Hukukumuzda Kamu ve Özel Sağlık Hizmetleri

Kamu ve özel sağlık hizmetleri hukukumuzda nasıl düzenlenmektedir? Sağlık hizmetleri nasıl ücretlendirilir?6 min


55

Sağlık hizmetleri, devletin yürütmek zorunda olduğu kamu hizmetlerinden birisidir. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 25. maddesine göre, her bireyin kendisinin ve ailesinin en azından ortalama bir yaşam standardında ve sağlıklı olarak yaşama hakkı vardır.

Sağlık hakkı, bir insanın insan onuruna yaraşan asgari bir yaşam düzeyi içinde yaşayabilmesi için gerekli bir haktır. Çünkü sağlık hizmeti, günümüzde çağdaş sosyal devlet anlayışının en yaygın hizmetlerinden birisidir. Bu özelliğiyle sağlık hakkı, insan hakları sınıflandırması içerisinde “sosyal ve ekonomik haklar” başlığı altında yer almaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler” başlığı altında bulunan 56. madde ile sağlık hizmeti tanımlamıştır:

“(3) Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.

(4) Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir.

(5) Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.”

Sağlık hizmetleri, 224 sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanun’un 2. maddesinde ayrıca tanımlanmaktadır:

“Sağlık hizmetleri: İnsan sağlığına zarar veren çeşitli faktörlerin yokedilmesi ve toplumun bu faktörlerin tesirinden korunması, hastaların tedavi edilmesi, bedeni ve ruhi kabiliyet ve melekeleri azalmış olanların işe alıştırılması (Rehabilitasyon) için yapılan tıbbi faaliyetler sağlık hizmetidir.”

Bu tanımdan yola çıkarak sağlık hizmetlerini; koruyucu sağlık hizmetleri, tedavi edici sağlık hizmetleri ve rehabilite edici sağlık hizmetleri olarak üçe ayırabiliriz.

Sağlık Hizmetlerinin Yürütülmesi

Sağlık alanında devletin yürüttüğü idari faaliyetleri, üçe ayırarak incelemek gerekmektedir. Bunlar; sağlık alanındaki kolluk faaliyeti, emanet usulüyle yürütülen sağlık kamu hizmeti ve sağlık alanındaki özel sektör faaliyetlerine idarenin müdahalesidir.

Emanet Usulü

Emanet usulünün tanımını sağlık hizmetlerine uygulayacak olursak devletin veya diğer kamu tüzel kişilerinin kendi sağlık personeli, kendi araç ve gereçleri, kendi hastaneleri ve kendi öz malvarlıklarıyla yürüttüğü sağlık hizmetlerini kastetmiş oluruz. Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerde, üniversite hastanelerinde veya diğer kamu tüzel kişilerinin işlettikleri hastanelerde, kamu görevlisi statüsündeki hekimler ve diğer sağlık görevlileri tarafından yürütülen faaliyetler, emanet usulü ile yürütülen sağlık hizmetleri olarak değerlendirilir.

Emanet usulünün başlıca özellikleri şunlardır:

  • Emanet usulü, kamu kurumları ve kamu idareleri tarafından kullanılabilir.
  • Bu usulde kamu hizmeti yürüten birimlerin hizmeti kuran ve üstlenen kamu idaresinden ayrı tüzel kişiliği yoktur.

  • Personel bağımsızlığı yoktur; kamu hizmeti, hizmetten sorumlu olan kamu idaresinin personeli tarafından yürütülür.
  • Malvarlığı bağımsızlığı yoktur; kamu hizmeti, hizmetten sorumlu olan kamu idaresinin malvarlığı ile yürütülür.

Kamu hastanesinde hizmet veren hekim ve yardımcı sağlık personeli, “kamu personeli” statüsündedir. Bu durum, Devlet Memurları Kanunu’nun 36. maddesinde, Kanun’a tabi kurumlarda çalıştırılan memurların sınıflandırılması yapılırken, “Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfı” oluşturulmuş ve bu sınıfın, sağlık hizmetlerinde mesleki eğitim görmüş kişiler olan tabip, diş tabibi, eczacı, veteriner hekim gibi memurlar ile bu hizmet sahasında çalışan yüksek öğrenim görmüş sağlık memuru ve benzeri sağlık personelini kapsadığı hükme bağlanmıştır.

