Yasaklanan Bir Hakkın Geri Verilmesi : Memnu Hakların İadesi

Memnu hakların iadesi , hükümlünün topluma tekrardan kazandırılması ve yıpranmış olan manevi itibarının yeniden oluşması için oldukça önem arz etmektedir.5 min


75

Hukuk düzeni tarafından yapılması yasaklanmış, yapıldığı takdirde ise devlet tarafından ceza ve/veya güvenlik tedbiri şeklinde bir yaptırıma tabi tutulmuş filler “ suç “ olarak tanımlanır.[1]

Suç olarak sayılan bu fiillerin icrası durumunda tipiklik gereği fiilin, TCK kapsamında bulunan suç türlerinden hangisine girdiği tespit edilir ve o fiile göre yargılama yapılır. Yargılama sonucu bir cezaya mahkum olunmuş ise toplumla güvene dayalı ilişkisi zedelenen kişi , gerek TCK gerek diğer kanunlar kapsamında sürücü belgesinin geri alınması, belli bir mesleğin yapılmasını yasaklama gibi bazı hak yoksunlukları ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu uygulama bir güvenlik tedbiri olup temel nedeni, suç işleyen kişide bir tehlike hali bulunduğunun varsayılmasıdır.[2] Fakat bu tehlikenin ömür boyu devam edileceğinin düşünülüp yoksun bırakılan hakların ömür boyu devamı halinin , ceza verilmesinin asıl amacına yani kişinin ıslah edilmesine açıkça aykırı olacağı, bu bağlamda memnu (yasaklanmış) hakların iadesinin, kişinin mahkumiyet sonucu yıpranan manevi itibarının tekrardan kazandırılması ve topluma geri dönmesi amacıyla gerekli görülmüştür.

Anayasamızın 38.maddesine göre suç, ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulabilir ve hiç kimse işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz. Keza hiç kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez. Bu kural suç ve ceza zamanaşımı ile “ceza mahkûmiyetinin sonuçları” açısından da aynen geçerlidir. [3]

Kaynağı Eski Yunan ve Roma Hukukuna dayanan “yasaklanmış hakların geri verilmesi” kurumu, bugünkü anlamıyla başlangıçta Fransa tarafından benimsenmiş ve 1670 yılında kabul edilmesinden sonra 1791, 1808, 1885’te yapılan değişikliklerle geliştirilmiştir. 1885’te yapılan değişikliğe kadar Devlet Başkanı veya Adalet Bakanı tarafından, geleceğe yönelik olarak idari yolla iade edilen yasaklanmış haklar, bu tarihten sonra mahkûmiyeti kaldıran bir sebep olarak adli yolla (istinaf mahkemesi kararıyla) geri verilmeye başlanmıştır. İtalyan ve Alman hukukuna da Fransız hukukundan geçmiş olup, ülkemizde ilk defa 5 Recep 1296 Usulü Cezaiye Kanunu (1879) ile Fransız hukukundan naklen kabul edilmiştir. Cumhuriyetin ilanından sonra kabul edilen 765 sayılı TCK kapsamında düzenlenen memnu (yasaklanmış) hakların geri verilmesi ile ilgili madde sonrasında yapılan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda  yer almamıştır. Ancak daha sonra 06.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ilişkin Kanun’un 38.maddesiyle 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’na 13/A maddesinin eklenmesi ile Türk hukukunda tekrardan yerini almıştır. Bu sayede hükümlünün yasaklılık halinden kurtulması mümkün kılınmıştır.[4]

5237 sayılı TCK madde 53’e göre cezanın infazı ile birlikte kişinin tüm yasaklanmış haklarını da geri kazanacağını belirtmiş ve TCK dışındaki bazı özel kanunlardan kaynaklı memnu hakların iadesi için ise gerekli koşulların sağlanıp mahkemeye başvurularak memnu hakların iadesi (yasaklanmış hakların geri verilmesi) kararının alınması gerekli görülmüştür. Yani TCK madde 53 kapsamında bir yasaklama söz konusu ise (siyasi hakların kullanılması, velayet hakkının yasaklanması) yasaklanmış haklar cezanın infaz edilmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Şayet özel kanunlardan (Milletvekili Seçilme Kanunu, Kooperatifler Kanunu, Devlet Memurları Kanunu vb.) kaynaklı bir yasaklama mevcut ise kişi,  şartların gerçekleşmesi ile memnu hakların iadesi için mahkemeye başvurmalıdır.

