Çevre Hukuku

Ulusal düzenlemeler ve uluslararası anlaşmalar sonucu gelişen çevre hukuku çevrenin korunmasında yeterli mi?3 min


29

1972 yılında , Birleşmiş Milletler Örgütü, İsveç’in başkenti Stockholm’de 133 ülkenin katılımıyla gerçekleşen zirve ile 5 Haziran gününün “Dünya Çevre Günü’ olmasını oy birliği ile kabul etmiştir. O tarihten bu yana çevre sorunlarına kamuoyunun dikkatini çekmek ve bu konuda farkındalığı arttırmak adına her sene 5 Haziran günü dünya genelinde etkinliklerle kutlanmıştır. Çevre Hukuku, ulusal düzenlemeler ve uluslararası anlaşmalar sonucu gelişmektedir. Ayrıca, küresel bir boyut kazanan çevre kirliliğinin önlenmesi, çevrenin korunması, iyileştirilmesi, doğal kaynaklarla ilgili koruma ve kullanım esaslarının belirlenmesine yönelik çevre sorunları ile ilgili dava süreçleri ve yargı kararları da, içtihat olarak çevre hukukuna katkıda bulunmakta ve bu konuda insanların bilinçlenmesi adına önemli kararlar alınmaktadır. Bu konuyu yıllardan beri yalnızca bilinçlenme adına bir faaliyet olarak görmek, 1972’den beri ne kadar ilerlediğimizin kısa bir özeti halinde aslında. Gelişen sanayi, araç artışında ki bu patlama ve insanların doğal kaynaklarımızı kullanmada ki bu hor tutumu maatteessüf bu günün yalnızca farkındalık adına faaliyetlerimizin nasıl yetersiz olduğunun göstergesidir.

Çevresel sorunların büyüklüğü, karmaşıklığı ve çok boyutluluğu karşısında, ulusal alanda yürütülen politikalar bu sorunların çözümünde tek başına yeterli görülmemiş, çevrenin korunması için uluslararası alanda sıkı bir işbirliğinin zorunluluğu kavranmıştır. Çevrenin korunması hususunda yaşanan bu paradigma değişikliği, çevresel değerlerin birçok uluslararası hukuk metnine girişini sağlayarak çevrenin uluslararası zeminde korunmasının hukuki temelini atmıştır. Çevrenin korunması, yaklaşık otuz beş yıldan beri uluslararası hukukun en önemli düzenleme alanlarından biri haline gelmiştir. Bu gelişmeler, ‘uluslararası çevre hukuku’ ismi altında yeni bir hukuk dalının oluşumunu hızlandırmıştır. Bu düzlemde uluslararası anlamda çevreye verdiğimiz değerin artışı oranında, çevreye verdiğimiz zararda seneler içinde artmış bulunmaktadır. Bu durumu dünya nüfusunun hızla büyümesine verebileceğimiz gibi, ki 1970 yılında 3,6 milyar olan dünya nüfusu 2018 yılında neredeyse 8 milyara yaklaşmıştır, çevreye verdiğimiz değerin davranışlarımıza yeterince yansımaması olarak da değerlendirebiliriz. Prof. Dr. Nükhet Turgut’a ait “Çevre Politikası ve Hukuku” adlı eserinde değinildiği gibi,  “Çevre sorunlarının çözümünde bütünsel yaklaşım benimsenmelidir. Çevre sorunsalının en temel özelliklerinden birisi bu sorunsalın ortaya çıkmasında tüm insanların bir biçimde suçlu olduğudur. Yani insanlar bu sorunsalın ortaya çıkmasına neden olacak faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Ancak yine aynı insanlar, bu sorunsalın bileşeni olan sorunlardan etkilenen bir durumda da bulunmaktadırlar. Çevre sorunlarına yakından bakıldığında bunların birbirleriyle doğrudan bağlantılı oldukları görülecektir. Şöyle ki, kirlilik denildiğinde hava kirliliği, su kirliliği ve toprak kirliliğini birbirinden ayırmak olanaklı değildir. Yine aynı biçimde türlerin yok olmasını, çevrenin uğradığı tahribattan bağımsız olarak ele almak hatalı olacaktır.”

Ekoloji Kolektifi Derneği, geçtiğimiz Şubat ayında “Küresel İklim Değişikliği Yükümlülükleri Hakkında Oslo İlkeleri ve İklim Adaleti Mücadelesinde Uluslararası ve Yabancı Mahkeme Kararları” adlı kitabını yayımladı. Kitapta:

-Urgenda Derneği ve Diğerleri / Hollanda Davası,

-Andre Brun / Fransa Davası,

-Fadeyeva / Rusya Davası,

-Gray / Planlama Davası / Avustralya ve Cockerill /Wallon Eyaleti Davası / Belçika,

-Almanya Çevre ve Doğa Koruma Davası,

-Greenpeace Avustralya Davası ve Client Earth tarafından yürütülen İngiltere Çevre, Gıda ve Bayındırlık Bakanlığı Davası, yer almaktadır.

Bunların türkçeye çevrilmiş olmaları bizlere farklı alanlarda uluslararası platformda verilen farklı kararlara dair geniş bir bakış açısı kazandırıyor. Bu davalar ile çevre sorunun çok yönlülüğüne dair bir kavrayış kazanmış oluyor ve Türkiye’de çevre hukukuna dair tartışmalara da ayna tutacak yaklaşımlar yakalamış oluyoruz.

5 Haziran Dünya Çevre Günü kutlu olsun.

Kaynakça

  • Güneş, Ahmet M. “Uluslararası Çevre Hukuku Üzerine Bir İnceleme” İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası 70/1 (2012): 83.
  • Turgut, Nükhet. Çevre Politikası ve Hukuku. Ankara: İmaj Yayınevi, 2009.

[zombify_post]


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

29

Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.