Kuvvet Kullanma ve Savaş

Silahlı çatışmalar halinde savaş hukuku gündeme gelmektedir. Savaş hukuku gündeme geldiğinde insan hakları, tabiat, hayvan hakları gibi yaşama dair temel hususlar tehdit altında olmaktadır.7 min


36
40 Paylaşım, 36 Beğeni

Uluslararası hukukta kuvvet kullanma belli koşulların varlığı halinde hukuka uygundur. İlke olarak Birleşmiş Milletler Andlaşmasına göre kuvvet kullanmak yasaktır (BM Andlaşması m.2/4)[1].

Teşkilatın üyeleri, milletlerarası münasebetlerinde gerek herhangi bir başka Devletintoprak bütünlüğüne veya siyasi bağımsızlığına karşı, gerekse Birleşmiş Milletlerin amaçları ile telif edilmeyecek herhangi bir surette, tehdide veya kuvvet kullanılmasına başvurmaktan kaçınır.

Madde hükmüne göre bu yasağın uygulanabilmesi için kendisine kuvvet kullanılması muhtemel bir devletin BM üyesi olması gerekmemektedir. BM üyesi olsun olmasın bu andlaşmaya göre kuvvet kullanılması ilke olarak yasaktır. Kuvvet kullanmanın kapsamına baktığımızda ise kuvvet kullanma devletin toprak bütünlüğüne, siyasi bağımsızlığına karşı olmaktadır. Aynı zamanda BM’in amaçlarına karşı kuvvet kullanmadan da bahsedilebilmektedir. Kuvvet kullanma deyimi ile kastedilen silahlı kuvvettir. Doğrudan kuvvet kullanma olabileceği gibi dolaylı olarak da kuvvet kullanma olabilir. Devletin kendi kuvvetini aracısız bir şekilde diğer devlete karşı kullandığında, doğrudan bir kuvvet kullanma; belli bir gruba vb. mühimmat desteği verip kendisinin doğrudan diğer devletle etkileşim halinde olmamasına ise, dolaylı kuvvet kullanma denilir. Siber savaş halinde ise bahsi geçen kuvvet kullanma eyleminin var olup olmadığı artışmalıdır.

Kuvvet Kullanmanın Hukuka Uygun Halleri

Kuvvet kullanmanın hukuka uygun olduğu haller bulunmaktadır. Bunlardan biri meşru savunmadır, yapılageliş değerindedir. BM Andlaşmasının 51.maddesi meşru savunma hakkının silahlı saldırı halinde kullanılamayacağına dair bir düzenlemenin olamayacağına dikkat çekmiştir. Saldırının belirlenmesi çok büyük önem taşımaktadır.

Silahlı saldırının var olup olmadığına ilişkin ise soru işaretleri bulunmaktadır. Silahlı saldırı tehlikesinin varlığı halinde de silahlı saldırı mevcuttur diyebilecek miyiz(?) hususu tartışmaya açıktır. Doğrudan ve dolaylı kuvvet kullanma halinde, silahlı saldırının varlığı tartışmaya açıktır. Yapılacak meşru savunmanın ölçülü ve gerekli olması gerekmektedir. Meşru savunma hakkını kullanırken silahlı saldırının varlığı BM Güvenlik Konseyine bildirilmelidir. Zira güvenlik konseyi silahlı saldırıya ilişkin barış ve güvenliği sağlamak adına tedbir alma yetkisindedir.

Meşru savunma ile dört tane daha hukuka uygunluk nedenleri bulunmaktadır. Bunlar: İkinci dünya savaşı itilaf devletlerine (Almanya-Japonya) karşı kuvvet kullanılması (Anlamını yitiren bir hukuka uygunluk nedenidir.); BM Kararları uyarınca kuvvet kullanma, BM Çerçevesinde özel askeri anlaşmalar yapılana kadar beş büyük devlete tanınan kuvvet kullanma yetkisi (Anlamını yitiren bir hukuka uygunluk nedenidir.); Sömürge rejimi altındaki topluluklarca kuvvet kullanılmasıdır. Son saydığımız hukuka uygunluk nedeni self-determination ilkesince değerlendirilmelidir.

Silahlı Çatışmalar

Silahlı çatışma olayları konusunda düzenlemeler içeren çok sayıda andlaşma bulunmaktadır[2]. 1899 ve 1907 La Haye Sözleşmeleri, 1949 Cenevre Sözleşmeleri bu andlaşmalardan birkaçıdır. Yapılageliş hukuku bakımından ise silahlı çatışmalar halinde uygulanacak kurallar bulunmaktadır. Uluslararası Kızılhaç Komitesi uluslararası insancıl hukuku adında bir çalışma yapmıştır ve bu çalışmaya göre silahlı çatışmalar halinde tıbbi ve dini personel, barış gücü personeli, gazeteciler özel olarak korunur, aynı zamanda kültürel varlıklar, tehlikeli kuvvet barındıran fabrika ve tesisler, doğal çevre korunur, siviller ve savaş dışı kişiler korunur[3]. Hukuk genel ilkeleri bakımından ise silahlı çatışma halinde 1899 ve 1907 La Haye Kara Savaşı Sözleşmesinin m.23/e’ye göre gereksiz acı vermeme ilkesi ve 1949 Cenevre Sözleşmelerine göre insanlığa aykırı muamele yapmama ilkesi uygulanmalıdır.

