Ceza muhakemesi faaliyetinin amacına uygun olarak yürütülebilmesi ve muhakeme sonucunda hükmün infaz edilebilmesi için soruşturma ve kovuşturma evresinde şüpheli/sanığın temel hak ve özgürlüklerine doğrudan müdahale niteliğine sahip olan koruma tedbirleri uygulanmaktadır. Koruma tedbirlerinin, temel hak ve özgürlüklere doğrudan müdahale niteliğinde olması nedeniyle, kanunda ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiş ve sıkı şartlara bağlanmıştır. Bu koşullar gerçekleşmeden tedbirlerin uygulanması veya başlangıçta haklı görünmekle birlikte, yargılama sonunda tedbirlerin uygulanmasının haksız olduğunun anlaşılması sonucu bu tedbirlere maruz kalan kişilerin maddi ve manevi zarara uğramaları gündeme gelecektir.
Devletin, organları aracılığıyla işlediği bu hukuka aykırı eylem ve işlemleri nedeniyle meydana gelen maddi ve manevi zararları tazmin etmesi hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Zira hukuk devleti, her eylem ve işlemi hukuka uygun olan ve hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan devlet olmanın ötesinde, aksi durumda söz konusu olduğunda ise sorumluluğunu kabul eden ve bu sorumluluğun gereğini yerine getiren devlettir.
Hukukun sadece kişilerin kendi içlerinde birbirlerine verdikleri zararın kendi içlerinde tazmin edilmesini değil, devlet organlarının da kişilere vermiş olduğu zararları karşılayacağını düzenlemiş olması son derece yerinde bir düzenlemedir.
Koruma tedbirleri nedeniyle tazminata konu olabilecek haller Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141.maddesinde ele alınmıştır.
“ Tazminat istemi Madde 141 – (1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında; a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen, b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan, c) Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan, d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen, e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen, f) Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan, g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan, h) Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen, i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen, j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde el konulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen, k) (Ek: 11/4/2013-6459/17 m.) Yakalama veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan, kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, devletten isteyebilirler. (2) Birinci fıkranın (e) ve (f) bentlerinde belirtilen kararları veren merciler, ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus verilen karara geçirilir. (3) (Ek:18/6/2014-6545/70 m.) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak devlet aleyhine açılabilir. (4) (Ek:18/6/2014-6545/70 m.) Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu eder.”
–
Tazminat Taleplerinde Süre
Tazminat başvurularında süre, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142 maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu hükme göre; karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilmektedir.
Tazminat başvurularında süre, kademeli olarak düzenlenmiştir. İlk aşama olan “karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay” ibaresinde kesinleşen hükümlerin ilgiliye tebliğ şartı yer almakta olup, kesinleşen karar veya hükmün sanık müdafine tebliğ edilmesi de tazminat istemi bakımından sürenin başlamasına neden olmaktadır. Ve herhalde de karar veya hükümlerin kesinleşmesini izleyen bir yıl içinde tazminat talebinde bulunulabileceği düzenlenmiştir. Kanunda öngörülen dava açma süresi hak düşürücü bir süredir.
–
Tazminat Taleplerinde Başvuru Mercii
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142. maddesinin ikinci fıkrasında; “İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır.” denilmek suretiyle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında ağır ceza mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiştir.
–
Tazminat Davalarında Davacı ve Davalı
Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davası, haksız koruma tedbirine maruz kalan kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır. Bu nedenle CMK’nın 141/1. maddesinde sayılan hallerde, zarar gören sıfatıyla üçüncü kişilerin dava açması mümkün değildir. Ancak başvurucunun davasını açtıktan sonra vefat etmesi halinde, CMK’nın 142/6. maddesi uyarınca anılan dava tazminat hukukunun genel prensipleri çerçevesinde görülecek olmasından kaynaklı başvurucunun yasal mirasçıları davaya devam edebilecektir.
Her ne kadar tüzel kişiler, gözaltına alınamaz, yakalanamaz veya tutuklanamaz ise de, tüzel kişilere ait eşya veya malvarlığına el konulması, el konulan eşya ve malvarlığının korunmasıyla ilgili gerekli tedbirlerin alınmaması nedeniyle tüzel kişilerin zarara uğraması durumunda tüzel kişiler de tazminat talep edebilmektedir.
