

                                                                                                                           Ceren Şahin

Kaynakça

  • KOCA M./ÜZÜLMEZ İ ,Ceza Hukuku  Özel Hükümler,5. Baskı,Adalet Yayınevi, Ankara-2018
  • Şişman, S. (2010). Cinsel saldırı suçu (Doctoral dissertation, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü).
  • Korkusuz, G. (2013). CİNSEL SALDIRI SUÇU (TCK md. 102). İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, 71(1), 815-854.
  • İnan, O. (2012). Türk Ceza Kanununda cinsel saldırı suçu (Master’s thesis).
  • Centel, N. (2012). 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda cinsel saldırı suçu ve Cinsel Suçlar Değişiklik Tasarısı’nın değerlendirilmesi. Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 99, 269-90.

[zombify_post]


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

65

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.