Uluslararası silahlı çatışmalar uygulanan uluslararası hukuka göre devletlerarası ve uluslararasılaşmış silahlı çatışmalar şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Devletlerarası silahlı çatışmalar ise savaş ve savaşa varmayan nitelikteki eylemler şeklinde ikiye ayrılmaktadır.

Savaş

Savaş, devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele, harp, cenk, cidal şeklinde tanımlanmıştır (TDK)[4]. Hukuk bakımından bu tanımlamanın yeterli olduğu söylenemez. Milletlerarası andlaşmalarda savaşın tanımı bulunmamaktadır. Sürekli Hakemlik Mahkemesi Osmanlı Savaş Zararı Giderimi davasında savaşı uluslararası bir olay şeklinde tanımlamıştır. Öğreti ise, savaşın iki ögesi olduğunu, bu ögelerden objektif ögenin devletler arasında silahlı çatışmanın varlığının oluşturduğu, sübjektif ögenin ise taraflardan en az birinin bu çatışmaları savaş niyetliyle yapıyor olduğunu savunmaktadır. Savaşa varmayan eylemler ile savaş gerçeği arasındaki ayırıcı nokta ise savaşın sübjektif ögesinin var olup olmamasına göre değişkenlik gösterir. Eğer savaş amacı (animus belligerandi) yok ise savaştan bahsedilmeyecektir ve savaşa varmayan eylemlerden bahsedilecektir.

Savaş İlanı

1907 La Haye lll sayılı Çatışmaların Başlamasına İlişkin Sözleşmeye göre taraflar ya gerekçeli savaş ilanında ya da koşullu savaş ilanında (ultimatum) savaş ilanı yapmakla yükümlüdürler. Türk hukukunda ise Anayasanın 92.maddesi savaş ilanına ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır. Bu hükme göre savaş hali ilanının yapılmasında Türkiye Büyük Millet Meclisi yetkilidir. Savaş ilanı ile eğer koşullu ilan değilse savaş durumu başlamaktadır.

Savaşın Hukuki Etkileri

Savaşın tabii olarak hukuki etkileri bulunmaktadır. Bu etkiler savaşan devletler ve tarafsız devletler bakımından ayrılık göstermektedir. Savaşan devletler bakımından diplomatik ilişkiler olağan olarak kesilmektedir. Ancak ilişkilerin kesilmesi şart değildir. Savaşan devletlerin vatandaşları veya yabancı devlet vatandaşları savaş halinde farklı rejimlere tabi tutulabilmektedir.

1949 Savaş Zamanında Sivillerin Korunmasına ilişkin Cenevre Sözleşmesine göre savaşan devletler bakımından düşman devletin vatandaşları da dahil olmak üzere tüm siviller ülkeyi terk etmeyi istemesi durumunda, ilgili devletin menfaatlerine aykırı olmamak koşuluyla, sivilin yolculuk için gerekli para ve makul eşyalarını almasıyla ülkeyi terk etmesi mümkündür (m.35). Siviller eğer ülkeyi terk etmek istemezse ilke olarak barış zamanında uygulanan hükümler uygulanır. Düşman devletin vatandaşları ülkeyi terk etmiyor ve ilgili devletin güvenliği gerektiriyorsa ilgili devlet tarafından gözaltına alınabilirler. Düşman devlet vatandaşlarının mallarına ilgili devletin mevzuat hükümleri uygulanır. Eğer el koyma, müsadere veya tasfiye gibi yaptırımlar ulusal mevzuatta yer alıyorsa bu hükümlerin uygulanmasına engel bulunmamaktadır.

İnsan haklarını güvence altına alan andlaşmaların savaş zamanında uygulanıp uygulanmayacağı tartışmaya açıktır. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 15.maddesinde taraf devletlerin belli başlı koşulların varlığı halinde sözleşme hükümlerinin kimine aykırı tedbirler alabileceği hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla koşullar oluşmadığı taktirde savaş halinde dahi olunca İHAS hükümleri taraf devletlerce uygulanmak zorundadır.

Tarafsız devlet bakımından savaşın hukuki etkilerine gelecek olursak eğer; genel olarak savaşta taraf olan devlet olunmadığı taktirde tarafsız olmak kuraldır, dolayısıyla tarafsız olmak için tarafsızlık bildirisine ihtiyaç bulunmamaktadır. Tarafsız devletlere tarafsızlık hukuku uygulanmaktadır. Bahsini ettiğimiz tarafsızlık için devletin savaşan devletler arasında taraf tutmaması ve savaş eylemlerinde bulunmaması gerekmektedir. Aynı zamanda tarafsız devletin savaşan devletlere işlemlerinde tarafsız davranması bir ilkedir. Savaşan devletler ise tarafsız devletlerin bağımsızlık ve ülkesel egemenliklerine saygı duymalıdır.