Dolayısıyla bir kamu personeli olan sağlık personelinin faaliyetlerinden dolayı kusurlu veya kusursuz olarak bir zararın ortaya çıkmış olması durumunda, zararın tazmininde Anayasa’nın 129/V ve Devlet Memurları Kanunu’nun 13. maddesi uygulama alanı bulacaktır.

Sağlık Hizmetinin Özel Sağlık Kuruluşlarınca Yerine Getirilmesi

Özel hastanelerin faaliyet göstermesi, idareden alınan ruhsat usulü çerçevesinde olmaktadır. Devlet; toplumun ortak ve zorunlu ihtiyaçlarını her zaman kendi araç-gereç ve personelini kullanarak karşılayamadığında idarenin gözetimi ve denetimi altındaki özel girişim tarafından karşılanmasına izin vermektedir. Bu durum, ekonomik olarak devleti rahatlatmaktadır; ayrıca piyasa yoluyla sağlık hizmetlerinin sunulmasıyla, tüketicilerin tercih ve taleplerine daha duyarlı hale gelinebilmektedir.

Ancak diğer taraftan baktığımızda, sermayenin var olma amacı kâr elde etmektir. Dolayısıyla özel sağlık kuruluşlarının amacı, sağlık hizmeti sunmaktan, kârın en üst düzeye çıkarılmasına dönüşme tehlikesini kendi içerisinde barındırmaktadır. Bu yüzden kanun koyucu, sağlık hizmetlerinin niteliğinden doğan bir takım problemlerden dolayı, özel sağlık kuruluşlarının faaliyetlerini ve ücret tarifelerini denetim ve gözetim altına almaktadır. Bu anlamda Anayasa Mahkemesi de özel sağlık kuruluşlarınca belirli bir oranda ücret alınmasını hukuka uygun bulmaktadır [1].

Özel sağlık kuruluşları ile hasta arasında bir özel hukuk ilişkisi bulunmaktadır. Bundan dolayı özel hastanenin sorumluluğu, tazminat sorumluluğudur; bu yüzden Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir. Hastane işletmecisinin sözleşmeden kaynaklanan bir takım yükümlülükleri bulunmaktadır. İlk yükümlülüğü, hastanın tedavisidir. Bunun dışında, hastanenin bakımını sağlama, hastayı aydınlatma, sadakat ve özen gösterme, kayda geçirme, sır saklama gibi yan yükümlülükleri de bulunmaktadır [2].

Aldığı hizmet sonucunda maddi ve manevi zarara uğradığını ileri süren hasta ya da yakınları tazminat istemiyle adli yargı yerlerinde dava açılabilecektir. Devlet hastanelerinde bir zarara uğranıldığında ise idari yargıda dava açılabilmektedir.

Özel hastaneler hastalık raporları, adli vakalara ilişkin raporları, sürekli ilaç kullanımına ilişkin raporları vs. düzenleyebilmektedir. Yani özel hastanelere idari işlem yapma yetkisi verilmiştir. Dolayısıyla özel hastanelerin kamu hizmetine doğrudan katıldığını söyleyebiliriz.
1933 tarihli ve 2219 sayılı Hususi Hastaneler Kanunu’nda “hususi hastane” olarak nitelendirilen, ancak daha sonra Kanun’a dayalı olarak çıkarılan tüzük ve yönetmelikte “özel hastane” şeklinde isimlendirilen sağlık kuruluşları, Hususi Hastaneler Kanunu’nun 1. maddesinde şu şekilde tanımlanmaktadır:

”Devletin resmi hastanelerinden ve hususi idârelerle belediye hastanelerinden başka yatırılarak hasta tedavi etmek veya yeni hastalık geçirmişlerin zayıfları yeniden eski kuvvetlerini buluncaya kadar sıhhi şartlar içinde beslenmek ve doğum yardımlarında bulunmak için açılan ve açılacak olan sağlık yurtları “hususi hastaneler” den sayılır.”

