Koronavirüs Salgınında Hekimin Sorumlulukları

Koronavirüs gibi dünyayı sarsan bir salgında doktorlara büyük iş düşüyor. Peki bu mücadelede doktorun hukuki sorumlulukları nelerdir?4 min


61
64 Paylaşım, 61 Beğeni

İlk olarak 2019 yılının son aylarında Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan daha sonra tüm dünyayı hızlı bir şekilde etkisi altına alan (Covid-19) Koronavirüs’ün ülkemizde görülmesiyle Sağlık Bakanlığı tarafından tüm sağlık kuruluşları seferber edilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından Koronavirüs için küresel risk seviyesi 2 Mart 2020 tarihinde “çok yüksek” seviyesine çıkarılmış olup, “Pandemik Hastalık” olarak ilan edilmiştir.

Koronavirüs, küresel ölçekte 198 ülkeye bölgeye sirayet etmiş durumdadır. Virüs dünyada yaklaşık 21 bin kişinin ölümüne sebep oldu ve her geçen dakika bu sayı artmaktadır. Türkiye’de de bu tablo giderek ağırlaşmaktadır. Koronavirüs bağlamında 25 Mart’ta 59 kişi hayatını kaybetmiş ve 2.433 kişi bu virüse yakalanmış bulunmaktadır.

Koronavirüs riskleri sebebiyle hekimlerin, hastalara hizmet sunmayı reddetme hakkı var mıdır? Ortaya çıkan bu salgında kendi yaşamını veya sağlığını tehlikeye atıyor olsa da öncelikle hastaya hizmet sunma ödevi var mıdır? Salgın hastalık durumunda hekimin hasta kabul etmeme hakkı var mıdır?

Geçmiş tarihlerdeki salgın hastalıklara bakıldığında, virüsün bulaşma nedenleri ve bulaşmasını engellemek için yapılması gerekenlerin bulunmasına kadar geçen süreçte birçok sağlık çalışanı hastalığa yakalandığı ve hayatını kaybettiği görülmektedir. Bu nedenle çaresi bulunamamış salgınlarda, sağlık çalışanlarının sağlık hizmeti sunma sorumluluğu sorgulanmaktadır.

Hekimlik mesleği, toplum ile iç içe olmayı gerektirir. Bu sebeple toplumun hekimlik mesleğine belli hizmetler sağlaması ve ayrıcalıklar tanıması karşılığında meslek; hekimin kendisinden önce başkalarına olan yararı gözetmesini içeren toplumsal bir sözleşme olarak nitelendirilebilir. Peki toplumsal sözleşme olarak atfedilen hekimlik mesleğinde, salgın hastalıklarla karşı karşıya gelindiğinde hastaya bakma mecburiyeti var mıdır?

Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi’nin hükümlerine bakılacak olursa;

  • Madde 2 -1) Tabip ve diş tabibinin başta gelen vazifesi, insan sağlığına, hayatına ve şahsiyetine ihtimam ve hürmet göstermektir.
  • Madde 2 -2) Tabip ve diş tabibi; hastanın cinsiyeti, ırkı, milliyeti, dini ve mezhebi, ahlaki düşünceleri, karakter ve şahsiyeti, içtimai seviyesi, mevkii ve siyasi kanaati ne olursa olsun, muayene ve tedavi hususunda azami dikkat ve ihtimamı göstermekle mükelleftir.
  • Madde 15 -2) Tabip icabında, tedaviye devamı reddetmek pahasına da olsa, hijyen ve korunma kaidelerine riayeti temin için gayret sarf eder.
  • Madde 18 – Tabip ve diş tabibi, acil yardım, resmi veya insani vazifenin ifası halleri hariç olmak üzere, mesleki veya şahsi sebeplerle hastaya bakmayı reddedebilir.

Kanun maddelerinden de anlaşılacağı gibi sağlık çalışanları, hastalar arasında hiçbir ayrım yapmadan vazifelerini yerine getirmekle yükümlüdürler. Tabii ki tedavi süreçlerinde sağlık çalışanlarının ve sağlık kurumunun gerekli hijyene özen göstermeleri gerekmektedir.

Hasta Hakları Yönetmeliği ile hastalara tanınmış hekim seçme özgürlüğü hekimler bakımından da kıyasen kabul edilmektedir. Ancak önemle belirtmek gerekir ki, acil durumlarda ne hastane ne de hekim tıbbi müdahaleyi reddedemez.

