İnsanlar için sağlık, hayati öneme sahip olduğundan bu yöndeki taleplerimizin de hukuk sistemince güvence altına alınması elzemdir. Bizim de bu haklarımızı bilmeye bugün olduğu gibi gelecekte de ihtiyacımız olacak.
İnsan hakları bağlamında önemli bir adım olan 1948 İnsan Hakları Bildirgesi‘nde yaşam hakkı, yalnızca canlılıktan ibaret değerlendirilmemiş; aynı zamanda sağlıklı, varlıklı ve eğitimli; yani nitelikli bir yaşam olarak ele alınmıştır. Bildirge’yle beraber sağlık hakkı ortaya atılmış ve hatta ikinci kuşak haklar şeklinde tasnif edilmişse de sağlık hakkı ile ilgili düzenlemeler, 1981 ve 1995 yıllarına kadar ertelenmiştir.
1981 yılında Dünya Hekimler Birliği’nin hazırladığı ve hasta hakları konusunu ele alan Lizbon Bildirgesi ile hasta hakları üzerine altı temel noktada fikir birliğine varılmıştır. Bunlar;
- Hastanın hekimini özgürce seçme hakkı vardır.
- Hastanın dışarıdan herhangi bir karışma olmaksızın, klinik veya ahlaki yargılara özgürce varabilen bir hekim tarafından bakılmaya hakkı vardır.
- Hastanın yeterli bilgileri aldıktan sonra tedaviyi kabul ya da reddetmeye hakkı vardır.
- Hastanın kendisiyle ilgili tıbbi ve kişisel bilgilerin gizliliğine gereken saygıyı göstermesini hekimden beklemeye hakkı vardır.
- Hastanın saygın bir biçimde ölmeye hakkı vardır.
- Hastanın uygun bir dine bağlı bir din adamının yardımı da içinde olmak üzere, ruhsal ve ahlaki teselliyi istemeye ya da reddetmeye hakkı vardır.
Lizbon Bildirgesi, başlangıç olarak güzel bir adım olmakla beraber hızla gelişen ve değişen dünya ve tıp sistemi için yetersiz kalmıştır. 1995’te yetersiz kalan Lizbon Bildirgesi‘nin genişletilmesi ve değiştirilmesiyle Bali Bildirgesi yayınlanmıştır. Bildirge, sağlık hakkını alt başlıklar halinde ve geniş perspektifden almıştır. Kısaca bu başlıklar; kaliteli tıbbi bakım alma hakkı, seçme özgürlüğü, gizlilik hakkı, sağlık eğitimi hakkı, onurunu koruma hakkı vb. şeklindedir. Dünyada hasta hakları bu şekilde ele alınırken Türkiye’de ise hasta hakları alanında 1 Ağustos 1998 tarihli Hasta Hakları Yönetmeliği hazırlanması ile birlikte bu yönetmelik 2003 yılında Sağlık Tesislerinde Hasta Hakları Uygulamalarına İlişkin Yönerge ve 2005 yılında Hasta Hakları Uygulama Yönergesi şeklinde mevzuata girmiştir.
1998 tarihli Hasta Hakları Yönetmeliği, hasta haklarını şu şekilde tanımlamıştır:
“Sağlık hizmetlerinden faydalanma ihtiyacı bulunan fertlerin, sırf insan olmaları sebebiyle sahip bulundukları ve T.C. Anayasası, milletlerarası antlaşmalar, kanunlar ve diğer mevzuat ile teminat altına alınmış bulunan haklarını, ifade eder.
Bu yönetmelik ile sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkı; sağlık durumu ile ilgili bilgi alma hakkı; hastanın özel yaşamına saygı, gizlilik ve mahremiyet; tıbbi müdahalenin hastanın rızasıyla yapılması hakkı; tıbbi araştırmalarda hasta sağlığının korunması hakkı ve diğer haklar düzenlenmiştir.”
Bu yönetmelikte belirtilen başlıkların alt unsurlarına kısaca değinmek gerekirse özellikle şu an içerisinde bulunduğumuz koronavirüs salgını bağlamında, kural olarak her tür tıbbi müdahalede hastanın rızasının elde edilmesi zorunludur. Aynı zamanda hasta tıbbi zorunluluklar ve acil haller dışında verdiği rızayı geri çekebilmektedir. Buna karşılık yalnızca toplum sağlığı düşüncesiyle tedbir alınması gereken hallerde ve tıbbi zorunluluklar nedeniyle hastanın rızası alınmaksızın tıbbi müdahale yapılma imkanı bulunabilir.
Hasta Hakları Yönetmeliği‘nin Tıbbi Araştırmalar bölümünde koronavirüs gibi bir salgına karşı aşı, ilaç ve benzeri çalışmaları için hiçbir hastanın Sağlık Bakanlığı’nın izni ve hastanın kendi rızası olmaksızın eğitim veya araştırma amaçlı bir ilaç kullanımı veya tıbbi müdahalenin konusu yapılamayacağına hükmetmiştir. Tıbbi araştırmalara katılan gönüllülerin görebileceği zararların önceden belirlenmesi mümkün değilse, kendisi razı olsa da araştırma konusu yapılamaz. Gönüllü verdiği rızayı her zaman geri alabilir.
Hasta, kendisine sağlanan hizmete karşılık Hasta Hakları Yönetmeliği‘nin 42. maddesi ile güvence altına alınan dava şikayet ve müracaat hakkına sahiptir. Mevzuatımızda yanlış tedaviye (malpraktise) karşı hekim hukuki/cezai sorumluluğa sahip olmakla birlikte; hastanın maddi ve manevi tazminat talep hakkı mevcuttur.
Sağlıklı yaşam hakkı kapsamında değerlendirilebilecek hasta hakları, temel metinlere konu olmakla birlikte görüldüğü gibi mevzuatımızda da gerekli düzenlemeler bulunmaktadır. Hasta haklarının kişilik hakkının ayrılmaz bir parçası olduğu açıkça görülmektedir. İçinden geçtiğimiz bu zor günlerde hasta haklarının ihlal edilmemesi için vatandaşların, sağlık kurum ve kuruluşlarının, sağlık çalışanlarının ve hukukçuların duyarlı olması gerekmektedir.
Kaynakça
- Aydın, Nizamettin. “Hasta Haklarının Hukuki Boyutu ve Korunma Yolları”. Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 22 (2008).
- Önal, Gülsüm – Civaner, Murat. “Hasta Hakları Uygulama Yönergesi: Türkiye’de Hasta Haklarının Yaşama Geçirilmesi İçin Bir Adım”. Türkiye Klinikleri Tıp Etiği-Hukuku-Tarihi Dergisi 13/3 (2005): 203-208.
0 Yorum