Tarafsız devletin vatandaşları savaşan devlet ülkesinde ise tarafsız devlet vatandaşlarına barış zamanındaki hükümler uygulanır. Ancak bazı hallerde savaşan devlet, tarafsız devletin vatandaşlarına barış zamanından ki hükümlerden farklı hükümler uygulayabilmektedir. Eğer tarafsız devlet vatandaşı savaşan devlete düşmanca davranır veya düşman devletin kuvvet güçlerine gönüllü olarak katılmak isterse tarafsızlık statüsünden yararlanamayacaktır. Aynı zamanda tarafsız devlet vatandaşı, savaşan düşman devlete savaş malzemesi sağlıyorsa tarafsızlık statüsünden yararlanamayacaktır. Ancak bu halde vatandaşı sebebi ile tarafsız devletin, tarafsızlık statüsünde bir değişiklik olmayacaktır. Diğer haller ise abluka ve angaryadır. Ablukada savaşan devlet, savaş sırasında ülke kıyıları ile açık deniz arasında giriş-çıkışları yasaklamaktadır. Tarafsız devlet gemileri abluka sınırlarını aşarsa savaşan devlet el koyma ve zoralım haklarını gemi üzerinde kullanabilir. Angaryada savaşan devlet, savaş sırasında yetkisi altında bulunan deniz alanlarındaki yabancı devlet gemilerine el koymakta ve bu gemileri kendi menfaati için kullanmaktadır.

Savaşa Varmayan Uluslararası Silahlı Çatışmalar

Silahlı çatışmalar ister savaş niteliğinde olsun ister savaşa varmayacak nitelikte olsun 1949 Cenevre Sözleşmesi hükümlerine tabidir. Savaşa varmayan hususlarda savaş olmadığı için barış zamanındaki hükümler uygulanmaktadır. Silahlı çatışma hali dışında olan devletler kendilerini ilgilendiren hususlarda insancıl hukuk kurallarını uygulayarak 1949 Cenevre Sözleşmesindeki yükümlülüklerini yerine getirmelidir. Silahlı çatışma dışındaki devletler tarafsız devlet statüsünde olmayıp uluslararası hukukun kendisine verdiği yetki ve çıkarlardan yararlanamayacaktır. Zira savaşa varmayan silahlı çatışmalarda barış zamanındaki hukuk uygulanır.

İşgal

Savaş durumunda veya savaşa varmayan silahlı çatışma halinde bir devletin başka bir devleti işgal etmesi halinde işgal rejimi uygulanır. Bu rejime ilişkin andlaşmalardan dolayı birtakım kurallar bulunmaktadır. İşgal rejiminde işgal edilen ülke işgal eden devletin ülkesi olmamaktadır. Silahlı çatışmalar sonrasındaki hukuksal durum saklıdır. Ancak işgalci devlet, işgal edilen ülkede geçici bir yönetim kurabilir. İşgalci devlet işgal edilen ülkedeki yerel yönetimlerle iş birliği yapmak zorundadır[5]. Mahkemeler işgal edilen ülkede ilke olarak görevlerini sürdürür. İşgalci devlet işgal edilen ülkede temel hak ve özgürlüklere saygı duymalıdır, eğer insan hakları ile ilgili sözleşmelere taraf ise bu sözleşme hükümlerini uygulama yükümlülüğündedir. Siviller işgalci devlet tarafından topluca rehin alınamaz veya topluca cezalandırılamaz. Bununla birlikte eğer işgalci devlet güvenlik gerekçesi ile sivilleri göz altına alabilir. Sivil halk kamu ve işgalci devletin gereksinimleri halinde belirli koşulları sağlama hususu hariç zorla çalıştırılamaz. İşgalci devlet, sivillerin özel mülklerine bedelini ödemediği taktirde el koyamaz. İşgalci devlet işgal edilen ülke için harcanılmak üzere vergi toplayabilir[6].

KAYNAKÇA

[1] Teşkilatın üyeleri, milletlerarası münasebetlerinde gerek herhangi bir başka Devletin toprak bütünlüğüne veya siyasi bağımsızlığına karşı, gerekse Birleşmiş Milletlerin amaçları ile telif edilmeyecek herhangi bir surette, tehdide veya kuvvet kullanılmasına başvurmaktan kaçınır.

[2] Bkz. PAZARCI; Hüseyin, Uluslararası Hukuk, Turhan Kitabevi, B. 19, Ankara, 2020, s.576 vd.

[3] A. Gündüz (R. Volkan Günel ed.) Milletlerarası Hukuk, İstanbul Beta, 7. Baskı, 2014, s.527.

[4] TDK, .

[5] 1949 Cenevre Sivillerin Korunması Sözleşmesi m.50-56.

[6] 1907 La Haye Yönetmeliği.


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

36
40 Paylaşım, 36 Beğeni

Sizin Tepkiniz Nedir?

lol lol
0
lol
omg omg
0
omg
fail fail
0
fail
love love
3
love

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar verme ya da görüş belirleme/oy verme
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Video
Youtube and Vimeo Embeds
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri