Teşhis, sanığın birey olarak belli olması için başvurulan yoldur. Esas itibarıyla, tanık veya mağdurun şüphelinin kimliğinin belirlenmesi bakımından beyanlarını yansıtan bir soruşturma işlemidir.
Teşhis işlemi ilk defa PVSK ek m.6/9’da düzenlenmiştir. Bu maddeye göre “Polis, olaydaki failin, gözaltına alınan şüpheli ile aynı kişi olup olmadığının belirlenmesi bakımından zorunlu olması halinde, Cumhuriyet savcısının talimatıyla teşhis yaptırabilir.”
Kolluk, polis ve polis teşkilatı olmayan yerlerde jandarmadır.
Bu maddeden çıkan sonuçlara göre kolluk, Cumhuriyet savcısının talimatı olmaksızın kendiliğinden teşhis işlemi yapamaz. Teşhis işlemi esas itibarıyla gözaltı sırasında gerçekleşen bir işlem olduğu için talimatın başından itibaren yazılı olmasında zorunluluk vardır.
Çocuk şüpheliler hakkında yapılacak teşhis işlemlerinin bizzat Cumhuriyet savcısı huzurunda yapılması önerilmektedir.
Teşhis işleminin zorunluluğu konusu, bu işlemin son çare olarak görülmesi gerektiğidir. Buna göre örneğin, olay yeri incelemesinin sonucuna göre alınan DNA örneklerinin moleküler genetik incelenmesiyle fail açığa çıkabiliyorsa ya da alınan sperm örnekleri ile yine genetik inceleme sonucunda failin kim olduğu belirlenebiliyor veya parmak izi alınarak fail belirlenebiliyorsa ayrıca teşhis işlemine gerek duyulmayabilir.
Peki, teşhisin uygulanabilmesi için şüphelinin mutlaka gözaltına alınmış olması mı gerekir? Bu konu hakkında, PSVK Ek. 6. madde ’ye bakacak olursak iki biçimde teşhis düzenlenmiştir: Canlı teşhis veya fotoğraf üzerinden teşhis. Ayrıca teşhis türü olan ses teşhisi de CMK’da fizik kimliğin tespiti başlığı altında düzenlenmiştir.
Canlı teşhis işlemi için ilgili hükme göre, şüphelinin gözaltına alınmış olması ve teşhis işleminde zorunluluk bulunması gerekir. Yani canlı teşhis dışında, teşhis işleminin mutlaka gözaltı süresince yapılması gerekmez. Kişi gözaltına alınmadan da davet usulü ile teşhis işlemine katılması mümkün olduğu haklı olarak kabul edilmektedir.
Fotoğraf üzerinden teşhiste ise teşhiste bulunana, farklı kişilere ait birden çok fotoğraf gösterilir ve faile ait olanının teşhis edilmesi istenir. Kanun maddesine göre tek bir fotoğraf veya aynı kişinin farklı fotoğrafları üzerinden teşhis yaptırılamaz. Değişik kişilerin fotoğraflarının aynı büyüklük ve özellikte olmaları gerekir. Böylece teşhise tâbi tutulanın ayırt edilebilirliği sağlanmış ve teşhis işleminin güvenilirliği arttırılması için tarif edilen tipte birçok kişinin olmasının daha faydalı olacağı hüküm altına alınmıştır.
Teşhise tabi tutulan kişi zaten gözaltında ise o halde, teşhis işlemi yakalanan ve bu suretle ilgili emniyet biriminde bulunan şüpheliyi teşhise tâbi tutabilmek için, Cumhuriyet savcısının şüpheli hakkında ayrı bir gözaltı kararı vermiş olması gerekir. Zaten kanun maddesinde Cumhuriyet savcısı tarafından gözaltına alınmış olmak gerektiği açıkça ifade edilmiştir.
Tanıklıktan çekinebilecek olanlar, teşhiste bulunmaya zorlanamaz. Şüphelinin nişanlısı, evlilik bağı kalmasa bile eşi, kan hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy ve altsoyu, üçüncü derece dâhil kan veya ikinci derece dahil kayın hısımları ile arasında evlatlık bağı bulunan kişiler teşhiste bulunmaya zorlanamazlar. Ve CMK m.46’da sayılan meslektekiler de aynı şekilde teşhiste bulunmaya zorlanamayacaktır. Yani bu kişilere tanıklıktan çekinebileceğinin yanında, teşhiste bulunmaya zorlanamayacağı da ek olarak hatırlatılmalıdır.
