8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.
Kadınlar için neden özel bir gün yaratılma gereği duyulmuştur? Toplumda kadının yeri ve önemi nedir? 21. yüzyılda süregelen tartışma konuları arasında kadınların toplum içinde cinsiyetleri sebebiyle karşılaştıkları problemler bulunmaktadır. Küreselleşen dünya üzerinde kadına karşı şiddet, 1970’lerde sorun olarak algılanmaya başlamıştır. 1990’larda ise uluslararası belgeler ile kadına karşı şiddet önlenmeye çalışılmıştır. Kadınların genel anlamda karşılaştıkları şiddet ve maruz kaldıkları ayrımcılık sonucunda 2011 yılında İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen ”Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” oluşturulmuştur. Sözleşme 11 Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açıldığından ”İstanbul Sözleşmesi” olarak anılmaktadır. İstanbul Sözleşmesi, 1 Ağustos 2014’te yürürlüğe girmiştir. Bugün sözleşmeyi onaylayan 34 ülke; imzalayan ancak onaylamayan 12 ülke bulunmaktadır. Türkiye, sözleşmeyi iç hukuka uygulama yükümlülüğünü 6284 sayılı Kanun ile yerine getirmiştir. İstanbul Sözleşmesi ile kadınlara yönelik şiddetin ve ayrımcılığın ortadan kaldırılması, kadınların ve erkeklerin toplumda eşit statüde yer alması, şiddet mağdurlarının korunması adına politikalar geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Sözleşme hükümleri, şiddet mağdurlarını korumak adına nelerin yapılabileceğini; birtakım tanım ifadeleri ile -şiddet, toplumsal cinsiyet, ev içi şiddet- toplumdaki bireylere, kurumlara açıkça bilgi vermeyi; devletlerin yükümlülüklerini ve denetim mekanizmalarını amaçları doğrultusunda sunmaktadır. Sözleşmenin imzalanmasının ardından Türkiye’de ve dünyada şiddetin önlenmesi adına birçok adım atılmıştır. Türkiye’de ve dünyada kadın cinayetlerine ve kadına şiddete karşı İstanbul Sözleşmesi’nin gerekliliği kaçınılmazdır.
Sözleşmenin Amacı
İstanbul Sözleşmesi’nin temel amacı kadına karşı şiddetten ve ev içi şiddetten arınmış bir düzen kurmaktır. Sözleşmenin birinci maddesine bakıldığında sözleşmenin hedeflerine ulaşılmaktadır. Madde 1’de belirtilen sözleşmenin amaçları şu şekildedir:
- Kadınları şiddet eylemlerinden korumak ve ev içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve sona erdirmek;
- Kadına karşı her türlü ayrımcılığı engellemek, kadınların gelişimi dahil olmak üzere kadın-erkek eşitliğini sağlamak;
- Ev içi şiddet mağdurlarının ve şiddete uğrayan kadınların korunmasını üstlenmek ve barınma ihtiyaçlarını sağlamak;
- Şiddete maruz kalan bireylerin ihtiyaçları için kapsamlı politikalar ve önlemler geliştirmek;
- Kadına karşı şiddetin ve ev içi şiddetin önlenmesi adına uluslararası işbirliğini yaygınlaştırmak;
- Şiddet ögelerini ortadan kaldırmak üzere oluşturulan kurum ve kuruluşların birbiriyle etkili olarak çalışmasını sağlamak.
Sözleşme Hükümleri
Sözleşme hükümleri temel amacının ardından; sözleşmenin kapsamına, tanımlara, temel haklara ve ayrımcılığın yapılmamasına, şiddetin önlenmesi adına devlet politikalarına, eğitimin önemine, medyanın yerine, şiddet mağdurlarının korunmasına, mağdurların korunması adına oluşturulacak birimlere, barınaklara, yaptırımlara, alınacak tedbirlere, şiddet mağdurunun iltica talebine ve iade edilmemesine, bireyler arasındaki eşitliğe ve sözleşme amaçlarını izleyecek komitenin işleyişine dair toplamda 81 maddeden oluşmaktadır. İstanbul Sözleşmesi’nde açıklanan tanımlar objektif bir boyut kazanmaktadır. Sözleşme, toplumsal cinsiyetin tanımlandığı ilk uluslararası belgedir. Örneğin aile içi şiddet -ev içi şiddet- tanımı ile yalnızca eşlerin değil birlikte yaşanılan veya yaşanılmış kişinin, akrabanın da olabileceği vurgusu; şiddetin yalızca fiziksel değil cinsel, psikolojik veya ekonomik olabileceğinin belirtilmesi önem arz etmektedir.
