(Bu yazı, Ekin ULUÇ ve Mürvet Senem ÇETİN tarafından yazılmıştır.)
Geçtiğimiz günlerde, Elio Germano, Matilda De Angelis ve Tom Wlaschiha’nın başrolünde oynadığı ve Sydney Sibilia ile Francesca Manieri senaryosunu yazıp Valerio Azzali’nin yönetmen koltuğuna oturduğu, “Rose Adası’nın İnanılmaz Hikayesi (L’incredibile storia dell’Isola delle Rose) isimli film, IMDB’den 6.9 puan aldı ve Netflix Türkiye’de yayınlanır yayınlanmaz en popüler ilk 10 film arasına girdi.
“Önemli olan dünyayı değiştirmiş olmak ya da bunu denemiş olmak değil mi?”
Film, altmışlı yıllarda İtalyan genç bir mühendis olan ana karakterin tam da bu soruyu sormasıyla başlıyor. Mutlak bir özgürlük arayışı içinde olan Giorgio Rosa’nın, kendi dünyasını yaratmak hayaliyle çıktığı yolculuk filmin konusunu oluşturuyor: Giorgio bir gün sevdiği kadın olan Gabriella ile (Gabriella Uluslararası Hukuk alanında çalışan bir avukattır.) Giorgio’nun icat ettiği arabasıyla Gabriella’yı evine bırakmak üzere yola çıkar. Polis memurları bu ikiliyi aracın plakasının olmamasından dolayı durdurur ve gözaltına alır. Kamu sınavlarına hazırlanan Gabriella’yı bu durum oldukça sinirlendirir ve aralarında şöyle bir diyalog geçer:
– “Giorgio, sen kendi dünyanda yaşıyorsun.”
– “Dünyamı sevmiyor musun?”
– “Sevmiyorum, çünkü tutuklandık, kendi dünyanda yaşıyorsun ama bu dünya sana ait değil, araba yaptığın gibi dünya yaratamazsın.”
– “Belki de kendi dünyamı yaratmalıyım.”
Giorgio, yaptığı araştırmaların ardından Maurizio Orlandi isimli zengin ve hayalperest bir arkadaşıyla birlikte İtalyan karasularının 6 mil uzaklığında Adriyatik Denizi’nde “kendi dünyasını” inşa etmeye karar verir. Kıyıdan oldukça uzak bir yere Rose Cumhuriyeti adında demirden yapılmış yapay bir ada kurulur. Üstelik bu adada dükkanlar da bulunmaktadır. Binlerce vatandaşı olan bu mikroulus, İtalya Cumhuriyeti tarafından yapılan antlaşmalar doğrultusunda patlatılır.’
Rose Adası Cumhuriyeti
1968
Gerçek hayatı konu alan bu filmdeki isimler de değiştirilmeden kullanılmıştır. Bir iddiaya göre Giorgia Rosa 92 yaşında 2017 yılında sürgündeki devlet başkanı vasfıyla ölmeden önce Sydney Sibilia’ya filmin sonunda geçen bilgileri anlatmıştır. Filmin sonunda geçen bilgiler şu şekildedir:
-Avrupa Konseyi, ada Avrupa suları dışında olduğu için İtalya ile Bağımsız Rose Cumhuriyeti arasındaki anlaşmazlığı müzakere edemeyeceğini açıklayıp esasen onu bağımsız bir devlet olarak kabul etti. Benzer olayların tekrar yaşanmaması için BM, uluslararası suların sınırlarını dünya genelinde 6 milden 12 deniz miline çıkardı. O gün bugündür Rose Adası’nın imhası İtalyan Cumhuriyeti’nin ilk ve tek istilası oldu.”
Filmde anlatılanların ışığında olayın aslı şu şekildedir: 1968 yılında Giorgio Rosa isminde genç bir mühendis Adriyatik Denizi’nde 400 m²’lik bir alana yapay bir ada inşa ettirir. Rose Adası Cumhuriyeti, 24 Haziran 1968’de resmi dili “Esparanto” olan ilk ve tek devlettir. Bir bayrağı ve Spesmilo isminde sözde para birimi vardır. Bu kısa ömürlü mikroulus, İtalya Hükümeti tarafından egemenlik hakkı ihlali gerekçesiyle 13 Şubat 1969’da işgal edilip dinamitlerle havaya uçurulmuştur. Sürgün hükümeti ilanı da aynı günde edilmiştir.
Rose Adası Cumhuriyeti Bayrağı
Uluslararası hukuk tarihinde devlet kavramının tanımı birçok kez tartışılmıştır. İlk kez 1949 yılında “Devletlerin Hakları ve Görevleri Bildirgesi” nde tartışılsa da devlet kavramı tanımsız ve muğlak bırakılmıştır. Ardından 7 yıl sonra devletin kavramı konusu Anlaşmalar Hukuku toplantısında tekrar masaya yatırılmıştır. Özel rapörtör Sir Gerald Firzmaurice devlet terimine 1956 yılındaki 3. Tasarı yazısındaki ifadesinde aşağıdaki tanımı uygun görmüştür :
Sınırları belli bir toprak parçasında yaşayan insan topluluğu, kurulmuş bir yönetim sistemine sahip, diğer devletler ile uluslararası ilişkilere girebilen ve bu ilişkide doğan sorumlulukları taşıyabilen bir hükümete sahip olan oluşum “devlet” olarak nitelendirilebilir.