CMK md. 52’ye göre teşhis işleminin yüzleştirmeden farkı açıkça ortaya çıkmaktadır. Buna göre yüzleştirme, ‘’Tanıkların veya şüphelilerin birbirini tutmayan beyanlarının varlığı halinde çelişkilerin giderilmesi, hangi beyana itibar edileceğinin belirlenmesi ve yeni delil elde edilmesi amacıyla tanıkların ya da şüphelilerin karşı karşıya getirilmesi’’ işlemidir. Yani yüzleştirmede tanık ifadelerinin doğruluğu ön plandadır.
Teşhis işleminde sanığın vücudu bir delil kaynağı haline gelmektedir. Kişi burada kendisine yapılan müdahalelere katlanmak zorunda kalmaktadır. Örneğin dış görünüşündeki değişikliklere katlanmak zorundadır. Belirtmek gerekir ki kişinin dış görünüşünde yapılacak değişikliğin sınırının kanunda belirlenmesi yerinde olurdu. Yine de her somut olaya göre yapılan bu müdahalelerde ölçülülüğe uyulması gerekir. Teşhis işlemi için şüpheliye kıyafet giydirilebilir. Ancak unutmamak gerek ki teşhis işlemine tâbi tutulan diğer kişilerin de mutlaka aynı şekilde giydirilmesi gerekmektedir.
Özellikle, kanunda açıkça düzenlenmese de yapılan müdahalelerin hukuka uygunluğunun denetlenmesi için teşhis işlemi esnasında şüphelinin yanında müdafi olması kanun gereği şart olmalıdır. YCGK çok yakın tarihli bir kararında konuya değinmiş ve teşhis işlemi sırasında müdafin hazır bulunmasının zorunlu olmadığına karar vermiştir.
Teşhis İşleminin İcrası
- Teşhiste bulunacak kişi; failin cinsiyet, boy, kilo, yaş, giyim tarzı gibi fiziksel özelliklerini görgüsü dâhilinde edindiği bilgiler çerçevesinde beyan etmeli ve bu beyan kolluk tarafından tutanağa bağlanmalı, söz konusu tutanak teşhiste bulunacak kişi tarafından imzalanmalıdır.
- Cumhuriyet savcısı tarafından hakkında teşhis talimatı verilen ve hâlihazırda gözaltında bulunan şüpheli, yanında başkası ya da başkaları da bulundurulmak suretiyle teşhis işlemine tâbi tutulur. Yani teşhise tâbi olanlar birden çok olmalıdır. Şüpheli ile birlikte teşhise tâbi tutulacak kişi sayısının kaç olacağı düzenlenmemekle birlikte sadece tek başına teşhis işlemine tabi tutulmasının söz konusu olmadığı sonucuna varılmaktadır. Şüphelinin tek başına olduğu teşhis sonucu elde edilen deliller hukuka aykırı sayılacak ve CMK m. 217/2 uyarınca hükme esas alınamayacaktır.
- Yapılan teşhis işleminin mutlaka kayda alınması gerekir. Kayda alma, yazılı ve görsel olmak üzere iki yönlüdür.
- Teşhis işlemine tâbi tutulan kişilerin birden fazla ve aynı cinsten olması, aralarında yaş, boy, ağırlık, giyinme gibi görünüşe ilişkin hususlarda benzerlik bulunması gerekir. Teşhis için gerekli olması halinde, şüphelinin görünüşü ile ilgili gerekli değişiklikler yapılabilir. Teşhis işlemine tâbi tutulan kişilerin her birinde, teşhis sırasında bir numara bulundurulur.
- Teşhiste bulunan kişi ile teşhis işlemine tâbi tutulan kişilerin birbirini görmemesi gerekir.
- Teşhis işlemi en az iki kez tekrarlanır ve teşhiste bulunması istenen kişiye, şüphelinin teşhis edilecek kişiler arasında yer almıyor olabileceği hatırlatılır.
- Teşhis işlemine tâbi tutulan kişilerin, bu işlem sırasında birlikte fotoğrafları çekilerek veya görüntüleri kayda alınarak, soruşturma dosyasına konur.
- Teşhis işlemi tutanağa bağlanır.
Kaynak
- Z. Özen İNCİ: CEZA MUHAKEMESİ HUKUKUNDA TEŞHİS
- Dr. Öğr. Üyesi Öznur SEVDİREN: ÇELİŞMELİ YARGILAMA VE SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ İLKELERİ BAĞLAMINDA TEŞHİS İŞLEMİ VE BU İŞLEMDE MÜDAFİİN HAZIR BULUNMA YETKİSİ
- CENTEL/ZAFER: CEZA MUHAKEMESİ HUKUKU,18.BASKI, BETA YAYINEVİ, İSTANBUL, 2020 sayfa 368