Toplumu Şekillendiren Çocuğa Saygı Hakkının Değerlendirmesi

Çocuklar büyüklerinden gördükleri dünyada yaşarlar. Dünyalarına sahip çık.4 min


78

Çocuk, genel bir ifadeyle, ergenlik dönemine girmemiş ve gelişmekte olan insan yavrusu olarak tanımlanır. Hukukta ise çocuk kavramı, henüz ergin olmayan kişileri belirtmek için veya anne ve baba ile olan soybağını belirtmek için kullanılan bir kavramdır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda çocuk, “henüz on sekiz yaşını doldurmamış kişi” olarak ifade edilir. Kişiliğin temellerinin insan hayatının ilk 5-6 yılında atıldığı bilinmektedir. Bu nedenle insan yaşamında çocukluk olarak nitelendirilen yıllar, ilerideki toplum hayatının temelinin oluşmasında da büyük rol oynayacaktır. Ben bu yazımda, çocuk hakları çerçevesinde çocuğun yaşamını şekillendiren en büyük etken olan saygıya ve bunun doğal bir zorunluluk olarak getirdiği saygı hakkına değineceğim.

Tarihin birçok anında koruma içgüdüsü ile yaklaşılan çocukların, her ne kadar bazı kesimlerde kutsal ve günahsız olarak nitelendirilseler bile, toplumların bazı kesimlerinde adeta insan değillermiş de sanki cansız varlıklarmış gibi yaklaşıldığını görürüz. Bunun en büyük örneği Eski Yunan ve Roma’da çocukların öldürülmesine izin veren korkunç bir yasanın varlığıdır. Orta Çağ’da, yeni doğmuş ve boğulmuş çocukların balıkçıların ağlarına takıldığı, XVII. yüzyılda Paris’teki çocukların dilencilere satıldığı ve daha küçüklerin ise Notre-Dame’nin avlusuna bırakıldığını biliyoruz.[1] Tüm bu örnekler bize, çocukların hayatlarına bırakın saygı duymayı yaşam haklarının bile çoğu zaman ihlal edildiğini gösterir. Özellikle aileleri tarafından yok sayılan, aşağılanan, değer görmeyen çocukların ruhlarında çok derin yaralar oluşmaktadır. Oysa çocukların toplumu oluşturduğunu gözden kaçırmamamız gerekir. Buna bağlı olarak bugün yaş itibariyle çocuk olarak nitelendirdiğimiz bireyler, yarın topluma dahil olacak ve gerektiğinde toplumu yöneten kişiler olarak bulunacaklardır.

Toplumun en temel yapı taşını oluşturan ailelerdeki sorunlar en fazla çocukları etkilemektedir. Çeşitli sosyal sorunlar, toplumun önemli bir parçası olan çocukları olumsuz eylemlere yöneltmekte, gelişimleri açısından sorunlar oluşturmakta ve çaresizliğe sürüklemektedir. Aile kurumunun çözülmeye başladığı ve ailesi tarafından saygı göremeyen, hakları korunmayan çocukların mevcut olduğu toplumlarda, aile kurumunun zayıflaması ile suç oranının aynı oranda arttığı görülmektedir.[2]Tam da bu yüzden çocuğun kişisel gelişimi ve özgüveni açısından görüşlerine saygılı olunması, yol gösterilmesi ve uygun yönlendirilmesi, haklarına ve ödevlerine saygı gösterilmesi, başta aile olmak üzere tüm insanlığın çocuklara karşı olan sorumluluklarındandır.

Çocukların da yetişkinler gibi “haklara” sahip olabilecekleri düşüncesi ile, insanlık onurlarına, fiziksel ve psikolojik dokunulmazlıklarına (bütünlüklerine) ve yasalara göre eşit korunma haklarına saygı, aynı zamanda diğer uluslararası ve bölgesel insan hakları belgelerinde ve mahkemelerce tanınmıştır. Bunun en büyük örneği Çocuk Hakları Sözleşmesi’dir.

Bugün çocuğun tüm hakları 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler tarafından Çocuk Hakları Sözleşmesi ile yasal güvence altına alınmıştır. Sözleşmede yer alan çocuk hakları; yaşama hakları, gelişme hakları, korunma hakları ve katılma hakları olmak üzere dört ana grupta toplanır. Yaşama hakları; çocuğun yaşama ve uygun yaşam standartlarına sahip olma, tıbbi bakım, beslenme, barınma gibi temel gereksinimlerinin karşılanmasını öngören hakları içerir. Gelişme hakları;  çocuğun yeteneklerinin en üst düzeyde gerçekleştirebilmesi için gerekli olan eğitim hakkı, oyun ve dinlenme hakkı, bilgi edinme hakkı, din, vicdan ve düşünce özgürlüğü, bilgi alma hakkı gibi haklardan oluşur. Korunma hakları;  çocuğun her türlü ihmal, istismar ve sömürüye karşı korunmasını sağlayan haklardır. Katılma hakları ise çocuğun ailede ve toplumda etkinlik kazanmasını sağlamaya yönelik haklardır.[3] Her ne kadar çocuğa saygı hakkı ayrı bir başlık halinde yer almasa da, bu hakların hemen hepsinin oluşması sonucunda saygı hakkının yer edindiğini söyleyebiliriz. Böylece bu sözleşme sayesinde insan haklarıyla ilgili tüm haklar, çocuklara da tanınmış oldu.

Peki tüm bu sayılan ve güvence altına alındığı söylenen haklar hangi çocukların haklarıdır? Örneğin çocuk işçilerin de saygı hakkı var mıdır? Ya da ‘‘çocuk gelin’’ adı altında para karşılığı satılan küçük kız çocuklarının? Savaşın tüm kötülüklerini görmüş, annesinin babasının paramparça olduğuna şahitlik eden çocukların da bu haklar çerçevesinde korunduğunu söyleyebilir miyiz? Cevabımız elbette hayır olacaktır. Her ne kadar uluslararası bir sözleşme ile güvence altına alınan çocuk hakları tüm çocukları kapsıyor gibi görünse de, uygulanmadığı takdirde devletlerin imza attığı bir kağıt parçası olmaktan öteye geçmeyecektir. Devletler tarafından hakları korunmayan, eğitim alamayan, önemsenmeyen, aileleri tarafından yok sayılan, yetişkin olmadığı için kabul görmeyen çocukların, yarının toplumunu oluşturduğunu ve bu toplumun sağlığı için tüm vatandaşların sorumlu olduğunu unuttuğumuz sürece, bir arada bulunduğumuz insanlar bu suçları neden işliyor diye düşünmekten kendimizi geri alamayacağız. Oysa cevap her zaman gözümüzün önünde olmaya devam edecek.

Sonuç olarak, insan hayatının ilk yıllarında yerleşen kişilik olgusu özellikle çevre ve ailenin çocuğa olan yaklaşımı ile belirlenmektedir. Devletlerin vatandaşlarına özellikle de ayırt etmeksizin çocuklara olan tutumu toplumların gelişmesinde önem kazanmaktadır. Suç oranlarının, insanların karakterleri göz önünde bulundurulduğunda, çocuklukta kişiliğe olumsuz etki bırakan sorunlarla ön plana çıkması, bize toplumun çocuklara karşı gösterdiği saygı ve sevgi çerçevesinde şekillendiğini hatırlatmaktadır. Bugün o anlamaz diye yok saydığınız, görmezden geldiğiniz, haklarına izin vermediğiniz çocuklar yarın toplumu oluşturacak ve refah seviyesini belirleyeceklerdir. Unutmayalım ki çocuklarımıza ne yaşatırsak ileride aynı davranışlara maruz kalacağız ve toplum yapısını değiştirmek istiyorsak önce çocuklarımıza duyduğumuz saygıdan başlamalıyız.

KAYNAKÇA/ATIF

[1] Çocuğa Saygı Hakkı, Çocuk ve Medeniyet, s. 108, 2019

[2]İbrahim E. Bilici, İnformal Öğrenme, Çocuk ve Suç Olgusu, s. 58, 2016

[3] Prof. Dr. Emine Akyüz, Çocuk Hukuku, s. 4, 2012

[zombify_post]


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

78

Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

  1. Çok beğendim.Gerçekleri etkileyici bir şekilde anlatmış .Tebrik ederim.