Kamu Hastanelerinde Ücretsiz Olarak Sağlık Hizmetinden Yararlanılması

Çalışmayan, devlete GSS prim borcu bulunan ve sigortası olmayan kişiler özel hastanelerde sağlık hizmetlerinden yararlanabilmek için muayene ücretini ödemek zorundadır. Muayene ücretleri haricinde tahlil ücretleri de ayrıca tahsil edilmektedir. SGK (Sosyal Güvenlik Kurumu) kapsamı altında kamu hastanelerinde tedavi olanlar, hiçbir ödeme yapmamaktadır. Kişilerden sadece muayene katılım payı alınmaktadır. Devlet hastanelerinde 2020 yılı muayene ücreti, sigortalı kişiler için 6-10 tl; sigortalı olmayan kişiler içinse bir defaya mahsus 30-50 tl olarak belirlenmiştir. Sigortasız muayene katılım payı; 5510 sayılı Soyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda sağlık hizmetlerinden yararlanabilmek için, Genel Sağlık Sigortası bulunan kişi veya bu kişinin bakmakla yükümlü olduğu kişiler tarafından ödenecek tutar olarak tanımlanmaktadır.

Özel Hastanelerde Sağlık Hizmetinden Yararlanılması ve Ücretlendirilmesi

Özel hastanelerin muayene ücretleri, SUT (Sağlık Uygulama Tebliği) tarafından düzenlenmektedir ve muayene ücretlerine ek olarak özel hastaneler katılım payı almaktadır. 2020 yılı için bu ücret 15 tl olarak belirlenmiştir. Sigortalı olan her hastadan katılım payı talep edilmektedir. Bu ücrete ek olarak her hastane, muayene ücretini kendi belirlemektedir. SGK; SUT kapsamında özel hastanelere, tedavi görülen sağlık sorunlarına göre farklı ödemeler yapmaktadır. SGK’nın ödediği miktardan geriye kalan için de özel hastaneler kişilerden ilave ücret almaktadır. İlave ücret 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 73. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir; bu ücret SUT üzerinde belirlenmekte ve hastanenin kişilerden talep edeceği rakamın oranını da yine SGK belirlemektedir.

SGK’nın ödemediği sağlık giderlerini, hastane kişilerden ilave ücret olarak talep edememektedir. Özel hastaneler, SGK’nın kişiler için ödediği ücretin en fazla iki katına kadar kişilerden ilave ücret talep edebilirler. Örneğin özel hastanedeki bir muayene için SGK, 40 lira ödediyse hastane kişiden en fazla 80 lira fark ücreti talebinde bulunabilir. Tahlil ve ameliyat işlemleri için de bu düzenleme geçerlidir.

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun internet sayfasında ücret hesaplama penceresi bulunmaktadır. Hastane ismi, ilave ücret, muayene türü, muayene olunacak bölüm gibi bilgiler doldurularak hesaplama yapılabilmektedir. Buradan hastaneye ödeyeceğiniz ücreti öğrenebilirsiniz.

Dipnotlar

[1] AYM. 19.4.1988, E. 1987/16, K. 1988/8, R.G. 23.8.1988-19908.

[2] Hakan Hakeri, “Hastane Yönetiminin Sorumluluğu”, Sağlık Hukuku Kurultayı (Ankara: Ankara Barosu Yayınları, 2008), 161-170.

Kaynakça

  • Ersöz, Ahmet Kürşat. Türk İdaresinin Sağlık Hizmetlerinden Kaynaklanan Sorumluluğu. İstanbul: On İki Levha Yayınları, Ağustos 2012.
  • Şahin Candaş, Gökçe. Tam Hastaneye Kabul Sözleşmesi Kapsamında Özel Hastanenin Hukuki Sorumluluğu. İstanbul: On İki Levha Yayınları, 2019.

[zombify_post]


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

55

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.