CMK’nın 141. maddesinde, zararın toplum adına devlet tarafından ödenmesi ilkesi benimsenmiş ve bu kapsamda açılacak davalarda, davalının alacağının Devlet Hazinesi’nden olacağı ifade edilmiştir.
–
Tazminat İstemine İlişkin Dava Dilekçelerinde Bulunması Gereken Unsurlar
CMK’nın 142/3. maddesine göre; tazminat isteminde bulunan kişi, açık kimlik bilgileri ve adresini, zarara uğradığı işlemin ve zararın nitelik ve niceliğine ilişkin belgeleri dava dilekçesine eklemesi gerekmektedir. Ayrıca yapılan işlemi ve uğranılan zararları gösteren belgeler ile talep edilen maddi ve manevi zarar miktarlarının da dava dilekçesinde belirtilmesi gerekmektedir. Uygulamada yetkili ağır ceza mahkemesinin belirlenmesi açısından başvurucunun ikametgahı ile maddi ve manevi tazminatın belirlenmesi bakımından maaş ve gelirine ilişkin belgeler mahkemece talep etmektedir. Başvurucu bordrolu olarak çalışan bir kimse ise maaşını gösteren belgeleri mahkemeye sunmalı, maaşı dışında yan gelirleri var ise yoksun kaldığı bu gelirleri de belgelendirmelidir. Herhangi bir maaş ya da geliri olmayan kimseler bakımından tazminatın hesaplanmasında asgari ücret esas alınmaktadır.
Bununla birlikte dava dilekçesinde istenen tazminat miktarı, gözaltında kalınan günler de dahil edilmek üzere, ilk haksız fiilin gerçekleştiği günden itibaren talep edilmelidir. Eğer gözaltı tarihi yerine tutuklama tarihinden itibaren tazminat talep edilmesi halinde mahkemece talebe bağlı kalınarak, ilk haksız hareketin gerçekleştiği tarih değil, dava dilekçesinde talep edilen tarih dikkate alınacaktır.
CMK’nın 142/4. maddesi uyarınca mahkeme, dava dilekçesinde var olan eksikliğin bir ay içinde giderilmesini, aksi takdirde istemin reddedilebileceğini ilgiliye bildirmektedir. Mahkemece öngörülen sürede eksikliği tamamlanmayan dilekçe, mahkeme tarafından itiraz yolu açık olmak üzere reddedilmektedir.
–
Tazminat Davalarında Yargılama Usulü
Dosya üzerinde yapılan incelemeden sonra dilekçenin usulüne uygun olduğu ve içermesi gereken bilgi ve belgelerin tamam olduğunun anlaşılması halinde, CMK’nın 142/5. maddesi gereğince mahkeme, dilekçe ve eki belgelerin bir örneğini Devlet Hazinesi’nin yargı çevresi içindeki temsilcisine tebliğ etmektedir. Devlet Hazinesi, dava dilekçesine karşı beyan ve itirazlarını yazılı olmak kaydıyla on beş gün içinde mahkemeye sunmak zorundadır.
Mahkeme, CMK’nın 142/6. maddesi uyarınca talebin veya talebe dayanak olan belgelerin değerlendirilmesi ve verilecek tazminat tutarının belirlenmesi için gerekli her türlü araştırmayı yapmaya yetkilidir. Mahkeme, bunu heyet olarak yapabileceği gibi, hakimlerden biri aracılığıyla da yaptırabilir. Hakimlerden birinin görevlendirilmesi, bir üyenin naip olarak tayin edilmesi anlamı taşımaktadır.
Sadece manevi tazminat talebi ile açılan davalarda bilirkişi incelemesine gerek bulunmamakla birlikte özellikle maddi tazminat talep edilen davalarda, zarar tutarının tespiti bilirkişi incelemesini gerektirir.
Mahkeme heyeti veya naip hakim, dava ile araştırma ve incelemelerini tamamladıktan sonra dosyayı, görüş için savcılığa gönderir. Savcılık görüşünü yazılı olarak bildirir, görüş bildirmek için kanunda bir süre öngörülmemiştir. Savcının görüşü, mütalaa niteliğinde olup bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Hüküm için yapılması gereken araştırma tamamlandıktan sonra mahkeme, kararını verir. Karar, duruşmalı olarak verilmelidir. Açıklamalı çağrı kağıdına rağmen istemde bulunan vekili ya da hazine temsilcisinin gelmemesi durumunda mahkeme yokluklarında karar verecektir.
