Türk Ceza Hukukunda Şaka Amaçlı Hareketler

Dünyamızın şaka kaldırmadığı bir dönemde 1 Nisan Şaka Günü'nü geride bırakırken, ceza hukukumuzda şaka amaçlı hareketleri inceledik.4 min


57

Bu içerik Fırat Emre Çelebi ve Vehbi Kartunoğlu tarafından hazırlanmıştır.

Şaka günü olan 1 Nisan 2020’yi, dünyanın pek de şaka kaldırmadığı bir dönemde geride bıraktık. Şaka niteliğindeki davranışlar çoğu zaman güldürse de, birtakım durumlarda hukuki sonuçlar doğurabilmektedir. Bu yazımızda Türk Ceza Hukuku’nda şaka amaçlı hareketleri inceledik.

Şaka Kavramı

TDK’ya göre şaka, “Güldürmek, eğlendirmek amacıyla karşısındakini kırmadan yapılan hareket veya söylenen söz, latife.” şeklinde tanımlanmaktadır. Şaka eylemi, genellikle, güldürme amacı taşır. Bununla birlikte şakanın olumsuz sonuçlar doğurduğu, kişiyi/kişileri maddi veya manevi yıkıma uğrattığı, eşyaya/eşyalara zarar verdiği durumlar da oluşabilmektedir. Bu gibi durumlarda ceza hukukuna ilişkin sonuçlar doğabilir. Bunun dışında sözleşmeleri geçersiz kılan ve borçlar hukukuna ilişkin bir kavram olan ‘şaka beyanı’ kavramı, kişinin söz veya davranışlarının sözleşmenin kurulması veya iptali yönünde irade beyanı sayılabileceği nitelikte ciddiyet taşımadığı durumları ifade eder.

Ceza Hukukunda Şaka

Ceza hukukumuzda öngörülen birçok suç, şaka amacıyla gerçekleştirilen fiiller neticesinde oluşabilmektedir. Şaka amacıyla yapılmış olması, fiili suç olmaktan çıkarmamaktadır. Yalnızca failin fiili nasıl işlediğine göre TCK hükümlerinde belirtilen kusur sorumluluğu durumları geçerli olacaktır.

Şaka nitelikli davranışları kusur sorumluluğu açısından değerlendirmeden önce kusur sorumluluğu türlerinden bahsetmeliyiz. Ceza hukukumuzda kusur sorumluluğu dört farklı şekilde belirtilmiştir. TCK m. 21/1 hükmünce suçun oluşması, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi şeklinde tanımlanan kasta bağlanmıştır. Kast; doğrudan ve dolaylı olmak üzere ikiye ayrılır. Doğrudan kast, failin fiilin kanuni tanımındaki unsurlarını bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesiyle ortaya çıkarken; dolaylı kast, failin fiilin neticesini öngörmesine rağmen bunları umursamayarak fiili gerçekleştirmesidir. Örneğin bir kişiye silahla saldıran fail aynı ortamda bulunan diğer kişilerin de yaralanabileceğini öngörse de saldırıyı gerçekleştirmiş ve bunun neticesinde ortamda bulunan diğer kişilere de kurşunun sekmesi veya yanlış nişan alma nedeniyle zarar vermişse bunları da yaralama veya öldürme suçundan yargılanacaktır.

TCK m. 22/2 hükmünce suçun oluşması dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla gerçekleşmişse taksirin varlığı kabul edilir. Taksirin varlığında fail, fiilin kanuni tanımında belirtilen neticesini öngörmeden gerçekleştirir. Buna karşılık kişi, neticeyi öngörmüş olup da gerçekleşmesini istememişse TCK m. 22/3 hükmünce bilinçli taksirin varlığı kabul edilir.

Şaka nitelikli fiilleri gerçekleştiren kimseler, fiillerinin neticesini bazen öngörebilmekte, bazen öngörememektedir. Şakanın kastı ortadan kaldırmadığı bir gerçektir. Şaka amaçlı gerçekleştirilen fiiller neticesinde yaralama, öldürme, hakaret, tehdit, şantaj, hürriyetten yoksun bırakma, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması, haberleşmenin gizliliğini ihlal, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin kaydedilmesi, mala zarar verme, intihara yönlendirme gibi birçok suç oluşabilmektedir. Bu suçlar fiilin neticesi öngörülmesine rağmen bunlar istenmeyerek ve başka bir sonucun gerçekleşmesi amaçlanarak işlenmiş ise bilinçli taksirle ceza verilmelidir. Fiilin neticesi öngörülmesine rağmen umursanmayarak harekete devam edilmiş ise olası kastın varlığı kabul edilmelidir. Bu fiilin şaka amacıyla gerçekleştirilmiş olması ancak TCK m. 61/g hükmünce hakimin takdir yetkisi kapsamında değerlendirerek failin güttüğü amaç ve saiki göz önünde bulundurması ile cezanın alt ve üst sınırı arasındaki temel cezayı belirlemesine etki edebilir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2017/1750 E. 2018/1499 K. sayılı ilamına göre “Birlikte çalıştığı arkadaşının uyuduğu esnada ağzına kalem yerleştirip alaya alınacak nitelikteki görüntüyü gizlice kaydedip, bilgisi dışında facebook’da yayımlaması ‘Özel hayatın gizliliğini ihlal’ suçunu oluşturur”. Buradan hareketle şaka amaçlı yapılan sosyal medya paylaşımlarının özel hayatın gizliliğini ihlali ve hatta bu paylaşımdan önce izinsiz gerçekleştirilen fotoğraf/görüntü/ses kaydının da kişisel verilerin kaydedilmesi suçunu oluşturabileceği açıktır. Yakın zamanda sokağa çıkan yaşlılar ile dalga geçilerek izinsiz bir şekilde videolarının kaydedilmesi ve sosyal medya üzerinden paylaşılması şaka amaçlı olsa da kusur sorumluluğu açısından doğrudan kastın varlığından bahsedilebilir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2012/1496 E. 2014/135 K. sayılı ilamıyla sanığın, mağdur ile 20 yıllık arkadaş olması ve olay esnasında aralarında hiçbir husumetin bulunmaması, aksini ispat eden bir delilin mevcut olmaması, mağdura şaka amaçlı doğrulttuğu silahın ateş almasıyla ölümcül derecede yaralanma oluşması nedeniyle alt mahkeme tarafından verilen doğrudan kast hükmünün bozulmasına karar vermiştir. Ancak içerisinde mermi olan tabancayı mağdura doğrulttuğu sırada ateş alabileceğini ve mağdurun yaralanabileceğini öngördüğü halde öngörülen bu muhtemel neticenin meydana gelmesini istememesine rağmen objektif özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmesinden dolayı neticenin meydana gelmesini engelleyemediği anlaşıldığından, sanığın eyleminin bilinçli taksir niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.

TCK m. 22/1 hükmünce taksirle işlenen fiiller, kanun tarafından açıkça belirtildiği hallerde cezalandırıldığı için taksirli suç olarak tanımlanmamış fiiller şaka amacıyla yapılsa da yalnız kastın varlığına hükmolunacaktır. Ancak hakaret suçu gibi birtakım suçlarda hakaret kastının bulunmaması nedeniyle beraat verilebilecektir. Şaka amacıyla yapıldığı açık ve kişinin  birtakım suçların taksirle işlenmesi mümkün olmadığından şaka amaçlı fiillerin neticesinde kanunda tanımlanan unsurlar oluştuysa kastın varlığına hükmolunur.

Sonuç

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile daha önce doktrinde yer alan kast kavramı mevzuatta yer almış ve böylece şaka amaçlı fiillerin değerlendirilmesi olanaklı hale gelmiştir. Yargıtay şaka amaçlı fiilleri genellikle olası kast olarak değerlendirirken, bazı kararlarında bilinçli taksiri tercih ettiği de görülmektedir. Failin fiili gerçekleştirmesindeki saik şaka olsa da Kanun, fiilin arkasındaki psikolojik olgudan önce somut durumu göz önünde bulundurmaktadır. Buna karşın TCK m. 61 hükmünce cezanın belirlenmesi açısından failin güttüğü amaç ve saik de dikkate alınmaktadır. Bu durumda şaka amacının cezanın belirlenmesinde hakim tarafından dikkate alınabileceğini söyleyebiliriz.

Olası kast ile bilinçli taksir arasında cezanın belirlenmesinde büyük bir fark vardır ve bu nedenle bu ikisi arasındaki ayrım çok önemlidir. Olası kast failin fiilin sonuçlarını bilmesine rağmen umursamaması anlamına gelirken, bilinçli taksir failin bu sonuçların gerçekleşmesini istememesi, başka bir sonucu gerçekleştirmeye yönelik davranmasıdır. Elbette bilinçli taksir ancak Kanun’da öngörülen hallerde uygulanabilir.

Kaynakça

  • Yılmaz, Zahit. “Ceza Hukukunda ‘Şaka’ Amaçlı Hareketler”. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi 20/3 (2014).
  • Gökpınar, Mahmut. “Ceza Sorumluluğunun Temeli: Kast”. Türkiye Barolar Birliği Dergisi 21/79 (Kasım 2008): 198-233.
  • Karakehya, Hakan. “Ceza Hukukunda Doğrudan Kast”. Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 15/1 (2007): 117-138.

[zombify_post]


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

57

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.