Türk Borçlar Kanunu’nda Aşırı Yararlanma (TBK m.28)

Bu yazımızda 6098 Sayılı TBK ile 28.maddede düzenlenen aşırı yaralanma kavramının ne olduğunu, normun amacı ve sonuçlarıyla birlikte ele aldık.5 min


69

Aşırı yararlanma kurumunun kökenine inildiğinde kavram ilk defa Roma Hukuku’nda rızai akitlerden biri olan alım-satım akdi ile karşımıza çıkar. Alım-satım sözleşmelerinde taraflar arasındaki karşılıklı borçlar; satıcının satılan şeyin mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise satışa konu olan şeyin karşılığı olan semen borcunu alıcıya devretme borcudur. Semenin adil olması gerektiği düşüncesi Roma Hukuku’nda aşırı yararlanma kavramını ortaya çıkarmıştır. Roma Hukuku döneminde aşırı yaralanma ile fesih sadece konusu taşınmaz olan satım sözleşmelerine ve sadece satıcıya tanınmıştır. Aşırı yararlanma kavramından bahsedebilmek için objektif şart olarak edimler arasında bir dengesizliğin varlığı gerekliydi.

Türk Hukuku’nda 4 Ekim 1926 tarihli BK m.21 ile Fransızca metinlerden aktarma yapılarak aşırı yaralanma ile ilgili hüküm getirilmiştir. Eski Borçlar Kanunu’muzda hükmün başlığı ‘gabin’ olarak ifade edilmiştir. 6098 Sayılı TBK ile 28.maddede düzenlenen aşırı yaralanma hükmü eski ifadesiyle gabin kelimesi yerine Türkçe karşılığı olan ‘aşırı yararlanma’ ifadesini kullanmış ve beraberinde de bazı değişiklikler getirmiştir. Böylelikle TBK m.28’de aşırı yararlanma; ‘‘Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir.

Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir.’’ şeklinde ifadesini bulmuştur.

TBK m.28 hükmünden hareketle aşırı yararlanmadan bahsedilebilmek için üç şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir.

  • Karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık (objektif şart)
  • Sömürülen kişinin zayıf durumu (zarar görenin zor duruma kalması veya düşüncesizliği ya da deneyimsizliği) – (sömürülen açısından sübjektif şart)
  • Oransızlığın, zarar görenin yukarda sayılan durumlarından bilerek yararlanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi (sömüren açısından sübjektif şart)

TBK m.28 f.1’de sübjektif şartın gerçekleşmesi için öngörülen üç durum (zor durumda kalma, düşüncesizlik ve deneyimsizlik) sınırlayıcı olarak gösterilmemiştir. Çünkü, hükmün temel amacı, sözleşmede karar verme özgürlüğü zarar gören tarafı olduğunca iyi korumaktır. Başka zayıflık durumlarının da kişinin karar verme özgürlüğünü zedeleyeceği kabul edilmelidir. Örneğin, psikolojik olarak satın almak zorunda olma hissi, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı veya hastalık ve bitkinlik durumları diğer sübjektif hallere örnek olarak gösterilebilir.

Normun Amacı

1982 Anayasası m.48f.1 hükmüne göre, herkes sözleşme hürriyetine sahiptir. TBK m.26’ ya göre ise, ‘‘Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler.’’ Tarafların, edim ile karşı edim arasındaki oranı belirleyebilmeleri de sözleşme yapma özgürlüğünün sonucudur. Bundan hareketle söylenebilir ki tarafların kararlaştırdıkları karşılıklı edimlerin değerleri arasında açık bir oransızlık olması, tek başına sözleşmenin geçersizliğini etkilemez. Açık oransızlık, bir tarafın diğer tarafın, zor durumda kalması, düşüncesizliği ya da deneyimsizliği durumunu sömürerek yaptığı sözleşme ile ortaya çıkıyorsa, hukuken önem taşır. İşte bu halde TBK m.28’deki aşırı yaralanma kurumu karşımıza çıkmaktadır. Aşırı yaralanmanın koşulları oluştuğu takdirde sömürülen taraf, durumun özelliğine göre, ya sözleşmeye bağlı olmadığını bildirerek edimlerin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Hükmün amacı bir tarafın diğeri tarafı ekonomik olarak sömürmesiyle ortaya çıkan sözleşme özgürlüğünün kötüye kullanılması karşısında sömürülen tarafı korumaktır. TBK m.28 ile yasaklanan ve yaptırıma bağlanan husus, edimler arasındaki oransızlığın ortaya çıkış biçimidir. Yargıtay HGK’nın 29.11.2018 tarih ve E. :2015 / 19336, K. 2018 / 11538 sayılı kararında hükmün amacı şu şekilde belirtilmiştir: Genel kural, sözleşme serbestisi ve irade özerkliği olmakla birlikte, sözleşmenin taraflarından güçsüz olanın korunması ile sözleşmenin tarafları arasındaki dengenin sağlanabilmesi, sözleşmenin yapılması sırasında iradesinin oluşumu sakatlanmış olan tarafın korunması bakımından ise, kanun koyucu gabine ilişkin düzenlemeyi getirmiştir. 

