2013 yılında kabul edilen 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, tüketicilere birtakım avantajlar sağlamış ve Türk Borçlar Kanunu’nda yer alan bazı hususlara tüketici bakımından açıklık getirmiştir. Bu yazı serimizde Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un içeriğinde yer alan unsurları ve tanımları işleyecek, yer verilen sözleşmeleri kaleme almaya çalışacağız.
Öncelikle bu kanunun kapsamı TKHK m. 2’de “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” Şeklinde yer almaktadır. Peki bu kapsamda yer alan terimler ne anlama gelmektedir? Tüketicinin tanımını yaparak başlayalım.
Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi ifade etmektedir. Tüketici işlemi ise mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder. Kısaca tüketicinin ticari ve mesleki amaçla hareket edenlerle gerçekleştirdiği her türlü sözleşme veya hukuki işlemdir. Peki tüketiciye yönelik uygulamalar nelerdir? “Tüketiciye yönelik ticari uygulama“ ile bir mal veya hizmetin tüketicilere tanıtımı, satışı veya tedariki ile doğrudan bağlantılı olarak ticari uygulamada bulunan tarafından gerçekleştirilen eylem, ihmal, davranış biçimi, beyan, reklam ve pazarlama da dahil olmak üzere her türlü ticari uygulama anlaşılmalıdır. Ayrıca TKHK m. 3’te de diğer tanımlara yer verilmiştir.
–
Genel Esaslar
Kanunun ikinci kısmında Genel Esaslara yer verilmiştir. 4. Maddenin ilk fıkrasında kanunda yazılı olarak düzenlenmesi öngörülen sözleşmeler için en az 12 punto sınırı getirilmiş ve anlaşılabilir bir dilde, açık, sade ve okunabilir bir şekilde düzenlenmesi istenmiştir. Sözleşmede bulunması gereken şartlardan birinin veya birkaçının eksik olması durumunda ise sözleşme geçersiz hale gelmemektedir. Eksiklik, sözleşmeyi düzenleyen tarafından derhal giderilmelidir. Tüketiciyi koruma altına alan bir diğer genel esas ise 2. Fıkrada zikredilmiştir. “Sözleşmede öngörülen koşullar, sözleşme süresi içinde tüketici aleyhine değiştirilemez.” Bu durum değiştirme yasağı oluşturmakta ve tüketiciye avantaj sağlamaktadır.
TKHK m. 4/3’ e göre; “Tüketiciden; kendisine sunulan mal veya hizmet kapsamında haklı olarak yapılmasını beklediği ve sözleşmeyi düzenleyenin yasal yükümlülükleri arasında yer alan edimler ile sözleşmeyi düzenleyenin kendi menfaati doğrultusunda yapmış olduğu masraflar için ek bir bedel talep edilemez.” Bu hüküm geçmişe yönelik birçok uyuşmazlığı da açığa kavuşturmaktadır. Söz konusu hükme göre, tüketiciden ek bedel talep edilemeyecek hâller, kendisine sunulan mal veya hizmet kapsamında haklı olarak yapılmasını beklediği ve sözleşmeyi düzenleyenin yasal yükümlülükleri arasında yer alan edimler ve sözleşmeyi düzenleyenin kendi menfaati doğrultusunda yapmış olduğu masraflardır.
Tüketiciden talep edilecek her türlü ücret ve masrafa ilişkin bilgilerin, sözleşmenin eki olarak yazılı şekilde tüketiciye verilmesi zorunludur. Bu hususu ispat yükümlülüğü ise, sözleşmeyi düzenleye aittir. Bu hüküm sayesinde; tüketicilerin, imzaladıkları sözleşmeye ilişkin ödemeleri gereken ücretler hakkında açıkça bilgi sahibi olmaları ve kararlarını daha bilinçli verebilmeleri amaçlanmaktadır.
Genel Esaslara ilişkin değerlendireceğimiz son hüküm ise m. 4/6’dır. “Tüketici işlemlerinde, tüketicinin edimlerine karşılık olarak alınan şahsi teminatlar, her ne isim altında olursa olsun adi kefalet sayılır. Tüketicinin alacaklarına ilişkin karşı tarafça verilen şahsi teminatlar diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça müteselsil kefalet sayılır.” Adi kefalet ve müteselsil kefalet kavramları Borçlar Hukuku içerisinde incelenmektedir. Müteselsil kefalette kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Kefilin müteselsil olarak borç altına girmediği her kefalet adi kefalettir. Adi kefalette, kefilin borcu tamamen tali bir nitelik taşır; alacaklı, asıl borçluya karşı haklarını ileri sürmeden kefile karşı talepte bulunamaz. Ancak alacağını asıl borçludan tahsil edemediği veya tahsil etme imkanının bulunmadığı hallerde kefile başvurabilir. Aksi takdirde, kefil, alacaklıya karşı tartışma def’i ile rehnin paraya çevrilmesi def’ini ileri sürebilir. Bu iki def’i birlikte ileri sürülebilir. Bu hüküm ile tüketici işlemlerinde kefil olan kişiler bakımından da koruma sağlanmış olacaktır.
