İstanbul Sözleşmesi’nin İçeriği ve Kapsamı
11 Mayıs 2011’de Kadına Yönelik Şiddetin ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Sözleşme ya da daha çok bilinen ismiyle İstanbul Sözleşmesi; imzaya İstanbul’da açılmış, ilk imzalayıcısı ve onaylayıcısının Türkiye olduğu bir sözleşmedir. Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu’nun imzaya açtığı belge, kadına yönelik şiddet konusunda yaptırım gücü olan ilk sözleşmedir. Amaçları sözleşmenin birinci maddesinde ayrıntılı biçimde açıklanmıştır. Bu amaçlar, önleme (prevention), koruma (protection), kovuşturma (prosecution) ve mağdur destek mekanizmaları oluşturma politikaları (policy) olmak üzere dört temel ilke şeklinde açıklanabilir.
‘Kadına yönelik şiddete ve aile içi şiddete son verilmiş bir Avrupa’ mottosu ile hazırlanan belge, yalnızca Avrupa Konseyi üyelerine değil, imza ve onayda bulunmak isteyen tüm ülkelere açıktır.
Sözleşmenin kapsamı oldukça geniştir. Yukarıda bahsedilen önleme, koruma ve destek, soruşturma ve kovuşturma ilkeleri ile ilgili taraf devletlere ‘Genel Yükümlülükler’ başlığı altında çeşitli görevler yüklemesinin (Madde 12, 18, 49 gibi) yanı sıra;
- Temel hakların korunması, eşitlik vurgusu ve ayrımcılık yapılmaması (Madde 4)
- Her türlü şiddet olayı ile ilgili devletin veri toplama, araştırma ve istatistikler yapması (Madde 11)
- Şiddetin önlenmesi ve bireylerde şiddete dair farkındalık oluşturma amacıyla eğitim verilmesi (Madde 14)
- Şiddet mağdurlarına hukuk davalarının ve hukuki yollarının açık olması (Madde 29)
- Şiddetin farklı yüzleriyle ilgili ayrıntılı tanımlamalar getirerek hangi eylemlerin şiddet kapsamında olduğuna açıklık getirilmesi (Madde 33,34,35,36)
- Zorla kürtaj ve kısırlaştırma ve kadın sünneti için yasal tedbirler ve ceza yaptırımları uygulanması (Madde 37 ve 38)
Gibi pek çok sorun ve çözüm yollarına yer verilmiş, kadına yönelik şiddet suçlarının yaptırımlara bağlanması amaçlanmıştır.
Bir Milletlerarası Antlaşma olarak İstanbul Sözleşmesi’nin Onaylanmasının ve Feshedilmesinin İç Hukuka göre Usulleri
Türk Hukuku’na göre milletlerarası antlaşmaların onaylanması, TBMM’nin çıkaracağı bir kanun ile sözleşmeleri onaylaması şeklinde gerçekleşir. Anayasa Md.90/1’de bu hükme açıkça yer verilmiştir. Nitekim, İstanbul Sözleşmesi de 24 Kasım 2011’de TBMM’de çıkarılan 6251 sayılı kanun ile onaylanmıştır. Bunlar ışığında söylenebilir ki; İstanbul Sözleşmesi usulüne uygun olarak hukuk sistemindeki yerini almıştır.
Anayasamızın 104. Maddesinin on yedinci fıkrasında belirttiği üzere ‘’ Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir.’’ Temel hak ve özgürlüklerin yürütme yetkisi altında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği gerçek bir tartışma konusudur. Yine aynı maddenin aynı fıkrasının devamında ‘’…Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır…’’ hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere İstanbul Sözleşmesi aynı zamanda kanun statüsündedir (Anayasa Md.90/5), Cumhurbaşkanlığı Kararı ile mülga edilemez. Edildiği takdirde Anayasaya aykırılık oluşur.
Bir başka soru ise Normlar Hiyerarşisinden ileri gelmektedir. Çünkü Temel Hak ve Özgürlüklere İlişkin Milletlerarası Antlaşmalar piramitte Anayasa’nın hemen altında yer alır. Buna göre, kanunla Anayasa’yı değiştiremeyeceğimiz gibi, bir Cumhurbaşkanlığı Kararı ile temel hak ve özgürlüklere ilişkin bir milletlerarası antlaşmanın feshedilmesi hukuken mümkün olmamalıdır.
