Yapay Zeka Tarafından Üretilen Eserlerin Telif Hukuku Bakımından İncelenmesi

4 min


91

Giriş

Dijitalleşen dünyanın vazgeçilmez bir parçası haline gelen yapay zeka, her geçen gün gelişmeye ve değişime uğramaya devam ediyor. Bu değişim beraberinde yeni soru işaretlerini de getiriyor. Bu sorulara bir cevap bulabilmek amacıyla ortaya atılan sayısız görüş ve çalışma mevcutken, yasalarda bulunan boşluk sebebiyle henüz net bir çözümden bahsetmek olanaksızdır.

Günümüz yasalarının dijital dünyaya ayak uydurabilmek adına revize edilmesi gerektiği açıktır ve bu ihtiyaç daima da var olacaktır, meğerki teknolojinin gelişimi durma noktasına gelmiş olsun.

Çözüme kavuşturulmaya çalışılan sorunlardan biri de hiç şüphesiz yapay zeka tarafından üretilen eserlerin hak sahipliğinin kime ait olacağı hususudur. Ancak doğrudan doğruya bu soruya yanıt vermek mümkün değildir. Öncelikle üretilenin bir eser, üreticinin de eser sahibi olma niteliğini haiz olup olmadığı ve kanundaki diğer şartları taşıyıp taşımadığı incelenmelidir.

Kısacası yapay zekânın resim, kitap ve müzik gibi ürünler ortaya koyması durumunda bu ürünlerin Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu anlamında eser sayılıp sayılamayacağı, bu ürünlerin eser olarak kabul edilmesi ihtimalinde de mülkiyetinin ve telif haklarının kime ait olacağı hususu başlıca tartışma konumuzdur.

Dolayısıyla cevabını aradığımız öncelikli soru şudur: “Yapay zeka tarafından üretilen eserler üzerinde herhangi bir fikri mülkiyet hakkı söz konusu mudur?”

FSEK Bakımından;

FSEK m. 1/B uyarınca eser; sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri olarak tanımlanmıştır. Yine aynı maddede eser sahibi ise, eseri meydana getiren kişi olarak ifade edilmiştir.

Yargıtay’ın yerleşmiş içtihadı uyarınca eser; kanunda sayılan eser gruplarından birine dahil olma, düşünce aşamasında kalmama yani maddi ve fiziki bir varlığa sahip olma, son olarak da sahibinin hususiyetini yansıtıyor olma şartlarına sahip olmalıdır.

Son husus tartışma konumuz bakımından önem arz etmektedir. Zira bu son şart kapsamında yaratıcı bir fikri çalışma ortaya konulması gerekliliği söz konusudur. Dolayısıyla tamamen mekanik olgular neticesinde ortaya konmuş ürünlerin FSEK bakımından eser sayılmayacağı kabul edilmektedir.

Doktrinde yaratıcı bir fikrî çalışma gerçekleştirme ve sahibinin hususiyetini taşıma özelliklerinin sadece gerçek kişilere özgü olduğu ve dolayısıyla FSEK anlamında eserlerin ancak gerçek kişiler tarafından ortaya konulabileceği savunulmaktadır.

Klasik telif hukukunda eser sahibi gerçek kişidir. Bu bakımdan tüzel kişiler eser sahipliği sıfatına sahip olamazken, eser üzerindeki mali hakların sahibi olabilirler. Nitekim Yargıtay 11. HD tarafından verilen 2015 yılına ait bir kararda da bu husus açıkça vurgulanmıştır.

Sonuç olarak Türk hukukunda, yalnızca gerçek kişiler FSEK anlamında bir eser meydana getirebilir ve eser sahibi sıfatını haiz olabilir.

Yapay Zekanın Hukuki Statüsü

Yapay zekânın kişiliği ve hukuki statüsü tartışma konusudur ve bu konuda çeşitli görüşler mevcuttur. Ancak gerçek kişi olmadığı açıktır. Köle statüsünde olduğu görüşü de mevcutken, bir diğer yaklaşım tüzel kişi olduğu yönündedir. Günümüzde eşya olarak kabul edildiği ve üreticisinin mülkiyetine tabi olduğu görüşü hakimdir.

Dolayısıyla yapay zekânın kendi ürettiği ürünler için eser sahibi sıfatına sahip olamayacağı açıktır. Zira yapay zekâ, şu an için hukuki anlamda kişi olarak kabul edilmemektedir. Fakat doktrinde her ne kadar eleştiri konusu olsa da yapay zekaya özel bir kişilik tanınması hususuna yönelik girişimlerin başladığını ifade etmekte yarar vardır. Nitekim Avrupa Parlamentosu Hukuk İşleri Komitesi tarafından 27 Ocak 2017 tarihli, yapay zekâya tüzel kişilikten ve gerçek kişilikten farklı yeni bir kişilik türü olarak elektronik kişilik tanınabileceğine ilişkin tavsiye niteliğinde bir rapor yayınlanmıştır.

Doktrindeki Görüşler

Yapay zekânın ortaya koymuş olduğu eserlerin telif hakkı sahipliğinin kime ait olacağı hususunda başlıca 4 görüşten bahsedilebilir. Bir görüşe göre telif hakkı, yazılımı kodlayan kişiye verilmelidir. Başka bir görüşe göre telif hakkı programı ya da yazılımı kullanan kişiye aitken, diğer bir görüşte ise programın ya da yazılımın kendisine ait olacağı savunulmaktadır. Son olarak bir diğer görüş, bu eserlerin kamu malı olarak görüldüğü yönündedir.

Dünyadaki Örnekleri ve Verilen Mahkeme Kararları

Günümüzde halihazırda yapay zeka tarafından meydana getirilmiş eserler mevcuttur. Örneğin, bir kitabın kapağı yapay zeka tarafından tasarlanmıştır. Yine yapay zeka tarafından şarkı ve resim gibi çeşitli sanat eserleri yapılmıştır.

İngiltere yasaları uyarınca bilgisayar tarafından bir eser meydana getirildiği takdirde hak sahibi, o bilgisayarı programlayan kişi yani eserin oluşması için gerekli hazırlıkları yapan kişi olacaktır. Bu bağlamda Çin, Hindistan, İrlanda, Yeni Zelanda, İngiltere gibi bazı ülkelerde eser sahipliği programcıya tanınmaktadır.

Avusturalya’da “Acohs Pty. Ltd. – Ucorp Pty. Ltd.” davasında ise mahkeme, bilgisayarın müdahalesiyle oluşturulmuş eserin, insan tarafından oluşturulmadığını kabul edip telif hukuku bakımından korunacak bir hakkın bulunmadığı yönünde bir karara imza atmıştır.

Sonuç

Uluslararası Fikri Mülkiyet Hakları Koruma Derneği (AIPPI) tarafından, Türkiye dahil 30 ülkenin katılımlıyla oluşturulan önergede, yapay zeka tarafından meydana getirilen eserlerin ancak süreçte insan müdahalesinin ve diğer şartların da varlığı halinde telif hakkı dahilinde korunabileceği belirtilmiştir. Bu değerlendirmenin eserin gerçek kişi tarafından meydana getirilmesi ve sahibinin hususiyetini taşıması kriterinin teknolojik gerekliliklere göre esnetilmesi gerekliliğini gösterdiği kabul edilmektedir.

Sonuç olarak pozitif hukuk kuralları dahilinde henüz somut bir örnek olmamakla birlikte, dünyada bu konuya yönelik birçok çalışma yürütülmektedir. Ufak çaplı girişimlerin başlatılarak gelişen teknolojiye ayak uydurmaya çalışılmak istendiği rahatlıkla ifade edilebilir. Henüz yolun başında olunmasına rağmen, sürekli bir gelişim içerisinde olan yapay zeka ve robot sebebiyle, fikri mülkiyet hukuku başta olmak üzere birçok hukuk dalında ve kanunlarda adım adım revizyona gidileceği de açıktır. Ancak yazının başında da ifade ettiğim üzere, bu revizyon işleminin bir sonu yoktur. Zira teknoloji her geçen gün yeni bir sürprizle gelecek ve biz de yolun hep başında olacağız.

Kaynakça:

http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2019-142-1851

http://www.inanici-tekcan.av.tr/hukuk-guncesi/detay/Yapay-Zeka-ve-Fikri-Mulkiyet-Hukuku/4/1298/0

https://gun.av.tr/tr/goruslerimiz/makaleler/gelisen-teknoloji-ile-yapay-zekan%C4%B1n-fikri-mulkiyet-haklar%C4%B1na-etkisi

• Yapay Zeka Çağında Hukuk, İstanbul – Ankara ve İzmir Baroları Çalıştay Raporu, 2019.

• Yapay Zekanın Buluşlarının Patentlenmesi, Doç. Dr. Armağan Ebru BOZKURT YÜKSEL, Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, 6/2018, Sayı:11, s. 585-622.

• Robot Hukuku, Doç. Dr. Armağan Ebru BOZKURT YÜKSEL, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı/Sayfa/Yıl: 7/29/85-112/2017.

• Yapay Zeka ve Telif Hakkı, Mustafa ZORLUEL, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Sayı:142, s. 305-356.


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

91

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.