Genel Esaslar başlığı içerisinde satıştan kaçınma ve sipariş edilmeyen mal ve hizmetlere yönelik maddelere de yer verilmiştir. Bu hükümlerde rafta, elektronik ortamda veya açıkça görülebilir herhangi bir yerde teşhir edilen malın, satılık olmadığı belirtilen bir ibareye yer verilmedikçe satışından ve haklı bir sebep olmadıkça hizmetin sağlanmasından kaçınılamayacağı açıkça belirtilmiştir. Sipariş edilmeyen malların gönderilmesi ya da hizmetlerin sunulması durumunda da tüketiciye karşı herhangi bir hak ileri sürülemez.
Genel Esaslar, Tüketici Korunması Hakkında Kanun’da yer alan spesifik sözleşmeler (taksitle satış, tüketici kredileri, konut finansmanı, ön ödemeli konut satışı, iş yeri dışında kurulan sözleşmeler, mesafeli sözleşmeler, paket tur sözleşmeleri, abonelik sözleşmeleri) açısından da gözetilecektir.
Yukarıda bahsetmiş olduğumuz TKHK’nin 4, 6 ve 7. Maddelerinde belirttiğimiz yükümlülüklere aykırı hareket edenler hakkında TKHK m. 77/I uyarınca aykırılığı tespit edilen her bir işlem veya sözleşme için ikiyüz Türk Lirası idari para cezası uygulanır.
–
Haksız Şartlar
Genel Esaslar bölümü altında yer alan haksız şartlara özellikle değinmemiz gerekmektedir. Zira güncel hayatta karşılaşma ihtimali yüksek olan durumlardan birini teşkil etmektedir. Öncelikle şu soruyu cevaplayalım: Haksız Şart nedir?
Haksız şart; tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme şartlarıdır. Bu durum biraz Borçlar Hukuku’nda yer alan genel işlem koşullarına benzetilmektedir. Genel işlem koşulları TBK m. 20’de “Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir.” Şeklinde zikredilmiştir. Genel işlem koşulları birtakım denetim hükümlerine de sahiptir. Bu denetim hükümleri TBK 21 ila 25. Maddeleri arasında yer almıştır. Bunlar yazılmamış sayılma, yorum denetimi, içerik denetimi ve değiştirme yasağı şeklindedir. Genel işlem koşullarının haksız şartlardan farkı birden fazla kişiye karşı yapılma saikini barındırmasıdır. Tüketicinin haksız şarta maruz kalması durumunda kanun koyucu haksız durumu ortadan kaldırmak için bazı maddelere yer vermiş ve genel işlem koşullarında olduğu gibi birtakım denetim hükümleri zikretmiştir.
İlk denetim hükmü “Tüketiciyle akdedilen sözleşmelerde yer alan haksız şartlar kesin olarak hükümsüzdür.” şeklindedir. Bu ibareye göre haksız şartın unsurlarını sağlayan sözleşme hükümleri geçersiz sayılmaktadır. Ancak birkaç maddenin haksız şart nedeniyle kesin hükümsüz sayılması sözleşmeyi kesin hükümsüz kılmamaktadır. Diğer hükümler bakımından sözleşme geçerlidir ve devam etmektedir.
5. Maddenin 3. Fıkrasında genel işlem koşullarındaki yazılmamış sayılma hükmünün saiki ile aynı saik gözetilmiş ve tüketicinin içeriğe etki etmesi amaçlanmıştır. Şayet tüketici içeriğe etki edememişse o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. Bu durumda ispat yükü de sözleşmeyi düzenleyen tarafa aittir.
Bir diğer denetim türü ise yorum kuralı üzerinde gerçekleşmektedir. Genel işlem koşulları denetim hükümlerinden yorum denetimi ile birebir örtüşen bu hükme göre, “Sözleşmede yer alan bir hükmün açık ve anlaşılır olmaması veya birden çok anlama gelmesi hâlinde; bu hüküm, tüketicinin lehine yorumlanır.”
Bu yazımızda Tüketici Hukuku’na giriş yapmaya ve genel esaslarla haksız şartlar başlıklarını sizlere anlatmaya çalıştık. Tüketici Hukukuna yönelik oluşturacağımız yayın serimizde Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un diğer maddelerini ve kanunda yer alan sözleşmelere ait hükümleri incelemeye çalışacağız.
Kaynakça
- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun
- Banka ve Tüketici Hukuku Sorunları Sempozyumu, Türk İsviçre Hukuk Günleri / Türkisch-Schweizerische Juristentage, ss.75-100, 2010
- Ceylan, Ebru. “Tüketici Hukukunda Haksız Ticari Uygulamalar ve Uygulama Örnekleri.” Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi 15 (2020): 123-147.
- Karasu, R. (2013). “6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Anonim Şirketlerde Kurumsal Yönetim ile İlgili Getirilen Yenilikler.” İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 4(2), 33-60.
[zombify_post]
0 Yorum