Cinsiyet Temelinde Ayrımcılık: Erkek Çocuk Tercihi ve Cinsiyet Seçici Kürtaj

Dünyanın her yerinde ve her döneminde kadınlara yönelik ayrımcılık yapılmıştır. Yazımızda bu ayrımcılığın "cenin" iken başladığına dikkat çekiyor devletlerin ilgili düzenlemelerini sunuyoruz. 4 min


94

Dünyanın her yerinde ve her döneminde, çoğunlukla kadınlara yönelik, cinsiyet üzerinden ayrımcılık yapılmıştır. Doğumda, iş hayatında, evlilikte bunun izlerini görmek mümkündür. Genellikle gelişmemiş ülkelerde kaynak yetersizliği ve kıt olan kaynakların iş gücü sağlayabilecek erkeklere ayrılmasının gerektiği düşünülerek kız çocukları istenmemesine ek olarak, Çin gibi azaltıcı nüfus politikası izleyen ülkelerde de kürtaj genellikle kız çocuğu söz konusu ise gündeme gelmektedir.

Çoğu ülkede kadınların ikinci sınıf insan olarak görülmesi geleneksel temellere dayanmaktadır. Özellikle Güneydoğu Asya ve Ortadoğu ülkelerinde erkek çocuğu olduğu zaman şölenler düzenlenirken, kız çocuğu dünyaya geldiyse aile, sonraki çocuğun erkek olmasını temennisi ile teselli edilmektedir. Kız çocuklarının ayrımcılığa uğraması yalnızca 3. sınıf ülkelere mahsus bir durum da değildir. Günümüzde Amerika’da üniversiteden mezun olan erkeklerin sayısı, kadınlardan fazladır.

Ekonomik  ve sosyal baskılar yoksul ülkelerdeki ebeveynleri maddi imkanları erkeklere sağlamaya yöneltmektedir. Eğer olur da kız çocuğu bu şartlar altında doğabilirse, bu sefer de evlendiği zaman maddi gelir sağlayacak bir kaynak olarak görülmeye başlar. Doğum öncesi sağlık hizmetlerine erişilemediğinden, eğer çocuk kız olur ve ebeveynler çocuğu istemezse ebe tarafından ölü doğmuş gösterilir. 1997 yılında UNİCEF yılda 250 bin kız çocuğunun öldüğü raporlamıştır. Bunun en büyük nedeni doğduktan sonra kaynak dağılımının ev halkındaki erkek çocuklarına yönelik yapılması ve kız çocuklarının beslenme ve sağlık imkanlarından yoksun bırakılmasıdır.

1970’lerde ultrason daha yaygın şekilde kullanılmaya başlandı ve kürtaj,  yeni doğmuş bir çocuğu öldürmekten daha cazip bir fırsat haline geldi. Hindistan’da kürtaj 1971’de yasallaştı. Cinsiyet seçimi amacıyla kürtaj Çin, Hindistan ve Kore gibi birçok ülkede yasak olmasına rağmen bu durumun kanıtlanması oldukça güç olduğundan ebeveynleri engelleyen bir mekanizma bulunmamaktadır. Ailelerin soyadını devam ettirme isteğinin faturası doğmuş/doğacak çocuklara kesilmektedir. Demografik araştırmalara göre 100 kadına karşı 102-106 erkek  olması gerekirken, sayılan ülkelerde 130 erkeği bulabilmektedir.

Türkiye’de ise bu durum kendini cinsiyet seçimli kürtaj olarak göstermese de bazı bölgelerde kız çocuk doğduğunda annenin erkek çocuk doğurma kabiliyetinden yoksun zannedilmesi bilinen bir gerçektir.

İlgili Yasal Düzenlemeler

-Birleşmiş Milletler’in 1948’de kabul ettiği İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, tüm insanların eşit haklara sahip olduğunu belirtmiştir. Doğal olarak buna kız çocuklarının yaşam hakkı da dahildir. Ancak hem bildirgelerin devletler tarafından kabul edilen fakat bağlayıcı olmayan genel ilkeler olmasından hem de çocukların korunmaya ihtiyacı olan bireyler olmasından dolayı daha kapsamlı ve bağlayıcı düzenlemelere ihtiyaç duyulmuştur.