 Aşırı Yararlanmanın Sonuçları

 TBK m.28 f.1’ e göre, aşırı yararlanmanın şartları gerçekleşmişse, zarar gören durumun özelliğine göre iki farklı yönde iradesini açıklayabilir:

  • Sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek edimin geri verilmesini (İptal Hakkı)
  • Sözleşme ile bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini (Kısmi İptal Hakkı)

İsteyebilecektir.

Sömürülen tarafında sahip olduğu haklar bozucu yenilik doğuran haklardandır. Sömürülen taraf bu hakkını hiçbir şekle bağlı kalmayarak öne sürebilir ya da dava yoluyla kullanabilir. TBK m.28 f.1’ e göre, sömürülen isterse sözleşmeyi tümüyle iptal edebilir. Hakim iptali re’sen göz önünde tutamaz. Sömürülen taraf, aşırı yaralanmaya maruz kaldığını ileri sürmediği müddetçe, askıda geçerli bir sözleşme vardır. Sömürülen, sözleşmeyle bağlı kalmak istemediğini süresi içinde açıklarsa, (bu süre düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği, zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl) sözleşme başından itibaren geçersiz hale gelir. İptal hakkı kötüye kullanılamaz ve bu hak kullanıldıktan sonra geri dönülemez. İptal hakkının kullanılması için dava açılmasına gerek yoktur. İptal hakkı sadece gabine maruz kala kişi tarafından kullanılabilir ve bu hakkın kullanılmasının sonuçları karşı tarafa ulaştığı andan itibaren oluşacaktır. İptal hakkını kullanan sömürülen, borçlanmış olduğu edimi yerine getirmekten kaçınabilir. Sömürülen, bu edimini yerine getirmiş ise, bunu sömürenden geri isteyebilir. Sömüren, kabul etmezse, karşı taraf istihkak davası ya da sebepsiz zenginleşme davası ile ifa ettiği edimi talep edebilir.

Kısmi iptal hakkına ilişkin açıklama TBK m.28 gerekçesinde bulunabilir. Madde gerekçesinde konuya ilişkin şu açıklama verilmiştir: ‘‘Öğretide ileri sürülen görüşlere uygun olarak, aşırı yararlanmanın söz konusu olduğu bir sözleşmede zarar görenin, her zaman sadece sözleşmeyle bağlı olmaktan kurtulması yerine, oransızlığın giderilmesini istemek suretiyle sözleşmeye bağlılığını sürdürmesi olanağı da tanınmıştır.’’ Kısmi iptal hakkı da yenilik doğurucu haklardandır. Kısmi iptal hakkı aşırı yararlanılan kişinin talebi üzerine hakim kararına gerek olmaksızın hüküm ve sonuçlarını doğurur. Ancak sömüren taraf, sömürülenin bu talebini reddedecek olursa, sömürülen mahkemeye başvurmalıdır. Kısmi iptal hakkı, iptal hakkı gibi sadece sömürülene tanınan bir haktır. Sömürülenin kısmi iptal hakkını kullanması sonucunda, sömürenin TBK m.27 f.2 c.2’ ye dayanarak, bu durumu bilseydi sözleşmeyi hiç yapmayacağını ileri sürerek, sözleşmenin tümden iptal edilmesini isteyemez. Bu durum TBK m.28’de sömürülenin korunması amacına ters düşer. İptal hakkına ilişkin hak düşürücü süre kısmi iptal hakkı için de geçerlidir TBK m.28’e göre, zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl her halde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir.

  KAYNAKÇA 

  • ÇAĞLAR, H., Aşırı Yararlanma (Gabin) Hükümlerinin Tacirler Bakımından Uygulanması (TBK m. 28), Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, Cilt: 32, Sayı: 4, Aralık 2016, Sayfa: 69-93     
  • Ramazan Aydın, R. A., Aşırı Yararlanma (TBK m. 28), Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 8, Sayı: 1, Haziran 2013, Sayfa: 87-106
  • Ramazan Aydın, R. A., Aşırı Yararlanma (TBK m. 28), Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 8, Sayı: 1, Haziran 2013, Sayfa: 87-106
  • Yargıtay HGK, 29.11.2018, E. 2015 / 19336, K.2018 / 11538 Sayılı Kararı

[zombify_post]


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

69

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.