Viyana Sözleşmesi’nin 6. maddesine eklenmek amacıyla sonradan 1966’da hazırlanan taslak madde de: “Devlet” terimi aşağıdaki metinlerde geçen “devlet” kavramıyla aynı anlamda kullanıldı:
- Birleşmiş Milletler Şartı
- Adalet Divanı Statüsü
- Cenevre
- Deniz Hukuku Sözleşmesi
- Viyana Diplomatik İlişkiler Sözleşmesi”
Yukarıdaki bütün devlet tanımı kodifikasyonu girişimleri ve buna ilişkin tartışmalardan sonra, devletin tanımı uyuşmazlıklara neden olan ve siyasi anlamlar içeren bir konu olarak kaldı. Görüldüğü üzere devletin tanımı birçok kez tartışma konusu olmuş olsa da en benimsenmiş tanım George Jellinek’in “üç unsur teorisi (Dreielementenlehre, threeelementstheory)” dir. Bir tüzel kişinin devlet olarak tanımlanabilmesi için üç unsur gerekmektedir: insan topluluğu, ülke ve siyasi otorite. Uluslararası hukukta devlet, iki şekilde tanınır: De facto (sürekliliği olmayan, geçici, sınırlı bir tanımayı belirtir.) ve de jure (bir devleti tam olarak ve tüm hukuksal etkileri ile tanımaktır.) Örneğin: Dağlık Karabağ Cumhuriyeti ‘de facto’ bir devlettir.
Mikro uluslar ise bağımsızlık iddiasında bulunan ancak hiçbir devlet veya uluslararası kuruluş tarafından tanınmayan yapılardır. Mikro uluslar, devlet olmanın şartlarını taşısalar dahi bağımsızlık iddialarına taraf bulamadıklarından ve siyası varlıklarının kabul edilmemesinden dolayı hukuki kişiliğe sahip değillerdir. Bununla birlikte, tanıma metaforu: Hukuki veya siyasi açıdan mevcut bir devletin yeni ortaya çıkan bir devlete karşı göstermiş olduğu olumlu bir davranışa karşılık gelen bir olgudur. Bir siyasi otoriteyi devlet olarak tanıyan mevcut bir devlet, söz konusu yapıyı kendine eş değer görür ve kendine muhatap kabul eder. Bu açıdan, mevcut devletlerin yeni bir siyasi otoriteyi tanımaları devletlerin tek taraflı işlemleri içerisindedir. Tanıma: Bir veya birden çok devletin bir siyasi otoritenin tüm hukuki sonuçlarıyla bir devlet oluşturduğunu onayladıkları tek taraflı hukuki işlemidir. Günümüzde, devletlerin yeni bir siyasi otoriteyi devlet olarak tanıma konusunda ortak hareket etmedikleri görülmektedir. Bu açıdan, devletlerin tanınması konusunun politik bir doğaya sahip olduğunu ve bağımsız bir devletin kullandığı imtiyazlardan biri olduğunu söylemek mümkündür. Mikro uluslar bakımından da siyasi tanınmanın devlet olarak kabul edilme noktasında önemli bir işlevi vardır. Zira, devlet olmanın şartlarından biri meşru bir siyasi otoritenin varlığıdır ki bu olgu doktrinde “dahili egemenlik” olarak adlandırılmaktadır.
Mikro uluslar, bağımsız fakat çok küçük alan veya nüfusu olan mikrodevletlere karıştırılmamalıdır. Mikrodevletler: Bağımsızlığı tanınan, yüz ölçümü veya nüfus oranı bakımından oldukça küçük olan devletlerdir. En küçük mikrodevlet, 2003 sayımlarına göre 911 vatandaşı ve 44 hektar yüzölçümü olan Vatikan’dır.
Yazımıza konu olan Rosa Adası Cumhuriyeti de bağımsızlık iddiasında bulunan bir mikro ulustur. Zira, kurulduğu yıl olan 1968’de birçok vatandaşa sahiptir.
Molosya Cumhuriyeti
Bilinen diğer mikro uluslara örnek olarak Molosya Cumhuriyeti gösterilebilir. Kevin Baugh tarafından 1977’de kurulmuş ‘‘fantezi nitelikte olan’’ bu mikro ulus, kurucunun evi olarak bilinen hükümet binasından ve evin ön ve arka bahçelerinden oluşan 0.4 hektar alandan ibarettir. Kurucusu Baugh, 1998 yılında, iddialarını sahip olduğu toprağa dayandırmıştır. Bağımsızlık iddiasında bulunan mikro uluslar bunlarla sınırlı değildir. Aşağıda bunlara çeşitli örnekler verilmeye çalışılmıştır.
