- Kimseye hiçbir şey öğretemem, sadece onların düşünmelerini sağlayabilirim. Sokrates
Orijinali “Et tu Brute?”, dilimizde “Sen de mi Brütüs?” tanıdık geldi değil mi? Gelir. Çünkü dünyanın bilinen, en ünlü son sözü. Çünkü tüm dünyada efsaneleşmiş ve yakınından gelen beklenmedik hareketlere, ihanete, yenilen her kazığa karşı kullanılan bu kalıbı hayatımız boyunca hep bir yerlerden duyduk. Hepimize farklı farklı versiyonlarda anlatıldı. Sonuçlar aynı yere çıktığı için ben en bilinen versiyonu sizinle paylaşayım: Brütüs, Sezar’ın çok sevdiği ve her zaman yakınında tuttuğu birisiyken Sezar’a ihanet eder ve onu sırtından hançerleyen grubun içinde yer alır. Sezar ise ölmeden hemen önce Brütüs’ü görür ve “Sen de mi Brütüs?” diyerek ölür. Evet, hikaye böyle. İşte ben buradan sonra devreye giriyorum. Bu yazı da zaten tam olarak buradan sonrası için yazıldı. Gerçekte ne olmuş olabilir? Niye bu söz sarf edilmiş olabilir? Sorularını cevaplandırmak için.
- Brütüs’ün asıl adı: Marcus Junius’tur. Brütüs lakabını ona kuzenleri takmıştır ve “aptal” anlamına gelir.
Çok yakın zamanda girdiğim bir sınavda hocamın bu yazımın başlığına benzer bir soru sorması beni Sezar ve Brütüs’ün hikayesinde biraz derinlere inmeye itti. Konuyla ilgili daha önce sorgulamadığım şeyleri sorguladım. Brütüs neden böyle bir şey yapmış? Roma tarihinin gördüğü en güçlü liderlerinden birisi olan Julius Sezar seni bu kadar seviyorken, her gittiği yere seni de götürüyorken, tüm Roma sana saygı duyuyorken kısacası her şey yolundayken neden onu öldürürsün ki? Sizce de bu hikayede bir eksiklik varmış gibi değil mi? Hainlik yapmak için biraz fazla mutlu mesut bir yaşantısı var gibi duruyor Brütüs’ün. Neden yaptığı hakkında fikir sahibi olmamız için biraz o dönemin Roma’sı nasılmış bir bakalım.
Siyasetin tam içinde doğan Sezar, politika kariyerinde çok çabuk üst noktalara gelmiş idealist bir askerdir. Roma lehine bir çok savaş kazanan Sezar, zamanla politik bir kariyer yapma doğrultusunda hareket etmiş ve savaşlardaki zaferlerini bu doğrultuda kullanmıştır. Buraları kısa kesersek, kazandığı bu askeri saygıyla birlikte Sezar asıl amacına ulaşmış ve zamanla Roma’nın en büyük politik lideri olmuştur. Artık halk tarafından askeri başarılarıyla tanınmakta ve çokça saygı ve sevgi görmektedir. Ne de olsa dünya tarihine geçen “Veni, vidi, vici.” yani “Geldim, gördüm, yendim.” sözünün sahibidir. Halkın istediklerini her zaman verir, halk tarafından Sezar sürekli verdiği ziyafetler ve düzenlediği eğlenceler ile bilinmeye başlanır. İşsizler lehine kanunlar çıkarır. Ele geçirilen toprakların fakir halka verilmesi için kanunlar çıkarır. Halk ve Sezar’ın ilişkisi harika ilerlemektedir. Sezar onların genç ve halk dostu lideri olmuştur.

