Koronavirüs Karantina Sürecinde Kadın Cinayetleri
Mart 2020
Mart ayında erkekler tarafından 29 kadın öldürüldü, 9 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu. Cinsel şiddet ve çocuk istismarı devam ediyor.
Mart ayında öldürülen 29 kadının 4’ünün kim tarafından öldürüldüğü tespit edilememiştir. 9’u evli oldukları erkek, 5’i birlikte oldukları erkek, 4’ü tanıdık/akraba, 2’si eskiden evli olduğu erkek, 2’si oğlu, 1’i babası, 1’i eskiden birlikte olduğu erkek, 1’i de kardeşi tarafından öldürülmüştür.
Kadınların 18’i evinde, 4’ü iş yerinde, 2’si arabada, 1’i arazide, 2’si sokak ortasında öldürülmüştür. 2 kadının nerede öldürüldüğü tespit edilememiştir.

Nisan 2020
Nisan ayında erkekler tarafından 20 kadın öldürüldü, 20 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu. Cinsel şiddet ve çocuk istismarı devam ediyor.
Kadınların 16’sı evinde, 3’ü sokak ortasında, 1’i de bir arazide öldürülmüştür.

Şu zamana dek kadın cinayetleri verilerinde, kadınların öldürülme bahanesi olarak karşımıza en çok kendi hayatlarına dair karar almaları çıkmaktaydı. Kadınlar en çok boşanmak, ayrılmak, çalışmak gibi kendi hayatlarına dair karar alırken öldürülüyordu. Ancak korona günlerinde kadınların haklarını; boşanmayı, ayrılmayı, şikayeti ertelemeleri ile karşı karşıyayız. Şiddete uğrayan ya da tanık olanlar, saldırganın korona günlerinde sağlıksız koşullarda kalacağından kaygılanıp şikayetçi olmaktan vazgeçiyorlar. Kadınlar bu süreçte, boşanma, ayrılma kararlarını erteleyebiliyorlar. Koronavirüs günlerinde şiddet failleri ile ilgili tedbirlerde aksaklıkla karşılaşma endişesi, kadınları haklarını kullanmaktan geri düşürüyor.

–
Hukuki Düzenlemeler
İstanbul Sözleşmesi
Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesi bu konuda Uluslararası nitelikte koruma sağlayan en kapsamlı sözleşmedir.
Türkiye, 2011 yılında kabul edilen İstanbul Sözleşmesi’ni ilk imzalayan ve onaylayan ülkedir. Sözleşme, 10 ülkenin onayıyla 2014 yılında yürürlüğe girdi ve Mart 2019 itibariyle 33 devlet ve Avrupa Birliği tarafından da onaylandı.
Sözleşme taraf devletlere, aşağıda belirtilen davranışlara yönelik cezai veya başka bir hukuki yaptırım öngörmeyi zorunlu kιlmaktadιr:
- ev içi şiddet (fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik);
- taciz amaçlı takip;
- tecavüz dahil, cinsel şiddet;
- cinsel taciz;
- zorla evlendirme;
- kadınların sünnet edilmesi;
- kürtaja zorlama ve kısırlaştırmaya zorlama.
Burada açıkça verilmek istenen mesaj, kadınlara yönelik şiddetin ve ev içi şiddetin özel hayatta saklı kalacak konular olmadığıdır. Aksine, mağdur olan kimse failin eşi, hayat arkadaşı ya da ailenin bir ferdi ise aile içinde işlenen suçların özellikle travma yaratıcı etkisini vurgulamak üzere bu kişinin cezası daha da ağırlaştırılabilir.
–
Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun (6284)

Türkiye’de ‘Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair’ 6284 no’lu Kanun bu süreçte koruma talep eden kadınların korunmasına yardımcı olmuştur. Kanun’un getirilerinden olan ‘Merkezlerin Kurulması, Destek Hizmetleri ve Kurumlararası Koordinasyon’ hizmetleri önemli çalışmalardır.
Bu kanun kapsamında alınmış tedbirler vardır:
- Kendisine ve gerekiyorsa beraberindeki çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir yerde uygun barınma yeri sağlanması.
- Diğer kanunlar kapsamında yapılacak yardımlar saklı kalmak üzere, geçici maddi yardım yapılması.
- Psikolojik, meslekî, hukukî ve sosyal bakımdan rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilmesi.
- Hayati tehlikesinin bulunması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine veya re’sen geçici koruma altına alınması.
Ayrıca Kanun’un 7. maddesi der ki:
“Şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin varlığı hâlinde herkes bu durumu resmi makam veya mercilere ihbar edebilir. İhbarı alan kamu görevlileri bu Kanun kapsamındaki görevlerini gecikmeksizin yerine getirmek ve uygulanması gereken diğer tedbirlere ilişkin olarak yetkilileri haberdar etmekle yükümlüdür.”
Bu ihbar neticesinde tedbirler mülki amirler tarafından oluşturulur ve gerekli sayıdaki kolluk kuvvetleri tarafından gerekli önlemler alınır.

Görüldüğü üzere bu konuda ulusal ve uluslararası çalışmalar, önlemler bulunmaktadır fakat Koronavirüs sürecinde gördük ki kadına yönelik şiddet en yakınları dediğimiz çekirdek ailesi tarafından uygulanmaktadır. Elbette kanunların gerekli önlemleri ve caydırıcı çözümleri bulunmalıdır fakat unutulmamalıdır ki asıl amaç ceza vermek değil bu sorunun çözümüne odaklanmak olmalıdır.
29 Mayıs’ta doğum gününü kutladığımız Şule Çet ve daha nice cesur kadın için…
–
Kaynakça
- Karınca, Eray. Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle İlgili Ulusal ve Uluslararası Düzenlemeler. Ankara: KSGM, Aralık 2008.
[zombify_post]
0 Yorum