”Madde 3 – Tanımlar
Bu Sözleşme maksatlarıyla:
a) “kadına karşı şiddetten”, kadınlara karşı bir insan hakları ihlali ve ayrımcılık anlaşılacak ve bu terim, ister kamu ister özel yaşamda meydana gelsinler, söz konusu eylemlerde bulunma tehdidi, zorlama veya özgürlüğün rastgele bir biçimde kısıtlanması da dahil olmak üzere, kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik zarar ve acı verilmesi sonucunu doğuracak toplumsal cinsiyete dayalı tüm şiddet eylemleri olarak anlaşılacaktır;
b) “aile içi şiddet”, eylemi gerçekleştiren, mağdurla aynı ikametgahı paylaşmakta olsun veya olmasın veya daha önce paylaşmış olsun veya olmasın, aile içinde veya aile biriminde veya mevcut veya daha önceki eşler veya birlikte yaşayan bireyler arasında meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik şiddet eylemleri olarak anlaşılacaktır;
c) “toplumsal cinsiyet”, herhangi bir toplumun, kadınlar ve erkekler için uygun olduğunu düşündüğü sosyal anlamda oluşturulmuş roller, davranışlar, faaliyetler ve özellikler olarak anlaşılacaktır;
d) “kadınlara karşı toplumsal cinsiyete dayalı şiddet”, bir kadına karşı, kadın olduğu için yöneltilen veya kadınları orantısız bir biçimde etkileyen şiddet olarak anlaşılacaktır;
e) “mağdur”, a ve b fıkralarında belirtilen davranışlara maruz kalan herhangi bir şahıs olarak anlaşılacaktır; f “kadın” terimi, 18 yaşından küçük kızları da kapsayacaktır.” Sözleşme Metni
İstanbul Sözleşmesi, maddeleri sebebiyle birçok tepkinin odağında olmuştur. Tepkilerin çoğunluğu İstanbul Sözleşmesi’nin varlığı ile toplumsal bir yıkıma gidileceği şeklindedir. Ancak sözleşme hükümlerine dikkat edildiğinde tepkilerin yerinde olmadığı anlaşılacaktır. Çünkü sözleşmede kadınların ve ev içi şiddete maruz kalanların hakları, insan hakları kapsamında ele alınmıştır ve eşitlik boyutunda değerlendirme yapılmıştır. Bireylerin insan onuruna yakışır bir vaziyette hayatlarını idame ettirme temeline dayanan sözleşme, esasında olması gerekeni açıklamaktadır. Toplumsal cinsiyet rolleri, toplumlarda şiddet unsurunu ortaya çıkarmaktadır. “Koca döver de sever de” veya “kızını dövmeyen dizini döver” kalıplarıyla oluşan bir toplumda sözleşme ile hangi yönden toplumsal yıkıma gidileceği akıllarda soru işareti doğurur niteliktedir.
Sözleşme Denetim Mekanizması: GREVIO
Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddet Uzmanlar Grubu (GREVIO), sözleşmenin taraf devletlerce uygulanmasını izler. GREVIO; en az 10, en fazla 15 üyeden oluşur ve üyeler çeşitli alanlarda uzman kişilerdir. Üyeler, bağımsız ve tarafsızdırlar ve kendi hukuk sistemlerini temsil ederler. Üyeler; yüksek ahlaki karakterli, insan hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddet veya bu mağdurlara yardım ve mağdurların korunması alanlarında muteber yetkinliğe sahip olarak bilinen veya sözleşme kapsamında belirlenen alanlarda deneyimli kişiler arasından şeffaf bir yöntemle seçilir. GREVIO; sözleşme ile alakalı ciddi ihlalleri önlemek ya da bunların kapsamını veya sayısını azaltmak üzere acil dikkat gerektiren sorunların olduğu hakkında güvenilir bilgi aldığında, kadınlara yönelik ciddi, kitlesel ve sistematik şiddetin önlenmesine yönelik alınan önlemlere ilişkin derhal özel rapor sunulmasını talep edebilir. Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddete Karşı Eylem Uzmanlar Grubu Başkanlığı görevini 2015-2019 arasında Feride Acar yürütmüştür.
