Kadının Soyadı

3 min


28

Geçmişten günümüze insanlığın temelindeki eşitlik duygusu; kadın ve erkek arasında da gün geçtikçe kendini hissettirmiş ve kadının haklarına kavuşmasına dayanak olmuştur. Bu gelişmeler kadının toplumsal hayatta da cinsel eşitlik bakımından erkek ile aynı statüye sahip olması gerektiğini ortaya koymuştur. Bu yazımızda ise ''Kadının Soyadı'' meselesi irdelenecektir.

1913 yılında ilk kez bir devlet memuru olarak posta santralinde çalışmaya başlayan ve yıllar geçtikçe farklı alanlarda hak ve özgürlüklerine kavuşan kadınlar, günümüzde de önemli konularda mücadelesini sürdürmektedir. 21 Haziran 1934 yılında çıkarılan Soyadı Kanunu burada önem taşımaktadır. Buna göre her Türk kendi adından başka, ailesinin ortak kullanacağı bir soyadı alacaktır.

Gerçekten de soyad bireyin toplumda tanınmasında ve diğer bireylerle farklılaşmasında önemli bir unsurdur. Bunun yanında kimi insanlar için soyadı bazen çok daha fazla önem arz etmektedir. Öyle ki işinde uzmanlaşmış bir kimse için soyadı bazen bir marka niteliği taşıyabilir. Erkek bakımından düşündüğümüzde soyadını kaybetmesi söz konusu olamayacağı için burada kadın bakımından soyadın değişmesi hayatında evlilik birliğinin sona ermesinden daha başka sonuçlar da doğuracaktır. İşte kadın erkek eşitliğinin günümüz meselesi “Soyadı Mevzusu” aslında göründüğünden çok daha önemlidir.

Şöyle ki TMK md.187 de geçen”Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır; ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir. Daha önce iki soyadı kullanan kadın, bu haktan sadece bir soyadı için yararlanabilir.” İfadesi kadın açısından cinsel ayrımcılığa yol açmaktadır. Yani kanunen kadın, evlendikten sonra ya kocasının soyadını alır ya da kocasının soyadının önüne kendi soyadını ekleyip kullanabilir. Bu hüküm erkeklere böyle kısıtlamalar yapmazken kadınları kendilerine ait olmayan farklı bir soyadı kullanmaya mecbur bırakıyor. 

Tarafı olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8. ve 14. maddeleri ile Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi hükümleri kadının kendi soyadını belirleme hakkına ve sadece bekarlık soyadını seçme hakkına yasal ve kanuni zemini hazırlamaktadır. Fakat Türk Medeni Kanununun 187. maddesi ile uyuşmayan bu durum ilk olarak Aile Mahkemelerine dava açılıp reddedildikten sonra Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru şeklinde son bulurdu ve hakkın Anayasa'ya uygun bulunması ile anlam kazanırdı.

Şimdi ise 2015 yılında çıkarılan Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun içtihadı birleştirme kararı ile kadının bekarlık soyadını kullanabilmesi artık daha basit ve kolay. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yarg. HGK, 30.09.2015, E. 2014/2-889, K. 2015/2011 kararı ile Yargıtay görüş değişikliğine gitmiş oldu. Artık kadınlar bekarlık soyadını kullanmak için ikamet ettiği yerdeki aile mahkemesinde kocaya ve nüfus müdürlüğüne dava açarak bu hakkını kullanabilecek. Ve ayrımcılığı bir nebze de olsa azaltmak mümkün olacaktır. Diyelim ki mahkeme size bu hakkı yine de tanımadı. O zaman Yargıtay’a temyiz edip bu hakkınızı elde edebilirsiniz. Gönül ister ki yasa değişikliğiyle Tmk md.187 değişsin girsin; kadın ve erkeğin eşitliği bir an için sağlanabilsin. Umudu tüketmemek lazım…

Sözlerimi Kofi Annan’ın meşhur deyişiyle bitirmek istiyorum: 'Cinsiyet eşitliği sadece bir hedef değildir. Cinsiyet eşitliği, yoksulluğu azaltmanın, sürdürülebilir bir kalkınma yaratmanın ve iyi yönetim oluşturmanın temelidir.'

[zombify_post]


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

28

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.