-Birleşmiş Milletler tarafından 1979’da kabul edilen, Kadın Hakları Yasası olarak da bilinen, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW), ”insan değeri” bakımından erkekler ile kadınların eşit olduğunu yineleyerek taraf devletlere hukuki, siyasi, ekonomik ve kültürel anlamda tedbir alma yükümlülüğü getirmiştir. Ayrıca Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Tasfiye Edilmesi Komitesi kurarak, taraf devletlere taahhütleri konusundaki gelişmeler üzerine rapor sunma yükümlülüğü yüklemiştir.

-En geniş kapsamlı insan hakları belgesi niteliğini haiz olan Çocuk Haklarına Dair Birleşmiş Milletler Sözleşmesi, 1989’da onaylanmış ve 1990’da yürürlüğe girmiştir. Sözleşmenin en önemli niteliği tüm dünya ülkeleri tarafından imzalanmış ve ABD ve Somali hariç ülke parlamentoları tarafından onaylanmış olmasıdır. Sözleşmenin 2. maddesine göre çocuğun anne babası; faaliyet, düşünce ve inanç nedeniyle çocuğu ayrıma tabi tutamaz.

-1994’te Birleşmiş Milletler Kahire Konferansı Eylem Programı’nın 4. İlkesi “Toplumsal cinsiyet eşitliğinin ve cinsiyetler arasında hakkaniyetin sağlanması ve kadınların güçlendirilmesi, kadınlara yönelik her türlü şiddetin ortadan kaldırılması, kadınların kendi doğurganlıklarını kontrol edebilmelerinin sağlanması nüfus ve kalkınmaya ilişkin programların temel taşlarıdır. Kadınların ve kız çocuklarının hakları, evrensel insan haklarının devredilmez, ayrılmaz ve bölünmez bir parçasıdır. Kadınların ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeylerde sivil, kültürel, ekonomik, politik ve sosyal yaşama tam ve eşit katılımıyla cinsiyete dayalı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılması uluslararası toplumun öncelikli amaçlarıdır” şeklinde bu konuya özel vurgu yapmıştır. Kadınlarla beraber kız çocuklarını da özne olarak alması bakımından önemlidir.

-Birleşmiş Milletler, 1995’te Pekin Deklarasyonunun 39. Paragrafında ‘’ … şiddete ve kız bebeklerin öldürülmesi ve doğum öncesi cinsiyet seçimi gibi zararlı uygulamalara … maruz kalmaktadırlar’’ ifadesi ile bu problemi tekrar kabullenmiştir. İmzacı ülkeler, kendisinden önce yapılan antlaşmalara da bağlı kalacağını belirterek kadın ve kız çocuklarının haklarını güvence altına almayı taahhüt etmiştir.

-Arabistan, CEDAW’a çekince koyarak İslam hukukuna uygun olduğu ölçüde uygulanacağını kabul etmiştir. Çin’de ise 2015’e kadar tek çocuk politikasını izlenmeye devam edilmiş, ilk çocuğun kız olması halinde erkek çocuğu izin verilmesi gibi yasal düzenlemeler getirilmiştir. Sözleşmelere imzacı olunmasına rağmen aile planlamasındaki cinsiyet eşitsizliği devam etmiştir.

Son Söz

Günümüz verilerinde bazı bölgelerde hala ciddi bir nüfus dengesizliği bulunmaktadır. Unutmamak gerekir ki ne kadar belge imzalanırsa imzalasın, esas olan bu imzaların iç hukuka yansıması ve toplum üzerinde etkin olarak uygulanmasıdır. Yalnızca imzacı olunan sözleşmelere bakarak bir toplumda cinsiyet eşitliğinin sağlandığını söylemek mümkün olmaz, bu sözleşmeler de imzacı devletin taraf olduğu belge yığını olmaktan öteye geçemez.

Kaynakça

  • Milletler, Birleşmiş. “5-9 Haziran 2000 tarihleri arasında NewYork’ta gerçekleştirilen “Kadın 2000: 21. Yüzyıl İçin Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Kalkınma ve Barış”(PEKİN+ 5) BAŞLIKLI Birleşmiş Milletler Genel Kurul Özel Oturumunun hazırlık dönemi ve sonuçları hakkında bilgi notu.” (2000).

[zombify_post]


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

94
S

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.