Sözleşme ve Türkiye
Öncelikle Anayasa’nın 90. maddesi gereğince İstanbul Sözleşmesi, kanun hükmündedir. Kanunlar ile İstanbul Sözleşmesi maddeleri arasında herhangi bir uyuşmazlık oluşursa sözleşme maddeleri esas alınır. Bunun yanında Anayasa’nın 11. maddesine göre sözleşme; hükümleri yasama, yürütme ve yargı organlarını bağlayıcı niteliktedir. Sözleşmenin içerdiği temel koşullardan biri de devletlerin şiddet unsuru ile mücadelesi için gereken mali kaynakları ve uzman insan sınıfını tahsis etmesidir. Türkiye kapsamında bir değerlendirme yapıldığında sözleşmenin onaylandığı tarihten itibaren Türkiye’de bakanlıkların ve bakanlıklara bağlı müdürlüklerin şiddet ile mücadele kapsamında çalışmalar yürüttüğü görülür. Nitekim çeşitli sivil toplum kuruluşları da sözleşme kapsamında çalışmalarını sürdürmektedir. Türk yargı sisteminde sözleşme doğrultusunda bir karar örneği olarak Ankara 2. Aile Mahkemesi’nin vermiş olduğu bir karar mevcuttur. Mahkeme, iki tarafın evli olmaması sebebiyle 6284 sayılı Kanun kapsamında taraflara nafaka verilip verilmeyeceğini tartışmıştır. Mahkeme; 6284 sayılı Kanun’da evli olmayan çiftler yönünden nafaka verilmesine ilişkin açık bir hüküm bulunmadığını dikkate alarak, genç kadının başvurusunu, İstanbul Sözleşmesi’ni (Kadına Yönelik Şiddetle ve Aile İçi Şiddetle Mücadele ve Önleme Avrupa Konseyi Sözleşmesi) esas alarak karara bağlamıştır. Verilen karar emsal niteliğindedir.

Sonuç
İstanbul Sözleşmesi ile şiddete karşı önlemler arttırılmıştır. Sözleşme maddeleri yalın ve anlaşılır bir dille sunulmuştur. Sözleşme hükümleriyle şiddetin önlenmesi için atılacak adımlar, devletlerin ve bireylerin sorumluluğu, sözleşmeyi imzalayan ülkelerin izlemesi gereken politikalar, kadına karşı şiddetin ve ev içi şiddetin önlenmesi için yapılması gerekenler belirlenmiştir. Sözleşmenin yükümlülüklerini yerine getirmekle görevli olan taraf devletler; şiddetin ortadan kaldırılması açısından eğitim politikaları geliştirmeli, kadın-erkek eşitliği kapsamında toplumsal bir dönüşüme gitmelidirler. Kadının toplumdaki yeri, toplumsal cinsiyetin yüklediği anlamdan ziyade biyolojik cinsiyet boyutunda kalmalıdır. Şiddet mağdurlarının maruz kaldıkları şiddetten sorumlu olan kişiler; adil bir şekilde yargılanarak bu kişilere gerekli yaptırımlar uygulanmalı ve bu kişilere karşı gerekli güvenlik tedbirleri alınmalıdır. Kadınların insan hakları çerçevesinde eşit ve özgür bir ortamda hayatlarını sürdürebilmeleri sağlamak adına istikrarlı bir düzen kurulmalıdır. Evde, işte ve okulda kadınlara cinsiyetleri üzerinden baskı uygulanmamalıdır. Toplumların ekonomik dönüşümler sebebiyle uğradığı değişimler sonucunda eğitim seviyesindeki artışın da katkısıyla kadın-erkek eşitliğinin önemi, zaman ilerledikçe anlaşılmaktadır. Eğitim seviyesindeki artış ile yadsınamayacak bir gerçeklik ise dünyanın içinde bulunduğu düzendir. Dünyada şiddet unsurunun devletlerin oluşturduğu kurumlarla, uluslararası işbirlikleriyle, eğitimlerle, uzman kadroların varlığıyla ve hukukun güvencesiyle azalacağı bir gerçekliktir. Türkiye’de ve dünyada kadın cinayetlerinin sona ermesi, kadınlara yönelik şiddetlerin yok olması ve ev içi şiddetlerin önlenmesi umudu ile 8 Mart 2020’ye merhaba.
Kaynakça
- Kuçuradi, Ioanna. İnsan Hakları. İstanbul: Maltepe Üniversitesi Yayınları, 2011.
- Kadın Hakları Merkezi Kitapçığı, İstanbul Barosu, 2019.
- Ergüne Duran, Ezgi. İstanbul Sözleşmesi’nin İç Hukuk Bakımından İncelenmesi ve Sözleşme’nin Uygulanmasında Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün Rolü. Uzmanlık Tezi, T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Nisan 2014.
- Canikoğlu, Seher. “Kadınlara Yönelik Şiddetin ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesine Dair Ulusal ve Uluslararası Mevzuat”. Ankara Barosu Dergisi 3 (2015): 355-378.
- Bakırcı, Kadriye. “İstanbul Sözleşmesi”. Ankara Barosu Dergisi 4 (2015): 133-204.
- Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi.
- Bayraktar, Tuğba. “İstanbul Sözleşmesi ve 2017 Türkiye Gölge Raporuna İlişkin Bir Değerlendirme”. Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 26/3 (2018): 87-111.
[zombify_post]
0 Yorum