
Mülteci Kimdir ?
Öncelikle herkes tarafından bilinen yüzüyle mülteci tanımını yapacak olursak, mülteci; ülkesinde ırk, din, sosyal konum, siyasal düşünce ya da ulusal kimliği nedeniyle kendisini baskı altında hissederek kendi devletinin ona tarafsız davranmayacağı düşüncesiyle ülkesini terk edip başka bir ülkeye sığınma talebinde bulunan ve bu talebi o ülke tarafından kabul edilen kişidir. Diyebiliyoruz ki, mülteci demek devleti tarafından kendisinin sahip olduğu vazgeçilmez hak ve hürriyetlerinin kendisi aleyhine kullanılması ve bu sebeple kişinin ülkesini terk etmesi ve akabinde başka bir ülkeye sığınmacı olarak girmesi aynı zamanda böyle bir talepte bulunması son olarak da talebinin kabul edilmesiyle bu sıfatı kazanması demektir.
Mülteci kimdir sorusuna daha iyi açıklık getirmek için mülteci kavramını içerisinde barındıran kaynaklara bakmakta yarar vardır. Bu durumda aklımıza ilk gelen mülteci hukuku ve onun kaynaklarıdır. Gelişmeye açık ve dinamik bir hukuk olması açısından tam olarak hukuksal koruma sağlamayan
Mülteci Hukuku, gelişimine katkı sağlayan hukuk disiplinleri ve farklı hukuk dallarının kurallarından oluşmaktadır. Bu açıdan Uluslararası Hukukta meydana gelen gelişmeler Mülteci Hukukunun oluşumunda ve gelişiminde önemli bir role sahiptir. Farklı disiplinlere sahip Uluslararası Hukukun asli ve yardımcı kaynakları ise Uluslararası Adalet Divanı Statüsünün 38.maddesine göre;
1.Uluslararası Antlaşmalar
2.Uluslararası Teamül
3.Hukukun Genel Prensipleri
4.Yargı Kararları
5.Doktrin
Uluslararası Mülteci Hukukunun temelini evrensel niteliği olan 1951 Tarihli "Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Cenevre Sözleşmesi "ile 1967 Tarihli "Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Protokol " oluşturmaktadır.
1951 Cenevre Sözleşmesi mültecilerin sorunlarına çözüm bulmak amacıyla oluşturulmuş bir hukuk belgesi olup gerek Uluslararası Hukukta ilk kez genel bir mülteci tanımı yapması gerek benimsediği geri gönderilme ilkesiyle mülteci korumasını amaç edinmesiyle ve gerekse de mültecilere hak ve özgürlükler tanımasıyla Mülteci Hukukunun gelişiminde önemli bir dönüm noktası oluşturmuştur.
İlk kez genel bir mülteci tanımı yapan 1951 Cenevre Sözleşmesinde geçen mülteci kavramı şöyledir; "Irkı, dini, tabiiyeti, belirli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri nedeniyle zulme uğraşacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan ya da söz konusu korku nedeniyle yararlanmak istemeyen yahut tabiiyeti yoksa ve bu tür olaylar sonucu önceden ikamet ettiği ülke dışında bulunan oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen şahıs."
1951 tarihli Cenevre Sözleşmesinde dikkati çeken durum, taraf devletlerin talepte bulunan ülke vatandaşlarının kabulünde tarihi ve coğrafi kısıtlamaları getirilmesine olanak sağlamasıdır. Bu durum mültecilerin sayılarının artmasıyla birlikte sorunlara çözüm bulunamaması açısından bir çelişki oluşturmuştur. Ve zamanla herhangi bir tarih ve coğrafi kısıtlamanın olmayıp mültecilerin korumalarını dair güvenceler sağlanmasının gerektiğine dair düşünceler ortaya çıkmıştır.
Bu düşüncenin amacına hizmet eden protokol Mülteci Hukukunun daha iyi ve adaletli uygulamasını sağlamak, uygulanırlık açısından evrensellik kazandırmak vb. faaliyetlerle karşımıza çıkar.
Mülteci Hukukuna kaynaklık etmesi ve "ilk bölgesel mülteci belgesi" özelliği taşıyan 1969 tarihli "Afrika'da Yaşanan Mülteci Sorunlarının Belirli Yönlerine İlişkin Afrika Birliği Örgütü (ABÖ) Sözleşmesi " deneyimler sonucu daha kapsamlı bir mülteci tanımı yapmıştır. Yine daha yakın tarihli olması hasebiyle 1984 yılında kabul edilen Cartagena Deklarasyonu yapmış olduğu kapsamlı tanımlarıyla da aynı zamanda kendi iç hukukunda benimsemesi kaynakların çeşitliliği açısından önemlidir.
ABÖ sözleşmesine göre "mülteci terimi menşei ülke ya da tabiiyetinde olduğu ülke dışındaki bir yerde koruma sağlamak üzere mutat olarak ikamet ettiği yeri, dış saldırı, işgal, yabancı hakimiyeti ya da menşei ülkenin veya tabiiyetinde bulunduğu ülkenin bir kısmında ya da tamamında kamu düzenini ciddi şekilde sarsan olaylar yüzünden terk etmek zorunda kalan kişiler için de geçerli olacaktır." Dikkat çekecek olursak Cenevre ve protokoldeki tanımdan farklı olarak ülkesinden kaçmak zorunda kalan kişiler de tanıma dahil edilmiştir.
Cartegena Denklarasyonunun mülteci tanımı şöyledir; "yaşamları güvenlikleri ya da özgürlükleri genel şiddet yabancı baskısı iç çatışma insan haklarının ağır ihlali ya da kamu düzenini ciddi şekilde sarsan diğer durumlar yüzünden tehdit altında olması nedeniyle ülkelerinden kaçan kişileri mülteci kapsamına almaktadır." Cartegena Denklarasyonunun bu tanımından Cenevre sözleşmesindeki tanımı tamamen benimsediği ve "kaçan kişiler" ibaresinden ABÖ sözleşmesiyle aynı fikirde olduğunu görüyoruz.
Mülteci Hukukunun dayandığı hukuki kaynaklar yukarıdaki sayılanlar ile sınırlı değildir. Yazının diğer bölümünde bu konuya devam edilecektir.
Kapak Görseli Kaynak: Emre Arıkan
[zombify_post]
0 Yorum