Liberland
Özgür Liberland Cumhuriyeti, Montevideo Konvansiyonu’a göre egemen devlet olmanın 4 kriterini de yerine getirmektedir. Bunlar kalıcı nüfus, sınırları belirlenmiş vatan, hükûmet ve diğer ülkelerle ilişkiye girebilme kapasitesidir. Liberland bu kriterlerin tamamını taşımaktadır. Bağımsızlığın ilan edildiği bölge için, Hırvatistan ve Sırbistan arasında 1947’ye dayanan sınır anlaşmazlığı sebebi ile Yugoslavya’nın dağılışından beri yaklaşık 25 yıldır herhangi bir ülke tarafından sahiplenilmemiştir ve bölge “terra nullius” (Latince,sahipsiz toprak) durumundadır.
Asgardia
Mikro uluslardan biri olan Asgardia daha farklı bir konumda bulunmaktadır. Igor Ashurbeyli tarafından 12 Ekim 2016’da Paris Uzay Konferansı’nda bildirilen uzay ulusudur. Asgardia mikro ulusu, kendi internet sitesinden vatandaşlık başvurusu almaktadır ve onaylanmış başvurular 100.000 başvuruya ulaştığı zaman resmi bir ülke olmak adına BM’e başvuru sağlanacağı Asgardia tarafından açıklanmıştır. Şu anda, Asgardia’ ya başvuru 573.000’e ulaşmıştır. Türkiye’den 49.000 kişi başvurmuş, böylece Türkiye, Çin Halk Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletlerinden sonra en fazla vatandaşlık başvurusu yapmış ülke olmuştur. Igor Ashurbeyli, Paris’te bir konferansta yaptığı konuşmasında, Asgardia’nın, Sputnik‘in 60. yıl dönümünde uzaya fırlatılacak, Dünya’nın korunmasını, uzay teknolojilerine erişemeyenleri yasal çerçeveler içinde bu teknolojilerle buluşturmayı ve insanların huzur içinde yaşamasını amaç edinen bir uydu-ülke olduğunu belirtmiştir.
Sealand Prensliği
Yine Rose Adası Cumhuriyeti gibi Sealand Prensliği de bir platform ada şeklinde kurulmuştur. Sealand, 1967’de İngiliz ordusunun eski binbaşı Roy Bates ve ailesi tarafından kurulan ve hukuki statüsü tartışmalı olan platform-ada şeklinde bir “ülke”dir. İngiliz savcı, platformun İngiliz karasularının 10 km (6 Mil) açığında olması dolayısıyla Roy Bates’i haklı bile buldu. 1974’te ise Roy Bates işi bir anayasa çıkarmaya kadar vardırdı ve ardından “egemenlik simgesi olarak” bir bayrak, millî marş ve Amerikan doları ile eş değer bir para birimi olan Sealand Doları‘nı kabul etti. Sealand şu an Birleşik Krallık’tan ayrı bir şekilde hüküm sürmektedir. Yine kendisi gibi birçok ülke tarafından tanınmayan KKTC (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti) ile bir millî maç yapmış ve KKTC maçı 6-1 kazanmıştır.
Belirttiğimiz Sealand Prensliği, Asgardia, Liberland ve Molosya Cumhuriyeti’ne benzer 70’i aşkın mikro ulus ve toplam 40 tane mikrodevlet bulunmaktadır.
Dünya üzerinde Rose Adası’nın İnanılmaz Hikayesi filminde anlatılan Rose Adası Cumhuriyeti gibi bağımsızlık iddiasında bulunan ve devlet olmanın şartlarını (Üç unsur teorisine göre: insan, ülke ve otorite) taşıdığını iddia eden mikro uluslar ve mikrodevletler bulunmaktadır. Buna rağmen, bu mikro uluslar ve ve mikrodevletler diğer devletler tarafından tanınmadığından “devlet” olarak sayılamamaktadır. Günümüzde, bu yapıların hukuki statüsü hala tartışmalıdır.
KAYNAKÇA
- AZARKAN, Ezeli, Devletlerin Tanınması ve 1933 Montevideo Sözleşmesi, Gaziantep UniversityJournal of SocialSciences, 15/4, 2016
- GÖZLER, Kemal, Devletin Genel Teorisi, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 2019
- Öğüt S. (2013) Başarısız Devlet Kavramının İncelenmesi Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi 19(3):163-177
- SIBILIA, Manieri; Azzali Rose Adası’nın İnanılmaz Hikayesi (L’incredibile storia dell’Isola delle Rose), 2020
- Şöhret, D . (2019).Uluslararası Hukukta Devletlerin Tanınmasının Hukuki Boyutu ve Tanınma İle İlgili Başlıca Normlar. Türkiye Adalet Akademisi Dergisi , (38) , 63-88 .
- Wikipedia. (2017, Temmuz 2). Mikro ulus. Vikipedi. https://tr.wikipedia.org/wiki/Mikro_ulus
[zombify_post]
Bayıldım emeğinize sağlık devamini bekliyorum