Mahkeme heyeti ya da naip hakimin yapacağı ilk iş, davanın süresi içinde açılıp açılmadığını denetlemektir. Süre yönünden yapılacak değerlendirme, esas itibariyle davanın kabule şayan olup olmadığının değerlendirilmesi olduğundan, şekli bir inceleme olduğundan bu aşamada iddia makamının görüşünün alınmasına gerek yoktur. Zira davanın süre yönünden kabule şayan bulunmasından sonra dava hakkında Cumhuriyet Savcısı’nın görüşü alınacağından, iddia makamı süre açısından da görüş açıklama imkanı bulabilecektir.
Mahkeme, tazminatı gerektiren bir durum bulunmadığına kanaat getirmesi halinde davanın reddine karar verecektir. Tazminat talebinin hukuka uygun ve haklı olduğuna kanaat getirmesi halinde ise davanın kabulüne karar verecektir. Kabul kararı, tümden olabileceği gibi kısmen de olabilir. Ayrıca mahkeme yetkisizlik kararı da verebilir. Bu durumda dosyayı, yetkili saydığı ağır ceza mahkemesine gönderir. Ancak mahkeme bu aşamada davanın kabule şayan olmadığına karar veremeyeceği gibi, davayı süre yönünden de reddedemez.
Mahkeme, kararını duruşmalı olarak verir. İstemde bulunan ile Hazine temsilcisi, açıklamalı çağrı kâğıdı tebliğine rağmen gelmezlerse, yokluklarında karar verilebilir. Karara karşı, istemde bulunan, Cumhuriyet savcısı veya Hazine Temsilcisi, istinaf yoluna başvurabilir; inceleme öncelikle ve ivedilikle yapılır.
–
AYM Bireysel Başvuru Açısından Önemi
Ceza hukuku kapsamında düzenlenmiş olan koruma tedbirleri nedeniyle tazminatın bir başka açıdan önemi ise Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru kapsamında karşımıza çıkmaktadır. Anayasa m. 148/3’te ifade edildiği üzere; herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin, kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla AYM’ye başvurabilmektedir fakat bunun için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şartı aranmaktadır. Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru şartları; yazılı başvuru dilekçesi, başvuruda bulunma ehliyeti, dava ehliyeti, başvuru yetkisi, şekil ve süre, kanun yollarının tüketilmesi, temsil ve adli yardım başlıkları altında en basit şekilde söylenebilir.
Verilmiş olan bir koruma tedbiri kararına yine ilgili kanunda belirtilen usuller çerçevesinde itiraz ettikten sonra tüketilmesi gereken sonraki yol ise yine ceza muhakemesi kanunun düzenlemiş olduğu koruma tedbirleri nedeniyle tazminat hususudur. Anayasa Mahkemesi’ne hakkınızda verilmiş ve uygulanmış olan bir koruma tedbiri kapsamında ihlal, mağduriyetten kaynaklı başvuru yapmak istiyorsanız gerçekleşmesi gereken iç hukuk yollarının tüketilmesi şartı için itiraz ve CMK 141 vd. kapsamında tazminat istemi yollarının tüketilmiş olması gerekmektedir.
–
Sonuç
Belirli bazı başlıklar altında incelenen koruma tedbirleri nedeniyle tazminatın şartları konusu, hukuk devletinin bir gereği olarak doğmuştur ve kişilerin doğan zararlarını karşılamaları açısından son derece önemlidir. Devlet organları aracılığıyla haksız şekilde yapılan bir işlemden doğan zararın karşılanacağının bilinmesi kurum veya kişilere yapacakları işlemleri daha özenle yapmalarını da sağlar.
–
Kaynakça
- KANADOĞLU Korkut,2015,Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru, İstanbul, 12 Levha
- http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/ViewPDF-uygulamada-koruma-tedbirleri-nedeniyle-tazminat-cmk-m-141-144-1881
- m2020-150-1930.pdf
- https://barandogan.av.tr/blog/tazminat-hukuku/haksiz-tutuklama-gozalti-elkoyma-yakalama-tazminat-davasi.html
- https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.5271.pdf
0 Yorum