5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’na eklenen 13/A maddesi gereği memnu hakların iadesi talebinde bulunabilmek için üç şartın bir arada bulunması zorunludur:

  1. Cezanın infaz edilmesi gereklidir. Cezanın infaz edilmesinden kastedilen, hükümlünün cezaevinden koşullu salıverilerek tahliye edilmesi değildir. Koşullu salıverilen hükümlünün dışardaki denetim süresini de tamamlayarak ceza mahkemesinin mahkumiyet hükmünde yer alan tüm ceza süresinin infaz edilmesidir.
  2. Cezanın infazının ardından 3 yılın geçmiş olması gerekir.
  3. Cezanın infazından başlayan ve cezanın infazından sonra geçirilmesi gerekli olan 3 yıllık sürede herhangi bir suç işlenmemesi ve hükümlünün  yaşamını “iyi halli” olarak sürdüğüne dair mahkemece kanaate varılması gerekir.

Bu şartların varlığı halinde yetkili olan mahkemeye dilekçe verilmelidir. Dilekçenin verilebileceği yetkili mahkeme iki seçenek olarak sunulmaktadır. Bunlardan ilki, hükümlünün yargılandığı mahkemedir. İkincisi ise  hükümlünün, hükmü veren mahkeme dışında bir yerde ikamet ediyor olması durumunda ikamet ettiği yerde bulunan ve mahkumiyet hükmünü veren mahkemeyle aynı derecede olan bir mahkemedir. Böyle bir durumda yargılamanın yapıldığı mahkemeden mahkumiyet hükmü ve gerekli evraklar temin edilir. Mahkeme tarafından memnu hakların iade edilmesi kararı verilir ve  bu karar kesinleşir ise  karar , adli sicil kaydına işlenir.

       Memnu hakların iadesine örnekler vermek gerekirse;

  • 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkum olanların memuriyete kabul edilmeyeceği yönünde özel bir düzenleme içermektedir. Affa uğramış olsalar bile bazı yüz kızartıcı suçları işleyenlerin TCK madde 53’e göre infazı tamamlanmasına rağmen mesleği icra etmesinin yasaklanmasının kendiliğinden ortadan kalkmayacağı ve memuriyet hakkının kaybedildiği belirtilir. Hükümlünün bu durumda hakkında memnu hakların iadesi kararı alması gerekir. Karar verilirse yasaklanmış haklarına kavuşur. Ancak açıktan atama kuralları gereği idarenin, hükümlüyü memurluğa kabul edip etmeme konusunda takdir hakkı vardır. Takdir hakkı idari yargı denetimine tabidir.
  • Aynı durum milletvekilliği seçilmesinde de uygulanmaktadır. Milletvekilliği Seçilme Kanunu madde 11’ e göre, bir yıl veya daha fazla hapis cezası almış kişilerin cezaları affa uğrasa bile milletvekili seçilebilme hakkına sahip değildir. Bu kişilerin memnu hakların iadesi kararını alması gerekmektedir.
  • Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar. Burada yer alan “ cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar. “ ifadesi üç yıllık sürenin tamamlanmasını ifade etmektedir.
  • Memnu hakların iadesi ve avukatlık mesleğinin icrası ile ilgili olarak ise kişi avukatlık mesleğinin icrası için memnu hakkın iadesini istediğinde Avukatlık Kanunu kapsamında bir değerlendirme yapılacak, mesleğin onur ve şerefiyle alakalı bir mahkumiyeti olanların mesleği icrasında engeller söz konusu olacaktır.

Hakların yasaklanması kişinin yaşamında birçok alana tesir ettiği için, hükümlünün gerekli koşulları sağlaması halinde derhal memnu haklarının iadesi için mahkeme kararı alması oldukça önem taşır.

Kaynakça

  • [1] http://www.insanihukuk.com/hukuk/ceza-hukuku
  • [2] ARSLAN,(2007) Yasaklanmış Hakların Geri Verilmesi, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, s.s : 3
  • [3] ARSLAN,(2007)  Yasaklanmış Hakların Geri Verilmesi, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, s.s : 12
  • [4] ARSLAN,(2007)  Yasaklanmış Hakların Geri Verilmesi, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, s.s : 4

Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

75

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.