Durumu acil olan hasta, fiziksel olanaklar bulunduğu müddetçe ilk gittiği hastaneden veya hekimden geri çevrilmemelidir. Bu durumda tedavi yükümlülüğü, hastanın acil olma durumu ortadan kalkıncaya kadar devam edecektir.

Dünya Sağlık Örgütü, kuş gribi salgınlarından sonra 2006 yılında konuyla ilgili “Project on Addressing Ethical Issues in Pandemic Influenza Planning” isimli bir rapor yayımlamıştır. Raporda hastalar arasında ayrım yapmama yükümlülüğünü açık biçimde tanımlamıştır. Ayrıca hekimin hizmet sunmayı acil durumlar dışında mesleki ya da kişisel gerekçelerle reddedebileceği ifadeleri yer almaktadır.

Farklı bir görüşe göre kişi daha tıp fakültesine girerken, mesleki eğitimlere devam ederek ve çalışma koşullarını ve uygulamalarını düzenleyen kurallara uymayı kabul ederek yüksek risklerle karşı karşıya kalabileceklerini kabul ettikleri düşüncesi hakimdir. Hekimlerin mesleklerini uygularken kendilerine hastalık bulaşma riskinin var olduğunu bildikleri kabul edilir.

Eğer hastanın durumu acil değilse hekim kendisini, ailesini ve diğer sağlık çalışanlarını korumak gerekçesiyle ya da şahsi sebeplerle hastayı tedavi etmeyi reddedebilir.

Hekimin hizmet sunmayı reddetmesi hakkında tüm ulusal ve uluslararası düzenlemelerde yer verilen “hastanın durumunun acil olmaması” vurgulanmaktadır. Bu koşul, hastanın yaşamı ve sağlığı üzerinde geri dönüşsüz bir olumsuz etki oluşması söz konusu ise hekimin hastayı reddedemeyeceğini belirtmektedir. Bu uygulama, koronavirüs gibi bulaşıcı hastalığı olan kişilere durumları ciddileşene kadar sağlık hizmeti verilmeyebileceği anlamına gelmektedir.

Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 70. maddesinde: “Tabipler, diş tabipleri ve dişçiler yapacakları her nevi ameliye için hastanın, hasta küçük veya tahtı hacirde ise veli veya vasisinin evvelemirde muvafakatını alırlar.” denmektedir. 

Bu maddeye göre hastaya konulan teşhis, uygulanacak işlem veya ilacın yan etkilerinin ve tedavi sonrasında oluşabilecek riskler açısından hastayı bilgilendirmek ve tıbbi işlem için hastanın rızasının (aydınlanmış onam) alınması gerekmektedir.

Hasta Hakları Yönetmeliği‘nin 24/7. maddesine göre acil durumlarda hastaya gerekli tıbbi müdahalede bulunmak rızaya (aydınlatılmış onama) bağlı değildir. Acil hallerden kastedilen ise hastanın hayatının kritik olması veya gerekli müdahalenin yapılmamasının hastada kalıcı eksikliklere neden olacağı hallerdir.

Koronavirüs salgınına yakalanmış hastanın durumu acil kabul edileceğinden tedavi için rızasının alınmasına gerek yoktur. Ayrıca hastadaki virüs kamu sağlığını tehdit ettiğinden dolayı tedaviyi reddetme şansı da bulunmamaktadır. Çünkü bu durumlarda asıl olan, kamunun üstün yararıdır.

Sonuç olarak; dünyayı tehdit eden koronavirüs nedeniyle tüm dünyada sağlık çalışanları seferber olmuş durumdadırlar. Sağlık çalışanları hastaları tedavi edebilmek için ellerinden geleni sağlıklarını tehdit eden bir ortamda olmalarına rağmen yapmaktadırlar. Sağlık çalışanlarının bu süreci en az hasarla bitirmeleri için gerekli tüm önlemlerin alınması gerekmektedir. Bu meşakkatli süreçte alınacak tüm önlemler de hukuka uygun olmalıdır ki salgın sonrasında hak kayıpları yaşanmasın.


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

61
64 Paylaşım, 61 Beğeni

Sizin Tepkiniz Nedir?

lol lol
0
lol
omg omg
1
omg
fail fail
0
fail
love love
7
love

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar verme ya da görüş belirleme/oy verme
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Video
Youtube and Vimeo Embeds
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri