Soruşturmaların Kahramanı Olan Parmak İzleri Göründükleri Kadar Masum Mu?

İki kişinin aynı parmak izine sahip olma olasılığı 64 milyonda birdir. Peki ya karıştırılırsa ?6 min


91

Parmak izi, her insanda farklı çeşitlemelerde görülen, boyutlu çizgisel hatların, vücuttan salgılanan sıvıların nesneler üzerine geçmesi ile nesnelerin üzerinde oluşan iz olarak tanımlanır. Parmak izi insan vücudunun doğal halinden istifade edilerek bulunmuş ve bugün kimlik tespitinde çok fazla kullanılan bir yöntemdir. Parmak izinin bulunuş tarihi eskilere dayanır ancak bunu bir suç tespit aracı olarak kullanmak oldukça yeni bir yöntemdir. Aslında Antik Çin ve Babiller’de de parmak izi kayıtlarının tutulduğunu biliyoruz; fakat bu kayıtlar tamamen ticari meselelerde kullanılıyordu. Parmak izinin kriminalistik alanında kullanılmasına 19. yüzyılın ikinci yarısında başlandı. Parmak iziyle ilgili en detaylı bilgileri edinmemizi sağlayan kişi, Francis Galton’du. Dünyanın dört bir yanından insanlara ait veriler toplamakta olan Galton, 8000 civarında parmak izi örneği kaydetmişti. Galton’un hesaplamalarına göre dünyada iki kişinin aynı parmak izine sahip olma olasılığı, ikizlerde de dahil olmak üzere 64 milyonda 1 idi. Parmak izlerinin kalıtsal olup olmadıklarını ve biçimlerini araştıran Galton, bunları üç ana kategoriye ayırdı: halkasal, döngüsel ve yay. Bu sınıflandırma günümüzde de hâlâ kullanılmakta olan parmak izi tespit sisteminin başlangıcı olarak nitelendirilmektedir[1]. Modern parmak izi biliminin kurucusu olarak anılan Galton’un çalışmaları, ilerleyen yıllarda dünyanın çeşitli ülkelerinde parmak izi kaydının suçluların teşhis edilmesinde kullanılmasına öncülük etti. 1896 yılına gelindiğinde Sir Edward Henry, tarla işçilerine para verirken terli parmaklarının izlerinin paralara çıktığını gördü ve Galton’un çalışmalarından da yararlanarak kendi sınıflandırma sistemini kurdu. Ortaya çıkan bu sisteme “Henry Sınıflandırma Sistemi” ismini verdi. Günümüzde bu sistem geliştirilerek teknolojiyle birlikte dijital sistemlere dönüştü. Bunun sonucunda şu an kullanılan, arşiv ve sorgulama veri tabanına dayanan AFIS (otomatik parmak izi teşhis sistemine)’e geçildi.

İnsan hayatı üzerinde son derece hassas kararlar vermek zorunda kalan mahkemeler, büyük ölçüde kriminal laboratuvarlar ile adli tıp raporlarına başvurmaktadır. Kriminal laboratuvarlarda incelenen delillerden alınan parmak izi, bir suçluyu bulmada en önemli unsurların başında gelmektedir. Bu sebeple deliller üzerinden alınacak parmak izlerinin kusursuz bir şekilde geliştirilip veri tabanı ile karşılaştırılması oldukça önemlidir. Parmak izleri kişiye özeldir çünkü ömür boyu değişmeden kalma özelliği taşırlar. Bu bakımdan, olay yeri inceleme görevlileri, incelemenin her aşamasında parmak izi delillerine gereken önemi vermeli ve parmak izleri tüm olaylarda hesaba katılmalıdır. Parmak izleri olay yeri ve kişi bağlantısının doğrudan kurulmasına imkân sağlar. Buna bağlı olarak en güçlü ispat araçlarından biri olması nedeniyle şüphelinin, suç mahallinde veya deliller üzerinde bulunan parmak izleri önemli ipuçları sunar.