Aşağıda feshedilmeye ilişkin karar verilmiştir. Metin içeriğindeki birkaç kavramla ilgili tartışmak gereklidir.

Kararda belirtildiği üzere fesih, 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin üçüncü maddesine dayandırılmıştır. Söz konusu maddenin üçüncü fıkrasında; ‘’ Bir milletlerarası antlaşmanın veya Türkiye Cumhuriyetini bağlayan bir milletlerarası antlaşmanın belli hükümlerinin Türkiye Cumhuriyeti bakımından yürürlüğe girdiği, bir milletlerarası antlaşmanın uygulama alanının değiştiği, uygulanmasının durdurulduğu ve sona erdiği tarihler; Cumhurbaşkanı kararı ile tespit olunarak Resmî Gazete’de yayımlanır. Bir milletlerarası antlaşma, yürürlük tarihinin tespitine dair Cumhurbaşkanı kararında belirtilen yürürlüğe giriş tarihinde kanun hükmünü kazanır.’’ Her ne kadar dayandırılmada bir problem yok gibi gözükse de bu maddedeki yetki sınırı da Anayasa Md. 104/17’yle çizilmiş olup yukarıda bahsettiğimiz problemle karşılaşılmaktadır.
Tüm bunların yanında ‘yetki ve usulde paralellik’ ilkesine de bir göz atmak gerekir. Anayasada aksi bir düzenleme olmadıkça bir idari işlemin aktörü olan makamın veya organın işlemin yapılma usulleriyle aynı usulde işlemi geri alma, değiştirme, düzenleme veya kaldırma yetkisi olduğunu anlatan ilke, Danıştay kararlarında da kendine yer bulmuştur. Bu ilkeye göre; TBMM tarafından onaylanarak kanun haline getirilmiş bir milletlerarası antlaşmadan ancak yine TBMM’nin çıkaracağı bir kanun ile çekilme sağlanmalıdır. Çok taraflı bir antlaşmanın ‘feshedilmesi’ zaten hatalı bir tanımdır.
Bu noktaya kadar öne sürülen tüm savların ışığında, sözleşmeden çekilme kararının doğru ya da yanlış olması bir kenara, usulen doğru olmadığını söylemek mümkündür. Her ne kadar İstanbul Sözleşmesi’nin metninde tarafların sözleşmeden çekilmesinin mümkün olduğu belirtilse de, kararın öncelikle iç hukuka uygun olması gerekmektedir. Bu nedenle verilen karar -kanımca- yok hükmündedir.
Kaynakça
- DANIŞTAY KARARLARI IŞIĞINDA YETKİ VE USULDE PARALELLİK İLKESİ, Yrd. Doç. Dr. Aynur Hasoğlu, Türkiye Adalet Akademisi Sayı: 33
- CUMHURBAŞKANININ ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERİ FESHETME YETKİSİ VAR MI? (İstanbul Sözleşmesinin Feshi Hakkında 3718 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı Üzerine Eleştiriler), Kemal Gözler, https://www.anayasa.gen.tr/ua-sozlesme-fesih.htm#_ftn10
- KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN ÖNLENMESİ 6284 sayılı YASA ve İSTANBUL SÖZLEŞMESİ, Nazan Moroğlu, Türkiye Barolar Birliği Dergisi Sayı: 99
- KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN ÖNLENMESİ 6284 sayılı Yasa ve İstanbul Sözleşmesi, Moroğlu, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, s.366, 2012.
- Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.
- Taraflardan herhangi biri, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine yapacağı bir bildirimle, herhangi bir zaman bu Sözleşmeyi feshedebilir. Sözleşmenin feshi, konuya ilişkin bildirimin Genel Sekretere ulaştırıldığı tarihten itibaren üç aylık sürenin bitimini izleyen ayın birinci gününde yürürlüğe girecektir. (İstanbul Sözleşmesi, Md. 80)
0 Yorum