Güvenlik insanlığın toplumsal yaşamında yasal düzenin aksamadan yürütülmesi, kişilerin korkusuzca yaşayabilmeleri ve güven içinde yaşam sürmeleri durumuna denir. Güvenliğin, geçmişine baktığımızda zaten devletin ortaya çıkışının asıl nedenlerinden birisi olduğunu görmekteyiz. Gelişen teknoloji ile birlikte toplumlar güvenlik tedbirlerini teknolojiyle beraberinde birlikte çalışmaktadır. Özellikle günümüz çağının güvenlik tedbirlerinde başı güvenlik sistemleri ve kameraları çekmektedir.

Güvenlik kameralarını adeta adım attığımız her yerde olduğunu söylemek mümkün çünkü yapılan bir araştırmada tüm dünyada 245 milyondan fazla güvenlik kamerası olduğu tahmin ediliyor. Bu da 29 kişiye bir kamera düştüğünü bize gösteriyor. Durumda böyle olunca bu kadar güvenlik amaçlı olduğu söylenilen kamera acaba özel hayatımızın gizliliğini ihlal ediyor mu sorusunu akıllarımıza getiriyor? Hemen kanun koyucuya baktığımızda ise, özel hayatın gizliliği karşımıza çıkıyor. Kanun koyucu özel hayatın gizliliği insanın sosyal hayat içerisinde sağlıklı bir birey olarak var olması için korunan bir hukuki değerdir diye tanımlamaktadır. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu ile özel hayata müdahale girişimlerinden bireyin korunması amaçlanmıştır. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, kişinin başkaları tarafından bilinmesini istemediği hayatının özel alanlarına girilmesini cezalandırarak bireye hukuki güvenlik sağlar.
KANUN KOYUCU ACABA NE DEMİŞ?
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun cezasına baktığımızda, TCK md. 134/1 ve md.134/2’de suçun basit ve ağır hali olmak üzere iki ayrı fıkrada düzenlenmiştir.
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun basit şeklinin cezası TCK md. 134/1’de ilk cümlede 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası olarak düzenlenmiştir. Suçun basit şekli işlenirken ses veya görüntü kaydedilmesi halinde, ilk cümlede ifade edilen 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası, aynı maddenin ikinci cümlesi gereği bir kat arttırılarak suçu işleyen faile 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası verilir.
Ülkemizde yakın bir zamanda sonuçlanan olayda, hırsızlık ve türlü olumsuzluklara karşı evine taktırdığı güvenlik kameraları, dünürünün evini görünce mahkemelik olan kişiye yaklaşık 8 sene süren davada son noktayı koyan Yüksek Mahkeme, net görüntü elde edilemeyen kameraların, özel hayatın gizliliğini ihlale yol açacak görüntü ya da sesi kaydetmediğine dikkat çekti. Mahkeme, her üç kameranın bulunduğu yer ile davacının evi arasında yaklaşık 40 metre mesafe olduğuna dikkat çekti. Kararda, “10 metreye kadar teşhise yarar görüntü kalitesi olan bu kameralarla davacının evinden çıkan ya da bahçesinde bulunan şahısların şekil olarak fark edilmekle beraber cinsiyetinin ve kim olduklarının ilk bakışta belirlenemeyecek olması ortadadır. Kameraların kurulduğu tarihten itibaren görüntü açılarının değiştirilmemiş olması, yurt dışında yaşayan sanığın, şikayete konu kameraları güvenlik amacıyla taktırdığına yönelik savunması karşısında, davacının aynı iddiaları ile ilgili daha önce görülen ve sanığın beraatı ile sonuçlanan 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin kesinleşmiş ilamını içeren dava dosyası da dikkate alınmalıdır. Sanığın, sekiz adet kameradan üçünün yönünü katılanın özel yaşam alanına müdahale edecek şekilde ayarladığına ve katılanı sürekli gözetimi altına alarak onun özel hayatının gizliliğini ihlale yol açacak görüntüsünü veya sesini kaydetme kastıyla hareket ettiğine dair, mahkumiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından, yerel mahkemece sanığın beraatine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Kararın onanmasına oy birliği ile hükmedilmiştir.” denildi.

Haberde de olduğu gibi ülkemizde gizli kamera sistemlerini edinmek hususunda herhangi bir yasak yoktur. Tabii ki suçta kullanılmayacak haller dışında. Herkesin rahatlıkla gizli kamera ediniyor olması, hukuki anlamda bir eksiklik, açıklık oluşturmaktadır. Güvenlik tedbirlerinin kimler tarafından nasıl kullanılacağı aynı zamanda bu sistemleri pazarlayan firmaların denetiminin sağlanması ile uygulanacak yaptırımların belirlenerek bir hukuki zemine oturtulması gerekmektedir. Bu sorunu yalnızca Aile Hukuku kürsüsünün değil aynı zamanda Ceza Hukuku, Bilişim Hukuku gibi kürsülerinde katkı sağlaması gerekmektedir. Gizli yapılan ses ve görüntü kayıpları nedeniyle, kişi hiç bilmeden izlenebilmekte ve dinlenebilmektedir. Daha sonra bu ses ve görüntü kayıtları kötü amaçlarla kullanılabilmekte, kişilere şantaj yapılabilmektedir. Bu nedenle kişiler baskı altına alınmakta ve itibarları zedelenebilmektedir. Kişi, bir şekilde kendisinin gizlice izlendiğinden, kayıt altına alındığından haberdar olursa, bu taktirde, özel hayatın gizliliğini ihlal eden kişi veya kişiler hakkında suç duyurusunda bulunabilir. Mahkemenin göz önünde bulunduracağı husus, özel yaşam alanına girilerek, başkalarınca görülmesi veya dinlenmesi mümkün olmayan bir özel yaşam olayının kaydedilmiş olmasıdır. Gizli kamera kullanılmasında cezai sorumluluğun yanında başvurulabilecek başka bir yolda, ilgili kişi ya da kişiler hakkında tazminat davası açmaktır. Özel hayatı ihlal edilen kişi, bu sebeple gizli izleme, dinleme ve kayıt oluşturma sebebi ile, tazminat davası açarak ilgili kişiyi bu şekilde de hukuki yaptırım altına sokabilir.
KAYNAKÇA
- https://barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/ozel-hayatin-gizliligini-ihlal-sucu.html
- http://www.goldenlifegazetesi.com/yyazar.asp?haberid=44
- https://www.memurlar.net/haber/841879/hangi-kamera-goruntusu-ozel-hayatin-gizliligini-ihlal-eder.html
[zombify_post]
0 Yorum