Olay yeri incelemesi esnasında genellikle, pürüzsüz ve emici olmayan yüzeyler üzerindeki parmak izleri tespit edilebilmektedir. Bunun sebebi, olay yerinden elde edilen, pürüzsüz ve emici olmayan yüzeylere sahip deliller üzerindeki parmak izlerinin, çıplak gözle veya diğer teknik imkânlarla tespitinin kolay olmasıdır. Ayrıca bu tür yüzeylerin üzerinde kalan parmak izlerinin, olay yeri şartlarındaki tespitine olanak veren birçok teknik imkânın bulunması, diğer bir gerekçe olarak sunulabilir. Buna bağlı olarak, parmak izi inceleme laboratuvarlarına, parmak izi incelemesi amacıyla genellikle cam, plastik ve metal yüzeyler olmak üzere pürüzsüz ve emici olmayan yüzeye sahip deliller gönderilmektedir[2].

A) Cam Yüzeyler Üzerindeki Parmak İzleri: İçecek şişeleri, bardaklar, pencere camları gibi pürüzsüz ve emici olmayan, işlenmemiş cam yüzeyler, üzerinde parmak izi bırakılması ve bırakılan parmak izlerinin tespiti açısından çok elverişli yüzeylerdir. Bu tür yüzeyler üzerinde bırakılmış parmak izlerinin birçoğu, çıplak gözle veya ışık kaynağı yardımıyla tespit edilebilir. Tespit edilen parmak izleri, farklı açılardan verilen ışık altında fotoğraflanabilir. Yukarıda belirtilen hususların, düz olmayan, pürüzlü veya işlenmiş (kristalize, buzlu vb.) cam yüzeylerde uygulanması ve sonuç alınması daha zordur.

B) Plastik Yüzeyler Üzerindeki Parmak İzleri: Alışveriş poşetleri, el aletlerinin tutacak bölümleri, elektronik cihazların bazı bölümleri gibi pek çok yerde kullanılan, plastik yüzeylerde bırakılan parmak izleri, kolayca tespit edilebilir ve ihtiyaç duyulanlar çeşitli yöntemler ile geliştirilebilir. Plastik yüzeyin pürüzlü ve düz olmayan yapıda olması, parmak izi tespiti ve geliştirilmesi işlemlerini zorlaştırır.

C) Metal Yüzeyler Üzerindeki Parmak İzleri: Araçların ve silahların metal kısımları, içecek kutuları gibi çeşitli metal yüzeylerde, üzerinde kalan parmak izlerinin tespitine imkân veren yüzeylerdir. Birçok metal yüzeyde belirlenen parmak izleri doğrudan fotoğraflanabilir özelliktedir. Ancak bazı metal yüzeylerde ise daha detaylı parmak izi belirleme yöntemlerine ihtiyaç duyulabilir.

Görüldüğü gibi parmak izleri birçok farklı yüzey ve zeminde suç ve kimlik tespiti açısından önem kazanabilmektedir. Bu izler kimi zaman 1 aylık sürelere kadar muhafaza edilebilmekte ve yaşanan olayların açıklığa kavuşturulabilmesinde farklı araçlarla yardımcı hale gelmektedirler. Parmak izleri olayları aydınlatmada başvurulan ilk yol olsa da kimi zaman bazı yanlışlıklar da yapılmıyor değil. Tıpkı 8 Ocak 1997 gecesi, 51 yaşındaki Marion Ross’un tek başına yaşadığı evinde ölü bulunması olayında olduğu gibi. 13 kaburgası kırılmış, boğazı kesilmiş, gözüne sokulan makas, beynini delmişti. Polis, kapı ve pencerelerde zorlama olup olmadığına baktı. Yoktu, öyleyse yakın zamanda eve girip çıkmış olanların peşine düşülmeliydi. Daha sonra bir hediye paketi ve üzerindeki parmak izi fark edildi. Bu iz kasabanın marangozlarından genç David Asbury’ye aitti ve önceki yıllarda Ross’a mobilyalar yaptığı bilinmekteydi. Shirley McKie, Ross cinayetinin soruşturmasında görevlendirilen ekibin bir üyesiydi ve marangozun evini arayanların arasındaydı. Hatta içi para dolu teneke kutuyu, mutfak raflarının birinde bulan da, o oldu. Kutunun üzerindeki parmak izlerinden biri (marangozunkiler hariç) öldürülen Ross’un baş parmağına aitti.Hayatında hiç suça karışmamış marangoz, kutuyu çalmadığını ve kutunun ona ait olduğunu söyledi. Ancak polisler tam tersini düşünüyordu. Her şey açıktı, Marion Ross’u marangoz öldürmüştü.  Çünkü ölenin evinde, marangozun parmak izi bulunmuştu ve marangozun evindeki teneke kutuda da, ölenin parmak izi. Marangoz suçlu bulundu, 1997’nin baharıydı ve David Asbury, kalan yıllarının tamamını cezaevinde geçirecekti. Ancak soruşturmanın devamında çok daha ilginç bir şey oldu. Polisler daha önce fark etmedikleri bir parmak izi daha buldular ve bu izin Shirley McKie’ye ait olduğunu ileri sürdüler. Sorun yoktu, dedektif olayı incelemek için evde dolaşmıştı ve kapılardan birine yanlışlıkla dokunmuş olabilirdi. Ta ki dedektif, oraya gittiğini ancak kapıdan içeri dahi girmediğini ve haliyle parmak izinin orada olmasının mümkün olmadığını söyleyene dek. O zaman, ya dedektif cinayetten sonra, gizlice eve girmişti ya da karşılaştırma yanlıştı. O tarihte, İskoç ve Kuzey İrlanda yasaları, iki parmak izinin birbirine uyduğunu kanıtlamak için 16 noktada uyum aranmasını şart koşuyordu. İki iz arasındaki tek bir farklılık bile, parmak izlerinin aynı kişiye ait olmadığını göstermeye yeterdi. “Uydu! denilen noktaların sayısı 16 değil, sadece 10, kalanını hayal etmişler.” şeklindeki savunmadan sonra Shirley McKie’nin suçsuz olduğuna karar verildi. Evet bir yanlışlık yapılmıştı. İzler birebir aynı gibi görünse de araştırmaya yeterli özen gösterilmediği için masum bir insan suçlanmıştı. Dedektiften özür dilendi ve mahkeme, o dönem için yüksek bir rakam olan, devletin kasasından 750 bin sterlin tazminat ödedi. Daha sonra yapılan detaylı araştırmalarda da teneke kutudaki parmak izinin ölen kadına ait olmadığını kanıtladılar. David Asbury 3,5 yıl yattıktan sonra serbest kaldı. İskoçya Adalet Bakanlığı, 16 noktalı “sayısal standardı” terk etti. Ross cinayetindeki çelişkileri ise “parmak izi uzmanları arasındaki görüş ayrılığı” şeklinde açıkladı [3].

Görünen o ki suç ve suçluların tespitinde önemli rol oynayan parmak izleri, birçok olayın aydınlatılmasında mahkemelere yardımcı olsa da, en ufak bir yanlışlık ile birlikte masum insanların hayatlarına mal olabilmektedir. Tüm bunlara rağmen gereken özen ve yükümlülüğe sadık kalındığı takdirde eşi benzeri mümkün olmayan parmak izleri sayesinde birçok suçlunun masumiyeti kanıtlanabilirken, gerçek suçluların kimlik tespiti de kolayca yapılabilecektir. Her geçen gün değişen dünyamızda suç ve kimlik tespitinde gelişen teknoloji sayesinde mahkemelere düşen yük azalsa da, yapılan dikkatsizliklerin bedeli ağır olabilecektir. Tıpkı Marion Ross cinayeti olayında olduğu gibi. Ancak parmak izlerinin doğru uzmanlar tarafından incelenip araştırılması sayesinde gerçek er ya da geç ortaya çıkacaktır.

Kaynakça

[1] Nilüfer TEK, Evrim Ağacı, Filmlerde Gördüğümüz Parmak İzi Tarama Sistemi ve İşin Aslı AFIS Nedir? https://evrimagaci.org/filmlerde-gordugumuz-parmak-izi-tarama-sistemi-ve-isin-asli-afis-nedir-9428

[2] Özcan YILDIZ, TUZLU VE TATLI SULARA MARUZ KALAN DELİLLER ÜZERİNDE MUKAYESEYE ELVERİŞLİ PARMAK İZİ TESPİT EDİLİP EDİLEMEYECEĞİNİN ANALİZİ, 2011

[3] Sevil ATASOY, Marangozu Kurtaran Kadın Polis, 2007

[zombify_post]


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

91

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.