- Sezar normal doğumla doğmadığı için adı “Ceasar” yani “kesilip alınan” konulmuştur. Evet, günümüzdeki “sezaryen doğum” buradan gelir.
Halkın bu denli desteğini almış olan Sezar artık daha hızlı ilerlemeye başlar. Senato tarafından “toprağın babası” unvanı alır. Hatta takvimdeki bir ayın ismine adı verilir falan. En sonunda iç savaş döneminde Sezar kendini senatoya bir şekilde “diktatör” ilan ettirmeyi başarır. Çünkü o Sezar’ın sözünden hiç çıkmayan halk Sezar’ın istediği en ufak şey gerçekleşmeyince senatoya karşı ayaklanıyordu ve Senato’nun Sezar’a “Hayır” deme gücü kalmamıştı. İstediğini alan Sezar halkın da kendisine verdiği güvenle kendini dönemlik ilan edilen diktatörlükten bir adım ilerleterek “ömür boyu diktatör” ilan etmişti. Daha bilgiler ve örnekler çoğaltılabilir ancak ana konumuz Sezar’ın nasıl egoist bir diktatör olduğu değil… Bunu yazarken bile aklıma o meşhur defne dalından taç takma olayının Sezar’ın kelliğini gizlemek amacıyla Senato’dan kendine özel izin çıkartıp toplantılara o şekilde gelmesiyle başlayan bir gelenek olduğu aklıma geldi.
Neyse artık uzatmıyorum. Başrolümüz Brütüs’e gelmemiz lazım. Sezar’ın bu yetkilerle kendisini donatmasının amacını Roma sevgisi ve Roma’yı güçlendirmek sanan ileri gelenler savaşların ardından Sezar’ın eski düzenli hale döneceğini düşünmüştür. Ancak Sezar bunun tam tersine Senato’da kendisinden olmayanlara karşın Senato’yu genişletmiş ve akrabalarını yerleştirmeye başlamıştır. Deyim yerindeyse Roma’yı tam anlamıyla ele geçirmeye yönelik hareket eder. Roma siyasetinin ileri gelenleri olan biteni geç de olsa fark etmeye başlarken halk her şeyden habersiz Sezar’ın eğlencelerinde mutlulukla günlerini geçirmekten geri durmaz ve Roma bilinmezliğe doğru gider. Sezar işte böyle adım adım hayalindeki tek adam yönetimine, imparatorluğa doğru ilerliyordu. Tam burası da o tarihi sonu bize yaşatacak sürecin başlangıcıydı. Durumu fark eden birçok Senato üyesi ve ileri gelen Romalı yöneticiler Sezar’dan kurtulmanın planlarını yapmaya başladılar. Bunun için halkın gücünü alma olanakları yoktu. Sezar halkın sevgilisiydi ve ona dokunan yanardı.
- Halk Sezar’ı o kadar severdi ki, ölümünden sonra kendilerine “Artık özgürsünüz Roma halkı!” diyen suikastçileri Roma’dan kovdu.

Siyasi olarak Sezar’ı alt etme şansları da kalmamıştı. O çok sevdikleri ve güvendikleri askeri deha Sezar çoktan Senato sayısını ve kendisine yakın kişileri her istediği olacak şekilde ayarlamış aynı zamanda kendini de tek yetkili ilan etmişti. Tüm Roma Sezar’ın mülküydü artık. Kaybetmişlerdi. Ama Sezar ölüyken bu zulmü yapamazdı değil mi? Öldükten sonra da Roma’yı egosu uğruna karışıklığa sürüklemeyezdi. İşte o çaresi kalmamış Senato’nun ileri gelenleri ve Romalı yöneticilerin de aklına bu gelmişti. Ancak Sezar gerçekten çok zekiydi ve asla onu tuzağa düşüremezlerdi. Bir şeyler yapmalı birilerinden destek bulmalıydılar. İşte o sıralarda başrolümüz devreye girdi ve onlarla fikir birliğinde olduğunu söyledi. Sezar’ın hiç yanından ayırmadığı dostu, kardeşi, sırdaşı hatta bazı kaynaklara göre manevi oğlu onu öldürmek isteyen ekibe katılmıştı.

- Brütüs’ün, Sezar’ın emrinde savaşlara katılırken de Sezar’ın sınırları aşan kararlarına karşı çıktığı zamanlar olmuş ve Sezar tarafından cezalandırılıp daha sonra affedilmiştir.
Plan yapmaya başladılar, Sezar’ı öldürmeyi aylarca düşündüler. En uygun zamanı aradılar. Bazı kaynaklara göre karısı rüyasında kötü şeyler gördüğünü söylerek Sezar’ı evden çıkarmak istemez ve ikna eder. Suikast asıl plandan sonra gerçekleşir. Bazı kaynaklar ise Sezar’ın karısını dinlemediğini ve o gün Senato’ya gittiğini söyler. Ama her ne olursa olsun sonuç 15 Mart günü mart ayının gelişmeleri için yapılan toplantıda bu suikast gerçekleşmiştir. Nasıl mı? Senato’ya giderken Sezar’ın önü suikastçiler tarafından kesilir ve onu lafa tutup bir odaya doğru yönlendirirler. Sezar odaya girdikten sonra üstüne üşüşen yaklaşık 60 insan ona vurmaya, bıçak darbeleri sallamaya başlar. Yani olay öyle Brütüs gelmiş arkasından hançerlemiş herkes şoka girmiş gibi değildir. Birçok kaynağa göre Sezar’ın Senato’ya kendi soktuğu akrabaları dışında herkes o gün oradadır. Saldırı topluca yapılmıştır. Darbelere daha fazla dayanamayan Sezar yere düşerken bakışları Brütüs’e çarpar… (Hayır Aşk-ı Memnu son sahneyi ben yazmadım.) İşte ezbere bildiğimiz o sözü de burada söyler.
- Sezar öldüğünde vücudunda 23 bıçak darbesi vardır. Hatta ünlü Sezar balmumu heykeli de bu 23 kesiği belirtecek şekilde icra edilmiştir.
Sezar’ın ölümünden sonra halkın önünde bir konuşma yapan Brütüs: “Eğer bu topluluğun içinde Sezar’ın kendisini çok seven bir dostu varsa, ona derim ki Sezar’a karşı Brutus’un duyduğu sevgi, onunkinden hiç de aşağı değildi. Eğer o dost, Brutus’un niçin Sezar’a karşı çıktığını sorarsa, ona cevabım şudur; Sezar’ı daha az sevdiğimden değil, Roma’yı daha çok sevdiğimden.” (William Shakespeare’ın Julius Ceasar oyunundan alıntı.) Bu konuşmanın devamında “Eğer birgün ben de Roma’ya zarar verirsem, bu hançer beni de yensin.” sözlerini de sarfetmiştir. Daha sonra da gayet barışçıl bir şekilde Sezar’ın sağ kolunu meydana çıkarmış ve onunla bir sorunu olmadığını amaçlarının sadece Romalıların özgürlüğü olduğunu ifade edip ona da konuşma izni vermiştir.

Şimdi gelelim en baştaki sorumuza, Brütüs hain midir?
Evet, sizce hain midir? Yoksa Sezar’ı çok seven Roma halkı Sezar’ın onlara verdiği sarhoşluğun etkisiyle her şeyden habersiz midir? Brütüs hain midir? Yoksa Sezar kendi hırsları için yaşayan biri midir? Brütüs hain midir? Yoksa Sezar imparatorluk hayali uğrunda önüne çıkan her şeyi yok eden, insanlığı ve özgürlüğü hiçe sayan bir diktatör mü? Brütüs hain midir? Yoksa Sezar’ın Roma’yı karanlığa sürüklediğini görecek kadar akıllı mı? Brütüs hain midir? Yoksa vatanı uğruna dostundan vazgeçebilecek kadar cesur biri mi? Brütüs hain midir? Yoksa vatansever mi?
Cevap herkesin kendi fikrinde saklı. Bilmemek inanın ayıp değil. Öğrenmemek ise ciddi bir ayıp. Ama bunların da dereceleri var. Mesela ben Sezar’ı ve Brütüs’ü bilmeme ayıbını işleseydim en fazla böyle bir yazı yazamazdım. Büyük kayıp değil. Ama hayati konularda öğrenmemek ayıbını işlersem, işlersek o zaman kayıp büyük olur. Gerçeğin peşinden koşmanız, farklı açılardan bakmanız ve öğrenmemek ayıbından kaçınmanız dileklerimle. Yine görüşeceğiz.
[zombify_post]

0 Yorum